Yazarının Kaleminden: Kurbağa Adası

Selim Erdoğan, İthaki Pangea Kitaplığı serisinden çıkan yeni romanı "Kurbağa Adası"nın yazım sürecini Kayıp Rıhtım okurları için kaleme aldı.

Kurbağa Adası: Bir Felaketin Anatomisi

Sinema ve edebiyat eserlerine konu olan felaketler genellikle ansızın gelir. Göktaşı düşer, nükleer saldırı olur, öldürücü bir virüs rüzgâr gibi yayılır, insanlar donan Dünya’da kristalleşmeyle yarışır. (The Day After Tomorrow) Bu tarzın insanların ilgisini daha çok çektiğini de kabul etmek gerek. Ne de olsa anomalite veya sansasyon doğal olarak çekicidir. Herkesin öleceği gerçeği değil, ani ölüm haber değeri taşır. Oysa doğmak aynı zamanda ölecek olmaktır. Hem bu zorunlu ölümün çok uzakta ve belirsiz bir gelecekte olması hem de genel geçerliliği ölümlülüğün hazmını kolaylaştırsa da bir açıdan insan hayatı yavaş yavaş gerçekleşen bir felakettir.

Evren de bildiğimiz kadarıyla ölüme doğru ilerliyor. Yıldızlar ışımayla enerjilerini geri dönüşsüz olarak tüketiyor. Bilim insanlarının deyişiyle evrenin entropisi artıyor. Çok enteresan bir kavram bu. Kapalı bir sistemin zaman içinde kaçınılmaz ve geri dönüşsüz olarak düzenden düzensizliğe doğru gidişi anlamına geliyor. Öte taraftan devlet, siyasi sistemler, demokrasi gibi beşeri tasarımların da sürekli geliştiği, ilerlediği tartışmaya açık bir konu. Güçlü imparatorluklar dağılırken, demokrasiler tiraniye dönüşebilir. Beşeri sistem bazen Roma İmparatorluğu’nda olduğu gibi yine beşeri nedenlerle, bazen Pompei’de olduğu gibi doğal felaketle, bazen de kuvvet bakımından doğal felaketle yarışan savaşlarla çökebilir. Medeniyetin çökmesi insanlığın en büyük korkularından biridir. İnsanlar berbat tiranileri sözgelimi nereye gideceğini, kimi arayacağını bilememeye, hayatın günlük rutinin kaybolmasına tercih edebilir. İnsan kaos yerine tiraniyi tercih ederek beşeri felaketten kurtulabilir belki. Depreme, yangına karşı da önlem alabilir. Ama felaket bölgesel değil de küresel boyuttaysa? Güneş Dünya’ya bir Pompei muamelesi yapacaksa insanlar nereye sığınacaktır?

Bir süredir kaçış noktası olmayan bütüncül bir tehditle ve onun toplumsal ve psikolojik yansımaları ilgili bir kitap yazmak istiyordum. Küresel ısınma, kaynağı Güneş olmasa da bu boyutta bir tehdit. Üstelik yavaş yavaş gelen, geldiğini sürekli ilan eden bir tehdit. Seller, hortumlar görülmedik sıklıkta, olmadık yerlerde yaşanıyor. Kasım ayında ağaçlar çiçek açabiliyor. Çiçek açmak içsel güzelliği olan bir fiil. Taze kokularla dolu bahar serinliğini çağrıştırıyor. Ama bu haber eğer fon Kasım ayıysa terk edilmiş bir fabrikada gece yarısı duyulan çocuk kahkahası gibi korkutucu geliyor.

GÖZ ATIN  Patrick Rothfuss'un Kralkatili Güncesi Serisi'nde Hangi İsim, Nasıl Telaffuz Ediliyor?

Kurbağa AdasıFelaketlerle karşı karşıya kaldığınız yer de önemli. Depreme, açık havada, yolda yakalanmak başka, şehrin göbeğinde yüksekçe bir binada yakalanmak başka. Ortam, tehdidin şiddetini azaltabiliyor veya katlayabiliyor. Plansız, kontrolsüz büyüyen İstanbul böyle bir felaketin etkisini bir amplifikatör gibi yükseltme potansiyeli taşıyor. Bu anlamda da ilham verici. Onu güzel yapan, şairlere, ressamlara ilham veren deniz kıyıları uygun bir fonda kurtuluşun önündeki duvarlara dönüşebilir. Bugün İstanbul, Karadeniz ve Marmara denizlerine kıyısı olan eşsiz konumda bir şehirken yarın, başka koşullarda iki büyük su kütlesi arasında sıkışmış, iç basıncı gittikçe artan, yanıcı gazla dolu devasa bir tank gibi görünebilir. Avrupa yakasının yapılması planlanan kanalla fiziki bir adaya dönüşme tehlikesi de cabası.

Büyük şehirleri yalıtılmışlık metaforu anlamında ada olarak düşünmek için kanala ihtiyaç yok aslında. Bugün bile otuz kilometre uzakta otoyolda olan bir kazanın yarattığı trafik, kalp krizi gibi bütün şehri etkileyebiliyor. Kontrolsüz ulusal ve uluslar arası göçlerle plansız büyüyen şehirler aslında saati düzgün çalışmadığı için ne zaman patlayacağı belirsiz birer saatli bomba. Peki Dünya farklı durumda mı? Dünya, sonsuz ve acımasız bir evrende insanlığın zorunlu ikametgahı değil mi? Kurbağa Adası belki dar anlamda İstanbul, ama geniş anlamda Dünya.

Kurbağa Adası kitabındaki atmosferi gerçekçi bir şekilde oluşturmak için başta iklimle ilgili olmak üzere sayısız rapor ve haber tarandı. Şehir, sel riskine ve şiddetli rüzgarlara karşı yeniden tasarlandı. Sokaklar belli yerlerde ızgaralarla yükselirken binalar alçaldı. Pencerelere rüzgâr kalkanları eklendi. Aktarma noktaları insanları tozdan koruyan pleksiglas veya naylon geçit tünelleri ile birbirine bağlandı. Azalan hayvan ve bitki çeşitliliğine karşı yeni yosun ve sentetik bazlı besin kaynakları tasarlandı. Değişen demografik yapının yaratacağı kültürel kümeleşme dikkate alındı.

GÖZ ATIN  Büyü ve Teknoloji Aynı Evrende: "Kan Yemini"

İlk zamanlarda Güneş’in ömrünü kısaltmayı, ısınma kaynağını Güneş olarak belirlemeyi planlamıştım. Ama sonra bunu belirsiz bırakmayı tercih ettim. Güneş yenemeyeceğimiz, karşısında umutsuz kaldığımız bir düşman olurdu ve umutsuz yaşayamazdık.

Diğer kitaplarda denemediğim bir teknik de kullandım Kurbağa Adası’nda. Metne ana hikâye kahramanlarıyla tek ortak noktası İstanbul’da yaşamak olan insanların mini öykülerini ekledim. Bu küçük bölümler, yaşanmakta olan şeye ait değişik yerlerden görüntüler yansıtan ve atmosferi daha canlı oluşturan ayna fonksiyonu görmek üzere tasarlandılar.

İllüstrasyon: Nick Foreman

Diğer kitaplarımda kullandığım dipnot tekniği Kurbağa Adası romanımda da çok iş gördü. Metne bugün olmayan ve olsa da çok bilinmeyen bir teknolojik araç, kişi, bilimsel ilke girecekse bu metne yedirilebilir. Bir diyalog içinde açıklanabilir veya anlatıcı açıklayabilir. Ben bunu metni sulandıracağı için tercih etmiyorum. Geçtiği sayfanın altına dipnot düşüyorum. Bazen açıklanan şey tamamen kurgusal, bazen gerçek olabiliyor. Bu konuda ipucu vermiyorum. İnanıp inanmamayı, merak ederse araştırmayı okuyucuya bırakmayı seviyorum.

Bazı spekülasyonlar yaptım. Bunlardan biri kanalın inşası. Dünya’nın en çılgın değilse bile en absürt projesinin gerçekleşmemesini şiddetle ümit ediyorum elbette. Bir diğeri atmosfer şartlarının uçuşları zorlaştıracağı ve atmosfer dışı yolculukların başlayacağı. Son yıllarda özel şirketlerin geliştirdikleri tekrar kullanılabilen dikey inebilen roketler ilham kaynağı oldu. Böcek, yosun bazlı beslenme rejimi olası görünüyor. Sentetik etlerin de ilk örnekleri laboratuarlarda oluşmaya başladı. Gelecekle ilgili filmlerin kaçınılmaz figürü uçan arabalar gökyüzünü doldurmuyor kitapta. Bunun, yerçekimini temelden yenmeden gerçekleşeceğini sanmıyorum. İlkesel olarak helikopterden farklı olmayan pervaneli araçlarsa yolda. Hava otoyollarını doldurmasalar da havada yavaş yavaş görmeye başlamamız olası.

Son bir not da isim üzerine. Yazım aşamasında da Kurbağa Adası dosyasının adı Entropi’ydi. Edebi bir eser için çok uygun bir isim olmadığını kabul etmeliyim. Kurbağa Adası’nı da çok sevdim. İçinde bulunduğu su yavaş yavaş ısıtıldığı için ortama alışan kurbağalar efsanesi hikâyeyle tam olarak örtüşüyordu. Ama Define Adası gibi bir şey çağrıştırma riski vardı. Editörüm Burak Albayrak da isimden vazgeçmek istemedi. Böylece Bir İstanbul Distopyası’nı alt isim olarak ekledik.

GÖZ ATIN  Mary Shelley’nin "Mathilda"sı Karanlık Kitaplık'a Katılıyor

* * *

* Yerli Distopyada Dikkat Çeken Roman: “Kurbağa Adası” Raflarda!

* Diğer Yazarının Kaleminden metinlerine ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.

* İthaki Yayınları Pangea Kitaplığı

Son Savaş




Siz de Kayıp Rıhtım'da konuk yazar olabilirsiniz! İletişim: info@kayiprihtim.com

Yazarının Kaleminden: Kurbağa Adası için 2 yorum

  1. Ufuk dedi ki:

    Benim ilgi alanım dışında :slight_smile: Takip ettiğim tür ve sevdiğim yazarlar dışında Türk yazarlara pek bulaşmıyorum. Tabi yanlış anlaşılmasın iyidir kötüdür bilemem ama olur da seversem kendime okuyacak çok kitap varken, yeni kitaplar çıkarmak istemiyorum :slight_smile:

    Ek: Türk yazarlarda takip ettiğim tür 90’lar temalı bana çocukluğumu hatırlatacak Mahir Ünsal gibi ya da Mustafa Çiftçi, Alper Canıgüz gibi yazarları okuyorum. Bu ara deneyeceğim bir yazar buldum ona bakacağım. (Ethem Baran)


Yazarının Kaleminden: Kurbağa Adası

Selim Erdoğan, İthaki Pangea Kitaplığı serisinden çıkan yeni romanı “Kurbağa Adası”nın yazım sürecini Kayıp Rıhtım okurları için kaleme aldı.

Başa dönün