Mayaların kırmızı renge verdiği önem, yüzyıllar boyunca çevre üzerinde beklenmedik bir etki yaratmış olabilir. Meksika’daki antik Maya yerleşimlerinin çevresinden alınan tortu örnekleri, bazı göl ve su kaynaklarında son derece yüksek cıva seviyelerine işaret etti.
Araştırmacılara göre kirliliğin başlıca kaynağı, Mayaların kırmızı boya üretiminde kullandığı zincifreydi. Cıva sülfür içeren bu parlak kırmızı mineral, suya karıştıktan sonra göl tabanındaki bakteriler tarafından son derece zehirli metilcıvaya dönüştürülebiliyor.
Çalışma Science Advances dergisinde yayımlandı.
Kırmızı Renk Maya Dünyasında Özel Bir Yere Sahipti
Günümüzde Güney Meksika ve Orta Amerika olarak bilinen bölgelerde yaşayan Mayalar, kırmızı rengi yaygın biçimde kullanıyordu.
Arkeolojik bulgular; heykellerin, anıtların, duvarların, meydanların ve seramiklerin kırmızı pigmentlerle boyandığını gösteriyor. Kırmızı boya, cenaze törenlerinde ölülerin bedenlerine uygulanmak için de kullanılıyordu.
Renk Maya kültüründe güneş, kan ve yaşamla ilişkilendiriliyordu.
Boyanın üretiminde toksik olmayan hematit içeren kırmızı aşı boyasının yanı sıra zincifre de tercih ediliyordu. Ancak zincifrede bulunan cıva, zaman içinde çevrede birikerek ciddi bir kirlilik kaynağına dönüşmüş olabilir.
Göl Tortularında Çok Yüksek Cıva Seviyeleri Bulundu
Auburn Üniversitesi’nden paleolimnolog Matthew Waters ve ekibi, Yucatán Yarımadası’ndaki Maya dönemine ait tortu katmanlarını inceledi.
Araştırmacılar özellikle iki bölgeye odaklandı: Cobá Gölü ve orman içindeki antik bir yerleşimin yanında bulunan suyla dolu Cenote Xcach obruğu.
Yaklaşık 2.000 yılı aşkın çevresel değişimi kayıt altına alan tortu çekirdekleri, MS 40 ile 820 yılları arasındaki çeşitli dönemlerde ciddi cıva kirliliği yaşandığını ortaya koydu.

En kirli katmanlarda cıva miktarı milyonda 2,3 parçaya kadar ulaştı.
Waters, araştırmacıların Mayaların zincifreyi bu ölçekte kullandığını tahmin etmediklerini belirtti.
Zehirlenme Onlarca, Bazı Yerlerde Yüzlerce Yıl Sürmüş Olabilir
Cıvanın su sistemlerine karışması yalnızca içme suyunu değil, besin zincirini de etkilemiş olabilir.
Zincifreden açığa çıkan cıva, oksijensiz ortamlarda yaşayan bakteriler tarafından metilcıvaya dönüştürülebiliyor. Bu madde daha sonra küçük canlılardan balıklara doğru besin zincirinde giderek daha yüksek yoğunluklarda birikiyor.
Mayaların tatlı su balıkları ve kabuklularından önemli ölçüde yararlandığı biliniyor.
Araştırmacılara göre bazı bölgelerde yüksek cıva seviyeleri onlarca yıl, hatta yüzyıllar boyunca devam etmiş olabilir.
İnsanlarda yüksek miktarda cıvaya maruz kalmak beyin ve akciğerlerde kalıcı hasara, ağır nörolojik sorunlara ve ölümcül sonuçlara yol açabiliyor.
Su Ekosistemlerinde Yaşam Azalmış
Ekip, tortularda cıva kirliliğinin çevresel etkilerine dair başka işaretler de buldu.
Yüksek cıva seviyelerine sahip katmanlarda tatlı su kabuklularına ait küçük fosillerin büyük ölçüde ortadan kaybolduğu görüldü. Araştırmacılar bunun, zehirli koşulların sucul canlıları olumsuz etkilediğine işaret edebileceğini düşünüyor.
Aynı katmanlarda normal şartlarda sık görülmesi beklenen yoğun alg çoğalmalarının izlerine de çok az rastlandı.
Waters’a göre Mayalar döneminde yaşayan insanlar suyun renginde değişimler ve balık gibi besin kaynaklarında azalma fark etmiş olabilir.
Zincifre Yucatán’a Başka Bölgelerden Getiriliyordu
Zincifre Yucatán Yarımadası’nda doğal olarak bulunmuyor. Bu nedenle pigmentin bölgeye dışarıdan taşınmış olması gerekiyor.
Araştırmacılar, mineralin muhtemelen günümüzde Honduras sınırları içinde kalan bölgelerden getirildiğini düşünüyor.

Cobá Gölü çevresinde zincifre kullanımının zamanla azaldığı anlaşılıyor. Buradaki cıva seviyesi MS 520 civarında milyarda yaklaşık 20 parçalık arka plan düzeyine geriledi.
Ancak Cenote Xcach’ta cıva kirliliğinin Maya uygarlığının gerileme dönemine kadar devam ettiği belirlendi.
Kuraklık, Maya Uygarlığının Çöküşünün Tek Nedeni Değildi
Mayaların 8. ve 9. yüzyıllarda yaşadığı siyasi ve toplumsal çöküşün nedenleri hâlâ tartışılıyor. Uzun süreli kuraklıkların tarım ve gıda üretimini bozması, öne çıkan açıklamalar arasında yer alıyor.
Araştırmacılar cıva kirliliğinin de bazı topluluklar üzerinde ek bir baskı oluşturmuş olabileceğini düşünüyor.
Bununla birlikte çalışma, cıva zehirlenmesini Maya uygarlığının çöküşünün doğrudan nedeni olarak göstermiyor. Birçok bölgede en yoğun kirlilik, büyük siyasi gerilemeden yüzyıllar önce azalmaya başlamıştı.
Yeni bulgular bunun yerine, dini ve kültürel açıdan büyük önem taşıyan kırmızı rengin yoğun kullanımının uzun vadede Maya çevresinde beklenmedik ve zehirli bir miras bırakmış olabileceğini ortaya koyuyor.
İlginizi Çekebilir: Antik Mezarda Nadir Görülen Bir Cüzzam Varyantı Tespit Edildi
Geçmiş uygarlıkların gündelik hayatlarına dair keşifleri siz nasıl değerlendiriyorsunuz? Düşüncelerinizi yorumlarda veya Kayıp Rıhtım Forum’da paylaşabilir, arkeoloji dünyasından daha fazla haber için bizleri Google News ve WhatsApp üzerinden takip edebilirsiniz.
Kaynak: Live Science



Forum üzerinden yorum yapıp sohbete katılmak için tıkla!