Masallarda Cinsiyet Rolleri #1: Pamuk Prenses

Masalların yeri hepimiz için bir başkadır. Masallar insanlara hep ilham kaynağı olmuş ve tarihte farklı bakış açılarıyla ele alınmıştır. Biz de yıllar boyunca farklı okumaları yapılan ve herkesin çok sevdiği Pamuk Prenses masalında cinsiyet rolleri nasıl bir yer kaplıyor, inceleyelim dedik.

Sözlü edebiyatın bir parçası olarak anlatımlarla başlayan, sonradan yazıya da dökülen masallar, her zaman toplumlar için önemli bir anlatı türü olmuş ve nesillerden nesillere aktarılmıştır. Farklı kültürlerde farklı varyasyonları bulunan masallar içerdiği fantastik elementlerle insanların, çocukların hayal dünyasını genişletir, farklı dünyaları ve hayatları düşünmemizi sağlar.

Her zaman popüler bir tür olan masalları, çocuklar ve yetişkinler hâlâ okumaya devam ettiği gibi bu masallardan bazıları sinemaya hatta dizilere uyarlandı. Ama masalları sadece fantastik unsurlarıyla insanların karşısına çıkıp eğlendirme amaçlı yazılan metinler olarak değerlendirmek doğru olmaz.

Her ne kadar masallar kısa ve basit bir dille yazılmış olsalar bile çok derin anlamları olan ve ders verme amaçlı yazılan ve anlatılan bir türdür. İnsanlar için yararlı mesajlar içeren masallar olduğu gibi aynı zamanda alt metinde farklı anlamlar taşıyan, sisteme hizmet eden masallar da vardır. Çocuklara anlatılan bu masallar toplumsal ve geleneksel kuralları çocuklara tanıtır, insanların düşüncelerini gizlice şekillendirir. Çoğu masalda karşımıza çıkan aynı ya da benzer olay örgüleri de bu kuralları ve mesajları pekiştirir. Elbette masallar edebiyatın ve hayatımızın vazgeçilmez bir parçasını oluşturuyor.

Albert Einstein’ın sözleri de bunu destekliyor:

Eğer çocuklarınızın zeki olmasını istiyorsanız, onlara masal okuyun. Eğer onların daha zeki olmalarını istiyorsanız, daha fazla masal okuyun.”

Masalların yararlı olabileceği bir gerçek ama aynı zamanda çocukların erkek ve kadınlarla alakalı stereotipleri masallardan öğrenmeleri de çocukların dünyayı anlama ve düşünme şekillerini etkiliyor. Toplumsal cinsiyet rollerini barındıran masallar sorgulamayı değil, belli ideolojileri çocuklara tanıtan kalıplaşmış rolleri öğretip bunları hayatın bir parçası yapıyor.

Timothy Moore cinsiyet rollerini “iki cinsiyete de uygun olarak tanımlanan bir takım kişisel özellikler, tavırlar, yetenekler, ilgi alanları ve davranışlar” olarak tanımlıyor. Cinsiyet kimlikleri, kadınlık, erkeklik gibi kavramlar kültürün bir parçası olan insanlara nasıl davranmaları gerektiğini gösterir. Kadınlar için pasif, hassas, muhtaç gibi kavramlar öne çıkarken; erkeklerde bağımsız, güçlü, akıllı gibi kelimeler ön planda gözükür. Bu tür stereotipik ifadeler de toplumda görülen bir durum.

Timothy Moore’da bu konuyla ilgili şunları söylüyor:

Cinsiyet stereotipleri kadınlar için evine bağlı olması, samimi, güzel, duygusal, muhtaç, güçsüz ve pasif olmaları gibi beklentiler içerir.” Ama tam tersine, “erkekler daha rekabetçi ve kadınlardan daha az duygusal olarak düşünülür. Erkeklik stereotipleri ise duygusuz, güçlü, bağımsız, aktif ve agresif gibi kelimelerle açıklanabilir.”

Tarih boyunca da erkekler mantığı, bilgeliği, olumlu olan şeyleri temsil ederken; kadınlar doğa, beden ya da kötü şeylerle ilişkilendirilmiştir. Bütün bunlar zamanla kültüre yerleşip Psikolog Sandra Bem’in öne sürdüğü “Cinsiyet Şeması Kuramı’nda” görüldüğü gibi çocukların içinde bulundukları kültürden erkek ve kadın rollerini öğrendiklerini gösterir. Bu teoriye göre, çocuklar toplumsal cinsiyet rollerine uymak için davranışlarını değiştiriyor. Çocuklar cinsiyet rollerini çevrelerinden öğrendikleri gibi masallarda da kadınların ve erkeklerin nasıl davranmaları gerektiğini görüyorlar. Anne Cranny-Francis’in dediği gibi:

Erkeklik (aktif) ve kadınlık (pasiflik), güzellik (iyi) ve çirkinlik (kötü), beyazlık (saf) ve siyahlık (kötü, kirli) gibi ikilikler ve imalar çocukların sevdiği çeşitli masallarda etkili örnekler olarak tekrar ediliyor. Böylelikle gelişen zihinlerde toplumsal değerleri gösteren, şifrelenmiş izler bırakıyor ve cinsiyeti, ırkları, sınıfları düşündüğümüzde eşitlikten çok uzaktalar.”

Masal derlemeleriyle bilinen Grimm Kardeşler: Jacob Grimm (1785-1863) ve Wilhelm Grimm’in (1786-1859) bilinen masallarından Pamuk Prenses, Külkedisi ve Uyuyan Güzel de alt metinde görülen stereotipik karakterleriyle bilinen masallardandır. Bu masallarda da klişeleşmiş kurtarılmayı bekleyen, güzelliğin en önemli değerleri olduğu masum, itaatkâr prensesler ve onların kötü üvey anneleri ya da cadılar, kendilerini kanıtlamak için bir maceraya atılan, etkin, kahraman erkekler vardır. Bu yazıda da insanları oldukça etkileyen Grimm Kardeşlerin Külkedisi, Pamuk Prenses ve Uyuyan Güzel gibi kemikleşmiş masallarına odaklanarak, klişeleşmiş masal karakterlerini toplumun erkekleri ve kadınları nasıl ayırdığını; güzellik, iyilik ya da kötülük gibi kavramları inceleyeceğiz.

“Periler Diyarı tehlikeli bir ülkedir ve bu diyarda ihtiyatsızlar için tuzaklar, fazla cesur olanlar içinde zindanlar vardır.” – J.R.R. Tolkien

Pamuk Prenses

Sihirli ayna, zehirli elma, cam tabut gibi ögelerle tanınan Pamuk Prenses, dünyaca ünlü bir masaldır ve farklı ülkelerde değişik bir sürü varyasyonları vardır. Grimm Kardeşlerin 1812’de Grimm Masalları kitabında yayınladığı hali ise en bilindik versiyonlarından bir tanesi. Hem çocuklar hem de yetişkinler arasında popüler olan masal sinemaya da birçok kez uyarlanmış ve hedef kitlesini daha da genişletmiştir.

Pamuk Prenses masalını düşününce hiç kuşkusuz akla gelen ilk kavram güzelliktir. Masalda Pamuk Prenses’in üvey annesi kendisinden daha güzel birisinin olabileceği düşüncesine bile tahammül edemeyen biridir. Çünkü ataerkil toplumda bir kadının en temel varlığı güzelliğidir. Dikkat çekmesini sağlayan, kendisini önemli kılan özellik güzelliğidir. Kraliçe de konumunu devam ettirebilmek için bu özelliğini korumak istemektedir ve Pamuk Prenses’in güzelliği onu değersiz kılacaktır.

Kadınlar için ataerkil toplumdaki diğer önemli özellik ise anne olmalarıdır. Bu açıdan düşünüldüğünde Kraliçe toplumda eksik bir kadındır çünkü hem çocuğu olmadığı gibi hem de Pamuk Prenses güzelliği ile onun yerini alabilecek, daha sonra da Kraliçe konumunu kaybetmesine sebep olacaktır. Bu yüzden güzelliği ile gücünü elinden alabilecek kişinin öldürülmesini ister. Kraliçenin Pamuk Prensesi öldürmesi için görevlendirdiği avcı ise Pamuk Prenses’i masum bir çocuk olduğu için değil, çok güzel bulduğu için bağışlar. Daha sonra cüceler Pamuk Prenses’i ilk kez gördüklerinde dikkat ettikleri ilk şey yine güzelliğidir.

Bir kadını otorite gözünde ön plana çıkaran, onu değerli bir eşya haline getiren şeydir güzellik. Kraliçeyi kıskançlıkla delirten, Pamuk Prenses’in ölmesini isteme sebebidir. Pamuk Prensesin bir çocuk olması da bir şey değiştirmez. Her ne kadar topluma uymasalar da ataerkil düzeni temsil eden cüceler de Pamuk Prenses’in güzelliğinin farkındadırlar. Prenses burada da rollerden kaçamaz. Cücelerin Pamuk Prenses’i gördüklerinde verdikleri tepki de güzelliğin toplumdaki önemini gösterir niteliktedir. Cüceler kızı gördüklerinde o kadar çok seviniyorlar ki onu uyandırmıyorlar. Aslında başka şartlar altında olsa korkutucu ve kabul edilemez olabilecek bir durum güzellik ile kabul edilebilir oluyor.

Masalın öğrettiği toplumsal roller ise Pamuk Prenses cücelerin evinde yaşamaya başlayınca daha da belirginleşiyor. Cüceler Pamuk Prensesi eve kabul ederken önce yapması gerekenleri söylüyor:

Bizim ev işlerimizi görür, yemek pişirir, yatak yapar, çamaşır yıkar ve ortalığı temizlersen yanımızda kalabilirsin. Hiçbir şeyin de eksik olmaz; bunu ister miydin?”

Burada daha bir çocuk olmasına rağmen Pamuk Prenses’e domestik kadın rolü empoze ediliyor çünkü bir kadın olarak kendisinden beklenen bu. Her ne kadar cüceler Pamuk Prenses’e yardım ediyor olsa bile aynı zamanda kendileri de toplumsal rollerin etkisi altında, ataerkil hayatı ve düşüncelerini destekler şekilde davranıyorlar.Bu durumda otorite figürü cüceler, hizmetçi ise Pamuk Prenses’tir ve her hangi bir eşitlik söz konusu değildir. Bu duruma benzer bir örnek ise Pamuk Prenses’in toplumsal rollere uyması gibi bu rollere uyan annesidir. Masalda öz annesinden sadece bir kez bahsedilir ve burada kendisi nakış işliyor, bir kadın olarak evi ile ilgileniyordur. Cücelerin dışarı çıkabilirken Pamuk Prenses’in kulübeye tıkılması da toplumun dışarının sadece erkekler için uygun olduğu düşüncesini pekiştiriyor. Masalda kraliçenin gelebileceğini düşünen cüceler tecrübeli ve akıllı olan taraftır bu yüzden onun dışarı çıkmasını istemiyorlardır çünkü Pamuk Prenses’i kaybetmek evde hizmet eden güzel bir kadının gitmesi demektir.

Masalın devamında görülen, kraliçenin Pamuk Prenses’i öldürmek için kullandığı yöntemler de ayrıca güzellik ile alakalıdır. Kraliçe Pamuk Prenses’in hayatta olduğunu duyduğunda ilk önce yaşlı bir kadın kılığına girip Pamuk Prenses’e bir korse verir ve iplerini sıkıca bağlar. İkinci sefer de ise zehirli bir tarak verir. Üçüncü ve son sefer de ise zehirli bir elma ile Pamuk Prenses’i öldürür. İlk seferde kullandığı korse daha kadınsı bir görünüm elde etmek için kullanılan bir eşyadır ve toplumun güzellik anlayışını gösterir. Korse, kadınları daha feminen gösterdiği gibi aynı zamanda kadınların hareket etmesini zorlaştıran bir yapıya sahiptir. Toplum için güzel ve zarif görünmenin yollarından biridir ve Pamuk Prenses kurulmuş toplumun bir parçasıdır.

Toplum bakış açısından güzelliği temsil eden korseyi giyer ve kraliçe ipleri sıkı bağlayıp Pamuk Prenses’in büyümesini engellemiş olur. Kulübeye gelen cüceler Pamuk Prenses’i yerde yatarken görünce ipleri makasla kesip korseyi çıkarınca Pamuk Prenses kurtulur. Bu sahne aynı zamanda tecavüz elementleri taşır. Fallik sembol olan makas ile korseyi çıkarma tecavüzü simgeler ama cüceler prens gibi güçlü erkek figürü değillerdir o yüzden bu sahne, Uyuyan Güzel gibi masallarda görülenin aksine, sadece bir simge olarak kalır.

İkinci sefer kullandığı eşya ise bir taraktır. Pamuk Prenses tarağı o kadar çok beğenir ki daha önce olan olayı unutur ve kadının zehirli tarağı takmasına izin verir. Tarağı çıkarıp Pamuk Prenses’in hayatını kurtaran yine cüceler olur. Burada geçen iki eşya da onun daha güzel görünmesini sağlayacak şeylerdir. Pamuk Prenses bu yüzden yaşlı kadını sorgulamaz bile. Kraliçe güzelliği kullanıp Pamuk Prenses’i öldürmüştür. Üçüncü sefer kullanılan yöntem ise zehirli elmadır. Yarısı kırmızı, yarısı beyaz olan elmayı yaşlı kadın Pamuk Prenses’e verir. Beyaz taraf masumiyeti, huzuru hatırlatır. Kırmızı tarafsa canlı ve arzu uyandırıcıdır. Elmaya imrenerek bakan Pamuk Prenses ise kırmızı tarafını ısırır ve kadınlığı tercih eder. Grimm kardeşler aynı zamanda bu masalların ahlaki ve Hristiyan elementleri taşımalarını da istemiştir. Bu sahnede kraliçe yılanı temsil eder, Pamuk Prenses ise tıpkı Havva gibi cücelerin uyarılarına aldırmayıp yasak tutkuya karşı koyamaz ve sonucunda yine ölür.

Pamuk Prenses’i üçüncü seferinde kurtarmayı başaramayan cücelerin yerine gelen prens, konumu açısından kendisine uygun olan prensesi kurtaran kahramandır. Masala bakıldığında, prenses hep kurtarılmaya muhtaç olan kişidir. Önce avcı, sonra cüceler ve en sonunda prens tarafından kurtarılır. Prensin kahraman olması da diğer karakterlerin yetersizliğini gösterir.

Masallarda erkekler de ataerkil toplumda rollere uymak zorundadırlar. Alt sınıftan bir avcı ve cüceler Pamuk Prenses’in konumuna uygun kişiler değildir. Erkeklerin kendilerini ispatlayabilmeleri için fiziksel güç, cesaret gibi özellikleri taşımaları, iktidarda olabilmek ve babalarının yerini alabilmeleri için bir maceraya atılması, doğada tek başına kalması, başkalarıyla savaşması gerekir. Çünkü ancak bütün bunların sonucunda iktidar ve en güzel olana hâkim olabilir. Bu yüzden de masallarda her zaman macera ve çekişmeler var olmuştur. Cücelerin ormanda yaşamaları da onların yetersiz olduklarını ve kendilerini ispatlayamadıklarını gösterir niteliktedir.

Ayrıca cüceler fiziksel olarak da güçlü erkek olmaktan çok uzaktırlar. Avcı ise kendi otoritesi olmayan ve kraliçeye çalışan birisi olduğu için asla ona tam olarak karşı çıkamaz. Prens bu noktada masaldaki diğer erkeklerden üstün niteliktedir. Bu yüzden cüceler Pamuk Prenses’i sadece camdan bir tabuta koyup izlerler ama asla dokunmazlar. Pamuk Prenses alfa erkek figürüne saklanmıştır. Prens de rakiplerini saf dışı bırakmış ve prensesi kurtarıp, kahraman olup, ödülünü almaya hazır bir hale gelmiştir. Alice Neikirk bu yüzden erkekleri tanrısal figürlere benzetir. Güçlü, kuvvetli ve kötü karakteri alt edip istediğini alan prens bakıldığında tanrısal bir figürdür.

Pamuk Prenses’in öldüğünde bir cam tabuta konulması ise eril nazarın (male gaze) hâlâ devam ettiğini, prensesin güzelliği ile bir arzu nesnesi olduğunu gösterir. Cüceler Pamuk Prenses’i bulduklarında onu toprağa koyamayacaklarını söylerler. Çünkü Pamuk Prenses çok güzeldir ve bu yüzden cam tabutta herkesin görebileceği bir şekilde durur. Laura Mulvey’in bulduğu “Male Gaze (eril nazar) kavramı bu durumu açıklamak için uygundur. Bu teoriye göre eril nazar kadını objeleştiren, erkeği güçlendiren bir görme arzusu ve eylemi olarak açıklanabilir. Kadının hisleri, düşünceleri eril nazardan daha önemli değildir. Eril nazar kadınları izlemek ve objeleştirmek için her zaman oradadır.

Masalda da seyretme arzusu ve eril nazar Pamuk Prenses ölüyken bile devam eder ki bu da aslında toplumun ne kadar problemli olduğunu gösterir niteliktedir. Pamuk Prenses’in güzelliğini ve mezarına altından harflerle yazılmış statüsünü gören prens, macerasının sonunda alması gereken ödülünü bulmuştur. Hatta ödül için cücelere para bile vermeye hazırdır. Cüceler kabul etmeyince ise hediye olarak ister. Bu noktada hiç dikkat çekmeyen gerçek ise Pamuk Prenses’in ölü oluşudur. Cam tabutun başına gelen baykuş ve kuzgun bile ölümü temsil eden hayvanlardır. Prensin hep seveceğini söylediği kişi bir ölüdür. Ölüyü arzulayan birisi olarak prens aslında bir nekrofili değil midir?

Hiyerarşinin en tepesindeki kişilerden biri olan prensin problemli biri olduğu apaçık bellidir ve toplumda aslında düzenin olmadığını gösterir. Sonrasında Pamuk Prenses’i taşırken biri çalılığa takılır ve tabut sarsılınca prensesin boğazında kalan elma parçası çıkar ve prenses uyanır. Prens, Pamuk Prenses’i babasının sarayına götürür ve evlenirler. Prens maceralarının sonunda kahraman olarak ödülüne kavuşmuştur. Pamuk Prenses ise sonsuza dek mutlu mesut yaşamak anlamına gelen evliliğini yapmıştır, tanımadığı birisiyle olsa bile. Hayatında olmayan ve onu korumayan baba figürünün alternatifini bulmuştur. Peki, prens gerçekten bir kahraman ve kurtarıcı mıdır? Prens babasının emrinde olan biridir ve prensesi sadece kendine değil babasına da itaat edeceği bir yere getirmiştir. Her zaman bir otorite figürünün yanında olan Pamuk Prenses burada da kendi kişiliğini oluşturamayacaktır.

Prens aynı zamanda zalim birisi olduğu için de kurtarıcı rolü tartışılır. Masalın sonunda Pamuk Prenses ve prensin düğününe davet edilen kraliçe, Pamuk Prenses’in hâlâ yaşadığını duyunca çok korkar. Çünkü artık prenses prensin koruması altındadır. Kraliçe düğüne gidince orada kızgın ateşte kızdırılmış demir terlikleri giymek ve dans etmek zorunda bırakılır. Bunun sonucunda da yere düşüp ölene kadar dans eder.

Kraliçe toplumdaki yerini ve konumunu korumaya çalışan biridir. Güzelliğin en önemli özellik olduğu, kadınların da sistemle bilinçsizce işbirliği yaptığı bir toplumda hayatta kalmaya çalışıyor ve prens tarafından düşman olarak görülüyordur. Kraliçeyi öldüren prens ise suçlu olarak görünmez; çünkü o adaleti yerine getirmiştir. Tek başına toplumda yer alıp aktif olabilen, kontrol edemediği kötü kraliçeden kurtulmuştur. Oysa kraliçe de toplumun bir kurbanıdır. Toplumun yarattığı algıların etkisinde, kendi gücünü ve konumunu bulmak istemiştir. Bu ideolojiler kadınların birbirini tehdit olarak algılamasına da sebep olur. Peki, Pamuk Prenses’e masum diyebilir miyiz? Kraliçe kızgın demirden ayakkabıları giydiğinde prensin eşi Pamuk Prenses de olanları görüyordur. Tepki göstermeyen ve her şeyi kabul eden prenses dolaylı yoldan bile olsa suça ortak olmuştur. Ancak Pamuk Prenses’in bu duruma verdiği ya da vermediği tepki de yetiştirilme tarzı ve rollerle alakalıdır.

Toplumda iki farklı kadın vardır. İtaatkâr, uysal, muhtaç kadın ve aktif, güçlü, bağımsız kadın. Kraliçe kontrol edilemeyen, nefret dolu, hırçın ve kötü tarafken; Pamuk Prenses ise saf, masum, nazik ve iyi olandır. Masalın aslında vermek istediği mesaj açıktır. İtaatkâr, pasif, masum, mağdur ve yardıma muhtaç kadınlar iyi oldukları için mutlu sonu hak ederler. Güçlü kadınlarsa her zaman ideale karşı bir tehdittirler ve masalda cadı gibi kavramlarla kötü betimlenirler. Oysa cadı kavramını kimler kullanmıştır? Ya da cadılar niye kötü anılmaya başlanmıştır?

Tarih boyunca cadı avları gibi olaylarla tehdit bastırılmaya çalışılmıştır. Orta Çağ’da kadınların bazıları doğal yöntemlerle insanlara yardım ediyordu ve onları iyileştirme gücüne sahipti. Bu tür şifacılar, kaynakları şifalı bitkileri bulabilmek için genellikle kentin dışında yaşayan dul kadınlardı. Şifacılık bilgisine sahip olduğu için bu tür kadınlar akıllı kadınlar olarak görülürdü. Bu tür kadınlar eğitim alıp doktor olan erkeklere tehlike oluşturabilen, tek başına yaşayabilen kadınlar oldukları için kilise tarafından cadı olarak nitelendirildiler. Vücutlarında şeytani işaretler taşıdığına inanılan bu kadınlar, fiziksel ve zihinsel şiddete maruz kalıp idam ediliyorlardı.

Kadınları korkutup, ataerkil topluma uymaları için yapılan bu avlar masallarda da yerinin bulmuştur. Hansel ve Gretel masalında cadının yakılması bu duruma bir göndermedir. Cadıların fiziksel özellikleri de bu karakterleri korkutucu ve tehlikeli yapma yöntemidir. Yaşlı, sivri burunlu, siğilleri olan ve genelde kamburla tarif edilen kadınlar, masallarda topluma uymayan kötü karakterlere ne olduğunu göstermenin iyi bir yolu olmuştur. Bakıldığında Pamuk Prenses ona yapılan hiçbir kötülüğe tepki vermez. Öldürülmek istenmiş, hizmetçi muamelesi görmüş ve yaşadıklarına sessiz kalmasıyla da büyük ödülü hak ettiğini kanıtlamıştır. Bağımsız, kontrol edilemeyen kadınlar ise cadı ya da üvey anne gibi kötü karakterler olarak gösterilmiş ve genelde kurallara uymadıkları için cezalandırılan taraf olmuşlardır. Bunların hepsi stereotipik özelliklerdir.

Erkekler ve kadınlara roller verilmesi; kadınların iyi ve kötü kavramı altında ikiye bölünmesi, erkeklerin kendini kanıtlaması zorunluluğu, kral olabilmesi için belli maceralara atılmaları ve macerayı tamamlayamayanların dışlanmaları gibi bir sürü şeyi başka masallarda olduğu gibi bu masalda da görüyoruz. Ama bir cümleyle açıklamak gerekirse, Pamuk Prenses kurbanın ve kurban edenin hikâyesidir. Kurban masaldakiler, kurban edense belli ideolojilerdir.


Yazı Dizimizin Bütün Bölümlerine Buradan Ulaşabilirsiniz!

İngiliz Dili ve Edebiyatı öğrencisi. Okumayı ve yazmayı çok seviyor. Tolkien ile başladığı fantastik dünyaları keşfetme macerası hâlâ devam ediyor. Küçük yaşta Diablo, Prince of Persia, Doom tarzı oyunları oynamaya başlamış ve hâlâ deli gibi bu oyunlara bağlı. Sürekli yeni kitaplar okuyup yeni dünyalar keşfetmek istiyor.

Masallarda Cinsiyet Rolleri #1: Pamuk Prenses için 4 yorum

  1. Elinize sağlık, bir inceleme yazısı değil de baştan bambaşka bir masal okuyormuş gibi hissettim. Özellikle de cücelerin korseyi kesmesinin simgelediği kavram ve bunun cüceler üzerinden verilmiş olması çok ilginç geldi. Çünkü sizin de dediğiniz gibi “…ama cüceler prens gibi güçlü erkek figürü değillerdir o yüzden bu sahne, Uyuyan Güzel gibi masallarda görülenin aksine, sadece bir simge olarak kalır.”


  2. Andariel dedi ki:

    Pamuk Prenses masalında benim en ilginç bulduğum noktalardan bir tanesi cüceler. Çünkü cüceler ve prens iki ayrı uç noktayı temsil ediyor. Toplumun erkekleri nasıl mağdur ettiğini de gösteriyor bir bakıma. Kadınların mağdur edilmesiyle de asla bitmeyen bir döngü halini alıyor aslında.


  3. yafeshan dedi ki:

    Oldum olasi sevmezdim pamuk prenses masalini. Sevmemek icin bir sebebi daha cok guzel bir yazisyla acikladiginiz icin tesekkurler.
    Witcher serisinde pamuk prenses hikayesine benzeyen ama daha gercekci bir yorum var. Onu kesinlikle orjinla masala tercih ederim.


Masallarda Cinsiyet Rolleri #1: Pamuk Prenses

Masalların yeri hepimiz için bir başkadır. Masallar insanlara hep ilham kaynağı olmuş ve tarihte farklı bakış açılarıyla ele alınmıştır. Biz de yıllar boyunca farklı okumaları yapılan ve herkesin çok sevdiği Pamuk Prenses masalında cinsiyet rolleri nasıl bir yer kaplıyor, inceleyelim dedik.

Başa dönün