Yazarının Kaleminden: Büyülü Eşyalar Koleksiyoncusu

Kayıp Rıhtım'da kalem oynatan isimler kitaplarıyla bizleri heyecanlandırmaya devam ediyor! Ekibimizden Sevgili Peren Ercan ilk kitabı "Büyülü Eşyalar Koleksiyoncusu"nun yazım sürecini okurlarımız için anlattı.

“Adı neydi? Büyülü Eşyalar Koleksiyoncusu… Haaa, iyiymiş! Fantastik mi?”

Her kitabın iki tür sorusu vardır. Bunlar, o kitapların kaderidir. Biri yazarı tarafından, diğeriyse okur tarafından sorulur. Yukarıda paylaştığımsa okur tarafından sorulanlardan biriydi. İtiraf edeyim, bu pek de hoşuma gitmeyen bir soruydu. Ancak hiç beklemediğiniz şeyler sorulduğunda bile sonradan aslında onların, çıkış noktanızla ne kadar bağlantılı olduğunu fark ediyorsunuz. Bu yüzden, onlara teşekkür ediyorum. Sorular, size neyin peşinde koştuğunuzu hatırlatır.

Yazarın sorduklarıysa genelde “Ne anlatmalıyım?” ya da “Nasıl anlatmalıyım?” gibi şeyler oluyor. Hikâye kendi kendini anlatsa da onu nakletmek için bir yol çizmeniz gerekiyor. Ben ne anlatmak istediğimi biliyordum. Yıllardır içimde yoğun bir hikâye anlatma “arzusu” vardı. Birçok öykü biriktirmiştim. Hepsini tek kitaba sığdıramayacak olsam da birçoğunu paylaşmak istiyordum herkesle. Öyküler hem gerçekçi hem de büyülü unsurlar içeriyordu. İkisinin bir arada işlenebileceği bir altyapı oluşturmak beni zorlamıştı. Çünkü bir türlü bakış açımı değiştiremiyordum. Çoğu kişi büyüyü, gerçeklikten ayırır. Biri olduğunda diğerinin “bozulmaya” uğrayacağını düşünür. Büyünün fantastik dünyayı, gerçekçiliğin de realist akımı getirdiğini söylerler. Bu mantıkla hareket ettiğim sürece kafamdakileri istediğim şekilde yazamayacaktım. Tam da bu noktada insanların büyü ya da efsane gibi şeyleri nasıl anlattığını gözlemlemeye başladım. Büyüye inanan insanlar vardı, üstelik bunu normal –ki bence de öyle- bir şeymiş gibi anlatıyorlardı. Aynı şekilde, bir yetişkinin masal anlatırken sadece o an için bile olsa inandığı gerçekleri görmek harika bir histi. Gözlemlerim sonucunda kitabın altyapısını oluşturan farkındalığa vardım: Büyü, doğaüstü bir şey değildi. Gerçeklikle birlikte, hatta onun içinde varlığını sürdüren ve hepimizin zaman zaman hissettiği bir şeydi. Böylelikle kitabın temeline oldukça tatlı bir ironi yerleşmiş oldu. Kitapta anlatılanlar hem büyüyle gerçekçiliğin iç içe olduğunu göstermeye çalışıyor hem de ikisinin çatışmasını anlatıyordu. Kimi yerde gerçekçiliğin, kimi yerdeyse büyünün tarafı ağır bassın diye kurguyu bir terazi olarak tasarlamaya çalıştım. Artık hikâyenin geçeceği yer hazırdı: Kapıdan çıktığımda beni karşılayan dünya!

GÖZ ATIN  Yazarının Kaleminden: Maderzad Palas

Biz bazı şeylerin bir arada olamayacağına insansak da keskin çizgiler çekmeyi bıraktığımızda oldukça rahatlayacağız. Japonların dokuz kuyruklu tilkisi de Türklerin Asena’sı da Çinlilerin ejderhası da aynı dünyada yaşıyor aslında. Birinin varlığı, diğerini yalanlamak zorunda değil. Kitapta da böyle oldu. Farklı kültürlerin efsanevi karakterlerini bir araya getirdim. Birbirleriyle muhabbet ettiler ve hatta savaştılar. Kitabın “büyülü” kısmını hazırladıktan sonra sıra gerçekçi kısmına gelmişti. Bunun için de çok uzaklara gitmeme gerek yoktu. İnsan ilişkilerinde çoğu kez gözlemlediğim ve hissettiğim bir sorunu ortaya koymak istiyordum. Sorunu anlatabileceğim en güzel yol da iki sevgilinin ilişkisini ele almaktı. Kitabın aktarmak istediği “derdi”, Samet ve Arzu karakterlerinin doğmasını sağladı. Bir yandan evin içinde onların ilişkisindeki sorunları incelerken bir yandan da destansı yolculuklara çıkacaktık. İşte oluşturmak istediğim kurgu mekanizması tam olarak buydu!

Bahsettiğim gibi, anlatmak istediğim o kadar çok öykü vardı ki bazı bölümlerin uymadığını ya da onları başka yerde kullanmak istediğimi düşünüp yerine yenilerini ekledim. Kitabın iki bölümünü baştan yazdım. Bazı büyülü eşyaları kendime saklamaya karar verdim zira onları bir gün gerçekten kullanmam gerekebilir. Cümleler çıkardım, ekledim. Kurgu sağlamlaşana kadar üzerinde çalışmaya devam ettim. Bunlar, çoğu projede yapılan değişikliklerdir. Zaten hikâye anlatma yolculuğuna çıktığınızda karşılaşacağınız şeylere hazırlıklı olursunuz. Ben hiç de hazırlıklı olmadığım bir değişiklikle karşılaştım. Kitabın fikir aşamasından, son noktayı koyduğum ve hatta yayınevine yolladığım zamana kadar ismini “Koleksiyoncunun Büyülü Eşyaları” olarak düşünüyordum. Fakat editörüm, özneyi ön plana çıkarmak amacıyla ismi “Büyülü Eşyalar Koleksiyoncusu” olarak değiştirmeyi önerdi. Anlatmak istediklerimi büyülü eşyalar üzerinden aktardığım için bu öneri bana tuhaf gelmişti. Düşününce, ilk ismin herhangi bir koleksiyoncunun sahip olduğu büyülü eşyaları temsil ettiğini fark ettim. Birçok farklı eşya toplayan bir koleksiyoncu varmış da kitap, onlardan sadece büyülü olanlarını anlatıyormuş gibiydi. Anlatmak istediğim öyküde böyle bir şey yoktu. Ana karakter, bir “büyülü eşya” koleksiyoncusuydu ve bu işi tamamen büyülü eşyaları sevdiği için yapıyordu. Dolayısıyla, editörün önerdiği isim kitap için sahiden de daha uygundu.

GÖZ ATIN  Yüksek Doz Çürüyüş: Distopyanın Bin Bir Yüzü

Üniversitenin üçüncü senesinin sonlarında aklıma düşen bu kurguyu yazmaya karar verdiğim günü çok iyi hatırlıyorum. Benim için oldukça mühimdi. Gerçeklikten kaçmaya çalıştığım bir dönemdi. Kurguyu geliştirip anlatmak istediğim öyküleri yerleştirdikçe gerçekliğin kaçmamız gereken bir şey olmadığını gördüm. Çünkü yanına “büyü” sözcüğünü eklediğim her şey daha da güzelleşiyordu benim için. Bu da ilk kitabımın bana verdiği en büyük ders oldu.

  • 26
    Shares


1995 Çanakkale doğumlu, hayali olan yazarlığın peşinden koşan bir üniversite mezunuyum. Üniversitede beş yılımı geçirdiğim Japonca Öğretmenliği bölümünün bana kattığı kültürel farkındalıkla beraber yeni diller öğrenmeye olan açlığım devam ediyor. Bazıları ödüllü olmak üzere kısa öykü ve roman çalışmalarım var. Büyülü gerçekçiliğin cazibesine yazdıkça kapıldım. O kadar kapıldım ki gerçek hayatta da büyüyü aramaya başladım.

Yazarının Kaleminden: Büyülü Eşyalar Koleksiyoncusu

Kayıp Rıhtım’da kalem oynatan isimler kitaplarıyla bizleri heyecanlandırmaya devam ediyor! Ekibimizden Sevgili Peren Ercan ilk kitabı “Büyülü Eşyalar Koleksiyoncusu”nun yazım sürecini okurlarımız için anlattı.

  • 26
    Shares

 

 

Başa dönün
Daha fazla Kayıp Köşeler
İçeriğin Peşinde #2: DVD’si de Kendisi Kadar Kızgın | John Wick

İçeriğin Peşinde serimizin ikinci bölümünde sizler için “John Wick” filminin DVD versiyonunu inceliyoruz.

Kapat