NASA’nın James Webb Uzay Teleskobu’nu kullanan astronomlar, Dünya’dan yaklaşık 1.300 ışık yılı uzakta bulunan WASP-17b adlı ötegezegenin atmosferini ayrıntılı biçimde haritalandırdı. Marshmallow kadar düşük yoğunluğuyla dikkat çeken bu aşırı sıcak gaz devi, atmosferinde mücevher oluşumuyla ilişkilendirilen minerallerin izlerini barındırıyor.
Jüpiter’in yaklaşık 0,8 katı kütleye sahip olan WASP-17b, boyut bakımından Güneş Sistemi’nin en büyük gezegeninin yaklaşık iki katı genişliğe ulaşıyor. Bu sıradışı özellikleri nedeniyle son derece düşük yoğunluklu gezegenler arasında yer alan gök cismi, ev sahibi yıldızına yakınlığıyla da dikkat çekiyor. Gezegen, yıldızının çevresindeki bir turunu dört Dünya gününden kısa sürede tamamlıyor.
Araştırmacılar, gezegenin atmosferini incelemek için transmission strings adı verilen yeni bir yöntem kullandı. Yıldızından gelen ışığın gezegenin atmosferinin dış katmanlarından geçerken uğradığı değişimleri farklı açılardan inceleyen bu teknik, atmosferin çeşitli bölgelerindeki yapısal farklılıkların belirlenmesini sağladı.
Araştırma kapsamında elde edilen veriler, WASP-17b’nin atmosferinin her noktada aynı genişliğe sahip olmadığını ortaya koydu. Genel hatlarıyla dairesel bir görünüm sergileyen atmosfer, bazı bölgelerde dışarıya doğru daha fazla genişliyor. Ölçümler, bu asimetrik yapının gezegenin farklı bölgeleri arasındaki sıcaklık değişimleri ve güçlü atmosferik rüzgârlarla bağlantılı olduğunu gösteriyor.
Ötegezegenin atmosferindeki kimyasal bileşenlere ilişkin bulgular da araştırmanın dikkat çeken sonuçları arasında yer alıyor. Araştırmalar, yakut ve safir gibi değerli taşların oluşumunda rol oynayan korindon mineraliyle uyumlu izlere işaret ediyor. Gezegenin aşırı sıcak koşullarında Dünya’da katı hâlde bulunan bazı maddeler gaz hâline geçebiliyor ve atmosferde bulut oluşumuna katkıda bulunabiliyor.
WASP-17b’nin Atmosferi Nasıl Haritalandırıldı?
Astronomlar, uzak gezegenlerin atmosferlerini incelerken çoğunlukla atmosferin geniş bir bölümünden gelen ışığı bir arada değerlendiriyor. Söz konusu yaklaşım genel kimyasal bileşimin anlaşılmasına yardımcı olsa da farklı bölgelerdeki sıcaklık ve yapı değişimlerinin ayrıntılarını gizleyebiliyor.

Transmission strings yöntemi ise gezegen yıldızının önünden geçerken atmosferinin dış sınırlarından süzülen ışığı farklı açılardan analiz ediyor. Böylece atmosferin merkezden dışarıya doğru hangi bölgelerde ne kadar genişlediği belirlenebiliyor. Araştırmacılar bu yöntemle atmosferin çevresindeki farklı bölgeleri birbirinden ayırarak daha ayrıntılı ölçümler gerçekleştirdi.
Çalışmanın başyazarı Lili Alderson, araştırmanın gezegen atmosferlerinin üç boyutlu yapısının doğrudan gözlemlerle incelenebilmesi açısından önem taşıdığını belirtti. Hannah Wakeford ise gezegen atmosferlerinin karmaşık ve değişken yapısına dikkat çekerek elde edilen ölçümlerin, uzak bir dünyanın dinamik özelliklerini ortaya koyduğunu ifade etti.
Güçlü Rüzgârlar Atmosferin Şeklini Değiştiriyor
WASP-17b, yıldızına çok yakın konumda bulunduğu için gelgit kilitlenmesi yaşıyor. Bu da gezegenin bir yüzünün sürekli yıldızına dönük kalmasına, diğer yüzünün ise devamlı karanlıkta bulunmasına neden oluyor. Yıldız ışığını sürekli alan gündüz tarafı yoğun biçimde ısınırken gece tarafı daha düşük sıcaklıklara sahip oluyor.
Araştırmacıların ölçümleri gezegenin ekvatoru çevresinde hareket eden güçlü rüzgârların sıcak gazı gündüz tarafından gece tarafına taşıdığını gösteriyor. Bu hareket sırasında gaz, gezegenin akşam tarafında daha sıcak kalırken sabah tarafına ulaşana kadar soğuyor. Sıcak gazın genleşmesi sonucunda atmosferin akşam tarafı, sabah tarafına kıyasla daha uzağa uzanıyor.
Elde edilen sonuçlar gezegen atmosferlerinin sabit ve kusursuz biçimde simetrik yapılar olmadığına ilişkin modelleri destekliyor. Ayrıca gözlemlenen sıcaklık farklılıkları, daha önceki kuramsal hesaplamalarda öngörülen sonuçlarla da örtüşüyor.

Yeni Yöntem Diğer Ötegezegenlerin İncelenmesinde Kullanılabilir
Araştırmacılara göre WASP-17b üzerinde başarıyla uygulanan yöntem, başka ötegezegenlerin atmosferlerini incelemek için de kullanılabilir. Özellikle farklı enlemlerdeki ve gezegenlerin aydınlık ve karanlık yarımkürelerindeki koşulların birbirinden ayrılması, uzak dünyalardaki atmosferik süreçlerin daha ayrıntılı anlaşılmasına yardımcı olabilir.
NASA’nın ötegezegen kataloğunda 6.000’den fazla dünya bulunuyor. Bu gezegenlerin atmosferlerini ayrıntılı biçimde incelemek, oluşum süreçleri, kimyasal bileşimleri ve zaman içinde geçirdikleri değişimler hakkında yeni bilgiler sağlayabilir.
Nature Astronomy dergisinde yayımlanan çalışma, James Webb Uzay Teleskobu’nun gözlem kapasitesi ile yeni analiz yöntemlerinin bir araya gelerek Güneş Sistemi dışındaki gezegenlerin atmosferik yapılarının daha ayrıntılı biçimde incelenmesini mümkün kıldığını ortaya koyuyor.
İlginizi Çekebilir: Mars Semalarında Her Gün Beliren Dev Gizem: Bilinen Fizik Açıklamaya Yetmedi
Yeni bulgularla ilgili fikirlerinizi yorumlarda veya Kayıp Rıhtım Forum’da paylaşabilir, uzay haberleri için bizleri Google News ve WhatsApp üzerinden takip edebilirsiniz.
Kaynak: Space


Forum üzerinden yorum yapıp sohbete katılmak için tıkla!