Yazarının Kaleminden: Karanlık Çökerken

Fantastik edebiyat ve bilimkurgu türlerinde verdiği eserlerle tanıdığımız Olcay Şeker, korku öykülerinden mürekkep son kitabı "Karanlık Çökerken"i sizler için anlattı.

Yazılan her kitabın, yazarın aklında önce en basit haliyle var olduğuna inananlardanım. Bu basit hali, karmaşık bir yapıya dönüştürmek ve genişletmek; yazarın tercihidir. Kafamda ansızın ortaya çıkan bir fikrin, hikâyeleşmesi ve kitaba dönüşmesi arasında uzun bir yolculuk gerçekleşir. Önce hikâyenin ana fikri üzerinde yoğunlaşır ve ardından bu fikri detaylandırırım. Bu detaylandırma, kimi zaman ana fikri başka bir yere çeker ve yepyeni bir hikâyeye dönüştürür. Çoğu zaman da olduğu gibi kalır ve kafamda canlandırdığım olay örgüsünü kâğıda dökerim. Dönüşmesi veya ilk anda düşünüldüğü gibi kalması arasında (kanaatimce) yazar için de, okur için de büyük bir uçurum oluşmaz. Daha evvel yazdığım “Avcı” ve “Kasaba” adlı gerilim kitaplarında, fikirler detaylanmış ancak başta kafamda tasarladığımdan farklı bir yöne evrilmemişti. “Hiçbir Zamana Ait Olmayan Adam” adlı bilimkurgu kitabında ise iki farklı hikâye, tek vücut halini almış ve yeni bir şeye dönüşmüştü.

“Karanlık Çökerken”, aklıma düşen karanlık ve kasvetli fikirlerin yan yana gelmesi ile oluştu. Daha evvel kaleme aldığım eserlerde bir okur olarak da çok sevdiğim gerilim ve bilimkurgu türünü tercih etmiştim. Korku türünde yazmak ise hep aklımda olan bir şeydi. Üstelik heybemde de fazlasıyla birikmiş hikâyem bulunmaktaydı. Beni gerçek manada etkileyen, ürküten şeyleri kâğıda dökmek ve okurlarla paylaşmak fikri düşündükçe heyecanlandırıyordu.

Kitabın Temel Fikri

Kitabın temel fikri, herkesin korkularının olduğu ve bu korkuların, her zaman elle tutulur şeyler olmadığı; hatta kendimize dahi itiraf edemediğimiz korkularımızın bulunduğu üzerine yerleştirildi. Yükseklik korkusu, kapalı yerde kalma korkusu gibi endişelerin (tedavisi değilse de) kişinin hayatını kısıtlamadan baş etmesini sağlayacak formüller bulunuyordu. Çok katlı bir binada dahi olsanız, asansöre binmemek (yorucu olsa da) bir çözümdü. Ancak başka korkular, insanı hep yalnızken yakalardı. İşin en acı tarafı da bu korkuyu, ancak yaşayan ve hisseden bilirdi. Kimsenin sizi anlamayacağını, korkuyla baş başa kalınca; yüzünüze tokat misali vuran tecrübelerle öğrenirdiniz.

Bir şeylerin varlığına inanmakla başlardı her şey. Çünkü yazılmış ve yazılacak bütün kitaplar, çekilmiş ve çekilecek bütün filmler; hayal gücümüzün ve inandıklarımızın sonucu ortaya çıkan/çıkacak eserlerdir. Hikâyelerimde insanın hayal ettiği şeye mi inandığını, yoksa inandığı şeyi mi hayal ettiğini sorguladım. Bu sorunun kesin cevabını bulmanın kolay olmadığını biliyorum. Ama daha evvel de belirttiğim gibi; beni geren, korkutan ve düşündüren şeyleri yazacaktım. Sorularıma ve korkularıma yandaş arıyordum belki de.

Okuyucuyu Tatmin Etmek

“Karanlık Çökerken” okunduğunda kitabın içindeki 6 hikâyenin de korku olarak okuyucuyu tatmin etmesi gerekiyordu. Ancak bunun dışında farklı duyguları da barındırmalıydı. Tek başına korku, başka diğer duygular olmadan çıplak ve savunmasız kalırdı. İyi bir eserin, okuyucuya birçok duyguyu yaşatması gerektiğine inanıyorum. Bu sebeple kafamdaki korku unsurlarına ve olay örgülerine başka şeyler ekledim. Bu, sadece salça ve tuz konarak da yenebilecek bir yemeğe farklı baharatlar eklemek gibiydi. Örneğin, baba-oğul arasındaki çatışma ve sevgi eksikliğini “Babalar Günü” adlı hikâyede kullandım. Çevresindekiler tarafından, fiziksel eksiklikleri yüzünden hor görülmüş, aşağılanmış birinin hüznünü ve öfkesini “Cüce ve Dostları” adlı hikâyeye ekledim. Amacım okuru germek, bunu yaparken de kitabın içindeki karakterleri hissetmesini sağlamaktı.

Hem Bu Topraklar Hem de Uzak Diyarlar

Bu kitapla ilgili özellikle vurgulamak istediğim başka bir şey de; kitapta anlatılan korku hikâyelerinin kimisinin bu topraklarda kimisinin ise bize uzak diyarlarda geçtiğidir. Kitaba eklemeyi düşündüğüm iki hikâye daha vardı ancak onlarla ilgili düşüncelerimin yeterince olgunlaşmadığına inandığımdan bir süre daha dalında kalması gerektiğine karar verdim.

Yerli yazarların bilimkurgu, korku-gerilim türünde son zamanlarda eserler vermesi beni hayli mutlu ediyor. Üstelik birbirini tetikleyen, destekleyen ve kamçılayan bir yazar grubunun varlığını hissetmek de güven veriyor. Büyük bir önyargıyı yıkmaya ve değiştirmeye çalışıyoruz aslında. Zira okurların (hala büyük bir kısmının) bu türdeki eserleri yerli yazarların kaleminden okumakla ilgili tereddütleri bulunuyor. Yerli eserlerin, yabancı yazarların kaliteli eserlerine bırakın ulaşmayı, yanına bile yaklaşamayacakları yönündeki algıyı değiştirmek kolay olmayacak elbette.

Dilerim, bu kitabı okuyanlar da korkuyu ve birçok duyguyu derinden hissederler. Kitabın arka kapağında yazan bir sözü buraya ekleyerek veda etmek istiyorum.

“Şimdi size hikâyeler anlatacağım. Siz, korkmuyormuş gibi davranacaksınız. Ama ben gözbebeklerinizden anlayacağım.”

Olcay Şeker

Siz de Kayıp Rıhtım'da konuk yazar olabilirsiniz! İletişim: info@kayiprihtim.com

Yazarının Kaleminden: Karanlık Çökerken

Fantastik edebiyat ve bilimkurgu türlerinde verdiği eserlerle tanıdığımız Olcay Şeker, korku öykülerinden mürekkep son kitabı “Karanlık Çökerken”i sizler için anlattı.

Başa dönün