e-Dergilere Sorduk: Çevrimiçi Dergiciliğin Dünü, Bugünü, Yarını

Yayıncılık dünyamızdaki tatsız gidişat sürüyor. Kimi matbu yayınlar kapanmak zorunda kalırken e-dergiler yollarına emin adımlarla devam ediyor. Biz de bu yayınlarla birlikte e-derginin dünü, bugünü ve yarını üzerine kapsamlı bir soruşturma hazırladık.

Ülkemizde yayıncılık alışık olduğu zor virajlardan birisini daha almak üzere. Kâğıt ve baskı maliyetlerinin giderek artması, dağıtım sorunları, KDV zamları derken işler giderek sarpa sarıyor. Neyse ki bugün aldığımız KDV muafiyeti haberiyle az da olsa rahat bir nefes aldık. Bununla birlikte gelecek günlerin bizlere ve yayın sektörüne neler getireceği hâlâ belirsiz. Biz de bu tuhaf günlerde mikrofonlarımızı e-dergilere uzattık. Geçmişe göre e-derginin şu anki değeri, kapanan yayınlar, e-yayınların ücretli olabilme hakkı, matbu ve elektronik yayınların geleceğimizdeki yeri üzerine dolu dolu bir söyleşi dizisi gerçekleştirdik.

1998’den beri yayında olan Türkiye’nin ilk e-dergisi altZine, Türkiye’nin ilk polisiye temalı e-dergisi olan Dedektif e-DergiHayal’et Resimli Mecmua, Lemur Dergi ve Yerli Bilimkurgu Yükseliyor dergilerine yanıtları için teşekkür ediyoruz.

Dergileri adına sorularımızı yanıtlama inceliği gösteren isimler şöyle: Su Başbuğu, Özge Calafato, Tuğba Çelik, Hande Ortaç, Engin Türkgeldi ve Mevsim Yenice (altZine yayın kurulu), Gencoy Sümer (Dedektif e-dergi kurucusu), Mehmet Kaan Sevinç (Hayal’et Resimli Mecmua kurucusu), Arda Özgüven (Lemur Dergi kurucusu) ve Sezai Özden (Yerli Bilimkurgu Yükseliyor site ve dergi kurucusu).

Sözü uzatmadan sizleri “Çevimiçi Dergiciliğin Dünü, Bugünü, Yarını” soruşturmamıza davet ediyoruz.


1- Bize kısaca yayınınız hakkında bilgi verebilir misiniz? Ne zamandan beri ve hangi periyotla çıkıyor, neyi hedefliyor, ne üzerine…

altZine: altZine, 1998’den beri internet üzerinden yayın yapan, Türkiye’nin ilk edebiyat dergisi. 15 yılı aşkın süre boyunca altZine.net, 292 yazarın 464 özgün metniyle güncellenen bir platform olmayı başardı. 21 Mart 2015 tarihi itibariyle altZine, farklılaşan ihtiyaçlar doğrultusunda şekil ve içerik olarak değişti.

Tematik bir dergi olma özelliğini koruyan yeni altZine, biçim olarak daha erişilebilir, içerik olarak farklı disiplinlerden doyurucu çalışmaların birbirini tamamladığı, kavramsal bir çerçeve içinde buluşabildiği bir yapıya kavuşuyor. Bir yıl boyunca 4 sayı olarak yayımlanacak olan altZine Edebiyat ve Kültür Dergisi, yılın başında belirlenecek olan bir tema etrafında şekilleniyor. Bu 4 sayı, temayı 4 farklı açıdan irdeleyecek. Her şey çok hızlı akıyor dedik ya, buna karşı durmanın da bir marifet olduğuna inanıyoruz. Bir yılı tek bir konu üstüne düşünüp didiklemek de; zamanın, teknolojinin, tüketim kültürünün anlık, geçici ve akışkan yapısına bir nebze de olsa direnmemizi sağlayacak. 4 farklı editör grubunun elinden çıkacak 4 farklı sayı, yılın teması üstüne derinlemesine düşünmemizi sağlayacak. Yıl içinde 4 sayı olunca yayın tarihlerimizi de mevsim dönümlerine denk getirmek istedik. 21 Mart, 21 Haziran, 23 Eylül ve 21 Aralık tarihlerinde yeni sayılarımızı yayımlayarak, başlayan mevsimin tazeleyici ve dönüştürücü gücünden faydalanmak istiyoruz.

Dedektif e-Dergi: 2016 yılının aralık ayında yayınlamaya başladığımız Dedektif, iki aylık periyotlar hâlinde çıkan, edebiyat ağırlıklı bir polisiye kültür dergisidir. Dergimizin hedefi, polisiyenin sesini daha geniş kitlelere duyurmak, onu sevdirmek; polisiyeseverlerin yeni eserlerle ve yazarlarla tanışmalarını, en azından haberdar olmalarını sağlamaktır.

Hayal’et Resimli Mecmua: Hayal’et Resimli Mecmua 2017 Mart ayında yayına başladı… Başlangıçta aylık periyotlar halinde okuyucularımızla buluşuyorduk… Devamında elde olmayan bazı nedenlerden dolayı aylık yayın periyodumuzda aksamalar yaşandı… Malum, gittikçe artan ekonomik koşullar nedeniyle geçim gailesi ön plana çıktı ve üretmekten çok keyif aldığımız yazı çizi işlerimizi ikinci plana itmek zorunda kaldık…

Hayal’et Resimli Mecmua ilk başlarda “Hayal Gücü Tetikleyicisi” ilkesi ile yola çıktı ama ülkemizde gittikçe artan şiddet olaylarından dolayı ‘tetikleyicisi’ lafından rahatsız olduk ve Hayal’et Resimli Mecmua olarak değiştirdik.

Her şey hayal etmekle başlar…

Öyle aman aman yüce, ulaşılmaz hedeflerimiz filan yok… Biz yazıp çizmekten keyif alan, mutlu olan bir avuç kişiyiz… Farklı farklı işlerde uzman olan arkadaşlarımız asıl işlerinin yanı sıra öykü, tefrika, araştırma incelemeler yazmaktan keyif alan kişiler… Biz de bütün bu çalışmaları bir araya getirip, bu konulara ilgi duyan, bu konularda okumaktan keyif alan okurlara dergi olarak sunuyoruz.

Hayal’et Resimli Mecmua’nın sayfaları hayal etmeyi seven, öykü, tefrika, sinema, dizi film, manga, çizgi film, çizgi roman konularında yazan çizen üreten herkese açıktır… Bu konularda üreten, akacak mecra arayan herkes çalışmalarını e-posta adresimizden bize ulaştırabilir.

Sinema filmi, dizi film, hiç olmadı çocukluğunda çizgi film seyretmeyen var mıdır… bilemiyorum! Roman, öykü, okumayan kalmış mıdır… Zamanında Teksas, Tommiks, Karaoğlan, Tarkan, Redkit, günümüzde Örümcek Adam, Conan sayfalarına illaki şöyle bir göz atmışlığınız olmuştur mutlaka…

Hayal’et Resimli Mecmua’nın içeriğini çocukluğumuzdan bu yana bizleri günlük hayatımızın hayhuyundan çekip alan, farklı hayatlar, farklı dünyalar, farklı bakış açıları sunan, hayatımıza renk katan, hayal dünyamızı zenginleştiren bu konular oluşturuyor.

Lemur Dergi: Lemur, üç yıldır yayın yapmakta olan ama temelleri daha eskiye dayanan bir dijital dergi diyebilirim. 2012 yılında dijital dergicilik kariyerime başlamış, Lemur’un temellerini de o gün başka bir isimle atmıştım. Bir süre ara vermek zorunda kaldım. Değişen kadrosu ile 2016 yılında Lemur adını alarak, artık yayın hayatımıza öyle devam etme kararı aldık. Dergimiz her ay www.lemurdergi.com adresinden ücretsiz olarak yayınlanmakta, YouTube kanalımızda da dergimizde yer alan öyküleri seslendirmekteyiz.

Dergimizin birden fazla hedefi bulunmakta. Bunların başında bizim meslek grubumuzdaki kadınların, meslek hayatına daha iyi adapte olabilmesi geliyor. Lemur, ormanda yaşayan anaerkil bir toplum aslına bakarsanız. Biz de bunu dergide uygulamaya çalışıyoruz. Bu sebepten, dergimizin editör ekibi tamamen kadın yazarlardan oluşurken, ekibimizde de pek değerli isimleri ağırlamaktayız. Bir diğer hedefimiz ise her insanın hayatına güzel anılar yerleştirebilmek aslında. Görme engelli vatandaşlarımızın bizi sesli olarak takip edebilmesi, bazı sosyal sorumluluk projelerine vermeye çalıştığımız destek ve dergimizin ücretsiz okunması tamamen bununla ilgili. Para kazanmadan da bu ülkede güzel bir şeyler yapılabileceğini anlatmaya çalışıyoruz insanlara. Daha çok okuyan bir Türkiye’nin, daha güzel olacağı düşüncesindeyiz. İnsanlar yenilenmiş Lemur’u sevmiş olacak ki her ay yaklaşık beş bin okunma sayısına ulaşıyoruz.

Yerli Bilimkurgu Yükseliyor Dergisi: Yerli Bilimkurgu Yükseliyor Platformu olarak kurulduğumuz günden itibaren bir dergi çıkarmayı düşündük ve bunu çok kısa bir zamanda hayata geçirdik. Amacımız bu derginin içinde bilimkurgu ve bilime dair her türlü yazının olmasıydı. Derginin sloganı “Yerli ve Yabancı Bilimkurguya Dair Her Şey” idi. Bugüne geldiğimizde, bunu yüksek oranda gerçekleştirdiğimizi düşünüyoruz. Amacımız, böyle bir içerikte derginin bilimkurguya, özellikle de yerli bilimkurgudan bihaber olanları bilgilendirmek ve bu konuda sanılanın aksine -genelde edebi anlamda- çok sayıda eserin varlığından haberdar olmalarını sağlamaktı. Yerli bilimkurgu dediğinizde, “Yerli bilimkurgu mu var?” sorusunu aldığınızda ve arka planda ciddi bir yazın bulunduğunu bildiğinizde, insanların bunu bilmeleri gerektiğini düşündük. Yerli Bilimkurgu Yükseliyor Dergisi, bu açlığı bir nebze bile olsa hafifletmiş durumda. Hedefimiz ise yerli bilimkurgu yazarlarımızın, eserlerinin ve aslında göz önünde olmasa da -şimdilik- insanların bu konuda hararetli bir şekilde çalıştıklarını gün yüzüne çıkarmaktı. Kurulduğumuzdan bu yana -2017 Mart- bunu katbekat gerçekleştirdiğimize inanıyoruz. Aylık yayınlanan dergimiz, bu ay -Ocak 2019- itibariyle 21. sayısına ulaşmış bulunuyor. Dergi her ay, 100 sayfa ortalama ile yayın hayatına devam ediyor.

2- Basılı bir dergi yerine neden internet? Sizce yayını çevrimiçi paylaşıyor olmanın artıları ve eksileri neler?

altZine: Çevrimiçi paylaşımın birçok avantajı var. Öncelikle dağıtım, erişim ve saklama sorun olmaktan çıkıyor. Bunlar günümüzde matbu dergilerin karşılaştığı en büyük güçlükler arasında. Ayrıca dış kurumlara bağlı olmadığınız için her anlamda daha özgürsünüz. Herhangi bir sayfa kısıtlamasının olmaması, görselleri dilediğince maliyetsiz kullanmak da diğer avantajları.

Okur penceresinden baktığımızda olumlu yönleri arasında dünyanın herhangi bir yerinden istediği zaman dergiye ulaşabilmeyi ve yayını dilediği ortamdan, yani telefondan, bilgisayardan hatta çıktı alarak okuyabilmeyi sayabiliriz. Ayrıca dağıtım ve saklama masrafları olmadığı için derginin maliyetindeki ve dolayısıyla fiyatındaki azalma da okur lehine.

Eksi yanıysa, erişim için internet bağlantısına ve elektronik bir cihaza ihtiyaç duyulması. Ayrıca hazırlık ve yayın aşamasında harcanan emeğin matbu bir dergiyle benzer olmasına karşın değerinin matbu dergilerle her zaman aynı itibarı görmemesi. Neyse ki son yıllarda bu algıda olumlu yönden değişim başladı.

Dedektif e-Dergi: Günümüzde bilgiye erişmek çok kolay. Akıllı cep telefonları, tabletler hemen hemen her an hepimizin elinin altında. Gün içerisinde aklımıza yüzlerce soru geliyor ve bu soruların büyük bir kısmına internette, cep telefonlarımız üzerinden cevaplar arayıp bulabiliyoruz. Yani, bilgi arama ve bilgiye erişme davranışlarımız değişti. Kafamıza takılan sorulara 7/24 internetten cevaplar bulabilirken, neden kaliteli bir hikâyeye ya da makaleye erişimimiz de 7/24 olmasın? Neden aklımıza geldiğinde, canımız istediğinde güzel bir polisiye hikâyeye cep telefonumuzdan, anında erişmeyelim? Dedektif’i dijital olarak yayınlamaya karar verdiğimizde bu değişen kullanıcı davranışlarını göz önüne aldık. Dijital dergi çıkarmak düşük maliyetli, karmaşık olmayan ve denetimi kolay bir süreçtir. Dijital dergiye okurun/kullanıcının erişmesi çok kolaydır. Dergi hazır olur olmaz okurun istifadesine sunulur. Dergi içeriğini yayınlarken sadece yazı ve fotoğraf kullanmazsınız. Animasyon, video, 3 boyutlu görüntü, okurlara yorum yaptırma, referanslara gönderme vb. gibi internetin tüm imkânları emrinize amadedir. Ama hepsinden önemlisi, sayfa sayısında ve baskıda sınırlama yoktur. Dolayısıyla maliyetler sabittir. Bu da dijital dergilerin matbu dergilere kıyasla en önemli artısıdır. İnternet üzerinden yayıncılıkta iyi kötü bir deneyimimizin olması da dijital yayına karar vermemizde etkili oldu. Polisiye Durumlar sitesinde, benzer içeriklere sahip bir yayını 2011’den beri gerçekleştirmekteydik. Dijital dergi çıkarmanın önemli bir dezavantajı yok gibi. Siber saldırı aklıma geliyor öncelikle. Bu, güvenlik açısından bir risktir ve her dijital ortam için böyle bir tehlike vardır. 80 öncesi kuşağın dijital devrimle barışık olmakta zorlanması da e-dergiler açısından bir dezavantaj olarak görülebilir.

GÖZ ATIN  2018'in En İyi Oyunları

Hayal’et Resimli Mecmua: Şu anda internetin dünya üzerinde ulaşamadığı yer yok gibi… Bilgisayar, tablet derken artık cep telefonlarımızdan dahi internete bağlanabiliyoruz.

Bence bu büyük bir nimettir, düşünseniz ya, ülkenin, dünyanın herhangi bir yerinde hiç tanımadığınız kişilere ulaşabiliyorsunuz, bu çok büyük bir artıdır.

Eksileri nelerdir, var mıdır, varsa da bilmiyorum, hiç düşünmedim… Benim için şimdilik bardağın yarısı dolu.

Lemur Dergi: Sekiz yıl önce dijital dergiciliğe başlarken, yani ilk dergimi kurduğumda henüz öğrenciydim. Basılı yayıncılığın masraflarını bilirsiniz, her zaman zorluklarla doluydu. Bir öğrenci olarak o zorlukların içine girmem pek mümkün değildi. Daha sonra dünyanın teknolojiyi takip etmek zorunda olduğunu gördük hep birlikte. Hızla dijitalleşen bir dünyada, bu zor şartlar altında basılı yayını zorlamak fazla maceraperest gelmekte bana. En büyük artılarından birisi elbette yapılan masrafların azlığı… Basılı yayın için harcanan para ile dijital dergiciliğe harcanan para arasında büyük farklılıklar olduğunu düşünüyorum. Elbette çok fazla artıları olduğu gibi eksileri de mevcut… Bunların başında “elle tutulur” bir eser veremiyoruz okurlarımıza. Kâğıt kokusunu çok seven bir insan olduğum için ben de o gruba dâhil olabilirim, insanlar basılı yayının kokusunu ve ona dokunabilmeyi çok seviyor. Dijitalleşen bir dünyada bu pek de mümkün olmuyor. Yani tiyatro ve sinema arasındaki farka benzetiyorum ben dijital ve basılı yayıncılığı… Basılı yayın tiyatroya, dijital yayın ise camın arkasından takip ettiğimiz sinemaya benziyor sanki.

Yerli Bilimkurgu Yükseliyor Dergisi: e-Derginin en büyük avantajı, ekonomik açıdan pek çok kalemi ortadan kaldırıyor olması ve ulaştığı kişi sayısının daha fazla olması. Ayrıca, sitemizde dergimizin baskı kalitesinde bir arşivi de mevcut. Dileyen site üzerinden, dileyen PDF’ini indirip her türlü dijital okuyucudan, dilediği zaman okuyabilir. Söylediğimiz gibi bu arşiv baskı kalitesinde PDFler barındırıyor. Bu yüzden dileyen de bu PDFleri indirip herhangi bir dijital baskı merkezinden kendisine basılı bir kopya edinebilir. Eksileri sanırım hepimizin ya da belli bir yaş ortalamasının üzerinde olanların, sayfa çevirme, kâğıdın kokusunu alma, kütüphanede biriktirebilme ve fiziki olarak dokunmak istemesi alışkanlıklarına cevap vermiyor olması. O dergi sayısal bir zemin üzerinde, tam anlamıyla bizim değil. Sanal bir ortamda uçuşan sayfalar pek çok kişiye cazip gelmiyor maalesef. Aslında bazı alışkanlıklarımızı bastırabilirsek, dijital yayıncılığın artıları saymakla bitecek gibi değil.

3- Sosyal medyanın gittikçe daha anlık bir paylaşım ortamına dönmesi, internetin hızlı tüketilen bir ürün olduğunu gösterir mi? Eğer durum böyleyse internet üzerinden dergi takip etmek ne kadar ilgi çekici?

altZine: e-Dergilere internet üzerinden erişilmesinin onu diğer internet içeriğiyle eş kıldığını düşünmüyoruz. Sosyal medyadan en önemli farkı, içeriğin bir yayın politikası çerçevesinde editoryal kadro tarafından belirleniyor olması. Ayrıca, geçmiş sayıların ve metinlerin kalıcı olarak saklanması ve her kullanıcının aynı içeriğe erişmesi diğer farklar arasında sayılabilir.

Dedektif e-Dergi: Haklısınız. İnternette hızlı bir tüketim söz konusu. Ancak bu, genele bakıldığında böyle. Dedektif’in daha rafine bir internet kullanıcısına hitap ettiğini ya da etmesi gerektiğini düşünüyorum. Aslında internetteki edebiyat ve kültürle ilgili birçok blog ve sitenin okur kitlesi de öyle. Neticede, edebiyatla, sanatla, entelektüel konularla Türkiye toplumunun çok az bir kısmı ilgileniyor. Bunlar, eğitimli demesek de donanımlı, daha bilinçli bir kitle. Dolayısıyla internetten beklentileri ve internet karşısındaki davranışları da farklı.

Hayal’et Resimli Mecmua: Sosyal medyada anlık paylaşımlar genelde selfi çekimler, komik görüntüler, haberler, yazar veya feylesof sözleri falan filan oluyor. Bu paylaşımlar internetin hızlı tüketim malzemesi olduğunun değil sosyal medya paylaşımlarının hızlı tüketim malzemesi olduğunun göstergesidir.

Örneğin seksenli yıllarda müthiş bir video çılgınlığı yaşandı, video kasetleri sardı ortalığı, insanlar sabaha kadar beş film seyrettim diye övündüler… Böylesine bir arz talep ve tüketim olduğu için yerli yabancı inanılmaz kötü filmler çekildi ama bu sinema sanatını bitirmedi…

Arz talep olduktan sonra dergi, gazete, kitap vs. her türlü yayını takip etmek olasıdır bence.

Ülkemizde gazete, dergi, kitap vs. konularında ciddi anlamda bir dağıtım sorunu var… Okuyucuya ulaştıramadıktan sonra gazete, dergi, kitap yayınlamak gereksiz ve üstelik çok maliyetli bir şey.

Gazete, dergi satan bayi veya kitapçı benim oturduğum eve çok uzak, bu yerlere ancak bir ulaşım aracı ile gidebilirim… Ama bulunduğum binanın giriş katında çok ünlü bir marketler zincirinin şubesi var eğer bu markete gelmişse okuduğum dergi ve gazeteyi alabiliyorum! Çoğunlukla da her zaman var olmuyor… Örneğin günlük olarak alıp okumak istediğim bir gazete buraya gelmiyor, “Getirebilir misiniz?” diye rica ettiğimde, dağıtım şirketinin dağıtımını yapmadığı bir gazete olduğu için olanaksız olduğunu söylediler…

İnternet aracılığı ile kimseye rica minnet etmeden dilediğim yerli yabancı her türlü yayına oturduğum yerden ulaşabiliyorum, daha ne isteyeyim.

Lemur Dergi: Sosyal medya hem güçlü bir silah, hem de hızla çöplüğe dönüşmekte olan bir girdap gibi sarıyor etrafımızı. İnternet, hayatımızı büyük bir oranda kolaylaştırırken, bazı şeyleri de büyük oranda azaltmakta çünkü. İnsan ilişkileri, duygular vb. gibi insani ihtiyaçları etkilediğini düşünüyorum. Dijital dergiciliğin ulaşımı ve okuması daha rahat olsa da henüz basılı yayının önüne geçebildiğini düşünmüyorum ilgi konusunda. Hâlâ insanlar dokunarak ve hissederek okumanın ihtiyacını duyuyorlar gibi geliyor bana.

Yerli Bilimkurgu Yükseliyor Dergisi: Burada devreye hazırladığınız derginin içeriği giriyor. Şayet derginizi internet üzerinde dolaşan, anında ulaşabileceğiniz bilgilerle doldurursanız elbette hazırladığınız dergi tercih sıralamasında gerilere düşecektir ve bu da motivasyon kaybetmenize sebep olacaktır. Bunun devam ettiğini düşünürsek çok uzun ömürlü bir derginiz olmaz elinizde. İçeriğin önemli olduğunu bildiğimiz için Yerli Bilimkurgu Yükseliyor (YBKY) olarak, aslında çok da mütevazı olmayacağız bu konuda, tamamen olmasa da %90 oranında özgün bir dergi hazırlıyoruz ve bunu her ay yapıyoruz. Dergimizi bir kez okuyanların okumaya devam ettiğini biliyoruz. Haberdar olmayanlar da elbet bir gün keşfedeceklerdir. Uzun süre yayında olacağımıza inanıyoruz.

4- Geçmişe kıyasla e-dergilere bakış açısının değiştiğine, bugün daha olumlu bir ortam olduğuna inanıyor musunuz?

altZine: Son yıllarda yaşanan hızlı değişimle günümüzde müzikten sinemaya birçok içerik neredeyse standart olarak dijital platformlardan dağıtılıyor veya takip ediliyor. Dijital olanın daha değersiz veya geçici olduğuna dair o dogmanın her gün biraz daha aşındığını, bu bağlamda e-dergilere bakış açısının olumlu yönde değiştiğini düşünüyoruz. Yayın formatından çok içeriğe odaklanılıyor; bunun yanında dağıtım ve erişim kolaylığının ve yer/zamandan bağımsız olarak okuyabilmenin pratikliğinin göz önüne alınıyor. Bunlara ek olarak, elektronik yayıncılığının matbu yayıncılığa rakip olmadığını, farklı bir kulvarda ilerlediğinin anlaşılması nedeniyle daha sıcak karşılandığı kanaatindeyiz.

Dedektif e-Dergi: Kesinlikle. Sadece e-dergiler değil; artık sinema, televizyon, gazeteler bile internetten izlenir/okunur oldu. Kısa bir süre öncesine kadar bunların hepsine karşı ön yargılı bir yaklaşım vardı. Bu giderek azaldı, azalmaya da devam ediyor.

Hayal’et Resimli Mecmua: Evet… Teknoloji; yani açmak gerekirse dergi gazete vs. hazırlanmasında kullanılan programlar geliştikçe buna bağlı olarak e-dergilerin tasarım ve sunum kalitesi de artıyor, içerik de kaliteliyse ilgi de ona göre artıyor…

GÖZ ATIN  Patrick Rothfuss ve R.A. Salvatore Söyleşisi

Ben kendi adıma dijital yayıncılığı seviyorum… Geçmişte Gölge e-Dergi’nin yayın yönetmenliğinin yanı sıra tek başıma uzun bir süre “Gazete Biz” adlı günlük dijital bir gazete de yayınladım…

İleriki zamanlarda Hayal’et Resimli Mecmua’nın yanı sıra tekrardan günlük bir gazete ile farklı konulu dijital dergiler yayınlamayı düşünüyorum ve bu konuda alt yapı çalışmalarımı sürdürüyorum.

Lemur Dergi: Dünya hızla teknoloji sayesinde gelişmekte. Uzaya araç gönderme, tıp alanında gelişimler, robotlar ve daha pek çok insanlığı etkileyen gelişmeler yaşanmakta. Bundan seneler önce çevirmeli büyük telefonlar kullanırken, bugün herkesin cebinde kötü de olsa bir telefon bulunmakta. Yani demek istediğim o ki insanların dünyaya bakış açısı değişirken, dijital dergilere bakış açısının değişmesi de muhtemel. Eskiye oranla daha yoğun bir ilginin olduğu söylenebilir ama hâlâ yeterli gelmiyor bana.

Yerli Bilimkurgu Yükseliyor Dergisi: Buna inanmak istiyoruz fakat yukarıda açıkladığımız bazı sebeplerden ötürü bakış açısı büyük farklılıklar göstermiyor. Yani e-dergi okumayı sevmeyenlere, içerik ne kadar muazzam olursa olsun o dergiyi okutamıyorsunuz. Bu dosyaya yardımcı olabileceğini düşündüğümüz için grubumuzda bir anket düzenledik. Anket 6 gündür yayında. Sorumuz: Yerli Bilimkurgu Yükseliyor Dergisi’ni okuyor musunuz? 1- Evet okuyorum. 2- Hayır e-dergi okumayı sevmem… Ve şu an itibariyle baktığımızda sonuçlar; %57 evet okuyorum, %43 e-dergi okumayı sevmem’i gösteriyor. Buradan aslında insanların o bahsettiğimiz alışkanlıklarını çok zor bırakacaklarını görebiliyoruz. Çünkü bildiğimiz kadarıyla dergimizin muadili yok ve buna rağmen bilimkurgu seven ama benzeri olmayan bir dergiyi, insanlar, e-dergi olduğu için okumak istemeyebiliyor. Bilimkurgunun ayrıcalıklı bir tür olduğunu da biliyoruz ama yine de %43 e-dergi okumam diyor. Alışkanlıklardan vazgeçmek tahmin ettiğimizden de uzun sürebilir.

5- Türk lirasının değer kaybı sonrası iyice yükselen krizin yayıncılık dünyasındaki etkileri pek çok derginin de sonu oldu. Sizce kapanan dergilerden doğan boşluk, e-dergilerle telafi edilebilir mi? Yeni yılda çevrimiçi yayınların sayısının artacağını düşünüyor musunuz?

altZine: Maalesef bu süreçte çok sayıda kıymetli dergi yayın hayatına son vermek durumunda kaldı. Bu hepimiz için kayıp. Kapanan dergilerin bir kısmının matbu hallerinin devamı olarak, bir kısmının ise yeni oluşumlar olarak e-dergi biçiminde tekrar karşımıza çıkacağını düşünüyoruz. Özellikle butik işler yapan, küçük ama odaklı, tutkulu bir kitleye hitap eden dergiler yok olmak yerine bu yola gideceklerdir. Zira ilgi, tutku kendine bir yol bulur. Ekonomik sorunlar dışında dağıtımla ilgili yaşanan problemler de çevrimiçi yayınlarda artışa yol açacaktır.

Dedektif e-Dergi: İnternet, yayıncılık açısından müthiş fırsatlar sunuyor. Türkiye’de gazetecilerin yarısından çoğu şu veya bu nedenle internette çalışıyorlar artık. Gazetelerin tirajı yerlerde sürünüyor. Sadece bizde değil. Bütün dünyada durum aynı. Yani basılı gazetelerde çalışan gazetecilerin sayısı internettekilerden daha az. Dergiler de dijital yayının cazibesinden kaçamayacaklar. Sadece ekonomik şartların zorlamasından olmayacak bu iş. Birçok avantaja sahip olduğu için de tercih edilecek. Ülkemizde kitap ve dergi basımı her zaman zor ve sıkıntılıydı. Dergiler kapanıyor ve kapandıklarıyla kalıyorlardı. Şimdi ise, yayımcılığı sürdürmek için mükemmel bir alternatif var. Ekonomik krizin de etkisiyle kapanan dergilerin dijital ortamda okurlarına yeniden merhaba diyeceklerini düşünüyorum.

Hayal’et Resimli Mecmua: Birçok derginin kapanma nedenleri arasında ekonomik krizin yanı sıra önemli sorunlardan bir tanesi de üçüncü sorunuzun yanıtında uzun uzadıya anlattığım dağıtım sorunudur… 1980 sonrasında gazete ve dergi dağıtımı tekelleşmiş, dağıtım şirketinin yayınlardan aldığı payın fahişi bir şekilde artması yayıncılar üzerinde her daim Demokles’in kılıcı olarak tehdit unsuru olmuştur.

Bu sorunlar devam ettiği sürece, matbu yayınlarında çıktıktan birkaç sayı sonrasında kapanması kaçınılmazdır…

En azından şu an için yazılıp çizilenleri okurlara ulaştırmak için tek çıkar yol dijital yayıncılık.

Lemur Dergi: Dijital yayıncılığın artacağını kesinlikle düşünüyorum fakat dergilerin kapanması, aslında insanlık adına kaybedilen çok şey olduğunu gösteriyor ne yazık ki. Herkesin emeğinin bir karşılık bulması gerektiğini düşünüyorum ben. O yüzden hiçbir yayının, hiçbir diğer yayının yerini doldurabileceğini düşünmüyorum.

Yerli Bilimkurgu Yükseliyor Dergisi: Biz bile e-dergi yapmamıza rağmen basılı yayının cazibesinin ne denli büyük olduğunu biliyoruz. O eski alışkanlıklar çoğumuzda var. İmkânımız olsaydı dergiyi basılı halde sunardık. Türk lirasının değer kaybıyla birlikte, ülkede yaşanan kâğıt krizini sanırım bilmeyen kalmamıştır. Matbaalar artık basacağı her kitabı didik didik inceliyor ve çok hassas kararlardan sonra baskıya geçebiliyor. Hadi şunu da basalım devri kapandı. Geri dönüşümü en hızlı şekilde olacak ürünlere, kendilerine para kazandırabilecek potansiyeli olan yazarlara yöneldi hepsi. Kitaplar bu şekilde azaldığı için dijital yayın artar mı artar. Farklı çözüm yolları, okuyucuyu dijital yayına çekecek, yapılmamış olanı denemek isteyenler olacağını düşünüyoruz. Bu da e-yayın okuyucusunu otomatik olarak artıracaktır.

6- İnsanların parayla satın aldıkları ve fiziksel olarak ellerinin altında tutabildikleri neşriyatlara daha çok kıymet verdikleri fikrine katılıyor musunuz? Bu algının yakın gelecekte bozulacağına ihtimal veriyor musunuz?

altZine: Umberto Eco ve Carriere’in ‘Kitaplardan Kurtulabileceğiniz Sanmayın’ söyleşisini hatırlayalım. Kitaplar asla yok olmaz deniyor orada; çünkü kitap tıpkı tekerlek gibi eşsiz ve vazgeçilmez bir tasarıma sahiptir. Ancak bir şeyin başlaması için diğerinin yok olması gerekmez. Kitap ya da dergi somuttur ama çevrilebilen sayfalara sahiptir. e-Dergilerin de sayfaları vardır; ama onu parmaklarınızla kıvırarak değil sayfaya ya da tuşlara dokunarak çeviriyorsunuz. Aslında e-dergi işlev açısından basılı derginin aynıdır; ama okunduğu ortam farklıdır. Yakın gelecekte bu ortam farkının daha iyi anlaşılabileceğini ve kullanılacağını düşünüyoruz.

Dedektif e-Dergi: Evet bu doğru. Her şeyin meta haline geldiği, pazarda alınıp satılabildiği bir sistemde farklı bir algının ortaya çıkması zaten imkânsız. Satın alma aracı olan para, bir emek karşılığı elde ediliyor. Dolayısıyla satın alınan nesneler o emeğin cisimleşmiş hali. Böyle olunca da parayla satın alınan her şey, daha değerli oluyor. Aksini söylemek bence mümkün değil.

Hayal’et Resimli Mecmua: Tabii ki basılı bir kitabı elinde tutmak, sayfalarını çevirmek, o kitabın kokusu hepsi büyük bir mutluluk ve keyif… Ben çocukluğumdan bu yana çizgi roman, mizah ve çocuk dergileri, mizah antolojileri, Türk ve Rus klasikleri vs. biriktiren, koleksiyonunu yapan bir kişiyim… Arşivimde, koleksiyonumda hâlâ bulamadığım bulsam bile çok pahalı olduğu için alamadığım dergi ve kitaplar var. Tatile içi tıka basa dolu iki sırt çantasıyla gidiyordum…

Epey bir zamandır “dijital” koleksiyonculuğa da başladım… Basılı kitap, dergi vs. noksan olan, pahalı olduğu için alamadığım sayılar dijital koleksiyonumda mevcut… Uzun bir zamandır tatile çıkamamış olsam da, ola ki bir gün gidecek olursam iki terabaytlık küçük bir harici diske sığdıracağım kitaplar ve bir tablet tıka basa dolu iki sırt çantasından daha hafif olacağı kesin.

Dijital koleksiyonumda olan dergi, kitapları basılı olarak biriktirmeye çalışsam herhalde on katlı bir binada yaşamam gerekirdi!

Yerli Bilimkurgu Yükseliyor Dergisi: Bu soruya, “Bir gün kâğıt nasıl olsa bitecek! İşte o zaman herkes e-yayın okuyacak!” diye cevap verebilirdik fakat sonsuza kadar kâğıt üretebilecek teknolojiler üretmek zaten mümkün. Fiziksel olarak okuduğu yayına dokunma hissini tatmış insanların bundan vazgeçeceklerini pek sanmam. İnsan dokunur. Sevdiği şeye dokunmak canlıların ortak özelliğidir. Bir şeyi dokunmadan sevmek ne kadar mümkün? (tabii bu, bildiğimiz formdaki insanın algısı ile sınırlı) Zihinler kopyalanıp, sanal gerçeklikte bile olsak, sanırım o eski duyguyu hissetmek isteyeceğiz. Yani cevap, evet katılıyoruz. Hâlâ fiziksel neşriyatlar henüz çok kıymetli.

7- Üstteki soru ekseninde, bir e-derginin parayla satın alınabiliyor olma fikrine nasıl yaklaşıyorsunuz? Sizin, kendi yayınınız için gelecekte böyle bir planınız var mı?

altZine: İnternet üzerinde yaptığınız her şeyin arka planında, matbu yapılan işler gibi işin boyutuna, kalitesine, hayalinize ve imkânlarınıza göre ortaya çıkan bir maliyeti var. İnternet üzerinden yapılan çalışmalar sadece içeriklerin erişilebilirliğini fiziksel imkânlardan/imkânsızlıklardan arındırıyor. Eserlerin taşınması, depolanması, satış için sergilenmesi ve okuyucu satın aldıktan sonra onu muhafaza etmesi gibi şeyler için harcanan giderler yerini altyapı, sanal depolama gibi farklı yatırımlara bırakıyor. Bunlar dışında içeriğin oluşturulmasındaki yaratıcı emek, editoryal katkı, uygulama için gerekli olan tüm maliyetler baki. Aslında internet üzerinde oluşturulan hiçbir çalışma matbu eserlerden daha az değil, hatta dünyanın her yerinden ulaşılabildiği için potansiyel olarak da daha demokratik ve yayılmaya müsait. Tüm bu arka plan çalışmaları yapan bir ekip olarak bizler internetteki tüm özgün içeriklerin, diğer içerikler gibi ücretli olmasına karşı değiliz.

GÖZ ATIN  Dedektif Dergi Yayın Hayatına Başladı

altZine.net ise bu bağlamdan bağımsız olarak ücretli bir mecra olmayacak. Bunun birinci sebebi altZine.net’in kuruluş amacına bağlı kalmak istiyor olmamız. Bir editörün katkısıyla zenginleştirilmiş metinlerin yazardan okura dolaysız ulaşması amacıyla kurulmuş bir elektronik platform altZine. İkinci olarak, yayın kurulu olarak bu işi ekonomik bir beklentiyle yapmıyoruz, hepimizin ücretli olarak çalıştığı farklı işleri var. Bu durum bizim zamanımızı kısıtlasa da içerik oluştururken özgürlük de sağlıyor. altZine.net’i ekonomik getirisi olan bir platform haline getirmenin daha farklı bir maliyeti olduğu için uzun bir süre daha ücretsiz bir e-dergi olacağımızı söyleyebiliriz.

Dedektif e-Dergi: Dijital dergilerin, dijital kitaplar gibi paralı olması gerektiğini düşünüyorum. Sonuçta, dergiler, bir emek harcanarak hazırlanıyorlar. Yazarların mutlaka telif almaları gerekiyor. Bedava dağıtılan bir dergide bunu yapabilmeniz için yüksek miktarda reklam almanız, sponsorlara sahip olmanız lazım. Fakat bu da kolay bir iş değil. O nedenle e-dergiler parayla satılmalı. Ama fiyat, basılı dergilerin fiyatından çok daha aşağılarda bir yerde olmalı. Dedektif’i yakın vadede paralı hale getirmek gibi bir planımız yok.

Hayal’et Resimli Mecmua: İllaki olacak olan kaçınılmaz bir şey. Nasıl ki hali hazırda gazete, dergi, kitap vs. için bir bedel ödeyip alıyorsak günü geldiğinde e-yayınlarında paralı olması kaçınılmazdır…

Yani neden olmasın… Hayal’et Resimli Mecmu’anın bilimkurgu yazarı Gökçe Mehmet Ay dergimizi Google-Books’ta paylaşıyor ve hayli ilgi görüyor…

Benim bir yayınevi için resimlediğim masal, hikâye kitapları Google-Books’ta satışta ve ciddi satış rakamları var.

Lemur Dergi: Elbette her emeğin parayla satın alınabilmesi mümkün. Sonuçta bu iş için büyük bir emek harcıyor ekipler. Fakat ben elimden geldiğince Lemur’u okurlarımız için ücretsiz yayınlamaya devam etmeyi düşünüyorum. Şu an için ücretli yayıncılık gibi bir planımız bulunmamakta.

Yerli Bilimkurgu Yükseliyor Dergisi: Aslında, “Yaptığı işten para kazanmayı kim istemez ki?” diye bir soru geliyor bu sorunun ardından fakat biz buna bir iş olarak değil, en basit açıklama ile “bilgilendirme veya olması gerekli bir hizmet” gözüyle baktığımız için parayla ilgili bir düşüncemiz hiç olmadı. Şayet bu basılı bir yayın olsaydı, mecburen masrafları karşılamak için ücret talep ederdik. Sağlığımız el verdiği sürece YBKY yayın hayatına parasız olarak devam edecektir. Dergiye yazı gönderen yazarlarımız, bu işten para kazanmadığımızı biliyor. Dizgi işlerini de kendimiz yaptığımız için herhangi bir ücret talep etmiyoruz. Daha profesyonel alanlarda e-dergi üreten şirketlerin bu yayınlar için ücret talep etmelerine kimse bir şey söyleyemez galiba. Çünkü ortaya konulan enerji ve zaman yönetimleri, barındırdıkları personel vs. giderlerle birlikte yazarların talep ettikleri ücretler, yayınlarını paralı yapmak zorunda bırakacaktır. YBKY platformunu bilen herkes yaptıklarımızı gönüllülük esasına göre yaptığımızı biliyor. Reklama girer mi bilmiyoruz fakat 47 yazarlı ve 51 öykülü basılan Bilimkurgu Seçkimizden de sağlanacak gelirden tüm yazarlar feragat etti. Geliri, kısa öykü yarışmalarında ödül olarak vermeyi planladık.

8- e-kitap, e-dergi ve e-gazetelerde uygulanan vergi oranlarının %1’den %18’e çıkartılması hakkında ne düşünüyorsunuz?

altZine: Kamu yararına yapılan işlerin vergisinin düşük ya da vergiden muaf olmasının daha yararlı olduğunu düşünüyoruz.

Dedektif e-Dergi: Dünyada bildiğim kadarıyla basılı ve elektronik kitaplardan vergi almayan 3 ülke var: Madagaskar, Arabistan ve Hong-Kong. Bunların dışında kalanlar, bir şekilde vergi alıyorlar hem kitaplardan, hem dergilerden. Avrupa’da Fransa, İtalya hariç, diğer ülkelerin çoğunda vergiler bizden daha yüksek. Ben kitap, gazete ve dergilerde verginin sıfır olmasından yanayım. Tabii bahsettiğimiz katma değer vergisi. Çünkü bu, son kullanan kişinin yani tüketicinin ödediği bir vergi. Dolayısıyla KDV yüzünden fiyat yükseldiğinde bu tüketicinin talebini olumsuz yönde etkiliyor. Vergi oranının artması, kitap, dergi, gazete okumayı teşvik etmiyor, aksine baltalıyor.

Hayal’et Resimli Mecmua: Eski Başbakan ve Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in pek meşhur bir lafı vardır “abesle iştigal etmek” yani Türkçe meali “saçmalık”…

Pırlantada KDV ve ÖTV %0 iken e-kitap, e-dergi ve e-gazetelerde uygulanan vergi oranlarının %1’den %18’e çıkartılması tamamen akıl tutulmasıdır, abesle iştigaldir…

On altı senedir tek başına iktidarda olan hükümetin ve ülkenin mutlak yöneticisi “on altı yıldır kültür ve sanatta ilerleyemedik” diye itiraf ediyor…

Bunda şaşacak bir şey yok… Pırlantada KDV ve ÖTV %0 iken (halkımızın günlük hayatta çokça tükettiği bir ihtiyaç maddesi olduğu için herhalde) e-kitap, e-dergi ve e-gazetelerde uygulanan vergi oranları %1’den %18’e çıkartılırsa daha sittin sene bu konuda başarılı olunamayacağı gibi kültür ve sanatta ülkeler sıralamasında çok daha alt sıralarda yer almamız kaçınılmazdır.

Lemur Dergi: Ne yazık ki kâğıdı yurtdışından getirtmemiz ve fiyatlarda yaşanan kur artışları yüzünden basılı yayında büyük bir kaos yaşanmakta günümüzde. Bazı yayınevleri kitap basmakta ve hayatlarını sürdürebilmekte zorluk çekiyorlar. Kimi işlerini yavaşlatıyor, kimi ise masraflara dayanamayıp kapatıyorlar. Hâl böyle olunca yayınevlerine ilginin azalmaması için dijital basına da bir vergi gelmiş olması muhtemel. Kur farkı her sektörü etkilediği gibi dijital dergiciliği de fazlasıyla etkiledi ne yazık ki. Çünkü gerekli sistemi kurmak ve internet üzerinden böyle bir donanıma sahip olmak da dolarla mümkün oluyor…

Yerli Bilimkurgu Yükseliyor Dergisi: Vergi oranlarının nerede, ne zaman, neden arttırıldığını az çok hepimiz biliyoruz. Vergi artırımına dümdüz bakamayız. Arkasındaki sebeplere bakmalıyız önce. Zaten okuma oranı düşük bir ülkede siz bu ürünlerin vergisini arttırıyorsanız, ülkedeki yaşam standartlarını da bildiğimize göre, bunun anlamı: “Daha az okuyun.” “Okumak için daha çok para harcayın.” Bunun, kitap okumanın ve bilgilenmenin önünü kesmekten başka bir şey olduğunu sanmıyoruz. Okumak ve bilgiye ulaşmak, bir ülkede lüks tüketime giriyorsa orada ciddi sorunlar var demektir.

9- Matbu dergilerin, diğer birçok yayın türüyle birlikte bir gün son bulacağına ve her şeyin elektronik ortamda gerçekleşeceği ihtimaline ne diyorsunuz?

altZine: Uzak gelecekte bunun gerçekleşme olasılığı oldukça yüksek fakat yakın bir gelecekte matbu yayıncılığının son bulacağına pek ihtimal vermiyoruz.

Dedektif e-Dergi: Yirmi yıl önce bu ihtimale gülünüp geçilirdi. On yıl önce, “Çok zor,” denirdi. Şimdi ise, kaçınılmaz bir son olarak görünüyor. Bunu öngörmek, artık kehanet olmaktan çıktı. Eldeki tüm veriler, gidişatın bu yönde olduğunu ortaya koyuyor. Dijital dergi yayıncılığının avantajlarının çok oluşu, trendi ister istemez bu yöne çekiyor. Bununla birlikte, geleneksel yayıncılığın tümüyle ortadan kalkacağını sanmıyorum. Herhalde, sayıları çok azalacak ve dijital ortamda da yayınlanarak var olmaya devam edecekler.

Hayal’et Resimli Mecmua: Aslında bu bir ihtimal değil, gelecekte gerçekleşecek bir olgu… Matbu dergi, gazete, kitap vb. yayınlar ancak müzelerde veya koleksiyonerlerde görülebilecek…

İtalyan Bonelli Yayınevi’nin kahramanlarından birisi olan Nathan Never bilimkurgu konulu ütopik bir çizgi romandır ve Nathan Never’ın tutkularından bir tanesi de geçmişte yayınlanmış basılı dergi ve kitapları toplamak, bunların koleksiyonunu yapmaktır…

Bu gün çizgi romanlarda, filmlerde, kitaplarda bize ütopya olarak sunulan birçok şey gelecekte gerçekleşecek şeylerin bir ön tanıtımıdır.

Nasıl ki “Evrim” inkâr edilemez bir gerçekse, teknolojik gelişmelerde yadsınamaz… 1970’li yıllarda insanlar evlerine telefon bağlatmak için PTT’ye dilekçe verip kayıt yaptırıp sıraya girerdi, sonra bekle dur sıra sana ne zaman gelecek Allah bilir!

Bugün telefonlar cebimizde dolaşıyoruz yetmezmiş gibi “Alo” demenin yanı sıra birçok işlevi de birlikte kullanıyoruz…

Son söz olarak: “Değişmeyen tek şey değişimdir.”

Lemur Dergi: Umuyorum böyle bir şey gerçekleşmez çünkü bu ülkenin hem dijitalleşmeye, hem de basılı yayınlarına ihtiyacı var. Bizler bir maratonun yarışçıları değil, bir geminin yolcuları olursak ancak üstesinden gelebileceğimizi düşünüyorum yaşanan kaosun.

Yerli Bilimkurgu Yükseliyor Dergisi: Bu sorunun cevabına benzer bir cevabı aslında altıncı soruda bir nebze yanıtladık. Biz bilimkurgucular olarak buna daha öngörülü bir bakışla daha eksantrik cevaplar bulmamız gerekiyor sanırım. Matbu dergilerin bir gün diğeriyle birlikte son bulacağına neredeyse kesin gözüyle bakıyoruz. Fakat geliştirecekleri teknolojilerle nostaljik hissiyatlarını devam ettirmek isteyen insanlar için sayfalarını çevirebilecekleri muadillerini yapmak için zaman kaybetmeyecek girişimciler ortaya çıkacaktır. Aslında bir zaman sonra bir şey okumak zorunda bile kalmayacağız. Okumak, ilkel bir işlev olarak tarihe gömülecek. İşte o zamanlarda, gerçek kâğıt baskısıyla yayınlanmış dergiler ve kitapları, gelecek nesiller yalnızca müzelerde görebilecek!

Sorularımızı yanıtlama inceliği gösterdiğiniz için çok teşekkür ediyoruz.

  • 29
    Shares




Genel Yayın Yönetmeni
1993 İstanbul. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema ve Televizyon Bölümü mezunu. Çeşitli kısa ve orta metraj film projelerinde yer aldı. Öyküleri kimi dergi ve fanzinlerde yayımlandı. 2013'ten beri üç arkadaşıyla birlikte Marşandiz Fanzin'in makinistliğini yapmaya devam ediyor. İlk öykü kitabı "Ölü Dalgıcın Sonbaharı" ise Eylül 2018'de yayımlandı.

e-Dergilere Sorduk: Çevrimiçi Dergiciliğin Dünü, Bugünü, Yarını

Yayıncılık dünyamızdaki tatsız gidişat sürüyor. Kimi matbu yayınlar kapanmak zorunda kalırken e-dergiler yollarına emin adımlarla devam ediyor. Biz de bu yayınlarla birlikte e-derginin dünü, bugünü ve yarını üzerine kapsamlı bir soruşturma hazırladık.

  • 29
    Shares

 

 

Başa dönün
Daha fazla Dosya, Röportaj
Stranger Things’in İlk Resmi Romanı “Suspicious Minds”tan Tadımlık Bölüm

Stranger Things dizisinin ilk resmi romanı olan ve Eleven'ın geçmişini konu alan Suspicious Minds'ın (Şüpheli...

Kapat