Deccaliyet Hakkında Bir Komplo-Gerilim Animasyonu: “Dajjal: The Slayer and His Followers”

Orta Doğu sorunlarını “deccaliyet” düzenine bağlayarak farklı bir bakış açısı getirmeyi amaçlayan bir animasyon filmi geliyor.

Pakistanlı  film yönetmeni Rana Abrar tarafından yazılıp yönetilen ve mart ayında gösterime gireceği duyurulan Dajjal: The Slayer and His Followers, Orta Doğu sorunlarını “deccaliyet” düzenine bağlayan bir komplo-gerilim filmi. Deccaliyetin kökenini Mısır’daki firavunluğa bağlayarak, aynı düzenin günümüzde başka biçimde yeniden hüküm sürdüğüne ve bu sefer insanları hepten köleleştiren küresel bir güç hâline geldiğine vurgu yapan filmde, dört genç erkekten oluşan bir barış grubu, Deccal ve onun ordusuna karşı dünyayı korumak ve Orta Doğu’ya barış getirmek için kendi hayatları pahasına harekete geçiyor. İkilemleri ise, inançları tam olmasına rağmen giriştikleri eylemin başarısızlıkla sonuçlanacağını bilmeleri; çünkü, inandıkları üzere, Deccal’i ancak gerçek bir peygamber mağlup edebilecek.

Filmin, internet sitesinde yer alan tanıtımı ise şöyle:

“İnandığımız üzere bir grup insan (Deccal’in ordusu) sahte bir peygamberin peşinden gidecek ve onun dünyaya hüküm sürmesine zemin hazırlayacaktır. Ve bu, gerçek oldu.”

Geçmiş

4,000 yıl önce, cümle Mısır’ın kralı Firavun kendini bir tanrı olarak görmekteydi. Köleleştirdiği insanları yegâne ilah olarak kendisine tapınmaya zorlayan, tarihteki en acımasız, en kibirli kraldı. Tüm Mısır, Firavun’a, Firavun ise kara büyü sayesinde onu güçlü kılan Şeytan’a ibadet ederdi.

Günümüz

Firavun’un kadim kibri, zamane seçkinlerinin bedeninde bir kez daha ortaya çıkıyor. Bu şeçkin kişiler, insanlığın en büyük düşmanı olan kralları Deccal (sahte peygamber) için Tek Dünya Devleti’ni kurmaya girişiyor. Kabul edin-etmeyin, orta sınıfın tümden yok olup yalnızca efendiler ile kölelerin bulunduğu Tek Dünya Devleti’ni bir gün tümden inşa edecekler.

Deccal’ın ordusu tüm bunları gerçekleştirebilmek adına onlara kara büyü imtiyazını veren Şeytan’a kulluk ediyor. Bugünkü teknolojiye onlar yüzyıllar önce sahipti, o gün kullandıkları teknolojiyi dünyanın geri kalanına ancak son zamanlarda paylaştılar. Buna rağmen bize sunulan teknoloji onların kullandığı en gelişmiş teknolojinin ancak 25%’ine tekabül etmekte. Bankacılık sistemi aracılığıyla, faiz uygulamasıyla bütün ülkelerin sanayilerine sızdılar.

Kara büyü kullanarak medyayı kontrolleri altına aldılar, telekulak ve veri madenciliği gibi yöntemlerle Orta Doğu’ya karşı nefret propagandası geliştirerek halkları yersiz korku ve düşmanlıkla birbirine düşürüp dünya dinlerini yıkmaya, belirli kişilerin ve ailelerin itibarını sarsmaya çalıştılar. Diğer yandan, genetik olarak değişikliğe uğratılmış bakteri ya da virüsler oluşturup onları biyolojik silah olarak kullandılar.

Bu suikastçılar kendi gündemlerini özellikle medya yoluyla insanlara korku salarak ve bilimsel yöntemlerle insan duygularını ustaca manipüle ederek belirlediler. Kişiler beyinlerinin yıkandığından bihaber bir hâlde, gündemi etkileyen kamuoyunun mühim hakikatler sunduğuna inandılar. Oysa onları yönetenlerin, üzerlerindeki baskısını, bilgi akışına sürekli hâkim olma çabasını ve karşı görüşlere hiç tahammül edemediğini göremediler.

Son derece güçlü ve etkili bir grup tarafından yönetilen bu küresel komplo, dünyayı “3. Dünya Savaşı”na sürüklerken, önder bir delikanlı ve onun kendi gibi cesur üç arkadaşı çıkıp “İnsanlığı Koru Programı” (İKP) adlı bir barış harekâtı başlatır; dördü de dünyayı değiştirmek adına Deccal’in ordusuyla savaşmaya kararlıdır.

Düğüm Noktası

Deccal’ın, dünyayı kurtarmaya çalışan bir grup barış gönüllüsü tarafından yok edilemeyeceğini biliyoruz. Zaten bu arkadaş grubu da Deccal’ı öldüremeyeceklerinin farkında, onun ancak Hz. Meryem oğlu Hz. İsa tarafından öldürüleceğini bilmelerine rağmen, inançları uğruna son nefeslerine kadar savaşmaya devam ediyorlar.

Görünen o ki, bu durumda, dört genç mücahide şehit olmaktan başka bir seçenek kalmıyor! Filmin, barış uğruna mücadeleyi ne yönde ele alıp bunu nasıl bir sonuca bağladığını ve Siyonizm eleştirisini anti-Semitizme maske edip etmediğini, yani mesaj verirken sözü ırkçılığa vardırma tuzağına düşüp düşmediğini ancak filmi izleyince göreceğiz.

  • 34
    Shares

1979 Burdur doğumlu. DEÜ GSF Sahne Sanatları Bölümü Dramatik Yazarlık Anasanat Dalı Dramaturgi Sanat Dalında lisans öğrenimini tamamladı. Bazı çalışmaları Eşik Cini, Özgür Edebiyat, Kaos-GL, Sahne, Altyazı gibi matbu dergilerde yer aldı. Devlet Tiyatroları’nda sözleşmeli dramaturg olarak çalıştı. FABİSAD üyesi. Hâlen Antalya’da yaşamakta.

Deccaliyet Hakkında Bir Komplo-Gerilim Animasyonu: “Dajjal: The Slayer and His Followers” için 1 yorum

  1. Nefrayto dedi ki:

    Umarım “Şeytan’ın Avukatı” filminde olduğu gibi sürükleyici ve gerçeği vurgulayan, aynı zamanda duygusallığı da seyirciye aktarabilen güzel bir film olur. Tabii ki oyunculuğu da muhteşem olmak zorunda.


Deccaliyet Hakkında Bir Komplo-Gerilim Animasyonu: “Dajjal: The Slayer and His Followers”

Orta Doğu sorunlarını “deccaliyet” düzenine bağlayarak farklı bir bakış açısı getirmeyi amaçlayan bir animasyon filmi geliyor.

  • 34
    Shares

 

 

Başa dönün
Daha fazla Sinema
Alan Moore’un Senaryosunu Yazdığı “The Show” Adlı Filmden İlk Görsel Geldi

Çizgi roman dünyasına damgasını vurmuş usta yazar Alan Moore'un hem senaryosunu kaleme aldığı hem de...

Kapat