in ,

Frankenstein’ın Yazarı Mary Shelley Hakkında Az Bilinen 8 Gerçek

Mary Shelley hayatı ve eserleri ile edebiyat dünyasına adını yazdırmış isimlerden. Frankenstein’ın yaratıcısı hakkında, az bilinen gerçekleri bir araya getiriyoruz.

Mary Shelley hayatı eserleri hakkinda bilgi

Mary Shelley hayatı ve eserleri ile asla unutulmayacak yazarlar arasında. Bilimkurgu türünün ilk örneklerinden sayılan Frankenstein kitabı başta olmak üzere, İngiliz yazar hakkında konuşulması gereken çok başlık var.

Mary Shelley, ünlü klasiği Frankenstein başta olmak üzere imza attığı eserler kadar tuhaf ve dramatik bir yaşamı gerisinde bıraktı. Edebiyatından eksik olmayan insanoğlunun korkuları teması eserlerinde kendisine oldukça canlı bir şekilde yer buldu.

Edebiyat dünyasının bir kısmı onu belki de yalnızca Frankenstein kitabının yazarı olarak bilse de, yaşamında bundan daha fazlası var. İşte Mary Shelley hakkında belki de bilmediğiniz bazı gerçekler.

Mary Shelley Hakkında 8 Gerçek

1. Mary Shelley “Frankenstein” Eserini 18 Yaşında Yazdı

Mary Shelley ikonik Frankenstein kitabını henüz 18 yaşındayken yazdı. Romanın bugün sahip olduğu ününün aksine ilk basıldığında eleştirmenlerden oldukça kötü yorumlar almıştı. Hatta zamanın eleştirmenlerinden John Wilson Croker 1818 yılında Frankenstein hakkında şunları söyledi:

“Anlatmak istediği şey, davranış ya da etik anlamda hiçbir şey vadetmeyen bir eser. Okurun damak tadı geri döndürülemez bir şekilde bozulmadığı sürece onu tatmin etmeyecek bir kitap.”

Mary Shelley frankenstein

Bütün olumsuz eleştirilere rağmen Shelley’nin eseri gotik korku severler arasında hızla yaygınlaştı ve klasikler arasında yer aldı.

2. Mary Shelley “Frankenstein” Kitabını Yazsız Yıl Olarak Anılan Dönemde Kaleme Aldı

1815 yılında, Endonezya’da bulunan Tambora Yanardağı’nın patlamasıyla 1816 yılında dünyanın bazı bölgelerinde yaz mevsimi neredeyse hiç yaşanmadı. Öyle ki yazın bazı günlerinde kar yağışı bile gözlemlendi.

Mary Godwin ile eşi Pery Shelley, kötü hava koşullarından uzaklaşmak için İsviçre’nin Cenevre kentine doğru yolculuğa çıkmıştı. Bu yolculuk sırasında ikili Lord Byron ve doktoru John Polidori ile karşılaştı. British Library’nin aktardığına göre yaz aylarının karanlık günlerini yaşamın nasıl yaratıldığına dair felsefi sohbetlerle geçirdiler.

Tambora yanardağı

Bir gün Lord Byron’ın hayalet hikâyeleri yazmaları fikri üzerine evdeki herkes farklı bir öykü kaleme aldı. Frankenstein kitabının önsözünde Mary Shelley kendi hikâyesini nasıl kaleme aldığını şöyle anlatıyor:

“Bense bir hikâye düşünmeye başladım; bizi bu işe teşvik edenlere emsal olacak bir hikâye. Tabiatımızın gizemli korkularına seslenecek, dehşetten insanın nefesini kesecek bir hikâye; Öyle bir hikâye ki okur çevresine bakmaktan ürksün, kanı donsun, kalp atışları hızlansın. Bunları başaramadığım takdirde hayalet hikâyem adına layık olamayacaktı.”*

*Frankenstein ya da Modern Prometheus VIII. Baskı, İthaki Yayınları, Çeviri: Yiğit Yavuz

Oldukça yağışlı ve güneşsiz yaz aylarında, daha sonrasında yıllar boyu okunacak bir hayalet hikâyesi böylece kaleme alınmış oldu. Üstelik bu etkinlik sırasında yazılan bir başka önemli eser daha vardı. Polidori aynı süreçte bir başka kültü, The Vampyre romanını kaleme almıştı.

3. Mary Shelley, Kült Romanı için İlhamı Bir Rüyasından Almıştı

Cenevre’de kaldıkları villada şiir ve farklı fikirlerle dolu geçen günlerde Shelley’nin gördüğü bir rüya Frankenstein kitabının temelini oluşturuyor. Romanın önsözünde gördüğü korkunç rüyadan bahseden yazar, kitabının başkahramanını o dehşet verici anda nasıl gördüğünü anlatıyor.

“Uyur, fakat uyanır, gözlerini açar. İşte, bakın: Korkunç şey yatağının başında duruyor; perdeleri aralanmış, sarı, ıslak fakat sorgulayıcı gözlerle onu izliyor.”*

Mary Shelley hayatı eserleri hakkinda

Rüyasından uyanınca Shelley sonunda uzun zamandır yazamadığı hayalet hikâyesini kaleme alıyor.

“Buldum! Beni dehşete düşüren şey, başkalarını da dehşete düşürecektir; gece yarısı bana musallat olan görüntüyü betimlemem yeterli.”*

*Frankenstein ya da Modern Prometheus VIII. Baskı, İthaki Yayınları, Çeviri: Yiğit Yavuz

4. Frankenstein Bilimkurgu Türünün İlk Örnekleri Arasında Kabul Ediliyor

Temelinde bir bilim insanının galvanizm kullanarak kendisine yeni bir yaşam yaratmasını konu alan gotik korku hikâyesi, geniş çapta okura erişince Mary Shelley’nin bu eseri bilimkurgunun ilkleri arasındaki yerini aldı.

Oxford Dictionary of National Biography’de yer alan ifadelere göre Frankenstein, “Romantik zaman diliminin en çok bilinen kurgu eseri,” olarak nitelendiriliyor. Bununla birlikte birçok okuru için tartışma konusu olsa da hikâye anlatıcılığı tarihinin en eski bilimkurgu eseri olarak görülüyor

5. Mary Shelley Frankenstein’ı Anonim Olarak Yayımlamak Zorunda Kaldı

Frankenstein kitabı ilk yayımlandığı dönemde Mary Shelley ismi kapakta yer almamıştı. Dolayısıyla kitabın ilk baskısında yazar anonim olarak kabul edildi. Hatta bir süre boyunca okurlar kitabın önsöz kısmını Percy Shelley’nin kaleme almasından dolayı kitabın yazarlığını da onun yaptığını düşündü.

Frankenstein 1818

The Seattle Times’ın haberine göre Mary Shelley’nin adı ancak Frankenstein’ın 1823 yılında yaptığı ikinci baskıda yazar olarak kapakta yer alabilmişti. İşin en ilginç yanı ise kitabın yazarının eserden hiç para kazanmamış olmasıydı.

6. Mary Shelley’nin Eşi Percy Shelley’nin Taşlaşmış Kalbini Sakladığı İddia Ediliyor

Gotik edebiyat yazarı hakkında ortaya atılan en büyük iddia ise kocasının kalbini her daim yanında taşıdığıydı. The New York Times’ın aktardığına göre Percy Shelley genç yaşta boğularak öldükten sonra vücudu yakılmış fakat küllerin arasında Shelley’nin yanmamış ve taşlaşmış kalbi kalmıştı.

Mary eşinin kalbini alıp hiçbir zaman yanından ayırmamıştı. Söylentilere göre ölü kocasının kalbi Mary Shelley’nin yazı masasında, son kitabını kaleme alınırken bulunmuştur.

7. Mary Shelley’nin Annesi Bir Feministti

Her ne kadar Shelley doğumundan kısa bir süre sonra hayatını kaybeden annesi Mary Wollstonecraft’ı tanıyamasa da, annesinin kişiliği üzerinde büyük bir etki yarattığı görülüyor. Mary Wollstonecraft zamanının önemli yazarlarından ve kadın hakları konusunda ciddi adımlar atmış bir isim. A Vindication of the Rights of Woman kitabında kadınların toplum içinde eşit haklara ve eğitime sahip olması gerektiğini kaleme almış ve bu fikirleri dönemin şartlarında başarılı bir şekilde savunmuştu.

Mary Shelley yazar

Dolayısıyla oldukça entelektüel bir aileden gelen Mary Shelley’nin yazarlık becerileri Frankenstein kitabında etkisini gösteriyor olabilir.

8. Mary Shelley’nin Az Bilinen Diğer Eserleri

Frankenstein ile adını çok geniş kitlelere duyurmayı başarsa da Shelley’nin kaleme aldığı tek eser bu kitap değil. 1823 yılında yayımlanan ve tarihi kurgu türündeki Valperga eseri Castruccio Castracani’nin, Euthanasia tarafından yönetilen bir ülkeyi işgal etmesini konu alıyor.

1826 yılında yazdığı The Last Man ise insanlığı dünyadan silen bir hastalık sonrası yaşananları anlatan kıyamet sonrası bir bilimkurgu eser olarak okurların karşısına çıkıyor. Shelley’nin 1835 yılında kaleme aldığı Lodore ise toplumun ve ailenin içinde kadının yerini sorgulayan, daha önce kaleme aldıklarından daha farklı bir roman olarak görülüyor.

Siz Mary Shelley hakkında ne düşünüyorsunuz? Fikirlerinizi Kayıp Rıhtım Forum üzerinden bizimle paylaşabilirsiniz.

Kaynak: Book Riot

Oğuzhan Açıkalın

Gedikli bir çizgi roman geek’i olmasam da beyaz sayfalara doluşmuş renkli resimleri her zaman ilgiyle takip ettim. Çünkü resimlerin ve kelimelerin bizi olduğumuzdan daha iyi bir yere taşıyacağına inanıyorum. Kısa kısa hikâyeler yazıyorum, edebiyatın her türlüsüne ilgi duysam da bilimkurgu konusunda kendimi geliştirmeye çalışıyorum.

John Carpenter Dead Space filmi yapmak istiyor

Korku Türünün Usta Yönetmeni John Carpenter, “Dead Space” Oyununu Filme Uyarlamak İstiyor

Harrison Ford Captain America 4 Marvel

Harrison Ford Marvel Evreni’ne Katılıyor: Yıldız Aktör, Yeni “Captain America” Filminde Oynayacak