Korku Sinemasında Kadına Bakış III: Yıldızsız ve İncil Karası

“Korku Sinemasında Kadına Bakış” serisinin üçüncü incelemesi olarak Mandy’yi Hristiyanlığın kadına bakışı üzerinden okumaya çalıştık.

Kadının erkeğe egemen olmasına izin vermiyorum. Çünkü önce Âdem, sonra Havva yaratıldı; aldatılan da Âdem değildi, kadın aldatılıp suç işledi. Ama doğum yapıp kurtulacaktır.

(1.Timoteos 2:11-15)

“Ulu Athena, sen koru kadınları yanmaktan. (…) Kadın doğmuş olmak bir suç mu? Erkeklerini kim doğuruyor bu devletin? Biz.”

Lysistrata, Aristofanes

Yunan asıllı Kanadalı film yönetmeni Panos Cosmatos’un ikinci uzun metraj çalışması Mandy (2018), kadını ataerkil iktidar savaşının ortak hedefindeki bir ideal olarak merkeze alarak, bu yolda, asıl uyuşturucu saydığı Hristiyanlığa getirdiği din eleştirisiyle sembollerle örülü psikedelik bir seyir sunuyor.

Bildik bir intikam hikâyesi olmanın ötesinde katmanlı bir okumaya imkân tanıyan filmin ortak yazarlarından Aaron Stewart-Ahn’in aktardığına göre, Panos Cosmatos, Cannes Film Festivali’nde Mandy’yi ebeveyninin ölümü hakkında bir film olarak tanıtmış. Bu yönüyle Mandy’yi, genelinde antik inancın yıkımında büyük rolü olan Hristiyanlık üzerinden, özelinde ise Rambo: İlk Kan 2 (Rambo: First Blood Part II, 1985) filmindeki yönetmenliğiyle en kötülere verilen Altın Ahududu Ödülü’ne aday gösterilen Baba (George Pan) Cosmatos’un başarısızlığını aşma hedefinde bir baba-oğul çatışması olarak okuyabilir, babayı sadece temsili değil, fiziki olarak da yok ederek ondan daha iyi olma, anneyi (tarikat üyelerinden Marlene) cinsel arzu objesi olmaktan çıkarıp onun yerine konulabilecek kendi kuşağından başka bir kadına, ideal seyirci olarak Mandy’ye yöneltme çabası olarak yorumlayabiliriz.

Bu durumda, Oğul Cosmatos ile anne modeli yahut ideal seyirci olarak Mandy arasındaki engel, İsa kimliğinde bir film yönetmeni olarak babaya karşılık gelir ki böyle bir ödipal okuma filmin toplumsal boyutu olan Hristiyanlık eleştirisini perdeleyeceğinden, filme sadece ilgili mitolojiler ve Hristiyanlığın kadına bakışı üzerinden yaklaşacağız.

Kendisiyle yapılan bir röportajda, düşük bütçeli bir film olmasına rağmen Mandy’yi perdede nasıl destansı bir anlatıya dönüştürmeyi başardığı sorulduğunda, nerede okuduğunu hatırlamadığı anonim bir sözü aktararak “Gösterdikleriniz kadar göstermedikleriniz de önem taşır,” diyen Panos Cosmatos, filmdeki sembollerin ardındaki bağlantıları seyirciye bıraktığını da belirtiyordu. Buradan yola çıkarak, filmde gösterilenler kadar gösterilmeyenleri de okumaya çalışalım.

SHADOW DAĞLARI, M.S. 1983

Kime ait olduğu belirtilmeyen bir alıntıyla, 2005’te idam edilen Douglas Roberts’ın, naaşı başında Rock’n’roll çalınmasını istihzayla vasiyet eden son sözleriyle başlayan film, Red Miller’ı İngiliz progresif rock grubu King Crimson’ın Starless adlı şarkısı eşliğinde seyirciye tanıtır (“Red” aynı zamanda söz konusu şarkının içinde yer aldığı, King Crimson’ın yedinci stüdyo albümünün adıdır). Oduncu olarak çalışan Red’in ağaç kesme işini severek yapmadığı mutsuz hâlinden bellidir. Şarkıda da söylendiği gibi, tüm yıldızlar yitmiş, yerine doğa karşıtı bir düzenin karanlığı çökmüştür. Üstelik, radyodan öğrendiğimize göre, bu yozlaşmış düzen Amerika’da yeniden yükselişe geçmiştir. Kesilen ağacın devrilmesi, köklü bir antik inancın çöküşü olarak yorumlanacak olursa, “Dönme” lakabıyla tanınan, son pagan Roma İmparatoru Julianus’un Bergamalı Hekim Oribasius’a yazdığı mektupta anlattığı rüyasındaki, Hristiyanlığa karşı direnen antik inancı temsil eden çiçek sembolüyle, Mandy Bloom’un “çiçek”, “çiçek açmak” gibi anlamlara gelen soyadı üzerinden de bağ kurulabilir:

Rüyamda kendi ağırlığından yere eğilmiş devasa bir anıtsal ağaç gördüm. Hemen yanında, onun köklerinden filizlenmiş ufak bir gonca vardı. O an bu körpe bitkinin güvenliğinden endişe duydum ve yanına yaklaşmamla birlikte ağaç birden devrildi. Neyse ki gonca zarar görmeden yerinde duruyordu. Ve çiçek açmaya başladığında, bir ses bana onun için kaygılanmamamı söyledi.

Erkeğin yıkıcılığı karşısındaki yaratıcılığı da temsil eden Mandy, Red işten eve döndüğünde bir orman tapınağı çizmekle meşguldür. Çizime bakışından Red’in Mandy’ye bir sanatçı olarak da hayranlık beslediği görülür. Kendi evrenlerinde gündelik bir döngüyü beraber yaşayan Red ile Mandy’nin gökyüzüne bakarak gezegenlere dair konuştukları sahnede Red ona en sevdiği gezegenin hangisi olduğunu sorunca Mandy “Jüpiter,” yanıtını verir. Red ise—sonradan fikrini değiştirecek olsa da—“Muhtelemen Satürn,” diye yanıtlar aynı soruyu. Güneş sistemindeki bu en büyük iki gezegen rastgele seçilmemiştir; Jüpiter ile Satürn döngülerine bir atıftır. Mitolojilerde en ayrıcalıklı arketipler olan Jüpiter ile Satürn’ün kavuşumu gerçekleştiğinde önemli olayların da gerçekleşeceğine inanılır, mevcut düzende bir kırılma, yenilenerek ilerlemeyi sağlayacak bir değişim beklenir.

GÖZ ATIN  Yerli Fantastik-Korkunun Son Meyvesi: Hiçbir Şey Göründüğü Gibi Değil!

Mandy kendi zararsız doğasının ihtiyaç duyduğu üzere Crystal Gölü’nün yakınındaki ormanlık alanda her türlü çatışmadan uzaktadır. Çocukluğundan kalma bir travma olan sığırcık hikâyesi artık sadece acıyla hatırladığı bir anıdan ibarettir. Ne var ki bu cennet tamamen korunaklı değildir; yolu, kuzu postuna bürünmüş bir kurt olan Jeremiah’yla kesişecektir. Mandy, üzerinde siyah bir Black Sabbath tişörtüyle yol kenarında yürürken, birbirine teğet geçen iki gezegen gibi, aksi yöne yol almakta olan Jeremiah’yla göz göze gelir. Jeremiah, Mandy’nin kendine has doğasını ilk bakışta sezip onu marazi bir tutkuyla arzular ve kendini onsuz çıplak gibi hisseder. Çok özel biri olduğuna inandığı Mandy onun için iktidarını kuvvetlendirmek adına ele geçirmesi gereken kutsal bir hedeftir artık. İncil’e göre kadın ne ise Jeremiah Sand’e göre Mandy bir anlamda odur.

İncil’de kadın, erkekten sonra yaratıldığı için erkeğe itaat etmesi gereken, ilk ayartılan olduğu için de erkekten daha suçlu bir Havva’dır. Tüm Hristiyan kadınlar, kocalarına bağlı olmak üzere sükûnet ve tam bir uysallık içinde eğitilmelidir. Kadının öğretmesine, erkeğe egemen olmasına asla izin verilmez. Onlardan Rab’be bağlı oldukları gibi kocalarına bağlı olmaları beklenir. Mesih kilisenin başı olduğu gibi, erkek de kadının başıdır ve kilise Mesih’e bağlı olduğu gibi, kadınlar da her durumda kocalarına bağlı olmalıdır (Titus 2:5, 1.Timoteos 2:9-15, Efesliler 5:22-24, 1. Petrus 3:1). Jeremiah’nın Mandy’ye dayatacağı kader budur: Liderliği kendisi üstlenecek, onu kendisine bağlı olmak üzere eğitip itaatkâr bir köle hâline getirecektir.

Red ile Mandy’nin Jüpiter ile Satürn kavuşumuyla simgelenen birlikteliği bu baskıcı düzenle hesaplaşarak yenilenmeye zemin hazırlar. Mandy’nin ormanda gördüğü çürümüş kuzu ölüsü, Jungiyen bir sembol olarak, Jeremiah ile takipçilerinin yıkıma uğrayacağına dair bir öngörüdür. Jeremiah, İsa’nın doğumunda Jüpiter ile Satürn gezegenlerinin altın kavuşumu gerçekleştiği gibi, çürüyüp yozlaşmış iktidarını canlandıracak yeni bir altın kavuşum umuyordur, ancak gerçek bir peygamber olmadığı için, Mandy üzerinden duyduğu bu umut gerçeğe uymayacak, iktidarını tümden yitirecektir.

GÖZ ATIN  Kara Çınar'da Sırada "Klasik Korku Öyküleri" Var

YENİ ŞAFAĞIN ÇOCUKLARI

Hristiyanlığın içindeki sahte peygamberlerin bir temsili olan Jeremiah Sand, boynunda büyükçe altuni haç kolyesiyle sarışın, renkli gözlü “Batılı İsa” tiplemesine uyar. Diğer yandan, üzerindeki giysi bir UFO dini olan Raëlism’in kurucusu Claude Vorilhon’un beyaz bornozunu çağrıştırmakta, kimi özellikleriyle de Charles Manson’ı hatırlatmaktadır. Tarikat üyeleri ona aşk ve korkuyla bağlı olduğundan sözünden asla çıkmazlar. Onlar için her şey Jeremiah’nın gördüğü bir rüyadan ibarettir ve hepsi o rüyanın içindedir. Tarikatın sözü geçen üyesi Swan Birader dâhil tüm üyeleri cahil birer ahmak olarak gösterilir. Swan Birader, otoban günahkârlarının gece kasabı Kara Kuru Kafalar’ı çağırabilmek için Abraksas Borusu’nu kullanır. Zırhları ve deri giysileri içinde karanlık birer şövalyeyi, hatta Hellraiser’ın cenobite’larını çağrıştıran Kara Kuru Kafalar insan kanı içerek beslenmekte ve gerektiğinde paralı askerler gibi Kilise’ye çalışmaktadır.

Kara Kuru Kafalar’ın yardımıyla Mandy ile Red’i kaçıran tarikat üyeleri, Mandy’yi ritüelistik uyuşturucularla sersemletir. Jeremiah, her tarikat lideri gibi, insanları önce empati sayesinde, insanda haklı olduğu yanılgısı doğuran mağduriyet bilincinden yararlanarak avlamaktadır. “Yanlış yaptılar ve sen haklısın,” denmiştir ona. Kendisine yapılan haksızlıktan ötürü her şeyde hakkı olduğuna, her şeyi elde etme hakkına sahip olduğuna inanmaktadır. Jeremiah’nın yüzünün yer yer Mandy’nin yüzüne dönüştü planda, Mandy uyuşturucunun etkisiyle kendini Jeremiah’nın yerine koyma yanılgısına düşse de, hemen ardından Jeremiah’nın penisine gülüp iktidarıyla dalga geçerek onu diğerlerinin yanında küçük düşürür. Hristiyanlığın ona sunduğu azizeliği reddetmiş, cadı olarak yaftalanıp yakılmayı göze almıştır. İktidarından şüphe duymamak için haksızlığa uğradığına inanarak ayna karşısında ağlayan Jeremiah (Yeremya, “ağlayan peygamber” olarak adlandırılan bir peygamberdir) çareyi Mandy’yi öldürmekte görür. Burada hikâye, Katolik Kilisesi’nin cadı avına atfa dönüşür. Ancak Mandy’yi sadece bir Katolik Kilisesi eleştirisi olarak okumak doğru olmaz.

Örneğin Ortodoks Kilisesi tarihinde de benzer kırımlar kayıtlıdır. En bilinenlerinden biri, Bizans imparatorlarından I. Aleksios’un, dinsel aykırılık yaratan Polisiyen ve Bogomil mezheplerine karşı baskıcı tavrı üzerine teolojik bir tartışmaya girdiği Hekim Basil’i bir meydanda diri olarak yaktırmasıdır. Bogomiller, Katharlar, Nasturiler ya da cadı yaftasıyla kadınlar aynı ateşin kurbanlarıdır. Dolayısıyla cadılık dâhil tüm heretik kırımı Hristiyanlığın sadece belli bir mezhebine değil, genel tarihine özgüdür. Kurban eden, iktidarını yitirmekten korktuğu için kendi çocuklarına kıymaktan sakınmayan belalı bir tanrıdan farksızdır. Jeremiah da sahte peygamberliğiyle kendini kurban edecek kadar fedakâr olmadığından, karşısına engel olarak çıkan kişilere karşı acımasızdır. Red’e “İsa’nın en büyük hatası neydi, biliyor musun?” der, “Kendi yerine bir kurban teklif etmedi.” Ve hemen ardından Mandy’yi Red’in gözleri önünde diri diri yakarak acımasızca kurban ederler. Mağdur Jeremiah’nın hakkıyla birlikte iktidarı korunmuştur.

GÖZ ATIN  Korku Sinemasında Kadına Bakış I: Kesişen Cehennemlerin Kavşağında Kadın

MANDY

Filmin adı, tasarımı metal logo tasarımcısı Christophe Szpajdel’e ait başlık kartında, kitabın ortasında yer alan bir kapak gibi gecikmeli olarak görüntüye gelir. Red bir gazap tanrısına dönüşmüş, intikam duygusu büyüyerek karanlığa kök salmıştır. Bengal kaplanlı tişörtüyle öfke nöbetine tutulur, içki içip uyuşturucu kullanarak acısını biraz olsun dindirmeye, kendinde dayanma ve savaşma gücü bulmaya çalışır. Sahte peygamberlere ancak kılıçla karşı gelebilecektir (Yeremya 50:36). Eski bir tanıdığına uğrayıp “iyi bir amaç” için kullanmak üzere silah temin eder. “Neyi avlayacaksın?” diye sorulduğunda “İsa manyaklarını!” diye cevap verir. Red bununla kalmayıp kendine Antik Roma gladyatörlerinin kullandığı baltalara benzeyen özel bir balta tasarlar. Roma Mitolojisi’nde Satürn’e dönüşen Kronos’un, annesinin verdiği tırpanla babası Uranos’u hadım ederek mağlup ettiği gibi, Red de kendi tasarladığı baltayla düşmanlarını birer birer öldürerek Mandy’nin intikamını alacaktır.

Mandy

Kimyager’le karşılaştığı sahnede bu sefer ona “Haklısın dostum, sana yanlış yapmışlar,” denir ve Red bu sayede tarikata ait merkezi kilisenin yerini öğrenir. Orada önce Marlene’le karşılaşıp kafasını keser (intikam boyunca öldürdüğü tek kadındır), sonra “bölüm sonu canavarı” misali Jeremiah’yla yüzleşir. Onu sapkınlıkla suçlayıp kalbinde büyüttüğü nefreti eleştiren, fakat buna rağmen ona yardım etmeyi talep eden Jeremiah’yı “Senin tanrın artık benim!” diyerek kafatasını elleriyle parçalayarak öldürür ve ardından kiliseyi ateşe verir.  Red’in yanan kiliseyi arkasında bırakıp oradan uzaklaştığı planda, attığı bir adımda kilise duvarındaki haç ters haç olarak görülür. Kuzu postuna bürünmüş kurtların kilisesiyle birlikte Mesih Karşıtı da bozguna uğramıştır.

Filmin kapanış planında dünyaya ait olmayan bir yer görünür; sinematik mekân ve zaman dokusunu parçalanmıştır. Red alternatif bir dünyaya gelmiş, aldığı intikam sonucu katil olduğu için artık cehenneme, Aden’den Gehenna’ya varmıştır.

Sonuç olarak; Mandy, Kilise’nin bir kurbanı üzerinden tüm kurbanlarının öcünü perde üzerinde alsa da, geçmişi hayal dışında geri getiremediğinden ve vicdanen intikamın bedelini ödemeyi yeğlediğinden, cehenneme mahkûm bir geleceği öngörmek durumunda kalmış ve Julianus’un yersiz kaygısını sürdürerek ona ait olduğu iddia edilen son sözlerini kendi sonuyla yinelemiştir: “Vicisti, Galilaee!”

* * *

* Korku Sinemasında Kadına Bakış I: Kesişen Cehennemlerin Kavşağında Kadın

* Korku Sinemasında Kadına Bakış II: John Carpenter’ın Kadın Karakterleri

Son Savaş




1979 Burdur doğumlu. DEÜ GSF Sahne Sanatları Bölümü Dramatik Yazarlık Anasanat Dalı Dramaturgi Sanat Dalında lisans öğrenimini tamamladı. Bazı çalışmaları Eşik Cini, Özgür Edebiyat, Kaos-GL, Sahne, Altyazı gibi matbu dergilerde yer aldı. Devlet Tiyatroları’nda sözleşmeli dramaturg olarak çalıştı. Hâlen Antalya’da yaşamakta.

Korku Sinemasında Kadına Bakış III: Yıldızsız ve İncil Karası

“Korku Sinemasında Kadına Bakış” serisinin üçüncü incelemesi olarak Mandy’yi Hristiyanlığın kadına bakışı üzerinden okumaya çalıştık.

Başa dönün