in ,

Albert Einstein Hakkında Az Bilinen 9 Gerçek

Albert Einstein. Dünyayı kökünden değiştiren bilim insanlarından birisi. İşte bu “çılgın” dehanın hayatı hakkında az bilinen gerçekler!

Albert Einstein Hayatı Hakkında Bilgi

Albert Einstein 20. yüzyıla damgasını vurmuş en önemli bilim insanlarından birisi olarak karşımıza çıkıyor. Sarsıcı bilimsel fikirleriyle dâhi kelimesinin eşdeğeri olmayı başaran bu önemli ismin yaşamı hakkında neler biliyorsunuz?

Albert Einstein hayatı, pasifist görüşleri ve sivil haklarını savunan kimliği ile de tarihi kişilikler arasında ayrı bir yerde durmayı başardı.

Gelin geçen yüz yılın en önemli bilim insanlarından birisi hakkında az bilinen bazı gerçeklerle tanışalım!

İşte Albert Einstein Hakkında Bilgiler

1. Albert Einstein Çocukken Matematikten Kalmadı

Albert Einstein Çocukluk

Okulda başarısız olan çocukların birçoğu, Einstein’ın da gençliğinde matematikle arasının iyi olmadığı iddiasıyla içini rahatlatmaya çalışır. Ama kayıtlar gösteriyor ki Einstein aslında istisnai bir çocuktu. Münih’teki lise yıllarında yüksek notlar alırdı. Yalnızca öğretmenlerinin dayattığı “mekanik disiplin”den yakınıyordu. Gelecek yılların Nobel adayı, 15 yaşında okulu bıraktı ve devlet denetimindeki askeri göreve gitmemek için Almanya’dan ayrıldı. Ancak bundan önce bile arkadaşları arasında hep üstün geliyor, karmaşık matematiksel ve bilimsel kavramları anlamada bir deha kabul ediliyordu. Daha sonraları temel matematikten kaldığını duyuran bir gazete haberiyle karşılaştığında Albert Einstein, bunun bir safsata olduğunu söyledi ve şöyle ekledi:

“On beşimden önce diferansiyel ve integral hesabını yapabiliyordum.”

2. İlk Kızına Ne Olduğunu Kimse Bilmiyor

1986’da Einstein, Alman vatandaşlığını reddettiğini açıkladı ve Zürih’teki İsviçre Federal Teknik Okulu’na kaydoldu. Burada Mileva Maric’le tutkulu bir aşk ilişkisi başladı. Maric, Sırp asıllı bir fizikçi adayıydı. Çift, daha sonra evlendi ve mezun olduktan sonra iki oğulları oldu. Ancak ayrılmalarından bir yıl önce Maric, Lieserl adında yasa dışı bir kız çocuğu daha dünyaya getirdi. Einstein bu çocuktan ailesine hiç söz etmedi. Biyografi yazarları bile Einstein’ın 1980’lerin sonlarında kaleme aldığı birtakım özel yazıları inceleyene kadar bu çocuğun varlığından haberdar değildi.

Bazı araştırmacılar Lieserl’in Kızıl Veba’dan 1903 yılında öldüğünü düşünüyor. Kimileriyse hastalığı yendiğini ve Maric’in memleketi Sırbistan’da evlatlık verildiğini iddia ediyor.

3. Akademide Bir İş Edinmek, Einstein’ın Tam Dokuz Yılını Aldı

Albert Einstein Gençlik

Einstein deha parıltılarını Zürih Teknik Okulu’ndaki yıllarda göstermeye başladı. Ancak isyankâr doğası ve dersleri asma alışkanlığı, 1900 yılındaki mezuniyetinde hocalarının daha az referans olmasına sebebiyet verdi. Genç fizikçi, Bern’deki İsviçre patent ofisini açtı. Yardımcılar sayesinde bu iş, Einstein için biçilmiş bir kaftan hâline geldi. Böylelikle ofis görevlerini birkaç saatte tamamlıyor ve günün geri kalanını yazılarına ve çalışmalarına ayırabiliyordu. 1905 yılında -genelde “mucize yılı” diye bahseder- Einstein dört devrim niteliğinde makale yayımladı. Bu çalışmalarında meşhur eşitliği E = MC2’yi tanıttı ve özel görecelik kanununu açıkladı. Bu bulgular, Einstein’ın fizik dünyasına girişini sağlarken akademide profesörlük kadrosu, ne yazık ki 1909 yılına kadar verilmedi.

4. Nobel Ödülü’nü Boşanma Anlaşmasının Bir Parçası Olarak Karısına Teklif Etti

Mileva Maric

Mileva Maric’le evliliğinin ardından Einstein 1910’da gemileri yaktı ve ailesini bırakıp Berlin’de kuzeni Elsa’yla yeni bir hayata başladı. Maric’le sonunda 1919’da boşandılar. Boşanma anlaşmalarının bir parçası olarak Einstein yıllık nafakasını karşılayacak ve Nobel Ödülü’nden alacağı her kuruşu Maric’e verecekti. Ki bu ödülü eninde sonunda alacağını da biliyordu. Maric bunu kabul etti. Daha sonraları Einstein 1922’de fotoelektrik etki buluşuyla ödülü kazanmasının üzerine Maric’e küçük bir servet verdi. O zamanlar Elsa’yla çoktan evlenmişti ve 1936 yılındaki ölümüne dek onunla evli kaldı.

5. Bir Güneş Tutulması, Einstein’ı Dünya Çapında Meşhur Etti

güneş tutulması

1915 yılında Einstein genel görecelik kanununu yayımladı. Burada yerçekimi alanlarının, uzay ve zaman dokusunda bozukluklara neden olduğunu gösteriyordu. Bu buluş, fizik kanunlarını baştan değiştireceğinden teori, 1919 Mayıs’ına kadar tartışmalı kaldı. Ancak bu yılda gerçekleşen Güneş tutulması, çok büyük bir kitlenin, yanından geçen yıldızın ışığında ölçülebilir bir kıvrım oluşturacağını gösterebilecek bir ortam oluşturdu.

Einstein’ın teorisini son kez kanıtlamayı uman İngiliz astronom Arthur Eddington, Batı Afrika’nın kıyılarına seyahatler düzenledi ve Güneş tutulmasını fotoğrafladı. Fotoğrafları incelemesinin üzerine Güneş’in çekim gücünün, ışınları 1.7 arc-sn değiştirdiğini buldu. Bu sayı, genel görecelik teorisinde bulunanla aynıydı üstelik. Haberler, Einstein’ı bir gecede şöhret hâline getirdi. Gazeteler, fizikçiyi Sir Isaac Newton’ın veliahttı ilan etti. Bunun üzerine Einstein, kozmosla ilgili teorilerini açıklamak üzere dünya çapında dersler vermeye başladı. Einstein biyografisi yazan Walter Isaacson’a göre 1919’daki Güneş tutulmasından altı yıl sonra görecelik teorisi üzerine 600’den fazla kitap ve makale kaleme alındı.

6. FBI, Yıllarca Einstein’ı İzledi

Adolf Hitler’in 1933’te bir güç olarak yükselmesinden kısa süre önce Einstein, Berlin’den ayrılıp Amerika’ya yerleşti. New Jersey’deki Princeton Üniversitesi’nde Gelişmiş Çalışmalar Enstitüsü için çalışmaya başladı. Pasifist görüşleri, sivil hakları ve sol-kanat tutuculuğu, J. Edgar Hoover’ın FBI ajanlarının dikkatini çoktan çekmişti. Amerika kıyılarına yerleşmesinin üzerine Büro, 22 yıllık bir gözlem kampanyasına dönüşen bir hareket başlattı.

albert einstein fbi

Ajanlar, fizikçinin telefon görüşmelerini dinliyor, postalarını açıyor ve Sovyet casuslarına ilişkin bir şey bulma umuduyla çöplerini karıştırıyorlardı. Girişim nihayetsiz kaldı, ama Einstein 1955 yılında öldüğünde FBİ’ın elinde 1.800 sayfalık bir gözlem notu vardı.

7. Einstein Atom Bombasının Üretimini Başlatsa da Daha Sonra “Nükleer Silahsızlanma” Taraftarı Oldu

1930’ların sonunda Albert Einstein yeni araştırmanın, Alman bilim insanlarını atom bombası üretimine yönlendirdiğini öğrendi. Nazilerin elinde bir kıyamet silahı fikri, pasifist ilkelerini bir kenara bırakıp Macar fizikçi Leo Szilard ile birlik oldu. Daha sonra Szilard, Başkan Franklin D. Roosevelt’e, atom araştırmaları yürütmeye teşvik eden bir mektup yazmasında yardımcı oldu. Einstein, Manhattan Projesi’nde doğrudan görev almasa da Hiroşima ve Nagazaki bombalamalarındaki rolünden pişmanlık duyduğunu belirtti.

bilim insanları

“Eğer Almanların atom bombasını üretmeyi başaramayacaklarını bilsem parmağımı bile oynatmazdım,” dedi Newsweek’e. Daha sonra nükleer silahsızlanma savunucusu oldu. 1955’teki ölümünden kısa süre önce filozof Bertrand Russell’a katılıp beraber “Russell-Einstein Manifestosu”nu yazdılar. Bu halka açık mektup, nükleer savaşın tehlikelerini vurguluyor ve yönetimlerin “aralarındaki anlaşmazlıkları çözmek için barışçıl yollar bulmaları gerektiğini” söylüyordu.

8. Einstein’a İsrail Başkanlığı Teklifi Gelmişti

albert einstein hayatı

Dini anlamda geleneklere uygun olmasa da Einstein Yahudi soyuna derin bir bağ duydu ve çoğunlukla Yahudi düşmanlığına karşıt konuşmalar yaptı. Hiçbir zaman tam anlamıyla bir Siyonist olmadı, ama başkan Chaim Weizmann 1952 yılında öldüğünde İsrail yönetimi Einstein’ı ikinci ulusal başkan yapmak istedi. 73 yaşındaki fizikçi, bu teklifi reddetmek için fazla düşünmedi.

“Tüm hayatım boyunca objektif konularla uğraştım. Bu yüzden doğal istidatlardan, insanlarla doğru şekilde ilgilenme becerisinden ve resmi işleri yürütme kabiliyetinden yoksunum.”

9. Einstein’ın Beyni, Ölümünden Sonra Çalındı

Thomas Stoltz Harvey beyin

Einstein, 1955 Nisan’ında abdominal aort anevrizması nedeniyle hayata veda etti. Vücudunun yakılmasını vasiyet etmişti. Ama tuhaf bir olayda Princeton’dan bir patolog Thomas Harvet, otopsi sırasında fizikçinin beynini çıkarıp sırlarını keşfetme umuduyla bir kavanoza sakladı. Einstein’ın oğlundan isteksiz bir onay aldıktan sonra Harvey, beyni kesip parçalarını çeşitli araştırmacılara gönderdi. 1980’den bu yana çok sayıda çalışma yürütülüyor. Ancak bunların çoğu geçersiz veya yetersiz kaldı. Bunlardan en meşhuru 1999 yılında Kanada’dan bir grup üniversitelinin yayımladığı tartışmalı makale oldu. Yazıda Einstein’ın matematik ve uzaysal yetiyle ilgili olan parietal lobunda normalin dışında kıvrımlar bulunduğu iddia ediliyordu.

Ölümünün ardından vücudunun parçalarını incelemek, bugünün insanına çok şey kazandırmasa da Einstein’ın tarihe mâl olan çalışmaları ve sözleri, çağının çok daha ötesine taşınmaya hazır.

Siz de Albert Einstein hakkında bildiklerinizi Kayıp Rıhtım Forum’da bizimle paylaşabilirsiniz.

Kaynak: History

Oyla!

Rabia Elif Özcan

1995 yılında, dünyaya ilk defa dokunduğundan bu yana okuyor gözlerim, ellerim, kulaklarım ve hislerim. En çok doğayı okuyorum, sonra müziği, renkleri; ve edebiyat okuyup çeviriler yapıyorum, başka gözlerin bakışlarına dokunabilmek için. Dimağımın heybesinde biriktirdiğim kelimelerden masallar fısıldıyorum. Hayatı satır aralarına katık ediyorum; yağmurlu gökte vicdanı arıyor, mum ışığında güneşi buluyorum. Sabah günümü aydın eden kahve kokuları gece gözüme uyku sürüyor. Küçücük bir kutuda azıcık yaşıyorum, yetinmekle doyuyorum.

İsli Çocuklar: Maya - Yeşim Aslan

Yeşim Aslan’dan Post Apokaliptik Bir Masal: “İsli Çocuklar – Maya”

93. Oscar Ödülleri Töreni Hangi Kanalda

93. Oscar Ödülleri Hangi Kanalda Yayınlanacak, Kimler Sunacak, Öne Çıkan Filmler Neler?