Haftanın Kitabı #89 – Semenderlerle Savaş

Bu hafta size önereceğimiz kitap, toplumsal sorunları bilimkurgu merceğinden yansıtan hicivli bir güldürü: Semenderlerle Savaş.

Çapek, 1930’lardan başlayarak Avrupa’yı yükselen faşizm tehlikesine karşı uyarmaya çalışmış ve Avrupa yönetimlerinin bu konudaki kayıtsızlığı karşısında hayal kırıklığına kapılmıştı. Semenderlerle Savaş’ın son kısmında, Baş Semender’in bir zamanlar Dünya Savaşı’nda çavuş olarak yer almış olduğunun belirtilmesi, romanı bu güncelliğe gönderiyor: semenderlerin Naziler olduğunu söylemek olası. Fakat romanda Almanların ayrıca yer alması, bu güncel göndermeyi sorunlu kılıyor ya da başka çağrışımlara sürüklüyor. Her koşulda, romanın genel olarak totalitarizme karşı olduğunu, genel bir insanlık durumu betimlemesi olduğunu düşünmek daha yararlı olabilir. Sonuçta Semenderlerle Savaş, tıpkı Wells’in Dünyalar Savaşı gibi temelde insan ve gayrı insan arasındaki mücadeleyi, insan olmanın bu iki kutup arasında gidip gelişini konu ediyor: uzaylılar ya da semenderler, hep öteki insan.

Ve sonra… Hepimiz semenderiz. Ne olduğunu Çapek sadece öngörmüş olsa bile, biz biliyoruz: toplama kampları, soykırım büyük göçler… Çapek, tehcir ve pogromlar gibi uygarlığın on dokuzuncu yüzyıl icatlarının gideceği noktayı öngörmüştü: semenderlerin yaşama alanlarının çevresine çekilen katranlı çitler, gelecekte toplama kamplarının tel örgüleri haline geldi. Çapek belki sadece uçan ve yüzen işkence evlerini öngörmemiş olabilir, bunu da İnsan zekâsının inceliklerine yazmak gerekir.

Çapek’in, robot kelimesini ilk kez kullandığı R.U.R. – Rossum’un Evrensel Robotları incelememiz için buraya tıklayınız.

 




Haftanın Kitabı #89 – Semenderlerle Savaş

Bu hafta size önereceğimiz kitap, toplumsal sorunları bilimkurgu merceğinden yansıtan hicivli bir güldürü: Semenderlerle Savaş.

 

 

Başa dönün