Kayıp Rıhtım Özel: Sadettin Teksoy Röportajı

Bir dönemin televizyon anlayışını kökünden değiştiren, paranormal ve esrarengiz olayların üstüne gidişiyle pek çok insanı altkültürle tanıştıran Sadettin Teksoy ile keyifli bir röportaj yaptık. Mehmet Berk Yaltırık sordu, Gizem Avcısı cevapladı!

Öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Kayıp Rıhtım’da radyo yayını yaptığım dönemde olsun, yazılarımda olsun sık sık doksanlı yıllardaki TV programlarına ve size atıfta bulunuyorum. O dönemde televizyonda paranormal olayları veya esrarengiz konuları irdeleyen yapımlar hayli ilgi görüyordu. Siz bu ilgiyi nasıl değerlendiriyordunuz?

Merhaba, Berk kardeşim, Esrarengiz sözcüğü insanoğlu var olduğundan beri hep ilgi çekmiştir.

Paranormal olaylar/vakalar her dönem ilgi gören bir konudur. Gerek yaptığım çalışmalar gerekse de hazırladığım programlardan aldığım reaksiyonlardan bunu rahatlıkla söyleyebilirim. Bahsettiğin dönem yani 90’lı yıllarda bu tür içeriğe sahip bir programın yükünü, bu misyonu bir tek ben üstlenmiştim. Ki bugün de durum değişmedi, o nedenle de sahalara tekrar geri dönmeye karar verdim.

Halen benim yaptığım programları hazırlayabilecek yılların bilgi birikimi ve donanımına sahip kaç araştırmacı gazeteci veya belgeselci var?

Solda, Meksika (Aztekler) – Sağda, Peru (Machu Picchu)

Bugün gördüklerimizin çoğuna yakını masa üstü gazetecileri. Eline gittiği kitapçıdan parapsikoloji ya da tarih kitabı alan, üzerine de programa iki konuk davet eden kişi, “Ben büyük araştırmacı gazeteciyim!” diye geçiniyor. Oysa bu işler böyle yürümüyor. Ben bu işin alt yapısını oluşturmak için yıllarımı verdim. Hepsini bir kenara koyalım, bugün benim anlaşılır bir biçimde olan tane tane anlatım tarzım halen taklit ediliyor, nasıl ve neden izlenme rekorları kırdığıma dair anlamsız tartışmalar sürüyor. Ben sadece anlatım üslubu oluşturmak için bile sayısız edebiyat eserini okudum. Edebiyat dünyasına her biri silinmez damgalarını vurmuş onlarca yazarın anlatım tarzlarını inceledim. Kitap okudum derken öyle ‘bestseller’ adı altında edebiyat dışı kitaplardan bahsetmiyorum. Fransız romancı, deneme yazarı, eleştirmen Marcel Proust‘un 7 ciltten oluşan “Kayıp Zamanın İzinde” yapıtını okudum. Sence kaç kişi okumuştur? Yine İrlandalı yazar James Joyce‘un Homeros‘un Odysseia destanı altyapısına sahip “Ulysses”i ve rüya roman olarak tanımlanan “Finnegans Wake” eserlerini okudum. Bugün ben gençlerin ellerinde kitap göremiyorum. Varsa yoksa hemen hemen herkesin elinde akıllı telefon. Aralarında Nabokov, Calvino ya da ne bileyim bir Borges okuyan hiç görmedim. Varsa da çok azdır. Paranormal ve esrarengiz olaylar aslında sizin ilgi alanınızla da alakalı bir mesele. Ben birçok dala merak duyan, çok okuyup araştıran ve de çok detaylı bir biçimde izleyen birisiyim. Örneğin; 20. yüzyılın en büyük siyaset bilimci ve filozoflarından Almanya doğumlu Amerikalı siyaset bilimci Hannah Arendt‘in “Totalitarizmin Kaynakları” veya “Kötülüğün Sıradanlığı” gibi eserler de ilgi alanıma girer. Ayrıca İngiliz edebiyatının klasik eseri Lewis Carrol‘un “Alice Harikalar Diyarında”, Jean Baudrillard‘ın “Simülasyon Kuramı”nı da özellikle eklemek isterim. Ayrıca; derinlik psikolojisinin 3 büyük kurucusundan birisi olan, İsviçreli psikiyatr Carl Gustav Jung‘un UFO’lar üzerine yaptığı araştırmaları içeren “Gökte Görülen Cisimler Üzerine Bir Mit” adlı kitabından çok etkilendiğimi özellikle belirtmek isterim.

Sonuç olarak demem o ki; paranormal olayları veya esrarengiz konuları irdeleyen yapımlar ufku geniş, bilgi birikimi yüklü kişilerce hazırlandığında, görsel ve ses efektleriyle bezenmiş, gerilim müziği doğru yerlerde kullanılmış, iyi kurgulanmış, ön araştırması güçlü, her zaman da ilgi görür.

Chichen Itzá’daki Kukulkan Piramidi

Teksoy Görevde, televizyon tarihinin fenomen yapımlarından biriydi. Hâlâ hatırlanıyor, izlememiş olanlar merak edip görmek istiyor. Dünyanın harikalarından egzotik bölgelere, Anadolu’nun sırlarına kadar pek çok konu programda kendisine yer bulabilmişti. İzleyici en çok hangi konulara eğilmenizi, gündeme getirmenizi istiyordu?

Bu konuda yüzlerce telefon ve bir o kadar da (o dönem fax, mektup) mail geliyordu ve halen de geliyor. Ben bir konuyu işlediğimde her zaman farklı bir dokunuş yapıyordum ve ekranlara yansıyan her haber reyting rekorları kırmasının dışında ertesi gün sokağa çıktığınızda konuşuluyordu. Elbette gizemli yerler de dahil, gitmediğim ülke, gezmediğim köy şehir kalmadı diyebilirim. 10 pasaport eskitmemin yanı sıra dünyada çekim yapmadığım 10 ila 15 ülke var. Bunlarda da savaş hüküm sürmekte. En çok etkilendiğim yerlerden birisi Mısır diyebilirim. Bugün artık “Gizemin Kalbine Yolculuk” adlı Mısır belgeselim bir klasik haline geldi. Halen daha, elimde fenerle geçtiğim küf kokulu dar labirentlerdeki nefes nefese aktardığım anons insanların hafızalarında.

Solda, Afrika (Pigmeler) – Sağda, Grönland

İzleyici kendisinin yapamayacağı bir şeyi sizden bekler. Görsel olarak aktarılmasını talep eder. Bunu da elbette türlü anlatım tarzı, bazı efektler ve gerilim müzikleriyle süslemek de işin püf noktası. Yoksa izleyicinin talebini karşılamak imkânsızdır. İzleyici benden bir yere gitmemi değil gizem istiyordu, biz de evelallah bu talebi fazlasıyla karşıladık. Ben kafama koyduğum bir konuyu derinlemesine araştırıp, inceleyip sunan bir yapımcıyım. Benim imzamı attığım her haberin altında yılların bilgi birikimi, tefekkür ve ayrıca emek vardır. Gizemli yerler deyince, madem bir edebiyat portalında sunulacak bir röportaj olacak bu öyleyse takipçilerinize bu konuda ilgimi çeken birkaç kitap ismi vermek isterim. Örneğin; son dönem okuduklarımdan Umberto Eco‘nun “Efsanevi Yerlerin Tarihi” muhteşem bir kitaptır. Dan Brown’ın kitapları da bu konuda okuru oldukça tatmin edecektir. İtalyan edebiyatından Italo Calvino‘nun Marco Polo ve Kubilay Han’ın sıcak sohbetlerini içeren “Görünmez Kentler”. Bir başka eser Edwin Abbot‘ın boyutlar arası yolculuğa çıktığı “Düzülke” sevdiğim eserler arasındadır. Çok etkilendiğim  Nobel Edebiyat Ödülü sahibi yazar Thomas Mann’ın “Büyülü Dağ” kitabıdır. Burada İsviçre’de bulunan sanatoryuma tedavi olan kuzenini ziyarete giden ve orada kalan bir genci anlatıyor.

Seyircinin sizi “gizem avcısı” olarak kabul etmesini neye bağlıyorsunuz?

Sevenlerimin teveccühü olarak kabul ediyorum. Onların isteklerine tercüman oldum. Kıymet bilen değerli dostlarım beni her zaman kendilerinden, ailelerinin bir bireyi olarak gördüler. Bugün beni yaşayan “Efsane” olarak tanımlıyorlar. Ben de bu güzel davranışlarına layık olmaya çalıştım. Hepsine, ayrı ayrı her birine sonsuz teşekkürlerimi/sevgilerimi sunarım.

Sinemaya, film senaryolarına yönelik çalışmalarınız oldu mu?

Kendi istemimle 10 yıl boyunca ekranlardan uzak kaldığım dönemde 4 buçuk yıl boyunca ön araştırmalarını yaptığım, İslam Peygamberi Hz. Muhammed’in vefatından önceki son 13 gününde neler yaşandığını anlatan uzun metrajlı film senaryosu yazdım. Bu projem Mustafa AKAD’ın yönettiği 1976 yapımı “The Message” (Çağrı) filminin devamı niteliğinde olacak. Çok ses getireceğine inandığım bilinmeyenlerle dolu olan bu çalışmamla ilgili görüşmelerim halen sürüyor. Bunun dışında Kültür Üniversitesi Görsel Tasarım Bölümü’nde Sinema-Televizyon yönetmenliği eğitimi alan ve aynı eğitim kurumunda Yüksek Lisans yapan oğlum Efe TEKSOY ile birlikte yakında hayata geçecek olan komedi, mizah, bilimkurgu ve esrarengiz olayları konu alan çok sayıda uzun metrajlı film senaryoları yazdık. Sonuç olarak; hem ekranlarda hem de beyaz perdede oğlumla birlikte güzel işlere imza atacağız.

Sadettin Teksoy, oğlu Efe Teksoy ile birlikte Netflix Türkiye reklamı için Stranger Things çekimlerinde.

Televizyona geri dönüşünüz nasıl oldu? “Zaman Tüneli” programıyla neyi amaçladınız? Yine gizemleri ekrana taşımaya devam edecek misiniz?

Berk kardeşim, bildiğin gibi yakın çevrem, meslektaşlarım, TEKSOY fanlarından ve de sosyal medyadan gelen yoğun istekle 10 yıl aradan sonra ekranlara tekrar dönmeye karar verdim. Çünkü neredeyse dizi istilası altındaki kanallarda bilgi veren, araştırıp sonuç bildiren bir televizyon programı yoktu.  Bu nedenle de küçük ama cevval bir ekiple hazırladığım “ZAMAN TÜNELİ”  isimli programda hem yakın tarihe ait toplumsal hafızayı tazeledim hem de artık sorgulamayı unutan insanların zihninde merak duygusunu yineledim. Sadettin TEKSOY olarak bu dünyada üstlendiğim misyon; hiçbir gerçeği karanlıkta bırakmamak.  Özellikle gençler çok meraklı ve onlara hem yakın tarihte Türkiye’nin neler konuştuğunu hem de yakın ya da uzak gelecekte dünyanın neler konuşacağını göstermeye çalıştım. Programım için butik kanal olan Teve2’de olmak benim seçimimdi. Mevcut televizyon evreninin içine girerek algılamak ve idman yaparak özümsemek istedim.

Çok yakında yine alanlarda olacağım için bu idmanlar beni hayli dirileştirdi. “Zaman Tüneli” misyonunu 13 bölümle geçtiğimiz günlerde (6 Ocak 2018) tamamladı. Hedefim, haftanın iyi bir gecesinde hacimli bir kanalda insanları bilinmeyene uzanan o upuzun yolda bir yolculuğa çıkarmak. Kısmet olursa yakında yine “GÖREV ADAMI” Sadettin TEKSOY olarak sahalarda olacağım.

Ayrıntılı cevaplar ve ayırdığınız zaman için sonsuz teşekkürler Sadettin Bey! Vermiş olduğunuz bu güzel bilgiler ve önerdiğiniz kitaplar inanıyoruz ki birçok takipçimizin okuma listesine girecektir.


Star Televizyonu’nda yayınlanan TEKSOY BELGESELLERİ:

  • İslamiyet’in Doğuşu ve Hac Belgeseli -1993
  • Mısır, Bilinmeyene Yolculuk -1994
  • Bermuda Şeytan Üçgeni -1995
  • Amerika’nın Gerçekleri – 1995
  • Pigmeler – 1996
  • Hz. Musa – 1996
  • Grönland Buzullar Dünyası -1997
  • Vikingler Diyarı  -1997
  • Prenses Diana nasıl öldü? -1997
  • Drakula’nın Romanya’sı -1997
  • Kraliçenin Ülkesi İngiltere – 1997
  • Hz. Mevlana -1997
  • Mesnevi -1997
  • Peru – 1998
  • İnkalar
  • Meksika -1998
  • Aztekler -1998
  • Amazon Yerlileri -1998
  • Allah’ın Arslanı Hz. Ali -1998
  • Kerbela -1998
  • Mescid-i Aksa -1999
  • Kudüs Üç Dinin Kavşağı -1999
  • Güney Afrika ve Zulular -1999
  • Vanuatu Yerlileri -1999
  • Aborjinler Diyarı Avustralya -1999
  • Müslüman Kardeş Pakistan -2000
  • Siyam Krallığı Tayland -2000
  • Çanakkale Geçilmez -2002
  • Kosova -2004
  • Mısır, Gizemin Kalbine Yolculuk -2006
  • 11
    Shares




Tarihçi ve yazarım. Tarihi korku hikâyeleri yazıyorum. Çeşitli internet sitesi ve fanzinlerde, çeşitli inceleme yazıları ve hikâyelerim yayınlandı. “Anadolu Korku Öyküleri-2”, “Gio Ödülleri 2013 Seçilmiş Öyküler”, “Güçoburlar” ve “Seyfettin Efendi ve Esrarengiz Hikâyeleri-1” çalışmalarında yer aldım. “Türk Kültüründe Hortlak-Cadı İnanışları“ adlı bir akademik makalem de mevcut.

Kayıp Rıhtım Özel: Sadettin Teksoy Röportajı için 14 yorum

  1. Röportajı kesin Mehmet Berk Yaltırık yapmıştır dedim ve haklı çıktım. Gönül, biraz daha uzun olmasını dilerdi. Aman neyse. Bu kadarı da kâfidir.

    Teksoy’un cevaplarını, kendi ses tonu ve vurgusunu zihnimde canlandırarak okudum; söyleşinin atmosferine daha da girmiş oldum.


  2. Türker’le (@estorn) sanıyorum bundan yaklaşık 2-3 ay Sadettin Teksoy ile röportaj yapsak ne güzel olur, hatta röportajı Mehmet (@Son_Gulyabani) yapsa ya diye konuşmuştuk. Daha sonra Mehmet’le de bu konuyu görüşmüştük. Ama tabi ulaşımdır vs zor olduğu için açıkçası öyle muhabbette kalmıştı. Daha sonra İthaki’den sevgili Ersin (@muzipmasalcini) konuyu açınca üzerine denk geldi ve hemen çalışmalara başladık. İşte sonuç!

    Her önerdiği kitap not edilesi ve özellikle Kayıp Rıhtım’a çok çok uygun doyurucu (aslında tadı damakta mı bırakıyor sanki??) bir röportaj olmuş.

    Bu vesileyle Mehmet’e, Ersin’e ve Sadettin Teksoy ile oğlu Efe Bey’e tekrar teşekkür ediyorum!


  3. Gerçekten tam da Rıhtım’a yakışır bir röportaj, sanırım yine harikayız. Röportajı yapan ve yapımında emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyorum, harikasınız. :krs:


  4. mit dedi ki:

    Herkesin ellerine, emeğine sağlık. Böyle bir röportajda soruları sormak da korku meddahımız Mehmet’e yakışırdı zaten. Yalnız adamın verdiği cevapları okurken kelimeleri tane tane telaffuz eden sesi kulaklarımda yankılanıyor, engel olamıyorum kendime :smiley:


  5. Bu röportaj Kayıp Rıhtım tarihinde bir dönüm noktasıdır. Kendisini Rıhtım’da ağırlamak gurur verici.

    Paranormal olaylara inanırsınız, inanmazsınız bu başka mesele ama Sadettin Teksoy’un ne kadar iyi bir gazeteci olduğu bence inkâr edilemez. Bu röportajda da günümüz gazeteciliğine dair önemli eleştirilerde bulunmuş.

    Saydığı kitaplar da onun ne kadar donanımlı bir insan olduğunun delili. Hepsi de okuma listelerimize almamız ve okumamız gereken kitaplar.


Kayıp Rıhtım Özel: Sadettin Teksoy Röportajı

Bir dönemin televizyon anlayışını kökünden değiştiren, paranormal ve esrarengiz olayların üstüne gidişiyle pek çok insanı altkültürle tanıştıran Sadettin Teksoy ile keyifli bir röportaj yaptık. Mehmet Berk Yaltırık sordu, Gizem Avcısı cevapladı!

  • 11
    Shares

“Son gemi de ayrıldığında limandan,

Kaybolmuştu artık o rıhtım, gecenin karanlığından…”

Başa dönün