Türk edebiyatının önemli yazarlarından Nazan Bekiroğlu’nun yeni romanı Dicle’nin Sandalı, Timaş Yayınları etiketiyle okurlarla buluşuyor. 10. yüzyıl Bağdat’ında geçen eser, Süryani çevirmen Yuhanna’nın hikâyesi üzerinden dillerin, kültürlerin ve inançların birbirine karıştığı bir dünyayı ele alıyor.
Beytü’l Hikme’de eğitim gören Yuhanna, farklı diller arasında yetişmiş yetenekli bir çevirmendir. Ancak bir noktada, bildiği bütün dillerin insanları birbirine yaklaştırmaya yetmediğini düşünmeye başlar. Çevirinin anlamı ve insanların birbirini gerçekten anlayıp anlayamayacağı üzerine sorular soran Yuhanna’nın yolculuğu, zamanla kişisel bir arayışın ötesine geçer. Bağdat’tan Babil’e ve Endülüs’e uzanan hikâye, aşkı, inancı, iktidarı ve insanlığın ortak bir dil bulma arzusunu merkezine alır.
3 Mayıs 1957’de Trabzon’da doğan Nazan Bekiroğlu, Türk Dili ve Edebiyatı alanındaki akademik çalışmalarının yanı sıra roman, öykü ve denemeleriyle tanınıyor. Atatürk Üniversitesi’nde eğitim gören yazar, akademik kariyerini Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde sürdürerek profesörlüğe yükseldi. 1997’de yayımlanan Nun Masalları ile başlayan edebiyat yolculuğunda İsimle Ateş Arasında, Lâ: Sonsuzluk Hecesi, Nar Ağacı, Mücellâ ve Kehribar Geçidi gibi eserler kaleme aldı. Cam Irmağı Taş Gemi adlı kitabıyla 2006 Türkiye Yazarlar Birliği Hikâye Ödülü’nü kazandı.
Dicle’nin Sandalı çeviriyi bir dilden diğerine aktarmaktan ziyade farklı dünyalar arasında köprü kurma çabası olarak ele alıyor. Romanda Hallâc-ı Mansur’un hikâyesi, Bağdat’ın tarihsel atmosferi ve karakterlerin yaşadığı çatışmalar da anlatının önemli parçalarını oluşturuyor. Eser, insanların aynı dili konuşsalar bile birbirlerini anlamakta zorlanabildiği bir dünyada, empati ve anlaşılma arzusunun önemini sorguluyor.
Roman, tarihsel arka planını dil, kültür ve inanç üzerine düşüncelerle birleştirerek okurları Bağdat’tan Endülüs’e uzanan bir anlatıya davet ediyor.
Dicle’nin Sandalı – Nazan Bekiroğlu | Arka Kapak Tanıtımı

Onuncu yüzyılın Bağdat’ı. Abbasilerin kalbinin attığı; ilimlerin, inançların, kültürlerin, gerilimlerin, çatışmaların, savaşların ve iktidarların gölgesinin iç içe geçtiği bir dünya. Dicle gibi sürekli akan bir şehir. Mahiyeti sürekli olarak değişen bir sandal.
Dünyanın dört bir yanında konuşulan dillerin birbirine karıştığı Beytü’l Hikme’nin yetenekli ama asi talebesi, Süryani çevirmen Yuhanna.
Yuhanna kelimelerin arasında büyüyüp dillerin arasında dolaşmayı öğrenmiştir. Ta ki bir gün, bildiği bütün dillerin yetmediğini anlayana kadar.
Eğer anlam başka bir dile bütünüyle taşınamıyorsa çevirmenin yaptığı nedir?
Kelimeler gerçekten insanlar arasında bir köprü kurabilir mi?
İnsanları birbirine bağlayacak, mutlak anlaşmayı kuracak ortak bir dili bulmak mümkün müdür?
Dicle’nin Sandalı, Bağdat’ın renkli, zengin ve kaotik atmosferinden Babil Kulesi’nin gölgesine, oradan Endülüs medeniyetine kadar uzanan; aşkı, inancı, dili, insanın kusursuz anlaşma arzusunu ama birbirini anlayamama lânetini aynı hikâyede buluşturan görkemli bir roman.
Toplam 416 sayfadan oluşan Dicle’nin Sandalı, Ekim 2026 tarihinde Timaş Yayınları etiketiyle yayımlandı.
Kitabın ilk sayfalarını içeren tadımlık ön okumasına buradan ulaşabilirsiniz.
İlginizi Çekebilir: Yerdeniz’den Zaman Çarkı’na… İşte Tüm Zamanların En İyi 11 Fantastik Kitap Serisi
Dicle’nin Sandalı hakkındaki fikirlerinizi yorumlarda veya Kayıp Rıhtım Forum’da paylaşabilir, yeni çıkan kitap haberleri için bizleri Google News ve WhatsApp üzerinden takip edebilirsiniz.


Forum üzerinden yorum yapıp sohbete katılmak için tıkla!