Çocuklara Resimli Kitap Okumanın Zihinsel Gelişime Etkisi

Okumayı öğrenme sürecini araştıran Dr. John Hutton, gelişim çağındaki çocuklara sunulan materyallerle ilgili son derece önemli veriler elde etti.

Çocuklar. Gelişimlerini sağlıklı biçimde tamamlayabilmeleri sadece kendileri için değil, toplumun geri kalanı için de önemli. Özellikle 0-7 yaş arası çağlarda, etraflarındaki dünyayı bir sünger gibi emen zihinler söz konusuysa. Çocuk gelişiminde, tek taraflı veya karşılıklı olsun, çocukların etkileşime geçtikleri veya geçmeye çalıştıkları canlı veya cansız her varlık, hayatlarının sonraki dönemlerinde gerçekleştirecekleri davranışları derinden etkilemesi söz konusuyken, yetişkinlere daha fazla yük biniyor.

Teoride basit, pratikteyse zor denebilecek bu sorumluluk, günümüz şartlarını denkleme sokunca, yetişkinler için daha da bir azap durumuna gelebiliyor. Çocuğun ihtiyaç duyduğu kılavuzluk, o gün içerisinde sadece bir kereliğine ihtiyaç duyulsa bile (örneğin, kuyruğu çekildiği için saldırganlaşan kediye kızmak), yetişkinin, diğer sorumluluklarından ötürü doğru zamanda ve doğru yerde orada bulunamaması veya eksik (örneğin, kedidir yapar, diyerek çocuğun rolünü önemsemeden konuyu geçiştirmek) ya da hatalı (örneğin, kedinin hakkını savunacağım derken yaptığını tam kavramayan çocuğa soykırımcı muamelesi yapmak) müdahalede bulunulması, hayatın bir gerçeği.

Günümüze özel bir diğer gerçek de, çocukların, ister istemez elektronik tabanlı eğlence araçlarına emanet edilmesi. Bu elektro emanetçilerin ilki televizyondu. Daha sonra listeye oyun konsolu, bilgisayar, internet ve en sonunda dördünün ilginç bir kombinasyonuna dönüşen akıllı cep telefonları ve tabletler eklendi. Çocuğun yemek yemesini sağlamak veya tehlikeli dış dünya yerine göz önünde kalsın diye online dersler aracılığıyla eğitimine katkıda bulunmak… Bunun gibi sebeplerle yaş aralığı öyle düştü ki yaşını doldurmayan bebeklerin elinde akıllı telefonlar görünür oldu. Çocukların bu cihazlarla etkileşimlerinde dönen tartışmalar “içeriğin niteliği” ve “ne kadar süre ayrılması gerektiği” gibi nasıl tüketileceği üzerine dönüyor. Yakın zamanda yapılan bir araştırma, bu cihazlarla girilen etkileşimin ta kendisinin sorgulanması gerektiğini işaret ediyor.

Cincinnati Çocuk Hastanesi’nde, okumayı öğrenme sürecine yönelik araştırmalar yürüten çocuk doktoru Dr. John Hutton, yaptığı son deneyde ilginç bulgulara rastladı.

Daha önceden MRI makinesinde olağan beyin fonksiyonları kaydedilmiş 4 yaş civarındaki 27 çocuk (15’i erkek, 12’si kız), üzerinde yapılan deneyde, denek durumundaki çocuklara aynı hikâye üç farklı yolla anlatıldı. Hikâye, sadece sesli, işitsel ve görsel anlatımlı animasyon ve sesli anlatımın illüstrasyonlarla desteklendiği resimli kitap formatında anlatım olmak üzere, üç farklı biçimde çocuklara sunuldu.

Çocuklar hikâyeyi takip ederlerken, MRI makinesi aracılığıyla özel beyin ağlarındaki aktivasyonlar ve ağlar arasındaki bağlantılardaki değişiklikler gözlemlendi. Gözlemde beynin ilgi dört bölgesine odaklanıldı. Bu bölgeler, dil, görsel algı, görsel imge oluşturma ve pek çok işlevi yerine getiren “varsayılan mod ağı”ydı (default mode network).

Gözlemlenen bölgeler arasında “varsayılan mod ağı”, dış dünyayla alakalı zihinsel görevlere konsantre olunmadığında aktifleşen beyin bölgesini içermekteydi. İlgili alanda, bireyin, kendini, başkalarını ve geçmişini ile geleceğini dikkate alarak düşünmesini sağlanmakta. Söz konusu bölge aynı zamanda, dış dünyadan alınan verilerin, veri akışı kesildikten sonra diğer bölgelerle temas kurularak yorumlandığı, kavrandığı ve yepyeni fikirlerin meydana getirildiği alanı olmasıyla önem arz etmekte. Deneyden elde edinilecek sonuçlar açısından, deney sonrası bu bölgede neler olacağı önem taşıyordu.

Dr. Hutton’un “Goldilocks Factor”[1] açısından değerlendirdiği araştırma sonuçları şöyle:

Sadece sesle aktarım (Çok Soğuk): Çocukların beyin bölgesinde sadece dil ağları etkinleşti. Gözlemlenen diğer ağlarda çok az aktivite gerçekleşti. Netice itibariyle hikâyeyi kavramak hususunda çocukların oldukça zorlandığı anlaşılmış.

Animasyonla aktarım (Çok Sıcak): İşitsel ve görsel algılama ağlarında çok fazla aktivite gözlendi. Ancak diğer beyin ağları arasında etkileşime rastlanamadı. Sadece sesle yapılan aktarımda, çocuk hikâyeyi anlamakta zorlansa bile bunun için uğraşmaktayken, sesli ve görsel animasyon tam tersi bir etki yaratmaktaydı. Çocuk kendine sunulan yoğun veri akışını anlamak için çaba harcamadığından, zihni pasif bir takipçiye dönüşmüş.

İllüstrasyon destekli sesli aktarım (İdeal): Dil ağı etkinliği, ses durumuna göre biraz düştü. Bunun yanında, gözlemlenen tüm ağlar arasında – işitsel, görsel, imgeleme, varsayılan mod- etkileşim ve aktifleşme olduğu ölçüldü. Çocuklar, kendilerine okunan hikâyeyi, ilgili illüstrasyonlarla ilişkilendirmeye uğraşırken, beyin aktivitelerini çalıştırmak için daha fazla enerji harcadıkları gözlenmiş.

Dr. Hutton eldeki bulgulara dayanarak, ekran temelli medyanın[2] erken yaşlardaki bireyler üzerindeki etkisinin olumsuzluğunu vurguladı. Dr. Hutton’a göre, çocuklara erken yaşlarda animasyonlar izletmek, beyin gelişimlerini sekteye uğratıyor. Bu yorumunun temelinde, gelişim çağındaki bireylerin beyin kapasiteleri ve dış dünyadan aldıkları uyarıları nasıl ilişkilendirdikleri yatıyor. 3 ila 5 yaşlarındaki bireylerin beynindeki görsel ve varsayılan mod ağları geç olgunlaşmakta. Ayrıca, dış dünyadan aldıkları veri akışında hangi özellik öne çıkıyorsa, ilk önce beynin o kısımları uyarılıyor. Yetişkinlerin aksine, veri akşından anlamlı bütünler elde edebilmelerini sağlayan otomatik ilişkilendirme yetileri gelişmediği için, beynin geri kalan bölümlerini bilişsel sürece katabilmeleri ek çaba gerektiriyor. İdeal yetişme sürecinde, bu yetenek, işittikleri ve gördükleri şeyler arasında anında ilişkilendirme pratiği yaptıkça kazanılabiliyor. Animasyonların bu süreçteki kabahati, beyin kaslarını kullanmakta tecrübesiz olan çocuğu, zihinsel egzersizler yapmaya gerek duymadan tüketebileceği “fastfood”a dönüşmüş işlenilirlikte veri yığını sunması. Animasyonların anlaşılabilir olması için neyin, ne sebeple gerçekleştiğini ve hatta ilerisinde ne olacağı bilgisi hazır biçimde, hızlı bir akış içerisinde aktarılmakta. Animasyon anlatıcılığı için elzem olan bu basitlik, anlaşılırlık ve sıkılmayı önlemek için hızlıca yeni veri sunma ihtiyacı, çocuğun kendi bilişsel uğraşısıyla hikâyeyi keşfetmesini gereksiz kılıyor. Çocuk, beyninin kısıtlı bir alanının, veri akışının devam ettiği sürece uyarıldığı “pasif tüketici” durumunda kalıyor.

Dr. Hutton’un endişelendiren husus, gelişimini tamamlamamış çocukların uzun vadede çok fazla animasyona maruz kalması sonucu, gerekli zihinsel entegrasyona ulaşamamaları. Beynin diğer ağları arasında etkileşim pratiği edinememiş çocuklar, okuma ve anlama sürecinde başarısızlığa uğrayarak,  hikâyeleri kavramada güçlük çekecekler. Çocuğa resimli kitap okunduğundaysa, tüm bu negatif etkiler bertaraf ediliyor; üstüne, beyin kasları olarak tabir edilebilecek ağ yapılarının gelişimine önayak olunuyor.

Araştırmada elde edinilen bir diğer sonuç da, kitabın hangi ortamda nasıl tesir edeceği üzerine oldu. MRI makinesinde hareketsiz kalarak resimli hikâye dinletilmesi ile rahat bir ortamda ebeveyn kucağında okunulan resimli hikâye okunması arasında beyin aktivitesel yoğunlukta farklar gözlendi. Sonuçlara göre, çocuğun fiziksel ve duygusal bağlamda etkileşime geçilmesi hikâyenin kavranması sürecinde olumlu etkisi gözlenmiş.

Araştırmanın neticesinde Dr. Hutton, gelişme çağındaki çocuklara ebeveyn veya yetişkin gözetiminde resimli hikâye okunmasının, gelişimleri açısından ne derece önemli olduğu sonucuna ulaşmış.

Bu altın değerindeki tavsiyeyi uygulamanın elbette güçlükleri var. Yetişkinlerin, günlük koşuşturmaları esnasında bu tavsiyeyi pratiğe geçirmeleri gerekiyor. Bunun yanı sıra, küçük çocuklara resimli kitap okumanın belli ölçüde sabır ve anlatım ustalığı gerektirdiği de aşikâr. Dr. Hutton’ın tavsiyesine istinaden, ilgili yaş aralığındaki çocukları ekran temelli medyadan olabildiğince uzak tutmak, atılabilecek ilk adım. Gelişimlerine katkı sağlayacak asıl adımı atmaksa, onlara resimli kitap okumak için zaman ayırabilmekten geçiyor.

Haber Kaynakları:

https://www.npr.org/sections/ed/2018/05/24/611609366/whats-going-on-in-your-childs-brain-when-you-read-them-a-story
https://www.eurekalert.org/pub_releases/2018-05/pas-nsm042618.php
[1] Goldilocks Factor: Az, çok ve ideal uyarımı simgeleyen etkilerin genel tanımı. Yetersiz bildirim olduğu için uyarılamamak, soğuktur. İşlenemeyecek kadar bildirimle uyarılmak anlaşılmazlık yarattığı için sıcaktır. Alt ve üst sınırlar arasında yapılan bildirimlerle uyarılmak, anlaşılırlık kapsamında en idealdir.
[2] Ekran Temelli Medya: Günümüzde işitsel ve görsel uyarımlara bağlı, sinema, müzik klip, canlı veya cansız video yayını gibi pek çok farklı çeşidi bulunan yayınları kapsamakta.

  • 34
    Shares




1986 İstanbul doğumlu. Bilimkurgu, korku ve fantastiği uzun süre televizyondan takip edebilmiştir. Ailesinden habersiz aldığı ucuz VCD oynatıcıyı saklayıp, onlar yokken kullanarak, bu konularda film açıklarını kapatmaya çalışmıştır. Edebiyata sonradan bulaşması; bilgisizliği; bilgisizlik de, "Raftaydı ve ben onu alıp okumadım zamanında." pişmanlıkları getirmiştir. Lem ile Küvette Bulunan Günce'yle tanışması; okumaya yeni başlayan biri için hem talih, hem de talihsizlik olmuştur. Film, kitap, animasyon, çizgi roman olsun; kendi sınırlı bilgisiyle, eserleri iç dinamikleri içinde değerlendirmeye çalışır.

Çocuklara Resimli Kitap Okumanın Zihinsel Gelişime Etkisi için 4 yorum

  1. Yazıda bahsi geçen kitaplar çalışmanızdan daha farklı biçim ve içeriklere sahip.

    Resimli kitap derken, kast edilen, hikâyedeki anlardan birini canlandıran, o kitaba ve hikâyeye özel çalışmalar kast ediliyor. Örneğin:







    …gibi.

    Yazıda bahsi geçen görsel hikâyeleştirme bu biçimde olmalı. Çalışmanızdaki resimler, tam olarak bahsi geçen yaş aralığının ilişki kurmasına sağlayacak niteliklere sahip değil. Olayın kilit anlarının özel illüstrasyonlarla canlandırılması gerekir.

    Ve ayrıca, çocuk kitabı olarak, hikâyeleştirmenin belli başlı koşulları var. Çocuklar sever, diyerek, hikâyeye her şey katılmamalı. Çocuklarda yetişkinler gibi hikâyede tutarlılık isterler. “Ne oldu?”, “Nasıl oldu?”, “Neden oldu?” gibi sorular kafalarını kurcalar hep. Çalışmanız, hayvanları eğitelim, çizgisinde başlayıp, Madagascar animasyonundan alıntılanmış parçalarla bir maceraya evrilebiliyor. İşin görsel anlatı kısmını, çocuğun aşina olabileceği bir animasyona yüklenmiş. Bu görselleştirerek zihinde canlandırmaya yardımcı olmak değil. Bambaşka bir hikâyeyi anımsatmaya çalışarak, ilgi çekmek bu. Hatırlatılmak istenen de bir animasyon. Çocuğun öncelikle o animasyonu bilmesi gerek. Ve yazıda da bahsi geçtiği üzere, belli bir yaş altındaki çocuklara animasyon gösterilmesi yararlarına değil. Çalışmanızdaki bilgiler ve animasyona aşina olunması şartı, yazıda da bahsi geçen “Sıcak” bilgi akışına giriyor. Yazıda vurgulanan “İdeal” durum yakalanamamış.

    İleriki çalışmalarınızda, illüstrasyon konusunda deneyimli biriyle çalışarak, yazıda da belli bir yaşa kadar karşıtı olunan görsel-işitsel medya alıntılarına bel bağlamayan hikâyeler hazırlamalısınız.


  2. Öncelikle böyle güzel bir paylaşımda bulunduğunuz için teşekkür ederim.

    8 aylık bir bebek babası olarak oğlumun çocuk kitaplarına olan ilgisinden memnunum. Kendisi sayfaları çevirmeye çalışıyor, ben okurken eliyle resimlere dokunuyor. Lakin onun ilgisini koruma noktasında sıkıntı yaşıyorum. Belirli kitapları daha çok seviyor ki bu normal bir durum.

    Tableti ve telefonu hiç vermiyoruz. Tamamen ondan uzak yetiştirmeye çalışıyoruz. Bakalım ne kadar dayanabileceğiz. Bizim elimizde gördükçe istiyor tabi. O yüzden onun yanında telefonları kullanmamaya özen gösteriyoruz ama bu pek de mümkün değil.

    Kıssadan hisse, bu devirde ebeveyn olmak hiç kolay değil. :smiley:


Çocuklara Resimli Kitap Okumanın Zihinsel Gelişime Etkisi

Okumayı öğrenme sürecini araştıran Dr. John Hutton, gelişim çağındaki çocuklara sunulan materyallerle ilgili son derece önemli veriler elde etti.

  • 34
    Shares

 

 

Başa dönün