in ,

Karanlığın Şahidesi – Mehmet Berk Yaltırık | “Elimden Tutup Çektiği Sıkıntıları Anlatan Bir Hayaletin Peşine Takıldım”

Mehmet Berk Yaltırık, yeni romanı “Karanlığın Şahidesi”nin ortaya çıkış sürecini her zaman olduğu gibi Kayıp Rıhtım okurları için kaleme aldı.

Karanlığın Şahidesi - Mehmet Berk Yaltırık | Yazarının Kaleminden

Mehmet Berk Yaltırık, Karanlığın Şahidesi adlı yeni romanının ortaya çıkış hikâyesini anlatıyor. Kısa süre önce günlerde İthaki Yayınları etiketiyle yayımlanan kitap, yazarın üçüncü kurgu romanı olma özelliğini de taşıyor.

* * *

Roman yazıp bitirdikten sonra gururla hatırlansa da, çileli yazma süreciyle çoğu gece “heyula”ya dönüşüp yazarı ürküten, teferruatıyla ve binbir zahmetiyle ele aldığı mevzu kadar yazılışı da “macera” olarak nitelendirilebilecek bir tür. Yazdıkça kalem alışıyor, yazılış süreci kısalıyor belki ama sancısı bâki kalıyor. Yedikuleli Mansur’un yazılması beş yıl sürmüştü, Istrancalı Abdülharis Paşa’nın yazılması ise takriben iki yıl. Karanlığın Şahidesi ise neredeyse bir yıl sürdü. Ortaya çıkışının ise yine önceki iki roman gibi belli bir serüveni var elbette…

2017 yılının mayıs ayında arkadaşım Mervenur Alakuş’a, Apartman dergiye özel ilk romanım Yedikuleli Mansur için röportaj verirken, Roza karakterinden konu açılmıştı. Orada ana karakterin kadın olduğu bir dönem kurgusunun yazılıp yazılamayacağına dair konuşmuştuk. Eski toplumumuzda bir kadın, kıyıda köşede hayalet gibi değil de, hükümdar vs. olmaksızın kendi ismiyle cismiyle varlık gösterebilir miydi?

Tarihte erkek kılığında gezen kadın korsanlar bir yana, Reşad Ekrem Koçu’nun aktarmalarından bu türden bir kurgunun rahatlıkla yazılabileceğini düşünerek yeni bir roman taslağının ilk adımını atmıştım. Konu için de seneler önce yazdığım Ecelyandı Ateş Behiye’yi düşünüyordum. Nisan 2012’de kaleme aldığım Ecelyandı Ateş Behiye adlı kadın külhaninin öyküsü, Mayıs 2022’de Gölge e-Dergi’nin 56. sayıda yayımlanmıştı. Ancak üzerinde çalışmayarak bir kenara bırakmıştım.

Karanlığın Şahidesi - Mehmet Berk Yaltırık

Karanlığın Şahidesi Romanı, İlk Kıvılcımı “Risale-i Garibe”den Alıyor

Üçüncü roman dosyam üzerine İthaki Yayınları ile yaptığım görüşmelerde birkaç öneride bulunmuştum. Eski İstanbul’da geçen ve “cin” temasını işleyen bir taslağım olup olmadığı sorulduğunda bu dosyayı hatırlayarak üzerinde çalışmaya karar verdim. Ancak şöyle bir pürüz vardı: Yıllar önce yazdığım Behiye’nin öyküsü 1600’lerde geçiyordu. Benim aklımda ise 1800’lerin başındaki “kaotik İstanbul” vardı, son yeniçeri zorbalarının şehri kırıp geçirdiği zamanlar. O dönemde geçen bir kurgu ile Behiye’yi yazmak arasında sıkışmışken, daha belirgin bir hikâye oluşturmak için kaynak okumalarına başladım. 18. yüzyılda yani romanın geçtiği dönemde meçhul biri tarafından yazılmış bir toplum eleştirisi olan Risale-i Garibe’de okuduğum şu satırlar zihnimde bir ilham kıvılcımı çaktı:

“…ve cariyesin hamile edüp avrat korkusından satan canbazlar, …ve sucsız hizmetkârı bir odun yarması ile döğenler; kulın ve câriyesin ac ve çıplak gezdirenler; ve câriyesini karısı hükmine verüp, bütün gün bütün gece işleden, uyukladıkça iğne dürdüştüren kadıncıklar; ve cariyesine kahpe ve fâhişe deyen halayıktan bozma kadıncıklar…”

Kitaba İlham Veren Diğer Çalışmalar

İşte Periveş adlı “köle kızı kölenin” ilk hikâyesi bu satırları okumamın akabinde ortaya çıktı. Romanın önemli bir kısmı da eski İstanbul folklorunu, cinlerini, büyülerini anlattığından Behiye’nin hikâyesini de bu “karanlık serencama” dâhil edebilecektim.

Romanı yazarken Risale-i Garibe dışında başka kaynaklardan da faydalandım. Kalemimde etkilerini her daim hissettiğim Evliya Çelebi’nin Galata anlatıları ile Reşad Ekrem Koçu’nun Erkek Kızlar ve Dağ Padişahları eserleri, İstanbul Ansiklopedisi’ndeki Tırnovalı Benli Çengi Behiye ve Madam Bela’nın Batakhanesi maddeleri, devrin Hamamcılar Kethüdası Derviş İsmail’in 1686 tarihli Dellaknâme-i Dilküşâ adlı eseri, Merve Köken’in tavsiyesiyle okuduğum, İsmail Parlatır’ın Tanzimat Edebiyatında Kölelik adlı araştırması, Ahmet Refik Altınay’ın Osmanlı Tarihinde Zorbalar’ı, Ercüment Ekrem Talu’nun bir kabadayının hayali yaşam öyküsü mahiyetinde kaleme aldığı Kodaman romanı, Mehmet Halit Bayrı’nın İstanbul Folkloru, Murat Çulcu’nun Düşmüş Ocağa Yanıyor ve Kan Defteri adlı araştırmaları…

Karanlığın Şahidesi - Mehmet Berk Yaltırık

İnsanın karanlık tarafına hitap eden, “canavarları canavarlara canavarca” anlatan bu romanı kaleme alırken zaman zaman sanki 18’inci asırda gerçekten yaşamış bir kölenin yaşadıklarını aktarıyormuş gibi hissettim, sanki elimden tutup çektiği sıkıntıları anlatan bir hayaletin peşine takılmıştım.

Bakalım bu kasvetli kurgu kıymetli okurlarda ne gibi akisler gösterecek…

Mehmet Berk Yaltırık


Mehmet Berk Yaltırık ve yeni kitabı Karanlığın Şahidesi hakkındaki görüşlerinizi Kayıp Rıhtım Forum’da bizimle paylaşabilirsiniz. Sitemizdeki diğer yazar maceralarına ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.

Mehmet Berk Yaltırık

Tarihçi ve yazarım. Tarihi korku hikâyeleri yazıyorum. Çeşitli internet sitesi ve fanzinlerde, çeşitli inceleme yazıları ve hikâyelerim yayınlandı. “Anadolu Korku Öyküleri-2”, “Gio Ödülleri 2013 Seçilmiş Öyküler”, “Güçoburlar” ve “Seyfettin Efendi ve Esrarengiz Hikâyeleri-1” çalışmalarında yer aldım. “Türk Kültüründe Hortlak-Cadı İnanışları“ adlı bir akademik makalem de mevcut.

2 Yorum BULUNUYOR


  1. Avatar for Son_Gulyabani Son_Gulyabani dedi ki:

    Çok teşekkür ederim. İnşallah yeni projelerim için önemli bir atılıma dönüşür :slight_smile:

Söyleyeceklerin mi var? Forum'a gelip sohbete katıl.

1 cevap daha var.

Nils ve Olağanüstü Maceraları - Selma Lagerlöf

Nobel Edebiyat Ödülü Kazananı Selma Lagerlöf İmzalı “Nils ve Olağanüstü Maceraları” Türkçede

House of the Dragon’ın Yeni Bölümünde Kritik Oyuncu Değişiklikleri Yaşanacak