in ,

Tüm Zamanların En İyi 20 Dedektif Filmi: Polisiye Rüzgârını Hissetme Zamanı

Dedektif filmleri sinemanın uzun süredir bir parçası. İpuçları peşinde koşarken tırnak yedirten, türün en iyi polisiye örnekleri bu listede sizleri bekliyor.

Dedektif Filmleri polisiye

İyi bir suç hikâyesi, seyircisini saatlerce kendisine peşinde sürükleyecek güce sahip. “Katil kim?” sorusunu cevaplayana kadar hem ana karakter hem de izleyici, baş ağrılarına, uykusuz gözlere ve soluksuz bir ipucu avına girişiyor. Konu dedektif filmleri olunca en iyilerini tek bir listeye sığdırmak da bir hayli zor.

Listedeki kimi filmlerden bazıları en ağırından dram kategorisine girebilecekken kimisi de köşeyi dönünce katille karşılaşacak olmanın gerilimini üzerinde taşıyor. Bazıları da hayatın sunduğu problemlere verilecek en iyi cevaba, yani vurdumduymaz bir mizah anlayışına sahip. Polisiye sinemasının olmazsa olmazı dedektif filmleri üzerine dikkat çekici bir listeyle karşınızdayız.

İşte sinemanın ilk günlerinden modern zamanlara en iyi 20 dedektif filmi.

Karşınızda Tüm Zamanların En İyi Dedektif Filmleri – 20 Polisiye Yapım

20. The Girl With The Dragon Tattoo (Ejderha Dövmeli Kız) – 2011

The Girl With The Dragon Tattoo dedektif filmleri

Stieg Larsson’un Ejderha Dövmeli Kız’ı kadar vahşice sapkın dedektif hikâyelerine her zaman denk gelinmiyor. Sıra dışı bir roman, daha önce benzer metinlerin altından alnının akıyla çıkmayı başarmış David Fincher’ın ellerine gelince de büyü tekrarlanıyor. Fincher, romanın okurunda yarattığı hisleri objektifine taşımayı başarmakla kalmıyor, hikâyeyi yeni bir medyuma taşırken eklediği yeniliklerle sinemaya uygun bir hâle de getiriyor. Tabii, Rooney Mara’nın, Dedektif Lisbeth Salander’ı ete kemiğe bürürken gösterdiği başarı da filmin listeye girmesinde büyük pay sahibi.

19. Dirty Harry (Kirli Adam) – 1971

Dirty Harry

Kendisine Akrep Katil diyen bir zırdeli, San Fransisco’yu cehenneme çevirince, iş Clint Eastwood’un ikonik karakterlerinden Harry Callahan’a düşüyor. Dönemin ideal erkek tasvirinin zirvesi olan, sert, stoik, sessiz ve iş bitirici Callahan, Eastwood’un 60’lardaki kovboylarının karizmasıyla modern şehri suçlulara dar ediyor. Dirty Harry’nin ilerleyen yıllarda dört devam filmiyle karşımıza çıktığını da belirtelim.

18. The Thin Man (Bulunamayan Adam) – 1934

The Thin Man

Klasik Hollywood’u ziyaret ettiğimiz The Thin Man listedeki en eski film. William Powell ve Myrna Loy ikilisini, eğlenceli olacağını düşündükleri için cinayet çözmeye çalışan evli bir çift olarak izlemek de, kelimenin tam anlamıyla Klasik Hollywood. Bir yanda sürekli akan alkol, diğer yanda sürekli birbirleriyle aynı masada oturan grubun içinde bir katil. Dedektif filmlerinin alametifarikası olan gizemin çözüldüğü büyük sahne ise tür içinde klasikleşmiş durumda.

17. Insomnia (Uykusuz) – 2002

Insomnia

Christopher Nolan’ın eşsiz vizyonu, kendisini listede birden fazla filmi olan iki yönetmenden birisi yapmak için fazlasıyla yeterli. Kendisine Batman Begins’in yönetmenliğinin verilmesini sağlayan Insomnia da, Nolan’ın dedektiflik türüne getirdiği yeni bir bakışa sahip. Ana karakterimiz Will Dormer (Al Pacino) bir yandan Alaska’nın sert havasına ve bitmeyen günlerine alışmaya çalışırken diğer yanda da kendisinin ahlaki duruşunu sorgulatan cinayeti çözmeye çalışıyor. Robin Williams’ın canlandırdığı Walter Finch de o muğlâk ahlak ikileminin iyice incelmiş çizgilerinden bazen bir bazen diğer tarafına geçerek, seyirciyi taraf tutması imkânsız bir denkleme sokuyor.

16. Who Framed Roger Rabbit (Suçsuz Sanık Roger Rabit) – 1988

Who Framed Roger Rabbit

Roger Rabbit, Disney’in konuşan çizgi hayvanları arasında en az cinayete yatkın olanlarından birisi. Yine de, filmde Eddie Valiant’ın (Bob Hoskins) sunduğu hâliyle kendisini bir “açgözlülük, seks ve cinayet” hikâyesinin ortasında bulmayı başarıyor. Robert Zemeckis’in kamera arkasındaki ustalığıyla animasyon ile canlı çekimler birbirleriyle kusursuzca kaynaşıyor. Roger’ın haksızca suçlandığı bu dedektif hikâyesinde film boyunca Mickey Mouse ve Bugs Bunny’i de görüyoruz. Listede konsept olarak en absürdü olsa da, Who Framed Roger Rabbit, animasyon hayvanlarla ilgili bir filmin gerektirdiğinden çok daha zekice yazılmış bir senaryoya sahip.

15. Kiss Kiss Bang Bang – 2005

Kiss Kiss Bang Bang dedektif filmleri

Shane Black’in satir ve ironiyle dolu kalemi bu sefer Hollywood film-noir’lerine bir aşk mektubu yazmak için sayfada sürükleniyor. Bir özel dedektif, başarısız bir aktris ve aktör rolü yapan bir hırsızı bir araya getiren filmde cinayeti çözmek her zaman ana hedef olsa da, Robert Downey Jr. ve Val Kilmer’in bir komedi ikilisi olarak çıkardığı şahane iş yapımı keyifli bir seyir hâline getiriyor.

14. Zodiac – 2005

Zodiac – 2005

Zodiac katilinin kim olduğu, ABD’de hâlâ dönem dönem gündeme gelen bir konu. Listeye birden fazla film sokan ikinci yönetmen David Fincher’ın konu hakkındaki yorumu da katilin belli olmadığı bir filmi bu listeye sokmak için gayet yeterli. Yönetmenin dava hakkındaki görüşleriyle terazinin bir yana ağır bastığı bir gerçek fakat film boyunca kendisine en ufak şüphe yöneltilen muhtemel sanıkların hepsi ekranda olduğu süre boyunca gerilimi tavana zıplatıyor.

13. Brick (Asi Gençlik) – 2005

Brick (Asi Gençlik) – 2005

Rian Johnson’un ilk uzun metrajlı filmi Brick, türün klasiklerine bir saygı duruşu. Joseph Gordon-Levitt’in, eski kız arkadaşının kayboluşunu araştıran bir öğrenciyi canlandırdığı yapımda diyaloglar, görseller ve karakterler kâbus ile rüya arasında gidip gelen bir uyku hâlinde. Neo-noir’ın en başarılı örneklerinden.

12. L.A. Confidential (Los Angeles Sırları) – 1997

L.A. Confidential (Los Angeles Sırları) – 1997

1950’lerde yozlaşmanın had safhaya çıktığı Los Angeles’ın izleyiciye sunacak pek çok sırlarının arasında bir de kanlı ve vahşi bir cinayet var. Guy Pearce, Russell Crowe ve Kevin Spacey de bu şehirde kendilerini kurtarma peşinde koşuyor. Pek çok yan hikâyeleri ve kompleks olay örgüsüyle L.A. Confidential, sönük renk paleti ve soğuk havasına alıştığımız film-noir’ı, Los Angeles’in sıcağına taşıyor.

11. The Third Man (Üçüncü Adam) – 1948

The Third Man (Üçüncü Adam) Dedektif Filmleri

İkinci Dünya Savaşı sonrası Viyanası ve Carol Reed’in film-noir’e imza hâline gelen “bardağın yarısı boş” anlayışıyla, bir yandan gerilim ve diğer yandan depresifliğin hissedildiği The Third Man, atmosferiyle liste içinde özel bir yere sahip. Joseph Cotton, Orson Welles ve Alida Valli gibi dönem yıldızları da filme en başarılı performanslarıyla katılıyor.

10. Chinatown (Çin Mahallesi) – 1974

Chinatown (Çin Mahallesi) – 1974 dedektif filmleri

Günümüzde film-noir vahşi şiddete bol ev sahipliği yapsa da, 70’lerde ve özellikle de Roman Polanski’nin kamerasında, seyirciyi rahatsız hissettirmek için buna ihtiyaç duymuyordu. Jack Nicholson’ın canlandırdığı özel dedektif Jake Gittes, bir ensest skandalını ortaya çıkartmak için gittiği Chinatown’da, ahlaksız ilişkilerden çok daha fazlasını ve en önemlisi hazmetmesi kolay olmayan bir cinayetin içine düşecek.

9. In The Heat of the Night (Gecenin Sıcağında) – 1967

In The Heat of the Night (Gecenin Sıcağında) Dedektif Filmleri

Siyahlara karşı ırkçılık günümüz ABD’nde bile büyük bir sorun fakat 60’lar hem ırkçılığın hem de siyah hakları aktivistliğinin tavan yaptığı, kaynayan bir dönemdi. Böyle bir zamanda, siyah bir polis memurunun, geneli ırkçı olan bir kasabada cinayet davasına atandığı bir film çekmek, bugün için bile cesur bir hamle. Sidney Poitier’ın olağanüstü performansı, klasik sonrası Hollywood’unun en büyük başyapıtlarından birini meydana getiriyor.

8. Blade Runner (Bıçak Sırtı) – 1982

Blade Runner Dedektif Filmleri

Ridley Scott’ın neo-noir’ı bilimkurgu ile birleştirdiği Blade Runner, sinemalara geldiği günden beri seyircilerde farklı duygular uyandırmaya devam ediyor. Bir yanda ilerlemeyi reddeden bir cinayet soruşturması, diğer yanda insan olmakla ilgili felsefi sorularla Blade Runner hiçbir zaman üstünde görüş birliği sağlanmış bir film olmadı. Philip K. Dick’in Androidler Elektrikli Koyun Düşler mi? eserinden uyarlanan yapıma, 2017’de bir de Blade Runner 2049 adlı devam filmi geldi.

7. Laura (Kanlı Gölge) – 1944

Laura (Kanlı Gölge) Dedektif Filmleri

Film-noir, dedektif hikâyelerinin vazgeçilmez tonuysa bunu Laura’ya borçlu. Tıpkı dedektif gibi seyirciyi de işlenen cinayete dair hiçbir bilgi olmadan soruşturmanın ortasına atan polisiye yapım, film-noir’ın gelecekte kullanacağı pek çok elementin doğum noktası. Hikâye ilerledikçe ağırlaşan, labirentin ucu asla görünmeyecek gibi hissettiren Laura, aynı zamanda bir aşk hikâyesi. Dedektifin, maktule aşık olmasının hikâyesi.

6. Memento (Akıl Defteri) – 2000

Memento (Akıl Defteri) – 2000

Christopher Nolan’ı devler ligine taşıyan yapım, en büyük modern film-noir klasiklerinden birisi. Açılış sahnesiyle cinayeti çözen bir filmin ne kadar gizem barındırabilir sorusunun nihai cevabı. Eşsiz yapısı yüzünden de, hikâyeyi açık etmeden hakkında konuşması çok zor. Guy Pierce’ın canlandırdığı Leonard’la birlikte, kısa dönem hafıza kaybının nasıl hissettirdiğini öğrenmek için ideal.

5. The Big Lebowski (Büyük Lebowski) – 1998

The Big Lebowski (Büyük Lebowski) Dedektif Filmleri

Neo-noir post vahşi batı kara komedi dedektif filmi. Coen Kardeşler’in şahsına münhasır filmciliğinin belki de en kişisel olanı. Kendisine ait bir film türü yaratanı. Şahsına münhasırlık söz konusuyken, ana karakteri de dedektif hikâyelerinin maskülen, sessiz erkeğinden olabilecek en uzak noktada. Dude, kendisini belli bir şekilde sunmaya hiçbir dikkat göstermeyen ve cinayet çözmek gibi bir hedefi olmayan bir adam ve Coen’lere özgü absürt kurgunun karşısına çıkarttığı sorunları çözüşü, komedinin zirvelerinden.

4. Vertigo (Ölüm Korkusu) – 1958

Vertigo (Ölüm Korkusu) – 1958

Dedektif filmleri söz konusu olunca Alfred Hitchcock’un adını anmamak kadar büyük bir ayıp düşünülemez. Usta yönetmenin geniş filmografisinin belki de en iyisi Vertigo, açılış sahnesinde seyirciyi engellenebilecek bir ölümle karşı karşıya bırakarak boğazdan yakalıyor. 129 dakikalık süresi boyunca da asla bırakmıyor. Hitchcock’un entrika dolu karakterleri ve bol sürprizli hikâyesi bu filmde de eksik değil fakat iki ana karakter arasındaki ilişki derinleştikçe, cinayet ikinci plana geçiyor. Hitchcock’un her birisi el emeği çekimlerinden yola çıkıldığında da, feminenlik ve maskülenlik konularındaki erkek egemen anlayışı eleştiren bambaşka bir okuma yapmak mümkün.

3. Seven (Yedi) – 1995

Seven (Yedi) Dedektif Filmleri

David Fincher’ı her yeni projesi heyecanla beklenen bir avuç yönetmen arasına sokan film. Kurbanlarını yedi ölümcül günaha göre seçen bir katilin peşine düşen iki dedektifin hikâyesini izlediğimiz polisiye yapımda Fincher’ın en korkutucu olanın ekranda görülen değil de hayal edilenler olduğu anlayışı tüyleri ürperten sonuçlar veriyor. Morgan Freeman ve Brad Pitt’in kariyerlerinin en başarılı performanslarını sergilediği yapım, seyircinin yaşama sevincini tamamen çalan sonuyla akıllara kazınmış durumda.

2. The Silence of the Lambs (Kuzuların Sessizliği) – 2001

The Silence of the Lambs Dedektif Filmleri

Jonathan Demme’nin yönettiği Kuzuların Sessizliği, Vertigo’yla birlikte soruşturmanın ikinci plana atıldığı ikinci yapım. Film boyunca Buffalo Bill adında bir seri katili arayan FBI stajyeri Clarice Starling’in, soruşturmaya yardım etmesi gereken Dr. Hannibal Lecter’ın ağına adım adım düşmesini izliyoruz. Sağlam bir dedektiflik hikâyesi izlemek isteyenleri de hayal kırıklığına uğratmayan yapım, iki suçlu türüyle, Buffalo Bill’in deliliği ve Lecter’ın sosyopatik zekâsını birbirine kırdırıp çok özel bir eser ortaya çıkartıyor.

1. The Maltese Falcon (Malta Şahini) – 1941

The Maltese Falcon (Malta Şahini) Dedektif Filmleri

Dedektif filmleri başlıklı bir liste, Humphrey Bogart olmadan yarım hissettirirdi. Hangi film olacağı konusuysa tartışmaya tamamen açık. Casablanca ve High Sierra, belki bu yapım kadar hak ediyor fakat The Maltese Falcon ardılları söz konusu olunca en iyisi. Film-noir’ın erkek karakterlerinin bütün stereotiplerini doğuran bir performans, Bogart’ın türe asla silinmeyecek bir imza atmasını sağladı. Loş odalar, karakterlerin ağzını her açışıyla değişen güç dengeleri ve ele geçirilecek paha biçilemez bir heykelle, Malta Şahini dedektif filmleri listesine girmeyi tamamen hak ediyor.

Dedektif filmleri denince sizin tercihiniz hangisi oluyor? Listede görmek istediğiniz polisiye yapımlar var mı Yorumlarınızı Kayıp Rıhtım Forum’da paylaşabilirsiniz.

Kaynak: Screen Rant

Oyla!

Mehmet Çakıcı

1999'da Balıkesir'de doğdu. Küçük yaştan beri fantastik edebiyata ilgi duydu, büyüdükçe diğer edebiyatlara da yaklaştı. Şu sıralar İstanbul Üniversitesi'nde bu ilginin üstüne iyice düşüyor. Uzun bir süre araknofobinin nasıl yazıldığını öğrenemedi.

1 Yorum BULUNUYOR


  1. Avatar for Blackheart Blackheart dedi ki:

    Çok güzel ve okuması zevkli bir yazı olmuş. Filmlerin birçoğunu daha önce izlemiştim zaten. Ama bu yazıdan sonda tekrar izleme isteği doğdu. İzlemediğim iki-üç filmi de fırsattan istifade izlerim tabi.

Söyleyeceklerin mi var? Forum'a gelip sohbete katıl.

kurt cobain saç telleri açık artırma

Kurt Cobain’in Saç Telleri Açık Artırmada 14 Bin Dolara Satıldı

castlevania 4. sezon incelemesi

Castlevania 4. Sezon İncelemesi: Kanlı Bir Finale Hazırlanın