in ,

Genç Timaş’tan Distopik Kurgunun Genç Kahramanları

Genç Timaş etiketiyle yayımlanan distopik eserler, sadece geleceği değil yaşadığımız gerçekliği de hissettirecek kurgularıyla ön plana çıkıyorlar.

Genç Timaş distopik kitap önerileri

Distopya son zamanlarda, özellikle pandemiyle birlikte daha çok konuşulan bir tür haline geldi. Yaşadığımız günlerin garipliğini vurgulamak adına sıklıkla George Orwell’in 1984 romanına göndermeler yaptık. Hatta yaşadıklarımızın bazen çok daha ötesine kolaylıkla geçebileceğini de fark ettik. Elbette kurgu ne kadar sarsıcı gelse de gerçek hayat daha acımasız olabiliyor. Artık distopik kurgu edebiyatının bize daha gerçek geldiği bir dönemdeyiz. Dünyanın her yerinde yöneticiler, pandemiyle baş etmek uğruna mantık dışı kararlar alabiliyor ve korku içindeki halk da buna karşı gelmekte zorlanıp, tüm kurallara harfiyen uyabiliyor. Tüm bunlar inanması güç durumlar olduğu için artık hayatlarımızı distopyaya benzetiyoruz.

Peki Genç Timaş etiketiyle yayımlanan gençlik edebiyatında bu alanda neler okunabilir. İşte bu yazımda, gençlere ilgilerini çekecek, ufuklarını açacak, yaşadığımız gerçekliği de zaman zaman hissettirecek distopik kitap önerileri sunacağım.

Distopik romanları okumak biraz yorucu olabilir, gerçekliğe yaklaştığı anları gözlemlemek insanın kalbini sıkıştırabilir, fakat aynı zamanda insanların gözünü açar. Ben özellikle distopik kurgu okumaktan kaçınan bir okurdum. Olmayan bir dünyada, zalim yöneticilerin kurguladığı hayatları ve bir şekilde buna isyan eden insanların yaşadıklarını, tüm o zorlukları kim okumak ister ki… ama zaman içinde bu romanların gerçeklikten o kadar da uzak olmadığını keşfettim. Acı bir keşif oldu tabii bu, alınan keyfi kararlar, tüm bu kararlar için mantıklı bir açıklama ararken yaşadıklarımız çok da uzak değilmiş.

İşte Genç Timaş Bünyesinde Çıkan Distopik Kitap Önerileri

Liste ve Son Kelime – Patricia Forde

Liste ve Son Kelime - Patricia Forde distopik kitap önerileri

Patricia Forde’un yazmış olduğu ve Esma Fethiye Güçlü’nün çevirdiği Liste ve Son Kelime kitaplarıyla başlayalım. İkisi de gençlerin oldukça ilgi gösterdiği ve bu ilgiyi hak ettiklerine inandığım kitaplar. İklim değişikliğinin harap ettiği bir dünyayı anlatıyor iki kitap da, zaten Son Kelime bir devam kitabı. İlk kitap Liste’yi okuyalı oldukça uzun zaman oldu açıkçası ama detayları hâlâ aklımda. Ark’ta yaşayan Benjamin ve Letta’nın yasaklanan kelimeler haricinde kurdukları küçük yaşamı anlatarak başlıyor yazar. Karakterlerimizin başka çareleri de yok zaten, hayatları alınan kararlardan ibaret. Başka bir dünya mümkün mü? Belki çok emin değiller ama kelimelerle ilişkilerinin kaybolmasını istemiyorlar ve zaman içerisinde attıkları küçük adımlar, yaptıkları bir hareketin parçası oluyor. Bir isyan başlıyor. Bu kitapla ilgili bir spoiler vermeden devam kitabından pek bahsetmem mümkün görünmüyor aslında. Son Kelime’de artık Benjamin yok. Ark’taki yönetim ise çok daha acımasız. Bu yüzden başlangıçta daha karamsar hissettiğimi de söyleyebilirim. Dünya daha iyi bir yere gitmiyor ve bu his sizi ele geçiriyor. Letta ve yeni arkadaşları kendilerince doğru bir yol bulmaya çalışıyorlar. İnsanların kelimelerle ilişkileri iyice zayıflamış durumda, çünkü artık daha az kelime ve daha acımasız bir yönetici var.

Bir okur olarak her seferinde neden kelimeler yasaklanır diye düşünüp durmuştum ilk kitapta. Halbuki dil büyüdür, hem de çok güçlü bir büyü. Aslında iktidar kendi istediğini daha rahat yapabilmek için insanların elinden bu gücü, iletişimi alıyor. Bu iletişim kesildiği takdirde keyfi kararlarını çok daha rahat uygulayacak. Dil aynı zamanda bilinçtir, bilinçli insanı da keyfince yönetmek zordur, sorgular, sorular sorar, başlangıçta doğru ya da yanlış o sorular onu bir şekilde doğru bir yere ulaştırır. En azından kendi doğrusunu inşa edecek bir yere. Ark’ın yöneticileri kelimeler bu sebeple el koyuyorlar. Letta ve arkadaşları kelimeleri ve dili yaygınlaştırmak için gizli okullar kuruyorlar, devrim, bu büyük değişiklik hiç kolay değil ama ufak adımlarla da olsa ilerliyorlar. Bu kitapları önemli buluyorum çünkü şu an bizim de etkilerini önceki yıllardan çok daha fazla hissettiğimiz iklim değişikliğini de konu alıyor, Şu an yaşadığımız dönemin sonrasını, olabilecekleri ve yapılacakları aktarıyor. Geç kalmış olabiliriz ama bu iki sürükleyici roman gençlerin ufuklarını açacaktır, eminim. Bu arada Liste’nin White Raven ödülünü kazandığını da hatırlatayım.

“Letta devam etti. ‘Dil bir silahtır,’ dedi. ‘Ve şu an insanlarımızın elinden silahları alındı. Savaşmayı bilmiyor olabilirsin, Carmina, ama bütün bunları göremiyorsan Ark hakkında hiçbir şey bilmiyorsun demektir.”

Ark’ın dünyamızdan çok uzakta olmadığını, yaşananlara çok uzak olmadığımızı bilmek içimi acıtsa da, dilin, kelimelerin gücünü bu denli vurgulayan kitaplar okumaktan memnun oldum. İkisinin de daha çok okunmasını isterim.

Ortanca – Kristy Applebaum

Ortanca - Kristy Applebaum

Kristy Applebaum’un yazmış olduğu Ortanca ise bu yazıda bahsetmek istediğim bir diğer kitap. Waterstones 2020 Çocuk Kitapları Ödülü’ne ve 2020 CILIP Carnegie Madalyası’na aday olmuş. Ödülleri alamamış olsa da bu ödüllere aday gösterilen kitapların peşindeki okurlar için bahsetmeyi anlamlı buluyorum. Ortanca, isminden de belli olduğu üzere evin ortanca çocuğunun yaşadıklarını anlatıyor. Bu kitabı bu yazının konusu yapan olay ise karakterlerimizin dış dünyadan bir duvarla ayrılan bir yerde yaşaması. Esas karakterimiz Maggie, duyulmayan, görülmeyen bir çocuk. Bir kahraman olarak anılan Jed ve herkesin sevdiği Trig arasında kalmanın talihsizliğini yaşıyor. Bunlar yetmezmiş gibi bir gün bir gezgin ile tanışıyor. Bir gezginin bir insana ne zararı olabilir derken, Maggie ile yaşadığı dünyanın sınırlarını ve yanlışlarını öğreniyoruz. Bir yanda hisleri, yardım etme isteği, bir yanda da ona öğretilen kurallar var. Maggie, uzak durması gereken gezgin Una ve hasta babasına yardım edecek mi? Doğru bildiklerimiz ne kadar doğru? Bize anlatılanlar ne kadar gerçek? Okurken bunları sorgulamak kolaylıkla mümkün. İtiraf etmek gerekirse Ortanca’yı diğer kitaplardan biraz daha fazla sevdiğimi söylemek isterim. Maggie’nin tarih diye anlatılanlarla yüzleşmesi bana çok anlamlı geldi.

“Eğer insanlar bir şeye gerçekten inanmak istiyorsa bunu değiştirmek için yapabileceğin pek bir şey yok.”

Bu romanın bir önemi daha var benim gözümde, bir yetişkin, ebeveyn ve öğretmenlik yapan biri olarak önemsiz görünen fakat tekrar eden davranışların çocukları nasıl etkilediğini yazar güzel bir şekilde göstermiş. Trig ve Jed’in arasında kalan Maggie’ye kimse bilinçli bir ihmalkarlık göstermiyor, fakat sürekli bir görmezden gelinme ve başkasının daha önemli olması durumu var. Öyle ki Maggie sıradan bir günü tamamen kendi isteğiyle planlamanın bile özlemini duyuyor. Bazen bu kitapların genç okurlardan daha çok yetişkinler için yazıldığını düşünmeden edemiyorum. Empatinin hem ne kadar kolay hem de kadar zor olduğunu hatırlattı bana. Maggie’nin kendi dünyasında yaşadıklarından çok daha büyük zorluklar da var tabii. Okurken bu zorlukların yavaş yavaş geldiğini görüp karakterimizin bunlarla nasıl yüzleşeceğini merak etmedim değil.

Auden Dare’ın Sıra Dışı Renkleri – Zillah Bethell

Auden Dare’ın Sıra Dışı Renkleri - Zillah Bethell distopik kitap önerileri

Son olarak bahsetmek istediğim kitap ise Auden Dare’ın Sıra Dışı Renkleri. Zillah Bethell’in yazdığı kitabı yine Ortanca’nın çevirmeni Perihan Sevde Nacak çevirmiş. Diğerlerinden bir farkı var bu kitabın. Bu sefer karakterimiz renkleri göremiyor. Renk körlüğü yaşananın aksine çok büyük bir zorluk değilmiş gibi algılanıyor. Üstelik dünya eskisi gibi değil, yağmurla yağmıyor, su savaşları her zamankinden daha yakın. Ayrıca Auden hayatıyla ilgili ondan gizlenen bazı gerçeklerle yüzleşiyor. Kitap kuraklık teması üzerinden ilerlese de karakterin yaşadığı çatışmalar ve Kuraklık bizim de çok yakın zamanda yüzleşmek zorunda kalacağımız bir problem olduğu için yine bu romanın gerçekliği beni uzun süre düşündürdü.

Anlaşılacağı üzere iklim değişikliği tüm kitaplarda önemli unsurlarından biri. Değişen dünyada, tüketilen kaynaklar, toplumun yararına hareket ettiği inancıyla dolu zalim yöneticiler ve onlara inanan insanlar, çırpınan bir avuç insan. Sanki distopik kurgu yazmanın bir formülü gibi fakat okudukça her kurgunun kendi içinde ayrıldığı yönleri rahatlıkla görmek mümkün.

Son zamanlarda edebiyatın özellikle roman okumanın boş bir uğraş olduğunu düşünen insanlara denk geliyorum. Bu tartışmalar bazen bizi edebiyat ne işe yarar sorusuna yönlendiriyor. Bu romanları okurken bu soruyu sık düşündüm. Belki bazıları için roman gereksiz bir uğraş, okumak için zaman kaybı olabilir ama bazılarımız için hâlâ çok anlamlı. Bu kitaplar bu amaçla yazılmamış olsa bile edebiyat hayal kurmaya yarar. Olan biten her şeye rağmen hâlâ hayal kurabiliyorsak ne mutlu. Bunlar iyimser hayaller de olmak zorunda değil ama insana karanlıklarda ayakta kalabilecek, olanı olduğu gibi kabul etmeme, baş etme gücü verebilecek her türlü hayale tutunmalıyız. Bizler olmasa bile gençler mutlaka tutunmalı. Hayatımda hiç kendimi yaşadığım gençlikten dolayı şanslı hissedeceğimi düşünmemiştim ama şimdi bir yetişkin olarak öyle olduğumu fark ediyorum.

Gelecekte bizi nasıl bir dünyanın beklediğinden daha önemli bir şey var. O da gençleri nasıl bir dünyanın beklediği. Bu kitaplar kimsenin zorluklara karşı hazırlıklı olmasını sağlamaz fakat direnmenin, çaba göstermenin nasıl bir şey olduğunu anlatır. Kurgu ile gerçek çok da farklı değil aslında, birbirlerinden besleniyorlar sürekli. Belki de distopyaları en çok bu yüzden okumalıyız, her şeye hazırlıklı olmak için. Olmaz dediğimiz her şey oldu, dünyanın yok oluşunu sellerle ve yangınlarla, sarmaya çalıştığımız yaralarla görüyoruz. Böyle bir dönemde en azından nasıl güçlü olunuru görürler. Belki de edebiyat bunun için vardır.

Esra Karadoğan


Peki ya sizlerin distopik kurgularda genç kahramanlar olarak gördüğü isimler var mı? Yorumlarınızı Kayıp Rıhtım Forum üzerinden bizlerle paylaşabilirsiniz.

Bu bir advertorial içeriktir.

Konuk Yazar

Siz de Kayıp Rıhtım'da konuk yazar olabilirsiniz!

İletişim: [email protected]

Öyküler - Gabriel García Marquez

Büyülü Gerçekçiliğin Öncüsü Gabriel Garcia Marquez’den Seçme Öyküler

Weta Digital Unity Peter Jackson Görsel Efekt Şirketi

Peter Jackson’ın Görsel Efekt Şirketi 1,6 Milyar Dolara Unity’ye Satıldı