Arkeologlar, Fransa’da 17. yüzyılda yaşamış bir aristokratın ağır diş eti hastalığı nedeniyle gevşeyen dişlerini altın teller ve fildişinden yapılmış bir protez yardımıyla yerinde tutmaya çalıştığını ortaya çıkardı.
Söz konusu iskelet, 1619 yılında 54 yaşında hayatını kaybeden Fransız aristokrat Anne d’Alègre’ye ait.
Kalıntılar ilk kez 1988 yılında Château de Laval içindeki kurşun bir tabutta bulundu. Araştırmacılar o dönemde dişlerin çevresine sarılmış sıra dışı metal düzeneği fark etmiş ancak kullanılan teknoloji bunun nasıl çalıştığını açıklamaya yetmemişti.
Yaklaşık 35 yıl sonra yapılan yeni taramalar, düzeneğin ayrıntılarını ortaya çıkardı.
Dişlerini Altın Tellerle Sabitlemiş
Araştırmacılar üç boyutlu diş görüntüleme yöntemleri kullanarak Anne d’Alègre’nin bazı dişlerinin altın tellerle birbirine bağlandığını belirledi.
Teller, ileri derecede periodontal hastalık nedeniyle gevşeyen dişleri çene üzerinde tutmak amacıyla kullanılmıştı.

D’Alègre’nin ayrıca fil dişinden oyulmuş yapay bir dişe sahip olduğu görüldü. Araştırmacılar bunun dönemin seçkinleri arasında kullanılan diş protezlerinin bir örneği olduğunu belirtiyor.
Fransa Ulusal Önleyici Arkeolojik Araştırmalar Enstitüsü’nden antropolog Rozenn Colleter ve meslektaşlarına göre uygulamanın üç temel amacı vardı: Tedavi edici destek sağlamak, görünümü korumak ve toplumsal statünün zarar görmesini önlemek.
Tedavi Dişlere Daha Fazla Zarar Vermiş Olabilir
Altın teller kısa vadede dişleri yerinde tutmuş olsa da yöntemin önemli bir dezavantajı bulunuyordu.
Tellerin düzenli olarak yeniden sıkılması gerekiyordu ve her müdahale çevredeki sağlıklı dişlere de ek baskı uyguluyordu. Bu nedenle tedavi, zamanla başka dişlerin gevşemesine katkıda bulunmuş olabilir.
Buna rağmen d’Alègre’nin uygulamayı sürdürdüğü anlaşılıyor.
Araştırmacılar bunun yalnızca sağlıkla ilgili olmadığını düşünüyor. 16. ve 17. yüzyıllarda sağlam dişlere sahip olmak görünüm, konuşma ve sosyal statü açısından büyük önem taşıyordu.
Dönemin ünlü cerrahlarından Ambroise Paré de diş kaybının yalnızca yüz görünümünü değil konuşmayı da bozabileceğini yazmıştı.
Sosyal Statüsünü Korumak İçin Bu Yönteme Başvurmuş Olabilir
Anne d’Alègre, Fransız Din Savaşları sırasında yaşamış bir Huguenot, yani Fransız Protestanıydı.
Genç yaşta dul kalan d’Alègre, siyasi çatışmalar nedeniyle oğluyla birlikte bir dönem saklanmak zorunda kaldı. Oğlu daha sonra Katolikliğe geçti ve Macaristan’da savaşırken 20 yaşında hayatını kaybetti.
D’Alègre daha sonra yeniden evlendi, ikinci kez dul kaldı ve 54 yaşında hastalık nedeniyle öldü.
Araştırmacılar, yaşamı boyunca karşı karşıya kaldığı siyasi baskılar, kayıplar ve toplumsal beklentilerin diş tedavisini sürdürmesinde etkili olmuş olabileceğini düşünüyor.

İskelette belirlenen belirgin diş aşınmaları da dikkat çekiyor. Bilim insanları, bunun diş sıkma veya gıcırdatmayla bağlantılı olabileceğini ve yoğun stresin bir işareti sayılabileceğini belirtiyor.
400 Yıllık Diş Tedavisi Dönemin Tıbbına Işık Tutuyor
Araştırmacılar, Anne d’Alègre’nin kullandığı altın tel ve fildişi protezin yalnızca estetik kaygılarla açıklanamayacağını ileri sürüyor.
Tedavinin, diş kaybını geciktirmenin yanı sıra aristokrat bir kadının görünümünü, konuşmasını ve toplum içindeki konumunu korumasına yardımcı olmuş olabileceği değerlendiriliyor.
Yaklaşık dört yüzyıl sonra incelenen kalıntılar, erken modern dönemde diş hekimliği uygulamalarının sanılandan daha gelişmiş ve sosyal statüyle daha yakından bağlantılı olabileceğini gösteriyor.
Araştırma Journal of Archaeological Science: Reports dergisinde yayımlandı.
İlginizi Çekebilir: Timsahların 250 Milyon Yıllık Evrimsel Geçmişi Bilim İnsanlarını Şaşırttı
Araştırmaya dair görüşlerinizi yorumlarda veya Kayıp Rıhtım Forum’da paylaşabilir, arkeoloji dünyasından yeni haberler için bizleri Google News ve WhatsApp üzerinden takip edebilirsiniz.
Kaynak: Scienc Aalert


Forum üzerinden yorum yapıp sohbete katılmak için tıkla!