Yazarının Kaleminden: Duvar ve Adam

Sercan Leylek, "adalet temasını ön plana çıkaran bir novella" olarak tanımladığı yeni kitabı Duvar ve Adam'ın yazım sürecini Kayıp Rıhtım okurları için kaleme aldı.

Duvar ve Adam, özünde adalet temasını ön plana çıkaran bir novella. Yakamoz isimli bir genç adam Oslo’da yaşamaktadır ve yıllardan beri önünden geçip durduğu tarihi bir duvarda bazı gariplikler dikkatini çeker. Art arda yaşadığı tuhaflıklar duvardan yükselen bir genç kadın sesiyle zirveye ulaşır. Duvarın içindeki kişi 1942 yılından beri buraya hapsolmuş Norveçli bir Yahudi olduğunu iddia etmektedir. Yakamoz karakteri ise halihazırda bazı psikolojik sorunlarla mücadele halinde olan, yalnız ve mutsuz bir adamdır ve başına gelen bu garip olay sonucunda iyiden iyiye keçileri kaçırdığını düşünür. Hikâyenin devamında da kendisini türlü maceraların içinde bulur. Duvar ve Adam’ın okuyucuya sunduğu ana çatışma duvardaki kızın gerçek mi, yoksa Yakamoz’un zihnindeki bir yanılsama mı olduğu sorusudur.

Senaryodan Roman Üretme Tekniği

2015 Sonbaharıydı. Oslo’daki sinemacı arkadaşım Osman Hazır ile belediyenin düzenlediği bir kısa film yarışmasına gitmiştik. Finale kalan beş filmi de izledik ve filmlerin hiçbirinde doğru dürüst bir hikâye yoktu. Arkadaşım Osman ise aylardan beri bir kısa film senaryosu yazmamı istiyordu. Nitekim, o gün karşılaştığım sahne sayesinde bu fikre ikna oldum. Çünkü zevksiz ve çatışmasız filmlerden biri 5000 NOK (yaklaşık 3000 TL) değerinde ödül kazanmıştı. Kendi kendimize biz neden böyle bir film çekmeyelim ve Norveç’teki diğer yarışmaları kovalamayalım diye sorduk.

O dönemde senaryo yazma üzerine hiçbir deneyimim veya bilgim yoktu. Zira, aklımda bu formata uygun bir öykü de bulunmuyordu, ama talih birkaç gün içerisinde kapımı çaldı. Kitabın tanıtım filminde de gösterilen eski duvarın önünden geçiyordum ve duvarın içinden yükselen ufak bir ırmak şırıltısı duyduğumu zannettim. Bu, elbette, herkesin başına gelen bir yanılsamadan ibaretti ama benim aklımda şimşekler çaktırmaya yetmişti. Peş peşe gelen sorular zihnimi kurcalamaya başladı. Irmak sesi yerine, duvardan insan sesi gelse? Duvarda yıllar önce mahsur kalmış bir kişi olsa? İyi de bu kişi kim olmalı? Diyelim ki duvardaki kişi Norveçli bir Yahudi, o zaman bu kızın mesleği ne olabilir ve nasıl duvara hapsolmuş? …

İlerleyen günlerde hem senaryo teknikleri üzerine ders çalıştım, hem de öğrendiklerimi bu yeni hikâye üzerinde uygulamaya başladım. Osman’ın dediğine göre 12-15 sayfa arası bir senaryo yazmalıydım ki, en fazla 15 dakika sürecek olan bir kısa film çekebilelim. Ama ben ilk günden 25 sayfa yazmıştım ve daha hikâyenin giriş bölümü bile tamamlanmamıştı. Üstelik kurgu orijinal diyaloglara ve merak uyandırıcı daha fazla olaya gebeydi. Bu yüzden, Osman ile ortaklaşa girdiğimiz kısa film ticari projesi daha ilk günden rafa kaldırılmış oldu.

Duvar ve Adam’ı ilk olarak 104 sayfalık bir uzun metraj film senaryosu halinde ‘The Man and The Wall’ ismiyle bitirdim.

Senaryoyu İngilizce yazmıştım ve bunu yaptığım günlerde, bu öyküden bir roman yazma fikri aklımın ucundan dahi geçmemişti. Çalışmayı birkaç hafta içerisinde Oscar Akademisi’nin düzenlediği Nicholl Fellowships yarışmasına yolladım. Bu yarışmaya yollanan eserler iki farklı Hollywood eleştirmeni tarafından okunuyor ve bir değerlendirme raporu oluşturuluyor. Eleştirmenlerden biri senaryomu çeyrek final için onayladı, ama diğeri hikâyeyi orijinal ve eğlenceli bulmasına rağmen senaryo tekniği kusurları sebebiyle reddetti. Bu deneyim benim için iyi bir test olmuştu ve bu eleştirmenlerin işaret ettiği diğer noksanları da gidermem gerektiğini anlamıştım.

Elimdeki senaryoyu Türkçe bir roman haline getirme fikri ise aylar sonra geldi. Başta bunu çok saçma bir düşünce olarak gördüm ama daha sonra işin içine girince hiç ummadığım faydalarını gördüm. Genelde bir metnin önce romanı yazılır. Kitap popüler hale gelir ve daha sonra romandan senaryo yazılır. Fakat bu süreç içerisinde romandaki birçok bölüm filme aktarılamaz. Aksi takdirde, iki saatlik bir film yerine beş saatlik bir film çekilmesi gerekecektir. Benim durumumda ise tam tersi geçerliydi. Senaryo içerisindeki atlanan küçük hikayeleri, figüran olarak belirlenen karakterlerin iç dünyalarını ve daha senaryoda gösteremediğim daha birçok destekleyici argümanı roman yazım sürecinde ele alabildiğimi gördüm. Kendi kendime keşfettiğim bu roman yazma tekniğinin literatürde bir yeri var mı hâlâ bilmiyorum ama gönül rahatlığıyla her yazara önerebilirim. Duvar ve Adam’dan sonra bir uzun metraj film senaryosu daha yazdım ve onu da aynı teknik ile romanlaştırdım.

Önce senaryo yazıp, aynı hikâyeyi daha sonra roman haline getirmek kitabın içerisindeki tüm olayları kılcal damarlarına kadar görmenizi sağlıyor.

Bir kere diyalogların tamamını bitirmiş olduğunuz için, kitabın aslında bir bölümünü de bitirmiş oluyorsunuz. Diğer yandan, hikâyenin nereye gittiğini tüm ayrıntılarıyla gördüğünüz için makul alt hikayeler ile eserinizi zenginleştirebiliyorsunuz. Karakterleri hikâyenin başından sonuna kadar tanıdığınız için, nerede ve nasıl davranmaları gerektiğini daha iyi tayin ediyorsunuz. Ayrıca, roman yazım sürecinde çok hızlı ilerleyeceğiniz için kitabın bitiş tarihini rahatlıkla editörünüze söyleyebilirsiniz. Bu tekniğin daha birçok yararını ancak deneyerek idrak edebilirsiniz.

Duvar ve Adam Romanının Norveç’te Yayınlanışı

Duvar ve AdamDuvar ve Adam kurgusunu roman olarak yarıladığım günlerde Amerikalı bir çevirmen arkadaşımdan bir haber aldım. Çaresiz bir yayınevi sahibinin benim gibi bir yazarı aradığı öğrendim. Kısa süre içerisinde bulması gereken yazar Norveç’te yaşayan bir yabancı olmalı ve daha önce kendi dilinde yayınlanmış eserleri olmalı. Sonradan anladım ki, bu yayınevi sahibi benden önce Tacikistanlı bir kadınla anlaşmış. Bir yarışmaya kitabını yollamak için her şeyi hazırlamışlar, fakat Tacik kadın yayınevine yalan söylemiş. Yazar meğerse Norveç’e kaçak yollardan yerleşen bir mülteci imiş ve bu şartlar altında, eserini yarışmaya sokamayacaklarını anlamışlar. Yayınevi sahibi de aynı kriterlere uygun bir başka yazar bulma arayışına girişmiş.

Sirkel Forlag editörü Åshild Hanım’la görüştüm. Kendisi benim hakkımda çoktan bir araştırma yapmıştı. İlk kitabım Cydonia’nın tanıtım filminden çok etkilendiğini ve bu kitabımı Norveççe basmak istediğini söyledi. Bu teklifi hemen reddettim. Kendisine Cydonia’nın benim gözümde eski bir hikâye olduğunu ve elimde bundan çok daha değerli gördüğüm yeni bir çalışma olduğunu söyledim. Åshild Hanım, buluştuğumuz kafede Duvar ve Adam’ın tamamını dinledi ve kitabı çok beğendi. “Tamam! Bunu yollayalım yarışmaya.” dedi. Ama bir sorun daha vardı: Ben kitabın daha yarısını yazabilmiştim ve kendisine romanın yarı kalan bölümünü de 6 hafta içerisinde bitirebileceğimi söyledim. Kendisi bana güvendi ve dediğim işi zamanında teslim ettim. Daha sonra, Çevirmen Emine Çankaya’nın emekleri sayesinde kitabın çevirisi ve düzenlemesi ucu ucuna yetiştirildi. Kitap 2017’de yayınlandıktan iki ay sonra da eserin Norveç Kültür Fonu tarafından onaylanmış olduğunu öğrendik. Duvar ve Adam, 2017 Norveç literatüründe ve kütüphanelerinde yer edinmişti.

Tanıtım Filmi

Sirkel Forlag (Norveçli Yayınevi) Oslo Kitap Festivali’nin kitap tanıtım filmi yarışmasına katılmamızı istedi. Güçlü bir prodüksiyon bütçesine ihtiyacımız yoktu. Ne de olsa ihtiyacımız olan şey bir duvar ve bir adamdan ibaretti. Kitaptaki Yakamoz karakteri bana benzeyen bir kişi olduğu için tanıtım filminde oynadım ve oyunculuğun yazarlıktan ne kadar zor bir dal olduğunu o gün anladım. Neyse ki, benim deneyimsizliğime rağmen filmimiz yarışmada ikincilik ödülü aldı.

Yolculuğun Sonu

Her yıl Ekim ayında düzenlenen Frankfurt Kitap Fuarı, Avrupa’daki en önemli kitap fuarlarından biri olarak kabul görüyor ve bu sene Norveç Onur Konuğu ülke olarak seçildi. Kitap bu sayede Frankfurt’taki fuarda Norveççe eser olarak tanıtılacak. Ayrıca, Duvar ve Adam’ın Türkiye’deki yayıncısı Bilgi Yayınevi de bu fuara katılıyor. Sanırım onlar da kitabı Almanya’yla ilintili bir eser olarak oradaki Türk okuyucularına lanse edeceklerdir.

Gördüğünüz gibi Duvar ve Adam’ın yazım ve basım süreci içerisinde farklı kişiler ve olaylar sürekli devreye girerek bir fikir önce kısa film, sonra uzun metraj senaryo, Norveççe roman ve Türkçe roman olarak ilerlemeye devam ediyor. Bu yazımı okuyan birçok kişi belki de ne kadar şanslı bir insan olduğumu düşünecek, ama buna katılmıyorum. Çünkü benim gözümde şans yaratılan bir şeydir, rast gelen bir şey değil.


Yazarının Kaleminden bölümünde kaleme alınan diğer yazılar için tıklayın!

İzmir doğumlu Sercan Leylek, tiyatrocu bir ailenin çocuğu olarak büyüdü. Dokuz Eylül Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu ve ilk kitabı Cydonia 2012’de yayınlandı. Bu eserini 2015’te yayınlanan Piri Reis ve Nostradamus isimli bir başka bilim-kurgu romanı takip etti. 2017’de Norveç’te yayınlanan Duvar ve Adam (Mannen og muren) adındaki fantastik romanıyla birlikte hem uluslararası yayıncılığa hem de yeni bir türe adım atmış oldu. Aynı roman, 2019 yılında Bilgi Yayınevi tarafından Türk okuyucunun beğenisine sunuldu.

Yazarının Kaleminden: Duvar ve Adam

Sercan Leylek, “adalet temasını ön plana çıkaran bir novella” olarak tanımladığı yeni kitabı Duvar ve Adam’ın yazım sürecini Kayıp Rıhtım okurları için kaleme aldı.

Başa dönün