in , ,

Kabadayılar Tarihini Keşfetmek için Okumanız Gereken 20 Kitap

Kabadayıların tarihi hakkında hatıratlar, araştırmalar ve romanlardan oluşan okuma önerileri sizleri bekliyor! Mehmet Berk Yaltırık zengin bir külliyatı Kayıp Rıhtım okurları için derledi.

Kabadayılar Tarihi Kitap Önerisi

Kabadayılar tarihi edebiyatımızda önemli yer kaplamakta. Cumbaları sokağa eğilen ahşap evleriyle, eğri büğrü taşlarıyla Arnavut kaldırımlarıyla eski sokaklar, şayet siyah beyaz soluk fotoğraf karelerine, eski kamera kayıtlarına yahut satırlara dökülmemişse hafızalardan silinip gitmek üzere olsa da “kabadayı” denildiği zaman hepimizin zihninde beliren bir imaj var. Bir zamanlar eski İstanbul sokaklarında bekçi babaların sopası, bozacıların avazı misali külhani naraları da olağandı. Artık nostaljik unsurlara dönüşseler de günümüzde sinema ve bazı dizilerle hatırlanan, sosyal medyada hikâyeleri hala ilgi çekiyor.

Kabadayılar tarihi sadece bir altkültürün ortaya çıkışı ve dönüşümü hakkında, onların kaba “suç hikâyeleri”ni soluksuz okuma vadetmiyor. Özellikle İstanbul özelinde şehirlerin dönüşümlerini, toplumun değişimini, hatta kimi zaman siyasi dönüm noktalarının sosyal yapıyı, gündelik hayatı da nasıl dönüşüme uğrattığını görmek ve anlamak da mümkün oluyor. Ayrıca eski bir kültürün jargonuna, argoya, sokakların diline, eski gelenek ve âdetlere ışık tutuyor ki merak edenlerin yanı sıra tarihi kurgular yazmak isteyenlerin başvurabileceği mühim kaynakları teşkil ediyorlar.

Bu listede ortaya ilk çıkışlarından folklorik bir mahiyete bürünüp tarihe karıştıkları 20. yüzyılın ortalarına kadar kabadayılar tarihçesine dair neleri okuyabileceğinizi kronolojik olarak sıraladım. Tulumbacılar ve külhanbeyleri gibi kabadayılık altkültürünün doğduğu havzadan beslenen diğer altkültürlerin ve yeniçerilik vakitlerindeki zorbalarla, kabadayıların öncüleriyle alakalı kitapları da, kabadayılığın daha organize yapılanmalara evrildiği döneme ilişkin kitapları da dâhil ettim. Kısaca her bir kitaptan bahsedip içindekiler başlıklarını da bilgi vermesi açısından tek tek yazdım.

Bakalım kabadayılar tarihi hakkında okuyabileceğiniz kitaplar neler?

İşte Kabadayılar Tarihi Hakkında Okumanız Gereken Kitaplar

1. “Yeniçeriler” – Reşad Ekrem Koçu

“Yeniçeriler” – Reşad Ekrem Koçu Kabadayılar tarihi

(Doğan Kitap, İstanbul 2015)

Reşad Ekrem Koçu’nun kaleminden tarihi hikâyeler okumak ayrı bir keyiftir. Tarihi kendi üslubuyla naklederken sözlü malzemeyi yani folklor birikimini de dâhil eder, sanki o dönemi seyrediyormuşçasına sayfalar akıp gider. Üstadın ilk kez 1964’te Nurgök Matbaası’ndan basılan “Yeniçeriler” kitabı, 1300’lerde Yeniçeri Ocağı’nın kuruluşundan 1826’da Sultan II. Mahmud (hükümdarlığı: 1808-1839) döneminde “Vaka-i Hayriye” ile kaldırılmalarına kadar yeniçerilerin tarihi serüvenini hikâye etmektedir. Kitabın son kısımları da İstanbul kabadayılarının öncülü olan yeniçeri zorbalarını, dayılarını, onların neler yaptıklarını, “bıçak altından geçirme” dedikleri “it dalaşları”ndan “balta asma” denilen haraç toplamalarına değin uygulamalarını, “racon” öncesi dönemdeki sözlü kanun ve kabullerini içermektedir.

Kitabın “Son Yeniçeriler” adlı son bölümündeki başlıklara bakmak bile bir fikir vermektedir.

  • “Pırpırı Kıyafet ve Kolluklardaki Rezaletler”
  • “Balta Asma, Balta Verme, Hendek Gladyatörleri, Tahmis Zorbaları”
  • “Semer Devirme, Hamam Baskını, Baklava Alayı”
  • “Yeniçeri Kahvehaneleri”
  • “Son Yeniçeriler ve Nizam-ı Cedid”
  • “Davul Zurna Çalarak Gelen 1807 İhtilali”
  • “Boğaz Kalelerinin Laz Yamakları”
  • “Kabakçı Mustafa Çavuş”
  • “1807 İhtilali”
  • “Yeniçeri Alemdar Paşa”
  • “Alemdar Paşa Vakası” (1808 İhtilali)
  • “‘Bakireler On Kuruşa! Dullar Beş Kuruşa!’ Sesleriyle Başlayan Son Yeniçeri İhtilali”
  • “Vaka-i Hayriye”
  • “Belgrad Ormanı’nda Yeniçeri Kırımı”
  • “Büyük Kışla Yangınında Bir Kadın”
  • “Tırnova Cadıları”

2. “Sikkesiz Sultanlar-Türkiye’de Mafia’laşmanın Kökenleri-II” – Murat Çulcu

“Sikkesiz Sultanlar-Türkiye’de Mafia’laşmanın Kökenleri-II” – Murat Çulcu Kabadayılar tarihi

(E Yayınları, İstanbul 2002)

Türkiye’de ve dünyada mafya tarihi üzerine, maffios örgütlenmeler ve mefhumların tarihi üzerine yapılacak okumalarda Murat Çulcu’nun kitapları el altında tutulması gereken araştırmalardandır. “Mafia Üzerine Notlar” (Kastaş Yayınları, 1998) ve üç ciltlik “Dünyamızı Saran Mafya” (Kastaş Yayınları, 1992) adlı çalışmaları başta gelse de özellikle altı ciltlik “Türkiye’de Mafia’laşmanın Kökenleri” başlıklı (E Yayınları) çalışması okunasıdır.

Çulcu çalışmalarında sıklıkla “maffios” tabirini kullanıyor. “Mafya” denilince akla ya organize suç örgütü mensubu yahut beli silahlı herhangi biri gelse de Murat Çulcu, “mafya”nın kaba tabirle “yerel-örfi güç” anlamına geldiğini açıklamaktadır. Konak ve toprak sahibi nüfuzlu kimselerden mahallesinin asayişini sağlayan eli sopalılara, hatta belli okullardan mezun olmuş kimselerden oluşan ilkel dayanışma gruplaşmalarını dahi “maffios” olarak tanımlar. Çulcu, “mafya”yı Alman kriminolog ve sosyolog Henner Hess’in “Mafia-Merkezi Otorite ve Yerel Karşı Güç” (Mafia-Zentrale Herrschaft und lokale Gegenmacht, 1986) adlı çalışmasında dile getirdiği şekliyle “merkezi otoriteye karşı yerel güç odaklarının direnişi” (hukuki ve kriminal anlamda) şeklinde açıklamaktadır. “Çifte ahlak-çifte hukuk” (merkez ile yerel arasındaki çiftelik-düalite) çerçevesinde, merkezi otoritenin egemenliği altında olmakla birlikte gelenekten gelen örfi-yerel ahlak ve örfi hukukun belirlenmesi ve bu havza içerisinde kabul gören belirli altkültürler “mafya” tanımı içerisindedir. “Yerellik” ve “yerlilik” çerçevesinde “namus” etrafında yerel otoriteler ve hatta merkeze karşı “daha da yerel” otoritelerin tesis edilmesinin coğrafyamızdaki asırları aşan mevcudiyetini, dönüşümlerini yukarıda bahsettiğim altı ciltlik çalışmasında ele almaktadır.

Bu serinin ikinci kitabı olan “Sikkesiz Sultanlar”da Osmanlı döneminin yeniçeri zorbalarını, mafyalaşmalarını ele almaktadır. İlgili bölüm başlıkları şöyle:

  • “Âl Osman Taht’a Geçemez Meğer Kul (Yeniçeri) Kılıcı Altından Geçe”
  • “Mafios Hücreler: Zaviyeler”
  • “Merkezi Otorite-Yeniçeri Zıtlaşmasında Kilit Olay: Çandarlı’nın İdamı”
  • “Otoritenin Karabasanı”
  • “Cülus Bahşişi, Ulufe ve Kelle”
  • “Tipik Mafiosolar: Yasakçılar”
  • “Burun-Kulak Kesme Geleneği”
  • “Her Şey Çıkar ve Para İçin”
  • “Âyanların Ayak Sesleri”
  • “Sikkesiz Sultanlar”
  • “Viyana Bozgunundan Sonra”
  • “Yasal Zorbalar”
  • “Yerel Otoritenin Yükselişi”
  • “Mafios İktidar”
  • “Balta Asmak ve Burunsuz Mustafa
  • “Ya Kuzgun Leşe!”

3. “Düşmüş Ocağa Yanıyor-Türkiye’de Mafia’laşmanın Kökenleri-III” – Murat Çulcu

“Düşmüş Ocağa Yanıyor-Türkiye’de Mafia’laşmanın Kökenleri-III” – Murat Çulcu Kabadayılar tarihi

(E Yayınları, İstanbul 2003)

Murat Çulcu, kaleme aldığı altı ciltlik “Türkiye’de Mafia’laşmanın Kökenleri” başlıklı (E Yayınları) serisinin üçüncü kitabı olan “Düşmüş Ocağa Yanıyor”da, Yeniçeri Ocağı içerisindeki zorbalar ve ocak içerisindeki dönüşümler irdelemeye devam eder.

Bölüm başlıkları kitabı özetleyici mahiyettedir:

  • “Devlet, Padişah ve Otorite (yahut: Cellat, Kement ve Kılıç)
  • “Padişah ve Otorite”, “Bir Mafios Zorba: Solakoğlu İlyas Paşa”
  • “Dehşet-Şiddet Politikası”
  • “Şiddete Karşı Şiddet”
  • “Çiçek, Cariye ve Kürk (yahut: Devlet, Padişah ve Otorite)”
  • “Mafios Bir Kavim: Arnavutlar”
  • “Kafkasya Kökenli Bir Halk (Mı?)”
  • “Gegalar, Toskalar, Kabileler”
  • “Arap-Sicilyen Kökenli Mafios Arnavut Hanedanı”
  • “Le Duc Jean’ın Dokakin Kanunu”
  • “Hüküm ve İnfaz”
  • “Kan Davalarının Mafios Etkileri”
  • “Silah Tutkusu”
  • “Merkez-Yerel Çatışmasında Devlete Karşı Beyler”
  • “Yerel Gücün Çeyrek Yüzyıllık Direnişi”
  • “Arnavut Mafios Yapılanmasında Dinsel Boyut”
  • “Yerel’den Merkez’e Suç İhracı”
  • “Başkent’te Arnavut Örgütlenmesi (Mafios Bir Grup: Ocak Ağaları)”
  • “Mafios Otorite İktidara Yürüyor”
  • “Âl Osman Devleti Düşmüş Ocağa, Yanıyor (Ayrıcalıklı Arnavut Ağalar ve Mafios Çıkar Grupları)”
  • “Mafios Hesaplaşma: Ocak Ağalarına Karşı Harem Ağaları”
  • ”Ocak Ejderi ve Meydan Ağaları”
  • “Dayılar, Korsanlar, Esirciler ve Mafiosi (Garp Ocakları)”
  • “Esircilerin Mafios Düzeni”, “Devlet ve Mafia-I: Bir Feta Gibi”
  • “Rical, Esnaf, Ocaklılar, Arnavutlar ve Külhanbeyleri”
  • “Kan ve Göç”, “Ayrıcalıklıların Örtüşmesi: Esnaflaşan Ocaklılar”
  • “Ocaklı, Esnaf, Külhanbeyi, Fütüvvet ve Devrin İdolü Feta”
  • “Mafios Bir Odak: Hamamlar”
  • “Rical ve Zorba”
  • “Merkezi Otoritenin Arnavut Unsurları”
  • “Başkent’te Arnavut Usulü Kan Davası”
  • “Paşa ve Zorba/Mafioso”
  • “Devlet ve Mafia-II: Horpeşteli Arnavut Halil’in Mafios/İhtilal Örgütü”
  • “İzmir Zorbalarının İstanbul Uzantısı”
  • “Haşere Merkezi Kahvehaneler ve Kahve Karaborsası”
  • “Tulumbacılar”, “İstanbul Bıçak Altından Geçiyor”
  • “Soygun ve Yağma Başlıyor”
  • “Mafios Otoritenin Egemenliği”
  • “Mafios Örgüte Karşı Gizli Cunta”
  • “Arnavut Usulü Siyasi İntikam”

4. “Kan Defteri-Türkiye’de Mafia’laşmanın Kökenleri-IV” – Murat Çulcu

“Kan Defteri-Türkiye’de Mafia’laşmanın Kökenleri-IV” – Murat Çulcu Kabadayılar tarihi

(E Yayınları, İstanbul 2005)

Murat Çulcu, kaleme aldığı altı ciltlik “Türkiye’de Mafia’laşmanın Kökenleri” başlıklı (E Yayınları) serisinin dördüncü kitabı olan “Kan Defteri”nde, Yeniçeri Ocağı içerisindeki zorbalar ve ocak içerisindeki dönüşümlerin 1703 Edirne Vakası ve 1730 Patrona Halil İsyanı sonrasındaki süreçle 1826 Vaka-i Hayriye arasındaki kısmını, yeniçerilerin son dönemlerini mercek altına alır. Bu dönemde yeniçeriler içerisinde zorbaların daha da görünür olması, belli teamül, uygulama ve kabullerinin oturması, İstanbul sokaklarında kabadayıların doğduğu kültürel havzanın (kahvehane, tulumbacılık, bıçakla kapışma vs.) temellerinin atılması söz konusudur.

Bu kitapta da bölüm başlıkları kitabı özetleyici mahiyettedir:

  • “Kan Yalayıcılar”
  • “Postal Akçesi, Balta Hakkı ve Kızıl Bayramlar”
  • “La feta ila Ai, la seyfe ila Zülfikar”
  • “Balta Asmak Ekonomisi”
  • “Haracın Adı: Postal Akçesi”
  • “Mafios Yangın Sektörü yahut Kızıl Bayramlar”
  • “Askerin Lutidir, Bil Padişahım”
  • “Ocaklı Zorbaların Yerel İktidarı”
  • “Şarap Kaçakçısı Ocaklılar”
  • “Bir Devletin Dramı”
  • “Organize Soygun”
  • “Bir Padişahın Çırpınışları”
  • “Padişah Yasağı Üç Gün Sürer!”
  • “Ekonomik Çöküş”
  • “Ekonomik Çöküşte Maffios Unsur: Sarraflar”
  • “Nasi Ailesi ve Bir Finansal Güç Odağı”
  • “Nasilerin Gücü”
  • “Soygunun Devlet Boyutu: Kalp, Kırpık ve Kızıl Akçe”
  • “Para, Güç, Kan ve Ölüm: Avdeti, Musevi ve Venedikli”
  • “La Siniora (Hagiveret): Hanımefendi”
  • “Pazar Vakasının Üç Kahramanı: Kalpazan, Sarraf ve Sadrazam”
  • “Uluslararası Kalpazanlık Cenneti: İstanbul”
  • “Altın-Gümüş Kaçakçılığı ve Doğu Karadeniz Bağlantısı”
  • “Kirli İşlerde Sarraf-Bürokrat Boyutu”
  • “Çare: Hazineyi Para ile Doldurmak”
  • “Mafios/Finansal Zeminde Etnik Mücadele”
  • “Finansal Alanda Derin Örgüt: Ocak Bezirganlığı”
  • “Mafios Toplum Yapısı Zemininde Bir Kıyamet Hazırlığı”
  • “Ve Sarraflar”
  • “Mafios Doku İçinde Deliler Hiyerarşisi”
  • “Zorba, Devlet’ten İntikam Alıyor”
  • “Tabya Yamakları (Kargalar)”
  • “Ocağın Son Süreci: Nizam-ı Cedit”
  • “Nizam-ı Cedit: Bir Düzen Değişikliği Denemesi”
  • “Arıkovanlarına Çomak Sokuluyor”
  • “Bir Devlet, İki Ordu”
  • “Tersane’den Tabya’ya Zorba-Haşere ve Yolsuzlar”
  • “Padişah Bizi ‘Kara Çanaklı’ Etti!”
  • “İrad-ı Cedit Hazinesi”
  • “Mafios Güç Odaklarının Tımar Zeamet Sorunu”
  • “İçki Kaçakçılığının Nedeni: Vergi”
  • “Sorun: Nizam-ı Cedit’in Finansmanı”
  • “Dipsiz Kova… Kara Delik… veya Tersane Belası”
  • “İpek Vergisi ve Selanik Lobisi”
  • “Mafios Zeminde Oligarşinin Temsilcisi”
  • “Mafios Toplum Yapısı Zemininde Değişim Kaosu”
  • “Dünyevi Yaşam Sorunu”
  • “Uyumsuz Bürokrasi”
  • “Yıldız Falı ve Cihangirlik”
  • “Mülhitlik, Ateizm ve Dersaadet’teki Fransa”
  • “Edirne Vakası”
  • “Devlet ve Mafia – III: Oligarşi, Din ve Mafioso”
  • “Paslıoğlu ve Birkaç Erazil”
  • “Oligarşi: Köse Musa”
  • “Din: Topal Ata”
  • “Mafioso: Burunsuz Mustafa-Yomralı”
  • “Laz-Çepni Zorbaları”
  • “13 Mayıs 1807”
  • “Hezelenin Cemiyeti Kargadır!”
  • “Mushaf Öpüp, Kılıç Atladıktan Sonra”
  • “Galata’dan Et Meydanı’na”
  • “Kan Defteri”
  • “Hançer Üşürüp, Pare Pare Eylediler”
  • “Ocak Kokonoslarının Mafios Korumaları”
  • “Korkma Oğlum!”

5. “Sayılı Fırtınalar: Eski İstanbul Kabadayıları” – Refi’ Cevad Ulunay

“Sayılı Fırtınalar: Eski İstanbul Kabadayıları” – Refi' Cevad Ulunay

(Alfa Yayınları, İstanbul 2017)

Eski İstanbul kabadayılığı, bilhassa “kabadayılığın altın çağı” olarak nitelendirebilecek Abdülaziz (hükümdarlığı: 1861-1876), Beşinci Murad (hükümdarlığı: 1876) ve İkinci Abdülhamid (1876-1909) dönemlerindeki ünlü kabadayılar, İstanbul kahvehaneleri, 20’inci yüzyılın başlarında tulumbacılığın bir tür spor gibi addedilip kendine has folklorunun olması, bir şehrin eski gündelik yaşantısından (paşa konaklarından sokağa kadar) örnekler hakkında en başta okunması gereken kitap.

Refii Cevat Ulunay’ın, eski İstanbul sokaklarında gördüğü, onlarla yaşadığı hatta 1913 Sinop Sürgünü sırasında bazı kabadayılarla tanışma imkânı olduğu için onlardan aktardıklarıyla kıymeti artan, Ulunay’ın kendine has dili ve üslubu ile keyifle okunan bir hatırattır “Sayılı Fırtınalar”. “Milliyet” gazetesinde 20 Şubat 1955-24 Eylül 1955 tarihleri arasında tefrika olarak (bölümler halinde) yayımlanmış, kitap formatında da ilk kez yine 1955 yılında A Yayınlarından çıkmıştır. 1974 yapımı “Sayılı Kabadayılar” başta olmakla birlikte birçok kabadayı temalı filmin doğrudan, dolaylı ilham kaynağıdır. Milliyet’in arşivinde okuduğuma göre 1958’de Ulunay’ın bu kitabının filme alınacağına, senaryosunu da Sadık Şendil’in yazacağı söylenilmişse de bu proje ya hayata geçmedi yahut başka bir projenin ilham kaynağı oldu.

Kitabın; “Eski İstanbul Kabadayılığı”, “Direklerarası Cinayeti”, “Hayganoş”, “Racon”, “Fırtına Başlıyor”, “Kadırgalı Kör Emin Bey”, “Hakkı ile Arap Hüsam”, “Mehterhane Vakaları”, “İstanbul Tulumbacılığı”, “Sarraf Niyazi Bey”, “Semai Kahveleri” ve “Mehterhane’ye Dönüş” başlıkları altında Arap Abdullah, Fehim Paşa, Arnavut Tahir Paşa, Tiranlı Gani Bey, Sarraf Niyazi gibi örneklerle ve sayısız uzun-kısa yan hikâyeyle 1890’larla 1920’ler arasındaki bir süreçte İstanbul kabadayılarının yaşantılarına adım adım tanıklık ederiz. Onların kavgaları, jargonu, hapishanelerden kahvehanelere bu altkültürün mekanları, madalyalı kabadayılar arasındaki kapışma ve birçok detay okuyucunun gözleri önüne serilir.

6. “Onikiler” (roman) – Sermet Muhtar Alus

“Onikiler” (roman) – Sermet Muhtar Alus

(Kırmızı Kedi Yayınevi, İstanbul 2020)

Sermet Muhtar Alus, tıpkı Refii Cevat Ulunay, Osman Cemal Kaygılı, Ahmed Rasim, Reşad Ekrem Koçu, Hüseyin Rahmi Gürpınar gibi yaşadığı dönemin şehir hayatını enfes bir üslupla aktaran, romanlarında dahi o dönemi başarıyla okuyucuya aksettirebilen yazarlarımızdandır. “Onikiler” romanı “Cumhuriyet” gazetesinde 9 Nisan 1935-27 Ağustos 1935 tarihleri arasında tefrika olarak yayımlanmış, kitap formatında ilk kez 1999’da İletişim Yayınları’ndan çıkmıştır. Alus bu romanında eski İstanbul kahvehanelerini, kabadayılarını, ev hallerini, kabadayıların yaşantılarını, gönül meselelerini hatta Beyoğlu, Galata tarafındaki eğlence mekânlarını, tulumbacıların rekabetini ve İstanbul ahalisinin tulumbacılara olan ilgisini öyle ustalıkla anlatır ki ardı sıra dolaşıp tüm bu macerayı gerçekmişçesine yaşarız. Kurguya dayansa da gerçek kişileri ve İstanbul folklorunu başarıyla kullanan, bu yüzden konuyla ilgili okunması gereken kitaplardandır.

Romanın bölüm başlıkları şöyledir:

  • “Çukurçeşme’deki Semai Kahvesinde”
  • “Arap Abdullah Kimdi? Şahab’ın Dalgası Ne İmiş?”
  • “Ortaköy’de Yangın”
  • “Kabataş’taki Yahudiler… Onikiler Kimlerdir?”
  • “Asalı Molla’nın Kayıplara Karışmasının, Sonra Kabataş’taki Yalıya Düşmesinin Sebebi”
  • “Arap Abdullah Asalı Molla’nın Ocağına Düşüyor”, “Arap Düdüğü Çaldı Derken…”
  • “Onikilerin Gene Mostrası Bozuluyor”
  • “Onikiler Şimdi de İspir İzzet’in Peşinde”
  • “Araya Giren Zincirlikuyu Vak’ası”
  • “Onikiler Madam Şeşbeşyan’la Dostunun Peşinde”
  • “Nihayet Arap Abdullah Muradına Eriyor”

7. “Racon: İstanbul Kabadayıları” – Ergun Hiçyılmaz

“Racon: İstanbul Kabadayıları” – Ergun Hiçyılmaz

(Kara Karga Yayınları, İstanbul 2017)

Ergun Hiçyılmaz’ın 1996’da Pera Orient Yayınları’ndan çıkan “Eski İstanbul Hayatı, Yosmalar, Kabadayılar” adlı kitabı başta olmak üzere kantocularla, İstanbul meyhaneleriyle, Osmanlı’nın son dönemlerinin silahlı külahlı kimseleriyle alakalı, farklı altkültürlere ışık tutan çok sayıda araştırması var. Yakın zamanda basılan “Racon: İstanbul Kabadayıları” hayli önemli bir derleme. Argolarıyla alakalı mini sözlükçesi ile, Osmanlı dönemi gazete manşetleriyle, farklı dönemlerden zorba ve kabadayı çehreleriyle, kabadayılarla ilgili konuya giriş mahiyetinde okunabilecek kıymetli bir eser.

Kitabın bölüm başlıkları şöyle:

  • “Kabadayı Nasıl Giyinir”
  • “Patatuka Siparişi”
  • “Altın İğne Antranik Usta”
  • “Racon Kesmek”
  • “Palavracı Kabadayılar”
  • “Kabadayı Muhabbeti Nasıl Olur?”
  • “Layhariyye Tarikatı”
  • “Bıldırcın Kebabı”
  • “Karyola Gıcırtıları”
  • “Haneberduşların İstanbul’u”
  • “Külhanilerin Gizli Karargâhı”
  • “Sertlerin Yumuşadığı Yer”
  • “Temizlik Harekâtı”
  • “Taife-i Şeytani”
  • “Yangından Sonra Yangın”
  • “Güvenilir Yayın”
  • “Külhaniden Paşa da Olur, Başkomiser de”
  • “Yahudi Kabadayıları”
  • “Liya ve Güzel Hasan”
  • “Balat Tulumbacıları Kimlerdi?”
  • “Hasköylüler”
  • “Tophaneli Şevket’in Hazin Aşkı”
  • “Basanlar, Basılanlar”
  • “Kabadayının Tek Yarası Kalbindedir”
  • “Dayı Nedir?”
  • “17. Asrın Galata ve Çevresi”
  • “Pırpırı Mustafa ile Bekri Hasan”
  • “Kanunnameler Dönemi”
  • “İbret-i Âlem İşe Yaramazsa!”
  • “Osmanlı Usulü Ceza”
  • “Hapishane Büyüsü”
  • “Baba Cafer Zindanı”
  • “Hepsi Birbirinden Dayı”
  • “Cambazın Aşkı”
  • “Deli Suphi’nin Kabadayılıkları”
  • “İstanbul’un Ali’leri”
  • “Laz Ali’den Kız Ali’ye”
  • “Mart Dokuzu Ali”
  • “Samurkaş Ali”
  • “Sürtük Ali”
  • “Tığlı Ali”
  • “Çizmeliler”
  • “Eski Zaman Düşleri”
  • “Galata Balozları ve Gedikli Meyhaneleri”
  • “Ateş Güzeli: Yak Beni Lüsi Yak”
  • “Amber Dudu”
  • “Madam Bela”
  • “Arap Abdo”
  • “Eski Babalar”
  • “13 Polisin Katili Beyoğlulu Hrisantos”
  • “Külhanbeyi, Kabadayı, Tulumbacı Edebiyatında Mâniler”
  • “Göz Yaşartan Destanlar”
  • “Külhanbeyleri Üzerine Mâniler”
  • “Kabadayı ve Tulumbacı Kantoları”
  • “Belgeler, Bilgiler”
  • “Kabadayı, Kapkaç Sözlüğü”

8. “İstanbul Tulumbacıları” – Reşad Ekrem Koçu

“İstanbul Tulumbacıları” – Reşad Ekrem Koçu

(Doğan Kitap, İstanbul 2015)

1960 yapımı “Yangın Var” filmi (Necip Fazıl Kısakürek’in roman senaryo olarak yazdığı, Ömer Lütfi Akad’ın senaryolaştırdığı) eski İstanbul tulumbacılarının naralarla kadim sokaklarda yangına koşturduğu sahnelerle açılmadan önce kısa bir notla başlar. Filmin “Yangın Olur Biz Yangına Gideriz” adlı meşhur İstanbul tulumbacı türküsü eşliğinde jeneriğinin akabinde şu ifadeleri okuruz: “Osmanlı İmparatorluğu zamanında tulumbacılık dedelerimiz için bir yangın söndürme teşkilatından başka kabadayılık, efendilik ve spor mevzuu idi. Bu film onlara ithaf edilmiştir.”

Gerçekten de hem Refii Cevat Ulunay’ın hem de Reşad Ekrem Koçu’nun vurguladığı üzere başlı başına bir âlemdir. Yeniçeri tulumbacılarından sonra, bilhassa mahalle tulumbacılığı döneminde, Osmanlı’nın son ve Cumhuriyet’in ilk devirlerinde itfaiye teşkilatı kurulduğunda dahi toplumdaki yerlerini korumuşlardır. Her mahallenin tulumbacı takımı mahallenin kabadayı meşrep gençleri için bir okul ve daima diğer mahallelerle rekabet sebebi olmuş, âdeta futbol takımları gibi taraftarları olmuştur. Mânileriyle, türküleriyle, hikâyeleriyle başlı başına bir altkültürdür. Kabadayılık tarihi okunurken ayrıca incelenmesi gereklidir.

Kitap tulumbacılıkla birlikte ilk itfaiye teşkilatlanmasıyla da ilgili bilgiler içermektedir. Tulumbacılar tarihiyle ilgili bölüm başlıkları şöyle:

  • “Yangın tulumbalarından önce Türk İstanbul’un 270 yılı”
  • “Ahşap İstanbul”
  • “Yeniçeri Ocağı’na Bağlı Yangın Tulumbacıları Ocağı”
  • “Davud Gerçek Ağa”
  • “İlk Yangın Tulumbaları”
  • “Tulumbacı Acemi Oğlanları”
  • “Bostancı Tulumbacılar Ocağı”
  • “Tulumbacı Sıfatının Külhanilik, Kopukluk, Baldırı Çıplaklık, Bıçkınlık Oluşu”
  • “Yeniçeri Yangın Tulumbacıları Ocağı’nın Kaldırılması”
  • “Yangıncılar”
  • “Asakir-i Mansure-i Muhammediye İtfaiye Taburu”
  • “Yeniçeri Yangın Tulumbacılarından Portreler”
  • “Bir Meddah Hikâyesinin Kahramanı: Bülbül İsmail”
  • “Yazarı Bilinmeyen Bir Hikayenin Kahramanı: Tulumbacı Acemi Oğlanı Burçak Mustafa”
  • “Bir Destanla Övülmüş: Tulumbacı Civelek Poyraz İsmail”
  • “Sultan III. Selim ile Bir Tulumbacı Neferi”
  • “Çaylak Tevfik Bey’in Uydurma Yeniçeri Tulumbacı Tipleri”
  • “Belediye ve Mahalle Tulumbacılığı Teşkilatı”
  • “Mahalle ve Belediye Yangın Tulumbacıları: Yangıncılar”
  • “Mahalle Sandıkları Tulumbacı Koğuşları”
  • “Koğuş Nizamı ve Hayatı”
  • “Kılık, Kıyafet ve Tulumbacı Mintanlarında Rütbe İşaretleri”
  • “Mintanın Cazibesi”
  • “Sandıklarında Takımlar ve Yangına Gidiş”
  • “Yangın Yolunda”
  • “Tulumbacıların Sandık Naraları”
  • “Yangın Bahşişi, Bayram Bahşişi”
  • “Güvey Kapama”
  • “Tulumbacıların Sünnet Düğünleri”
  • “Soba Birliği, Çifte Kardeşlik”
  • “Yangın Dönüşü Hamam Âlemleri”
  • “Ramazanda Hamam İftarları”
  • “Tulumbacılar ve Hakkında Başka Hatıralar ve Yazılar”
  • “Üsküdar Sandıkları Destanı”
  • “Tulumbacılık Yolu”
  • “Tulumbacı Kahvehaneleri”
  • “Çalgılı Kahvehaneler”
  • “Çalgılı Kahvehanelerin Havası”
  • “Havayı Bozanlar”
  • “Meşhur Okuyucu Tulumbacılar ve Meşhur Koşarlı Tulumbacılar”
  • “Sandık Kadrolarının Tespitinde Zor Bir Deneme”
  • “Üsküdar Daireliler”
  • “Üsküdar Karakollular”
  • “Doğancılarlılar”
  • “Tulumbacı İsimleri”
  • “Edebiyatımızda Tulumbacılık Üzerine Yazılar”

9. “Patrona Halil” (roman) – Reşad Ekrem Koçu

“Patrona Halil” (roman) – Reşad Ekrem Koçu Kabadayılar tarihi

(Doğan Kitap, İstanbul 2016)

Reşad Ekrem Koçu’nun bu romanı (tıpkı Alus’un “Onikiler”i gibi) eski İstanbul folkloruna ve tarihine dair detay bilgiler barındırmaktadır. İlk basımı 1967’de Koçu Yayınları’ndan yapılan ve “Devlet Gücünü Kemirenler-Bir Serserinin Romanlaştırılmış Hayatı” alt başlığını taşıyan romanda, kabadayılar ve tulumbacılar haricinde eski İstanbul’da bir başka maffios altkültür grubu olan külhanbeylerinin tarihine değinilmektedir. Külhanbeyleri 1683-1846 arasında İstanbul’un hamamlarında toplanan evsiz barksız çocukların ve gençlerin, Layhariyye de dedikleri kendi ritüellerine ve kurallarına sahip ayrı bir topluluktur. Sonradan hakaret amacıyla kabadayılık altkültürü içerisindeki “kaldırım kurdu” denilebilecek kimseleri nitelendirmek amacıyla kullanılmıştır. Kabadayılık altkültürü mensupları için zaman zaman kullanılan “külhani” tabiri de bu yapılanmayla bağlantılıdır. İşte bu romanda, 1730 Patrona Halil İsyanı üzerinden henüz o dönemde hamamların külhanında yani hamamların altında, ısıtıldığı mıntıkada düşüp kalkmayı sürdüren bekârlara ve onların kendi argolarına değinilmektedir.

Kitabın külhanbeylerinin tarihiyle ilgili bölüm başlıkları şöyle:

  • “Patrona Halil”
  • “Sicil Defteri”
  • “Külhani Layhar”
  • “Külhan Beyleri”
  • “Lâyhar’ın Kefeni”
  • “Külhanbeyi Argosu”

10. “Külhan: İstanbul Hamamlarının Gizli Tarihi” – Ergun Hiçyılmaz

“Külhan: İstanbul Hamamlarının Gizli Tarihi” – Ergun Hiçyılmaz

(KaraKarga Yayınları, İstanbul 2017)

Kabadayılar ve tulumbacılar haricinde eski İstanbul’da bir başka maffios altkültür grubu da külhanbeyleridir demiştim yukarıda. Külhanbeyleriyle alakalı Ergun Hiçyılmaz’ın bu çalışması konuya giriş babında okunabilecek ve hamamlar etrafındaki kültürü açıklayıcı mahiyettedir.

Kitabın bölüm başlıkları şöyle:

  • “Osmanlı’da İlk Hamamlar”
  • “Sarhoşlar Kadınlar Hamamını Basınca”
  • “Delibirader’in Beşkiktaş’taki Havuzlu Hamamı”
  • “Fuzuli’nin Hamamiyesinden, ‘Fuzuli’ Olmayan Bir Hamam Dilberi”
  • “Evliya Çelebi’den Esnaf Alayındaki Hamamcılar”
  • “Bursa’daki Çekirge Hamamı Nasıl Yapıldı?”
  • “Karagöz’den Hamam Oyunu”
  • “Sarayın Külhanları”
  • “Hamile Kalan Cariye Külhanda İntihar Etti”
  • “Nazendenin Sergüzeşti”
  • “Hamamların Camlarını Kapatın”
  • “Odun Yoksa Kitap Yakalım”
  • “Halk ve Ev Hamamları”
  • “Zeyrek Çinili Hamam”
  • “Kadınlar Hamamı”
  • “Hamamcı Ülfet”
  • “Çinili Hamam’daki ‘Hamam’ Partisi”
  • “Gelin Hamamı”
  • “Kızların Da Seçildiği Yer”
  • “Lady Montaque’den Bir Gelin Hamamı”
  • “Lohusa (Kırk) Hamamı”
  • “Amelya Kadriye Hanım”
  • “Erkekler Hamamı”
  • “Zekânın Tespit Alanı”
  • “Erkekler Hamamındaki Kutlamalar”
  • “Hamamda Bir Saat”
  • “Otelde Yer Yok, Hamamda Kalın”
  • “Tellaklar”
  • “Tellak Güzelleri”
  • “Hamam ve Tellak Güzellemeleri”
  • “Hamam Külhanlarındaki Külhanbeyleri”
  • “Külhanilerin Gizli Karargâhı”
  • “Külhanilerin ‘Layhariyye’ Tarikatı”
  • “Temizlik Harekâtı”
  • “Külhaniden Paşa da Olur, Başkomiser de”
  • “Tophaneli Şevket’in Hazin Aşkı”
  • “Deniz Hamamları”
  • “İhtilalin Göbek Taşı”
  • “Seyahatnamelerde Hamamlar”
  • “Hamamlarda Yasaklar ve Cezalar”
  • “Erkekler Hamamından Notlar”
  • “Hamam Türküleri”
  • “Hamam Sözlük ve Terimleri”
  • “Hamam Adını Taşıyan İstanbul Sokak ve Caddeleri”

11. “Gayrimeşru İstanbul” – Uğur Aktaş

“Gayrimeşru İstanbul” – Uğur Aktaş

(Cumartesi Kitaplığı, İstanbul 2018)

Uğur Aktaş’ın bu yakın tarihli derlemesi hem kaynakça önerileriyle hem de kabadayılık altkültürüyle alakalı seçme başlıklarıyla, konuya giriş mahiyetinde okunabilecek çalışmalardan.

Kitabın kabadayılık tarihiyle ilgili bölüm başlıkları şöyle:

  • “Yeniçeriler Baltalarını Asarken”
  • “İbretle Bak Şu Kabrimin Taşına Neler Gelmiş Ben Civanın Başına”
  • “Bıçakçı Petri’nin Şıpıdıkları”
  • “Külhanbeyleri ve Kalender Layhar’ın Şarap Küpü”
  • “İstanbul’da Bir Semt: Melekgirmez”
  • “Galata’nın İflah Olmaz Balozları”
  • “Umumhaneci Evdoksiya’nın Destanı”

12. “Kodaman” (roman) – Ercüment Ekrem Talu

“Kodaman” (roman) – Ercüment Ekrem Talu

(Semih Lütfi Matbaa ve Kitap Evi, İstanbul 1934)

Şair ve yazar Recaizade Mahmut Ekrem’in oğlu gazeteci, yazar Ercüment Ekrem Talu’nun kaleme aldığı bu roman, yine yazarın yaşadığı dönemdeki İstanbul’u satır aralarına başarıyla yansıttığı bir romandır. Romanın ilginç noktası alaycı bir üslupla ancak ibretlik bir hadise olarak, bir külhaninin doğumundan ölümüne neler yaşadığını işlemektedir. Elzem olmadığı için ancak meraklılarına ikinci el kitap satış sitelerinde yahut kütüphanelerde denk gelmişlerse göz atmalarını öneririm. İstanbul evleri, sokakları ve dönemin sosyal yapısı, karakterin nasıl bir çocukluk geçirdiği, duygusuz yapısı, hayatını hiçe sayışı ölümüne kadar sahne sahne okurun gözlerin önüne serilmektedir.

13. “Namus Cinayetleri, Sarhoş Kavgaları: II. Abdülhamid Döneminde Şiddet” – Roger A. Deal

“Namus Cinayetleri, Sarhoş Kavgaları: II. Abdülhamid Döneminde Şiddet” – Roger A. Deal

(çev. Zeynep Rona, Kitap Yayınevi, İstanbul 2017)

Kabadayıları, daha doğrusu eski İstanbul kabadayılarını doğrudan ele alan ilk akademik araştırmalardan biri, Roger A. Deal’in Utah Üniversitesi (ABD) bünyesinde 2000 yılında kaleme aldığı “The Kabadayis of Istanbul” adlı yüksek lisans tezidir. Bu tezin Kanada’da Toronto Üniversitesi’ndeki (Kanada) taranmış bir kopyasını, Sakarya Üniversitesi’nden arkadaşım Arş. Gör. Burhan Çağlar sayesinde (2015’te Sakarya’daki Osmanlı Araştırmaları Sempozyumu esnasında görüşmemizde) temin edebilmiştim. Deal sonrasında 2006 yılında yine Utah Üniversitesi’nde “Violent Crime in Hamidian Istanbul: 1876-1909” başlıklı doktora tezini yazmış, bu çalışma 2010’da Libra Kitapçılık ve Yayıncılık’tan “Crimes of Honor, Drunken Brawls, and Murder: Violence in Istanbul under Abdülhamid II” adıyla basılmıştır. Roger A. Deal’in bu kıymetli çalışması 2017’de Zeynep Rona’nın çevirisiyle “Namus Cinayetleri, Sarhoş Kavgaları: II. Abdülhamid Döneminde Şiddet” başlığıyla okurla buluştu.

Kitabın bölüm başlıkları şöyle:

  • “Kuramsal Çerçeve”
  • “Kaynaklar”
  • “Arka Plan”
  • “Abdülhamid Dönemi Öncesinde Batılılaşma ve Reformlar”
  • “Tanzimat Öncesi Reform Hareketleri”
  • “Yargı Reformu”
  • “II. Abdülhamid Döneminde İstanbul”
  • “Ceza Adaleti Sistemi”
  • “Demografik Durum”
  • “Etnik İlişkiler”
  • “Siyasal Durum”
  • “Suçla İlgili Sayısal Veriler”
  • “Kabadayılar ve Külhanbeyleri”
  • “Kabadayı/Külhanbeyi Kültürünün Kökenleri ve Ortak Özellikleri”
  • “Pangaltı Cinayetleri”
  • “Külhani Davranışlarda Bulunanlar”
  • “Arap Abbullah ve Şehzadebaşı Cinayeti”
  • “Şiddetin Diğer Kaynakları”
  • “Hemen Şiddete Başvurabilen Alt Kültürler”
  • “Belirli Alt Kültürlerin Dışında Gelişen Şiddet”
  • “Açgözlülük”
  • “Cinsel Şiddet”
  • “İntikam”
  • “Öfke”
  • “Aile İçi Şiddet”

14. “Osmanlı İstanbulu’nda Asayiş 1879-1909” – Noemi Levy-Aksu

“Osmanlı İstanbulu’nda Asayiş 1879-1909” – Noemi Levy-Aksu Kabadayılar tarihi

(çev. Serra Akyüz, İletişim Yayınları, İstanbul 2017)

Noemi Levy-Aksu’nun bu araştırması aslında İstanbul örneğinde Mutlakiyet (II. Abdülhamid dönemi, 1876-1909) ve Meşrutiyet (1908 sonrası) devirlerinde Osmanlı Devleti’nin asayiş teminini ve başvurulan asayiş unsurlarını ele almaktadır. Tanzimat sonrasında (1839), Yeniçerilerin inzibatı sağlaya geldiği İstanbul’da polislerin, bekçilerin hatta hamalların ve kabadayıların asayişi teminde nasıl rol aldıklarını, Zaptiye teşkilatını ve Polis teşkilatının onun yerine kurulmasını, Sultan Abdülhamid’in ve sonrasında II. Meşrutiyet döneminde güvenlikte hangi adımların atıldığını anlatmaktadır.

Kitabın “Asayişe Mahalleden Bir Bakış” başlıklı üçüncü kısmında, dokuzuncu bölüm “Namus Adamı ile Kiralık Adam Arasında: Kabadayı” başlığını taşımaktadır. Burada “Kabadayıları tanımlamak”, “Kabadayılar ve mahalleleri: Himayenin muğlaklığı”, “Rekabet ve patronaj arasında: Kabadayılar ve devlet”, “’Şövalye’den ‘parazit’e: Bir kent aktörünün meşruiyet kaybı” ara başlıklarıyla kabadayıların ortaya çıkışına, “devletlu kabadayıların” oluşumuna ve sokaklardan saraya dek uzanan etkilerine, sonrasında asayiş problemi olarak ele alınmalarına değinilmektedir.

15. “İstanbul’u Titreten Ünlü Kabadayı Arap Abdo” (roman) – Necmi Onur

“İstanbul’u Titreten Ünlü Kabadayı Arap Abdo” (roman) – Necmi Onur

(Bilge Karınca Yayınları, İstanbul 2014)

“Belgesel roman” alt başlığını taşıyan, gazeteci Necmi Onur’un Halk Yayınevi’nden 1974’te yayımlanan “Arap Abdo” romanı, “Bu roman bir Ulunay eseridir” ifadesiyle başlar. Refii Cevat Ulunay’dan ilhamla yazdığını söylene hatta anlattıklarıyla romanın asıl sahibi olarak gördüğünü ifade eden Onur’un bu romanı, yine eski İstanbul’a ve kabadayılara ışık tutmakta olan bir başka romandır. Onur’un bu romanı sonradan 2013-2014 sezonunda aynı isimle, Ayper Erener Kaskan tarafından oyunlaştırılarak Metin Oyman yönetiminde İzmir Devlet Tiyatrosu’nda sahneye de taşınmıştır. Akışı birebir olmasa da Kadir İnanır’ın başrolünü oynadığı 1975 tarihli “Arap Abdo” filmi de yine Arap Abdullah’ı konu olan kurgusal bir çalışmadır. Necmi Onur’un “Arap Abdo” romanı da elbette kurgusaldır ama satır aralarındaki kişiler, mekânlar, eski toplum yapısıyla ilgili birçok detay mevcuttur.

16. “Esir Şehrin Mahpusu” (roman) – Kemal Tahir

“Esir Şehrin Mahpusu” (roman) – Kemal Tahir

(İthaki Yayınları, İstanbul 2020)

Kemal Tahir’in “Esir Şehrin İnsanları” adlı romanının devamı olan “Esir Şehrin Mahpusu”, 1920’lerde İtilaf kuvvetlerinin işgali altındaki İstanbul’u, işgale karşı kendi imkânlarıyla mücadele eden insanları, onların karşısındaki İtilafçıların işbirlikçilerini, bakış açılarını, eski ve yeni dönemin çatışmasını, insanların hem birbirleriyle hem karşılarındakileriyle bu işgal atmosferinde çatışmalarını başarıyla anlatmaktadır ve bu sefer işgal altındaki şehrin bir hapishanesine, Mehterhane Damı denilen mahpusun ardından 1910’ların sonunda inşa edilerek kullanılmaya başlanan “İstanbul Tevkifhanesi”ne yani “Sultanahmet Cezaevi”ne mercek tutmaktadır. Bu iki roman sonradan 2003’te TRT’de 8 bölümlük bir mini dizi olarak da (bazı değişikliklerle) uyarlanmıştır.

Peki neden “Esir Şehrin Mahpusu”nu öneriyorum? Bu kitap eski cezaevi argosunu, dönemin külhanilerini, suç hikâyelerini, eski İstanbul sokaklarının karanlık çehrelerini, hapishanedeki yaşayışlarını tüm çıplaklığıyla okura göstermektedir. Osmanlı döneminin külhanbeyi ve mahpushane argosunun, eski tabirlerin diyaloglarda sıkça kullanılması hasebiyle kabadayılar tarihi üzerine okuma yapacaksanız kesinlikle tavsiye ettiğim bir eser.

17. “Ankara Kabadayıları” – Halil Soyuer

“Ankara Kabadayıları” – Halil Soyuer Kabadayılar tarihi

(Pencere Yayınları, İstanbul 2015)

İstanbul misali Ankara’nın de kendine has bir kabadayılar tarihi ve kabadayılık altkültürü mevcuttur. Bu kitapta “efe” denilen ve “seymenlik” çerçevesinde Ankara folkloruyla bütünleşmiş kabadayıların yanı sıra, Cumhuriyet döneminde de bu altkültürün devamı olarak 1920’lerle 1970’ler arasında yaşamış kabadayıların tek tek yaşam öyküleri yer almaktadır. Kitabın yazarı Halil Soyuer hem uzun yıllar polis-adliye muhabirliği yaptığından hem de hastane yapılmadan önce kabadayılarıyla ünlü Ankara semtlerinden olan Hacettepe’de yıllarca oturduğundan çalışmanın kıymeti anlaşılacaktır.

Kitabın bölüm başlıkları şöyle:

  • “Ankara’da Kabadayılık-Efelik”
  • “Kalburcu Hüseyin Ağa-Yağcıoğlu Fehmi Ağa”
  • “Çıtak’ın Ahmet Ağa”
  • “Kör Behçet”
  • “Yiğitlerin Harman Olduğu Mahalle (Hacettepe”
  • “Hacettepeli Kör İsmail-Keş İsmail”
  • “İsmetpaşalı Laz Osman”
  • “Başçavuş Mustafa”
  • “Aile Bahçeli Boşnak Muharrem ‘Dedo’”
  • “Boşnak Selim (Berber Selim)”
  • “Katmanlı Altıntaş Mustafa”
  • “Arnavut Abidin ‘Kör’”
  • “Arnavut Rıza (Tahta Bacak)”
  • “Kayserili Şaban”
  • “Jandarma Kemal”
  • “Niğdeli Mustafa”
  • “Oğul Hüsnü (Bayburtlu)”
  • “Hacettepeli Sarı Veli”
  • “Hacettepeli Kabadayı Mehmet”
  • “Kürt Cemali ‘Cemali Coşar’”, Sarı Vahit (Bayburtlu)”
  • “Sivaslı Cumali”
  • “Hacettepeli Orle İhsan”
  • “Kızılcahamamlı Rıza ‘Karataş Rıza’”
  • “Atıfbeyli Kürt Yusuf ‘Yusufhan’”
  • “Yenidoğanlı Ali Çavuş”
  • “Atıfbeyli Boz Ziya”
  • “Kürt İrfan”
  • “Atıfbeyli Binali”
  • “Atıfbeyli Yaşar (Altınışık)”
  • “Yusuf Kepekli”

18. “Abdullah Dayı: Azrail’in Öbür Adı-Antep Canavarı” – Turhan Temuçin

“Abdullah Dayı: Azrail’in Öbür Adı-Antep Canavarı” – Turhan Temuçin Kabadayılar tarihi

(Destek Yayınları, İstanbul 2010)

Dr. Turhan Temuçin, yukarıda bahsettiğim kabadayılarıyla ünlü eski Ankara mahallesi Hacettepe’de yaşamış, sonrasında bir vesileyle tanıştığı Abullah Palaz’la, bir dönemin gazetelerinde “Antep Canavarı” olarak anılan bu ünlü kabadayıyla birkaç kez görüşüp ses kayıtlarını alarak kitaplaştırmış. Kendi ifadesiyle 4 kez idam cezası alan, 740 yıl hapis kesilen, 48 yıl 38 ayrı cezaevinde hapis yatan, “Ben Abdullah Dayı’yım, baba değilim!” diyen, bilinen 43 cinayeti ve 250’nin üzerinde yaralama vukuatı olan, Ankara’da 1991 yılında 68 yaşındayken yaşamını yitiren Abullah Palaz’ın gözünden bir dönemin hapishaneleri, kabadayıları, vakaları, kabadayıların bakış açıları ve çatışmaları doğrudan görülebilmektedir.

Kitabın bölüm başlıkları şöyle:

  • “Sonun Başlangıcı”
  • “Ölüm Akıbettir”
  • “Adım Abdullah Palaz”
  • “Ali Ağa”
  • “Bu Benim Koç Oğlum”
  • “Dul Kadın”
  • “Gaziantep Cezaevi (II)”
  • “Konya Cezaevi”
  • “Afyon Cezaevi”
  • “Bursa Cezaevi”
  • “İzmir Cezaevi”
  • “Asker Abdullah Palaz”
  • “Dışarıda Yaşam”
  • “Antep Cezaevi (III)”
  • “Konya Cezaevi (II)”
  • “Ankara Cezaevi ve Firar”
  • “Dağlarda”
  • “Firar (II)”
  • “Ankara Cezaevi (II)”
  • “İstanbul Cezaevi”
  • “Konya Cezaevi (IV)”
  • “Sinop Cezaevi”
  • “Zonguldak Cezaevi”
  • “Sivas Cezaevi”
  • “Alim! Alim! Oğlum!”
  • “Edirne Cezaevi”
  • “Tekirdağ Canavarı”
  • “Sinop Cezaevi”
  • “Ankara Cezaevi (III)”
  • “Samsun’a Dair”
  • “Ordu Cezaevi”
  • “İnsanlar Kötü Olmasa Ben Cinayet İşler miydim?”

19. “Türkiye’nin Mafyası” – Frank Bovenker ve Yücel Yeşilgöz

“Türkiye’nin Mafyası” – Frank Bovenker ve Yücel Yeşilgöz Kabadayılar tarihi

(çev. Nurten Aykanat ve Haluk Tuna, İletişim Yayınları, İstanbul 2000)

Bu çalışma, kabadayılar döneminin ve 1950’lerden itibaren daha organize yapıların bu altkültürü birçok açıdan dönüşüme uğratmasının, ülkemizdeki mafya tipi örgütlenmelerin tarihçesini ortaya koymasının yanında, 1998’de Osmanlı dönemindeki kabadayılara, bunların Selçuklulara dek uzanan Ayyar adı verilen feta örgütlenmeleriyle benzer kültür havzasında yetişmesine değinmesiyle dikkat çekicidir. Roger A. Deal’in 2000 tarihli “The Kabadayis of Istanbul” ve Murat Çulcu’nun 2001’de ilk baskısını yapan “Her Sakaldan Bir Kıl-Türkiye’de Maffia’laşmanın Kökenleri-II” adlı çalışmaları düşünüldüğünde bu kitap da kabadayılarla ilgili ilk akademik çalışmalardandır.

Tabii bazı bilgilerin taraflı okunması da söz konusudur bu kitapta. Mesela Hrisantos’la ilgili kısımda, çoğu Türk yazarın kendisini Rum külhani olduğu için kabadayılar arasında zikretmediğini yazmaktadır. Aslında bu yazarlardan ziyade eski İstanbul ahalisinde, genelde Tatavlalı Rum kabadayılarına atfedilen karmanyolacılık ve kasa hırsızlığı gibi mefhumlardan hareketle yerleştiğini görebileceğimiz bir tavırdır, dönemi çocukluğunda, gençliğinde yaşadıkları sokakların ağzını ve alışkanlığını yansıtmaktan kaynaklanmaktadır. Bu çalışmada özetle eskinin kabadayılarının organize suç örgütleri ve ağları karşısında kaybolmaya yüz tutup maffios örgütlenmelerin ön plana çıktığı 20’nci yüzyıl yeraltı âlemi, narkotik suçlarla organize suç örgütlerinin ilişkisi ve tarihçesi bağlamında irdelenmektedir. Meraklısı için belirtmeli ki; Murat Çulcu’nun 1998’de Kastaş Yayınları’ndan çıkan “Mafia Üzerine Notlar” adlı kitabı da uluslararası kaçakçılık ve özellikle narkotik suçların Türkiye’deki yeraltı âlemini nasıl dönüştürdüğü ele alınmaktadır.

Kitabın kabadayılarla ilgili “Kent Şövalyeleri ve İsyancılar” başlığı altındaki bölümlerinin ismi şöyle:

  • “İsyanlar ve İsyancılar”
  • “Sosyal Haydutlar mı, Ezenler mi?”
  • “Selçuklu ve Osmanlı Devletlerinde İlk Suç Grupları”
  • “Osmanlı Devleti”
  • “Kentlerde İsyanlar”
  • “Eşkıyaların ve Kabadayıların Dünyası”
  • “İki Portre: Chrisantos (Hrisantos) ve Arap Abdullah”
  • “Chrisantos, İstanbul polisinin korkulu rüyası”
  • “Arap Abdullah ve Racon”
  • “Dağlardaki Efeler” ve sonraki bölümde “Modern Babalar ve Örgütleri” başlığı altında; “50’liYıllar ve Kabadayıların Dirilişi”
  • “Hasan Heybetli: Son kent şövalyesi”
  • “Kaçakçılık Geleneği”
  • “Savaş Sonrası Baba Tipi”

20. “Abi: Kabadayılar, Mafya ve Derin Devlet” – Doğan Yurdakul

“Abi: Kabadayılar, Mafya ve Derin Devlet” – Doğan Yurdakul

(Pozitif Yayınları, İstanbul 2007)

Doğan Yurdakul’un, Türkiye’de 1950’lerden itibaren kabadayılık altkültürünün mahalle koruyucusu mahiyetinden sıyrılıp daha organize yapılanmalara yerini bırakması mefhumunu, bir kabadayının yaşadıkları üzerinden, Trabzon Sürmeneli Dündar Kılıç’ın (1935-1999) yaşam öyküsünü merkeze alarak anlattığı bu çalışması, kabadayılar tarihinin son evreleri hakkında kıymetli bir eserdir.

Çalışmanın ilk bölümleri bahsettiğim dönüşümleri doğrudan konu almaktadır. İlgili konu başlıkları (Dündar Kılıç’ın yaşam öyküsünün 1930’larla 1970’ler arası kısmı) şöyledir:

  • “Göç”
  • “Karadeniz, Göç ve Kabadayılık”
  • “’Bizim Sürmene’nin Bıçakları İyi Olur’”
  • “Kuştüyü Yatak ve Porselen Fincanlar”
  • “Ekmek Karneyle”
  • “Racon”
  • “Racon Kesmenin Kuşaklar Boyu Evrimi”
  • “Klhanbeyi, Kabadayı, Mafya Babası”
  • “’Kabadayılar Halkın Bağrından Kopmuştur’”
  • “Ne Zenginden Ne de Fakire”
  • “Tulumbacılar, Seymenler, Kabadayılar”
  • “Bentderesi”
  • “Stajyer Kabadayı”
  • “Yedi Yıl Saklanan İntikam”
  • “Paçacının Kemik Sıyırma Bıçağı”
  • “’Olayların Akışı’”
  • “Pratik Ceza Hukuku Dersleri”
  • “Okulu Cezaevleriydi”
  • “Bitirimhane”
  • “Sarı Veli’nin Ölümü”
  • “Gemilerde Çaycılık”
  • “’Kulüp İşi Kolektif Bir Olaydır’”
  • “Kürt Cemali Cinayeti”
  • “’Yere Düşmekle Cevher Sakıt Olmaz Kadrü Kıymetten’”
  • “Dündar Kılıç Baba Oluyor”
  • “Mahallenin Namusu”
  • “Hergele Meydanında Cinayet”
  • “Tanıklar Anlatıyor”
  • “’Kana Kan İsteriz’”
  • “Keşanlı Ali Destanı”
  • “’Bizi Öldüreni Ankara’ya Vali Yaparlardı’”
  • “’Cezaevinde Hasmı Olan Başkaca Hasım Edinmek İstemez’”
  • “’Öldürmekten Beter Ettim’”
  • “’Ben En Büyük Olacağım’”
  • “Mehmet Kabadayı’nın Ölümü”
  • “’İstanbul’un Taşı Toprağı Altın”
  • “CV’si Sağlamdı!”
  • “Kabadayı Âleminde Kürt-Laz Dayanışması”
  • “İstanbul Parsel Parsel”
  • “Kanlı Takip”
  • “’Yaşadığın Her Günü Fazladan Say’”
  • “’Adamı Biz Vururuz’”
  • “Esrarengiz Müşteri”
  • “Karşılıklı Etkileşim”
  • “Yaşamından Kesitler Beyaz Perdede”
  • “Adliyede Çatışma”
  • “Çekirge Kuralına İstisna”
  • “Ünlü Hilton’u ‘Basma’ Olayı”
  • “Bitirimhaneden Kumarhaneye”
  • “Ailenin Yeni Göçü”.

BONUS: 21. Ustura Kemal (çizgi roman) – Haldun Sevel

Ustura Kemal (çizgi roman) – Haldun Sevel

(muhtelif yayınevleri ve tarihlerde)

Dolaylı olarak bir kere sinemaya, doğrudan iki kere diziye uyarlanan (1996, 2012) ve “kabadayı çizgi romanı” denildiğinde akla ilk gelen isim olan, Haldun Sevel’in meşhur kahramanı “Ustura Kemal”, işgal yıllarını yaşamış ve kabadayılık altkültürü ile temasları olmuş kişilerin Sevel’e aktardığı hatıralar ile Ulunay’ın “Sayılı Fırtınalar” adlı eseri başta olmak üzere belli başlı hatıratların, şehrin folklor malzemesinin ilhamıyla hayat bulmuştur.

Ustura Kemal karakteri 1970’lerden 2010’lara, farklı albümlerde ve gazetelerde, kabadayılık tarihin dönüşümlerini de birebir yansıtmaktadır. İlk maceralarında kendi çıkarı ve namını korumak için mücadele eden bir kabadayıyken, kendi hesabına işlere girerken sonradan namus ve şerefi için mücadele eder. Devam eden maceralarında da ülkesi için kavga vermeye başlamış, neticede siyasete dâhil olmuştur. Ustura Kemal, “paşa”lığa yükseltilmediği gibi çeteleşme yoluna da gitmemiş, karakter bunları yozlaşma olarak görerek eleştirmiş, karşısında durmuştur. “İstanbul kabadayısı” olarak temsil ettiği değerlerin ve varlık sebebini dönüşünce bir anlamının kalmayacağını hareketleriyle, tavrıyla belli eder. Bir anlamda kabadayılığın tarihsel dönüşümüne karşı örfi-mahalli çevreden kaynaklanan bir eleştiri mahiyeti taşıdığı da söylenebilir. Farklı yayınevlerinden, farklı tarihlerde çıkan albümleri okunabilir.

Kitap Yayınevi’nden 2018’de çıkan “Bir Kabadayının Anatomisi: Ustura Kemal” adlı makalemden alıntılarla onun maceralarının seyrini şöyle özetleyebilirim: “

“… İlk maceralarda kavga ve serüvenler ön plandadır, ancak yıllar içerisinde Ustura Kemal siyasileşecek, Kuvva-i Milliye için bileğini kullanmaya başlayacaktır. Mahallesine dadanmaya çalışanlarla yahut “kendisine iş olanlarla” kapışmakla almayacak, İtilaf kuvvetleriyle, işgalcilere çalışan işbirlikçilerle de çarpışmaya başlayacaktır. …Ustura Kemal’in tefrika maceralarının yanı sıra tek maceralık albümleri de neşredilmiştir. Ağır Hasan isimli gerçekten yaşamış bir Üsküdar kabadayısının yer aldığı macera önce “Şeref Sözü” ismiyle tefrika olur, daha sonra “Yiğidi Bıçak Kesmez” adıyla albüm şeklinde yayımlanır. Sonradan sonraya Ustura Kemal giderek dönemin siyasi olaylarının içine karışacak, işgalcilere karşı savaşacaktır. “Ustura Kemal-İşgal İstanbul’unda İsimsiz Kahramanlar” adlı albümde ve “Son Karakol”da Mütareke Dönemi’nin (1918-1923) İstanbul’undaki silah ve adam kaçırma harekâtları, İngiliz casusları, işgalcilerle işbirliği yapan rakip kabadayılar görülür. Ustura Kemal yapılan haksızlıkları görerek ve haysiyetine yediremediği için siyasi olaylarla karışır. Ancak “Karanlığa Sıkılan Kurşun”da ise dönem olarak Mütareke Yılları’ndan eskiye tarihlense de (1909-1913 yılları arasındadır) Ustura Kemal tamamen siyasetin içinde görünmektedir. Bunun nedeni diğer albümlere göre en son hazırlananı olması ve Ustura Kemal’in giderek siyasi olaylarla yakınlaşan serüven grafiğinde, Sevel’in politik meselelere bir adım daha yaklaşmasıdır. Yine de bu siyaset içinde bulunma hali salt politik olmaktan kaynaklanmamaktadır, Ustura Kemal’i Kuvvacılara, İttihatçılara yakınlaştıran şey ülkesi için duyduğu kaygı ve karşılaştığı haksızlıklara kayıtsız kalamama çabasıdır. Sevel aslında karakteri bu yönde ilerleterek bir anlamda kabadayıların semt koruyucusu olmaktan çıkmaya başlayıp siyasi otoritelerle ve daha organize girişimlerle bağlantılı olmalarına da işaret etmiş gibidir. Yukarıda da bahsi geçen kabadayılığın dönüşümü meselesine bakıldığında bu gelişim ve değişim daha iyi anlaşılabilmektedir. … Sevel’in yine kabadayılığın dönüşümüne yaptığı bir diğer vurgu, Ustura Kemal’in hareket motivasyonudur. Kabadayılık tarihine bakıldığında ilk dönemler zorba, baldırı çıplak olarak adlandırılan ve çeşitli gailelerle, insanlara zararlarıyla anılan kimseler olarak görülürken, mahalle ve semt kültürünün ön plana çıkmasıyla artık daha kabul gören ve meşrutiyetlerini buradan alan kişiler söz konusudur. Yani ilk dönemlerdeki avanta, yağma, talan, vurgun arayışı, sonrasında haraç vs. olarak varlığını sürdürse de bu fakirlere yardım için, mahalleyi korumak için vb. bir vasıta haline gelmiştir. Ustura Kemal maceralarında da bu yönde bir gelişim çizgisi vardır. Kemal ilk maceralarda kadınlar, kaçakçılık yahut namını korumak için mücadele vermektedir. Sonradan sonraya hareket motivasyonu namus ve şeref meseleleri en son da memleket meseleleri ve ülkenin hasiyeti olmuştur. Kabadayılığın dönüşümünde gözlemlenebilen hareket motivasyonları doğrultusuna Ustura Kemal maceralarını bu şekilde okumak mümkündür.”

Sizler de kabadayılar tarihi ve kabadayılık hakkındaki bildiklerinizi Kayıp Rıhtım Forum üzerinden bizlerle paylaşabilirsiniz. Daha fazlası için Mehmet Berk Yaltırık’ın hazırladığı Kabadayılar Tarihi adlı video serisine buradan ulaşabilirsiniz.


Kapak Görseli: Emrah Elmaslı

Oyla!

Mehmet Berk Yaltırık

Tarihçi ve yazarım. Tarihi korku hikâyeleri yazıyorum. Çeşitli internet sitesi ve fanzinlerde, çeşitli inceleme yazıları ve hikâyelerim yayınlandı. “Anadolu Korku Öyküleri-2”, “Gio Ödülleri 2013 Seçilmiş Öyküler”, “Güçoburlar” ve “Seyfettin Efendi ve Esrarengiz Hikâyeleri-1” çalışmalarında yer aldım. “Türk Kültüründe Hortlak-Cadı İnanışları“ adlı bir akademik makalem de mevcut.

6 Yorum BULUNUYOR


  1. Avatar for azizhayri azizhayri dedi ki:

    Ben İzmirliyim. İzmirin -İzmiri yakınen tanıyanların bildiği- Eşrefpaşa semtindenim. O zamanki tanımlamalarla yumurta topuk ayakkabıların arkasına basılarak giyildiği, elde tespihle dolaşıldığı -ki o zamanlar şimdileri olduğu gibi çoluk çocuk elde tespih dolaşmazmış sadece hak edenler elinde taşırlarmış- ceket omuzda gezenlerin çokça olduğu bir yerden söz ediyorum. Eminim ki Eşrefpaşa’nın namı belli bir kültürü tanıtırken yayınladığınız o kitaplarda geçiyordur. İyi bir çalışma olmuş.

  2. Avatar for erce erce dedi ki:

    Sayılı Fırtınalar efsane güzel bir kitap, okumuştum.
    @Arqonquin → Yemin ederim utandım kendimden. Lütfen bırak peşimi :frowning: Umarım bugün bana sövmemişsindir.

  3. Avatar for Son_Gulyabani Son_Gulyabani dedi ki:

    Eşrefpaşa meşhurdur :slight_smile: Tek bir kaynak yok ama dağınık şekilde farklı hatıralarda bahsi geçiyor. Burada yer veremedim -genel bir liste olduğu için- , Bursa, Edirne, Malatya, Sivas ve Diyarbakır kabadayılarından dağınık veya tek bir başlık altında bahseden kitaplar da var. Keşke yerel yazalar daha çok yazsa.

  4. Avatar for azizhayri azizhayri dedi ki:

    “Keşke yerel yazarlar daha çok yazsa.” Keşke

  5. Avatar for erdo erdo dedi ki:

    Çimentepeliyim. Her zaman da övünmüşümdür bununla. Rahmetli dedem Behlül’den yumurta topuk ayakkabı alıp üzerine basarak gezerdi. Keşke şimdi de eski görkemli günlerinde olsa oralar.
    Listede hani nerede diye gezerken en altta yakaladım rahmetli Doğan Yurdakul’un “Abi” kitabını. Seneler önce okumuştum. Elimdeki kitap bitince tekrar okuma isteği doğurdu bende.

    @Son_Gulyabani bu güzel çalışma için çok teşekkürler.

Söyleyeceklerin mi var? Kayıp Rıhtım Forum'a gel ve sen de yorum yap!

1 cevap daha var.

Rick and Morty 5. Sezon Fragmanı - Yayın Tarihi

Rick and Morty 5. Sezon Fragmanı ve Yayın Tarihi Geldi

George RR Martin Sibel Kekilli İstanbul Sözleşmesi

George RR Martin, Sibel Kekilli’nin İşaret Ettiği Türkiye’de Kadına Şiddet Konusuna Değindi