in ,

Serkan Toy Anlatıyor: Hayalet Şehirler’in Hakikatle Kurduğu Oyun

Çevirmen Serkan Toy, Siang Lu’nun Hayalet Şehirler romanını çevirirken karşılaştığı anlatı biçimlerini, yapay zekâyla hakikat arasındaki ilişkiyi ve romanın çağımızla kurduğu bağı anlatıyor.

Hayalet Şehirler - Chen Qiufan - Çevirmenin Çemberi
- Reklam -
Kayıp Rıhtım'ı Google'da Takip Et
- Reklam -
Kayıp Rıhtım'ı Google'da Takip Et

Yapay zekânın ürettiği görüntülerden insanın kendi yarattığı kurmacalarla kurduğu ilişkiye uzanan bir hakikat arayışı… Serkan Toy, Siang Lu’nun kısa süre önce Timaş Yayınları etiketiyle yayımlanan Hayalet Şehirler romanını çevirirken yapay zekâ, insan ve gerçeklik arasındaki giderek belirsizleşen sınırları ele alıyor.

Farklı anlatı biçimleri arasında dolaşan romanın çeviri serüvenini kendi deneyimleriyle harmanlayan Serkan Toy, çağımızın hakikat krizini edebiyatın imkânları üzerinden sorguluyor.


Serkan Toy’un Kaleminden: “Hayalet Şehirler”

Birkaç hafta önce, öncü yapay zeka şirketlerinden peş peşe istifa eden birtakım yazılımcı, dünyanın sonunun gelmekte olduğunu duyurdu tüm insanlığa. Yapay zeka sınırları aşmak üzereydi. Hatta belki de olay ufkunu geçmiştik, süper yapay zeka çok yakın bir gelecekte, örneğin beş ay sonra, tüm interneti ele geçirebilirdi, tüm internetin ele geçirilmesi ise medeniyetin zapt edilmesi demekti. Derhal harekete geçmeliydik.

- Reklam -

Bu bir kurmaca değil, çağın hakikati. Bir son krizinde olduğumuzu bizlere artık peygamberler, ermişler, dervişler ya da deliler değil üniversitelerinden 4.00 ortalamayla mezun olan yazılım üstatları duyuruyor. Dünyanın sonunu getiren şey insanın açgözlülüğü, beyhudeliği ya da kibri değil bu sefer, en azından doğrudan sebepler bunlar değil. Ürettiğimiz makine bize ayak diremeye başlıyor, eserimiz bizi alaşağı etmek için tasarılar kuruyor. Kötü bir bilimkurgu filminin içine düşmüş gibiyiz. Felaket tellalı yazılımcıların yalan söylüyor olmaları, daha çirkin ve dünyanın sonuyla değil dev teknoloji şirketlerinin muhasebe defterleriyle alakalı bir sorunu böyle bir kurmacayla maskeliyor olmaları da kuvvetle muhtemel. Gerçeğe erişimin kesildiği bir çağda yaşıyoruz.

Daha mikro düzeyde, insanlar yapay zeka sohbet ajanlarıyla muhabbet ediyor. Sahici sohbetler bunlar. Yapay zeka ajanları insanca cevaplar veriyor, fikirler ortaya atıyor. Bilgisayar programlarına iş yaptırmanın ötesine geçiyoruz artık, onlara dert anlatıyoruz. Mesajlarımıza dört gündür bakmayan flörtümüzün son yazdıklarını yorumlatıyoruz onlara. Patronumuzun çenesini kapatabilmek için ürettiğimiz promptlarla işten on beş dakika erken çıkmaya çalışıyoruz. Kafası bu işlere biraz daha basanlar mail’lerini bile kendi yazmıyor artık, bir pazartesi sabahı bize para kazandırması, bizi yaşamın içinde tutması için yolladığımız mail’e bir robot karşılık veriyor. Bir son krizinde değiliz, bir hakikat krizi yaşıyoruz.

Xiang Lu’nun Kusurlu Hakikati

Hayalet Şehirler’in anlatıcı baş karakteri Xiang Lu ise Çin’in Avustralya konsolosluğunda çalışan bir tercüman. Fakat hayati bir kusuru var Xiang’ın, Xiang Çince bilmiyor. İşini Google Translate aracılığıyla görmeye çalışıyor. Bir müddet epey iyi idare ediyor, ama nihayetinde yakalanıyor. Kovuluyor. Dahası maskaraya dönüşüyor. Bir hashtag oluyor: #KötüÇinli.

Xiang’ın Çin’le, yani kökenleriyle, dünyadaki varoluşunun başlangıcıyla dertleri bununla da kalmıyor. Xiang’ın taikofobisi var, Çinlilerden korkuyor Xiang. Ataları Çinli olan, Çin konsolosluğunda İngilizceyle Çince arasında tercüme yaparak ekmeğini kazanan bu adamın tüm varoluşunun bir kurmacadan, üstelik sorunlu bir kurmacadan ibaret olduğunu anlıyoruz romanın daha başında. Kötü bir romanın beceriksiz anlatıcısıdır Xiang Lu. Güvenilmez bir anlatıcı olmayı dahi başaramamaktadır. Hakikatle bağı tümüyle kopmak üzeredir.

Konsolosluktan kovulduktan sonra her yere yolladığı özgeçmişinde kritik bir yazım hatası yapar Xiang. Özgeçmişine “Azimli, karina odaklı, ayrıntılara önem veren bir birey” olduğunu yazmıştır. Ve sahiden karina eder Xiang, tepetaklak olur bir bakıma. Bir hatanın neticesinde hakikatle yeniden bağ kurar. Bir hata sonucunda iş bulur. Bir hata sonucunda aşık olur. Her şeyi başlatan bir hatadır.

Hayalet Şehirler - Siang Lu

Kusursuzluğun Ardındaki Yalan

Romanın diğer kurmacası da aynı şekilde hatalı, kusurlu bir imparatorun tiranlığını muhafaza etme çabasına odaklanır. Hakikatle bağını yitiren imparator, hakikatle bağını bambaşka biçimlerle kuran kardeşiyle müthiş bir mücadeleye tutuşur. İmparatorun sanatçı ve şair kardeşi cehennem zindanlarından şiirle ve sanatla çıkmaya çalışırken, imparatordan intikamını almak için bir otomat tasarlar. İnsan gibi düşünen, insanın zekasıyla aşık atabilen bir otomattır bu. Öyle kusursuzdur ki insandan farkı ayırt edilemez. Öyle kusursuzdur ki insan olmaktan çıkar.

Baby Bao’nun kurmaca şehrinde de tek bir kusura rastlayamayız. Sahiden bir şehirdir burası. Sokaklarıyla, caddeleriyle, mağazalarıyla, trafik lambalarıyla, kitapçılarıyla, vatandaşlarıyla kusursuz bir şehirdir. Hiçbir eksiği yoktur. Tek bir kusur göze çarpmaz. Başka şehirlerden ayırt edilmesi mümkün değildir. Burası bir şehir değildir.

Yapay Zekâya İnanmak, Hakikati Yitirmek

Bir kedi yavrusunu öpüyor, yavru kedi annesine sarılıyor, duygulanıyoruz. Ekranı kaydırıp bir sonraki videoya geçiyoruz. Ama bir şey var. Bir şeyler yerine oturmuyor. Bir önceki videoda bir gariplik var. Böyle olmamalı. Kediler yavrularını öpmezler. Öpseler bile öyle öpmezler. Yavru kediler annelerine sarılmazlar. Sarılsalar bile öyle sarılmazlar. Her yerimiz kediyle dolu. Kedi denen hakikati çok iyi tanıyoruz. Bir önceki videoda bir tuhaflık var. Ekranı ters yönde kaydırıyoruz.

- Reklam -

Ekranın sağ alt köşesinde bir logo gözümüze çarpıyor şimdi. Videoyu üreten yapay zeka ajanının logosu bu. Ürettiğimiz makinenin bizi kandırdığını anlıyoruz. Öfke mi şimdi içimize oturan bu hissin adı? Kırgınlık mı? Pişmanlık mı? Utanç mı? Makine, her gün onlarcasını gördüğümüz kedileri, piksellerden ve kodlardan ibaret varlıklardan ayırt edemez hale getiriyor bizi. Bir ahlaksızlık, bir insandışılık seziyoruz tüm bu olan bitende, adını büsbütün koyamasak bile. Hakikatle bağımızı bir anlığına yitiriyoruz. Neyse ki kopan bağları onarmak için bazen ekranın sağ alt köşesine bakmamız yetiyor. Ama bazı bilimkurgu filmlerinde robotlarla topyekûn savaşa tutuşuyor insanlık ve savaşı kaybediyor. Hayalet Şehirler’in karina odaklı anlatıcısı Xiang Lu ise aşık oluyor.

Hayalet Şehirler bugünün romanı. Diliyle, biçimiyle, derdiyle çağın yüreğinden konuşuyor. Roman varoluşunu sürdürebilmek için hakikatle bağını koparmaktan dahi çekinmeyen, belki bundan başka çaresi kalmamış insanlarla dolup taşıyor. Google Translate’den medet umarak tercümanlık yapmaya çalışıyor Xiang Lu. Onlarca yoksul sırf karnını doyurabilmek için Baby Bao’nun ahlakdışı bir yalandan ibaret devasa film setinde figüran/vatandaş olmayı kabul ediyor ve medeniyetin belki de en kıymetli çıktısını, yalnızca insan olmaktan gelen bir kıymete sahip olma ayrıcalığını kaybediyor. Kendini komutla çalışan otomatlara dönüştürüyor. Tüm bunlardan binlerce yıl önce kadim Çin’den bir imparator hakikate savaş açıyor. Bir şair canını kurtarmak için şiir söylüyor, ürettiği eserlerle gerçekle kurmacanın ayrımını ortadan kaldırıyor.

Hayalet Şehirler - Siang Lu Romanı Türkçede

Hakikatin Suretleri Arasında Bir Çeviri

Son olarak çeviriye dair birkaç söz. Siang Lu metnini tek bir üslupla kurmamış. Tek bir türün sınırlarına boyun eğmemiş. Roman bir kadim zamanlar anlatısı olarak açılıyor. Sonrasında, çağın kurmacasını karaveba gibi saran ben anlatıcıyla karşılaşıyoruz.

Fakat biraz daha ileride metin uzunca bir manzum hikayeye dönüşüyor. Şiir romanı ele geçiriyor. Ardından roman bir kez daha galebe çalıyor. Kısacası anlatı bilinçli olarak ve hiç durmadan suret değiştiriyor.

Çevirmeninin de canına okuyor. Kadim Çin imparatorunun hikayesindeki üsluplu anlatıcıdan hafiften sersem Xiang’ın dalgın düşüncelerine geçmek, oradan zorunlu şairlik görevine savrulmak ve Baby Bao’nun ahlaksız cümlelerini aynı ahlaksızlıkla Türkçeleştirmeye çalışmak zordu, ama çok eğlenceliydi.

İşlevi hakikatin suretleri arasında köprü kurmak olan bir çevirmen olarak böyle bir metni çevirdiğim için kendimi şanslı sayıyorum.

Serkan Toy


Hayalet Şehirler hakkındaki yorumlarınızı Kayıp Rıhtım Forum’da paylaşabilir, sitemizdeki diğer çevirmen maceralarına buradaki bağlantıdan erişebilirsiniz.

Kayıp Rıhtım’ı Google News, Facebook, X, Instagram ve WhatsApp’tan takip edebilirsiniz.

Konuk Yazar

Siz de Kayıp Rıhtım'da konuk yazar olabilirsiniz!

İletişim: [email protected]

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

28 Years Later 3 Film Beklemede

365 Milyon Dolarlık Zombi Kıyameti Serisinin Devam Macerasını Bekleyenlere Kötü Haber

Wicker Film İzlenmeler

‘Ortaçağda Geçen Edward Scissorhands’ Olarak Anılan Fantastik Film Eleştirmenleri Büyüledi