Rusya’nın Kamçatka Yarımadası’ndaki Krasheninnikov Yanardağı, yaklaşık 500 yüzyıllık sessizliğin ardından 2025 yılında yeniden faaliyete geçti. Yeni bir araştırma, patlamanın birkaç gün önce meydana gelen 8,8 büyüklüğündeki mega depremle bağlantılı olabileceğini öne sürüyor.
30 Temmuz 2025’te Kamçatka açıklarında gerçekleşen deprem, kaydedilen en güçlü sarsıntılardan biri olmuş ve geniş bir bölgede tsunami uyarılarının verilmesine yol açmıştı.
Depremin ardından yarımadadaki bazı yanardağlar kül ve lav püskürtmeye başladı. Ancak bunlardan biri özellikle dikkat çekti: Krasheninnikov yaklaşık 475 yıldır patlamamıştı.
Exeter Üniversitesi’nden volkanolog James Hickey liderliğindeki ekip, yanardağın neden bu depremden sonra harekete geçtiğini araştırdı.
Kamçatka Yüzeyinde Patlamaya İşaret Eden Belirgin Bir Uyarı Yoktu
Kamçatka, Pasifik Levhası’nın Okhotsk mikrolevhasının altına daldığı son derece aktif bir tektonik bölgede bulunuyor. Yarımadada yaklaşık 160 yanardağ yer alırken bunların 29’u aktif kabul ediliyor.
Buna rağmen büyük depremler her yanardağı aynı şekilde etkilemiyor.

Krasheninnikov da 2025 depreminden önce dışarıdan bakıldığında olağan dışı bir hareketlilik göstermiyordu. Yaklaşık dokuz yıllık uydu radar verilerinde zeminin yükseldiğine, yani yüzeye yakın bölgelerde yeni magma biriktiğine dair bir işaret görülmedi.
Aksine yanardağın yüzeyinin yılda yaklaşık 4 milimetre çöktüğü tespit edilmişti.
Uydular ayrıca deprem öncesinde Krasheninnikov’dan belirgin miktarda kükürt dioksit salındığını da kaydetmemişti.
Depremden İki Gün Sonra Yer Altında Hareketlilik Başladı
Büyük depremden yaklaşık iki gün sonra Krasheninnikov çevresinde beş saat içinde büyüklüğü 4 civarında olan 12 deprem meydana geldi.
Uydu gözlemleri, bu sırada magmanın yer kabuğunda neredeyse dikey bir çatlağı zorlayarak ilerlediğini gösterdi.
Araştırmacılar, yaklaşık 6 kilometre derinlikteki bir magma rezervuarından tahminen 32 milyon metreküp magmanın yukarı doğru hareket ettiğini hesapladı.
Ancak ekip, ana depremin yanardağı basitçe “kırarak” patlatmış olmasının pek olası olmadığını düşünüyor.
Depremin Krasheninnikov çevresinde bıraktığı kalıcı gerilim değişiminin, normalde bir magma odasını doğrudan parçalayacak seviyenin çok altında olduğu belirtildi.
Asıl Etki Magmanın İçindeki Gazlardan Kaynaklanmış Olabilir
Araştırmacıların modeli, Krasheninnikov’un magma rezervuarının yüksek miktarda uçucu gaz içermiş olabileceğini gösteriyor.
Yaklaşık 475 yıllık sessizlik sırasında magma yavaş yavaş kristalleşirken rezervuarda gaz kabarcıkları birikmiş olabilir.
Bilim insanlarına göre 8,8 büyüklüğündeki depremin uzun süren güçlü sarsıntısı, magmanın içindeki çözünmüş gazların ayrışmasını ve mevcut kabarcıkların büyümesini hızlandırmış olabilir.
Kabarcıkların genişlemesi rezervuar içindeki basıncı artırdı. Bir noktadan sonra sistem kararsız hâle geldi ve magma yer kabuğundaki çatlaklara doğru ilerleyerek patlamayı başlattı.
Bu senaryo, yanardağın neden depremden hemen sonra değil de yaklaşık iki gün gecikmeyle tepki verdiğini de açıklayabilir.
Yanardağ “Gizli Kritik Durumda” Olabilir
Araştırmacılar Krasheninnikov’un depremden önce görünürde sakin olmasına rağmen yer altında patlamaya oldukça yakın bir durumda bulunmuş olabileceğini düşünüyor.
Ekip bu durumu “gizli kritik durum” olarak tanımlıyor.
Buna göre bir yanardağ, yüzeyde deprem hareketliliği, şişme veya gaz salımı gibi klasik uyarı işaretleri göstermeden de yer altında oldukça kırılgan bir magma sistemine sahip olabilir.
Yeterince güçlü ve uzun süreli bir dış etki ise sistemi kritik eşiğin ötesine taşıyabilir.

Bulgular Başka Yanardağların Takibini de Etkileyebilir
Çalışma, büyük depremler ile volkanik patlamalar arasındaki ilişkinin doğrudan olmadığını da gösteriyor.
Kamçatka’daki onlarca yanardağ aynı büyük depremi hissetmesine rağmen yalnızca birkaçının harekete geçmesi, yanardağın deprem öncesindeki iç durumunun belirleyici olduğunu düşündürüyor.
Araştırmacılara göre Krasheninnikov örneği, uzun süredir sessiz görünen bazı yanardağların sanıldığından daha hassas olabileceğine işaret ediyor.
Bu nedenle gelecekte volkanik risk değerlendirmelerinde yalnızca yüzeydeki klasik belirtilerin değil, magma içindeki gaz miktarı ve yer altındaki mekanik koşulların da daha fazla dikkate alınması gerekebilir.
Araştırma henüz hakem değerlendirmesinden geçmedi ve sonuçlar şimdilik yalnızca EarthArXiv’in ön baskı platformunda yayımlandı.
İlginizi Çekebilir: Kafatasında Yeni Bir Organ Keşfedildi
Çalışmaya dair düşüncelerinizi yorumlarda veya Kayıp Rıhtım Forum’da paylaşabilir, bilim dünyasından yeni haberler için bizleri Google News ve WhatsApp üzerinden takip edebilirsiniz.
Kaynak: Science Alert


Forum üzerinden yorum yapıp sohbete katılmak için tıkla!