Şamanizm, Simya ve Game of Thrones 3: Brandon Stark

Bu yazıda dizinin en zorlu mücadelelerin içinde yer alan karakterlerinden Brandon Stark’ı konuşacağız.

Kapısında böyle bir kuş kolay kolay görmez insan,

Böyle heykelin üstünde kolay kolay görmez insan;

                      Adı “Hiçbir zaman” olan.

(Kuzgun, Edgar Allan Poe, Çev: Ülkü Tamer)

Dede Korkut destanlarının kahramanlarından Deli Dumrul kara kılıcını çekince Azrail güvercin oluverir ve pencereden uçup gider. Bir İrlanda destanında Tuan Mac Cairill adlı kahraman çeşitli hayvanların kılığına girerek hayatta kalır. Başka bir anlatıda dervişler, Abdal Musa Sultan’ın geyik donuna girerek kendilerini dergâhına götürdüğünden bahsederler. Hacı Bektaş’ın bir yere gideceği zaman güvercin suretine bürünüp uçtuğu söylenir.

Şimdi yukarıdaki örnekler ışığında Game of Thrones’u tekrar düşünme vakti. Bu yazıda dizinin en zorlu mücadelelerin içinde yer alan karakterlerinden Brandon Stark’ı konuşacağız. Bran neden bir kuzgunu takip ediyor? Nasıl başkalarının bedenlerine girebiliyor? Kurtlarla, kargalarla ve dünyayla ilişkisi bizlere neler anlatıyor? Tüm bunlara cevap bulmak için simyayı, şamanizmi ve mitolojiyi tekrar gözden geçirmemiz gerek.

Bran Stark kuzgunun bedeninde uçarken ne tür bir deneyim yaşıyor? Bu şekil değiştirme, başka bir varlığın bedenine bürünme fenomeni için aslında dilimizde kullanılan bir deyim mevcut: Güvercin donuna girmek, güvercin suretine dönüşmeyi; geyik donuna girmek bir geyiğin bedeninde görünmeyi anlatıyor. Bu deyim, kökü şamanizme kadar uzanıp modern inanışlara dek etkisini sürdüren bir kavram. Konuyu Tolkien ve karşılaştırmalı mitoloji bağlamında bir bakış açısıyla görmek isterseniz M. Bahadırhan Dinçaslan’ın “Tolkien Ne Yaptı?” adlı yazı dizisine göz atabilirsiniz.

Şamanizmin hayvanlarla olan ilişkisi çok geniş bir mevzudur. Mesela İye Kııl ismini daha önce duymuş muydunuz? İye Kııl, Yakut Türklerinde bir şamanın hayvan koruyucusudur ve şaman onun aracılığıyla düşmanlarını öldürür. Tıpkı Bran Stark’ın, ulu kurdunun ya da Hodor’un bedeni aracılığıyla düşmanları öldürmesi gibi.

Her şeyi daha net görebilmek adına en başa dönelim. Dizinin ilk bölümünde Bran’ın etrafa tırmandığını görürüz. Ok atmada ne kadar başarısızsa tırmanma konusunda da o denli yeteneklidir. Yukarıya, gökyüzüne seyahat etmek bütün mistik inanışlarda önemli bir yer tutar. Göğe tırmanma şamanlığa çağrı anlamında belirleyici bir işlev görür.

Cennetten Yeryüzüne Düşüş

Bran beklenen misafirleri, -Kral Robert Baratheon ve yanındakileri- tırmandığı kuleden görür. Bu tırmanma mevzusu kahramanımızın başını belaya sokacaktır. Çünkü bölümün sonunda yine kuleye tırmandığında karşılaşmaması gereken bir manzaraya şahit olur.

Kuledeki durum aslında izleyici olarak bizler için de şaşırtıcıdır. Çünkü iki kardeş, Cersei ve Jaime Lannister cinsel ilişkiye girmektedir. Cinsel ilişkinin kendisi zaten eskiden beri bir tür “yasak meyve” iken buradaki mesele daha da büyük bir tabudur. Peki bu tabuyu gören Bran Stark ne yapacaktır? Tanrı’nın yaptığı gibi bu günahkarları cennetten kovup dünyaya mı gönderecektir?

İşte bu noktada Game of Thrones’ta sıkça rastladığımız hikayelerin ters yüz edilmesi ortaya çıkar ve Jaime yasak meyveyi yiyen kişi olarak buna şahit olanı aşağıya, “dünyaya” gönderir. Söz konusu olan tersine bir cennetten düşüş sahnesidir.

Göklerden yere düşen Bran Stark bir süre yatakta kalır. Belki bu noktada geçen süreyi bir tür ölüm deneyimi ritüeli olarak görebiliriz. Şamanlara has simgesel ölüm ritüelinde kişi bir süre ölüymüşçesine yatar. Bir süre sonra ritüel sona erecektir tabii ki. Zira tam Ned Stark Sansa’nın kurdunu öldürürken başka bir sahnede Bran’ın uyandığını görürüz. Burada ruh göçüne gönderme yapılarak bu uyanmanın bir tür diriliş teması barındırması sağlanmış olur. Ve sonraki bölümlerden birinde pencerede bir kuzgun görürüz. Böylece “kuzgun meselesi” başlamış olur bir bakıma. Peki ama neden kuzgun/karga?

Tuva şamanlarına göre kuzgun ya da karga ruhlarla şaman arasındaki irtibatı sağlayan kutsal hayvandır. Şamanı Yakut Türklerinde kartal, Altay Türklerinde ise karga terbiye eder. Şamanı gökyüzüne çıkaran ve yeraltına indiren bineği olmalıdır. Bundan dolayı Altay şamanları davulu binek hayvanları, tokmağı ise hayvanı yönlendirdikleri kamçıları olarak görürlermiş.

Peki Bran Stark’ın “warg” yeteneğiyle girdiği bedenler dışında bineği var mıdır? Dediğimiz gibi uyanmıştır uyanmasına ama artık yürüyememektedir. Ancak hareket etmesi için başka seçenekler ortaya çıkar. Mesela Tyrion Lannister ona ata binmesini sağlayacak düzeneğin resmedildiği bir kağıt verir. Ve bunun yanında Hodor da Bran Stark’ı her yere taşımaktadır.

Uyanan Bran Stark kısa süre sonra rüyasında üç gözlü bir kuzgun görür. Hayvanı takip eder. Rüyalarında gördüğü bu yaratık ona rehberlik etmektedir. Bunun rüyada gerçekleşiyor olması da manidardır. Bilindiği üzere şamanların eğitimi genellikle rüyada olur. Rüyalar aracılığıyla onlara öğretecek atalarla, ruhlarla ya da tanrılarla irtibat kurarlar.

Nihayet 4. Sezonda ağacın içinde Bran’la kuzgun karşılaştığında yaşlı adam kahramanımıza kendisinin şimdiye kadar pek çok şey olduğunu söyler, şimdi ise üç gözlü kuzgundur. Bu panteistik bir dünya anlayışının ifadesidir aslında. Yani her şey özünde aynıdır. Sadece farklı zamanlarda oynanan farklı roller vardır. Simyadaki kurşunu altına çevirme mitinin de doğduğu noktadır. Her şeyin özü aynı ise bir maddenin başka bir tür varoluşa geçirilebileceği düşünülmüştür.

Üç Gözlü Kuzgun ve Kehanetler

Gelelim kuzgunun üç gözlü oluşu meselesine. Aslında üçüncü göz çok bilinen mistik bir simgedir. Bilgelikle ve aydınlanmayla ilişkilendirilir çoğu zaman. Ezoterik, gizemli oluşumlarla ve simyayla irtibatlandırıldığı olmuştur. Simyacıların kurşunu altına çevirme rüyaları semboliktir ve asıl uğraşları kendi içlerinde bir değişim sağlamak üzerinedir. Üçüncü bir göz ise bu değişimin göstergesi olarak kabul edilir. Bu noktada meselesinin popülerleşip suyu çıkan yüzü olan çakra mevzusu da konuyla alakalıdır.

Rüya gören Bran Stark ayrıca bir kahin olarak da önem arz eder. Westeros’u, Kıştepesi’ni bırakıp kendi dünyamıza dönecek olursak rüyaların kehanetle ilişkisi bir olgu olarak değilse de bir inanış olarak insanlık tarihini etkilemiştir. Mesela Yusuf peygamberin rüyalar aracılığıyla yaşanacakları tahmin etmesiyle firavunu etkilediği söylenir. Yine Şeyh Edebali’nin Osmanlı’nın yükselişini sembolize eden bir rüya görmesine dair bir hikaye anlatılır.

Tabii bilimsel düşüncenin gelişmesiyle birlikte rüyaların gelecekten ya da olacaklardan daha çok rüyayı gören kişiyi, bilinçaltını, zihninin derinliklerini anlattığı noktasına varılmıştır. Freud’un deyişiyle: “Her insan gördüğü rüyanın tabiridir.”

Konumuza dönecek olursak Bran Stark’ın gökte kırmızı bir kuyruklu yıldız görmesi yine çok keskin bir kehanet motifidir. Zira kuyruklu yıldız konusunda da yine kendi dünyamıza baktığımızda söz konusu fenomenin hikayelerimizi şekillendirmiş olduğunu görürüz. Kuyruklu yıldız gökyüzünde hem etkileyici hem de olağandışı bir şeydir. Bu yüzden gök cisimleri hakkında pek bilgisi olmayan eski çağ insanları kuyruklu yıldızı; ya müjdeli bir haberin ya da büyük felaketlerin belirtisi olarak saymışlardır.

Game of Thrones dizisi bağlamında “kanayan yıldız” eskatolojik bir bağlama oturur. Yani ahir zaman belirtisidir. Büyük savaş, kıyamet, ak gezenler ve dünyanın sonu yaklaşmaktadır. Yine de bu kırmızı yıldız bir yandan da müjdecidir. Kurtarıcı, Azor Ahai, Jon, Dany ya da bu savaşta insanlığa önderlik edecek olan her kimse onun zamanının geldiğini de müjdeler. Kısaca Bran hem kıyametin bir alametini, hem de kurtuluş umudunu haber vermektedir.

Bran Stark’ın büvet ağacıyla, Ormanın Çocukları ile ilişkisi ve yine onun gibi görü sahibi Jojen Reed gibi karakterler hakkında da konu bağlamında değinilecek birçok nokta bulunmakta. Ancak mesele epey uzun olacağı için onlara bir başka yazıda ayrıca yer vermek gerekiyor.

Son olarak Bran Stark’ın isminin anlamı konusunda daha önce dizinin takipçileri tarafından yapılan bir açıklamayla yazıyı bitirelim. Kelt mitolojisinde Bran Fendigaid (Kutlu Bran) adlı bir tanrı bulunmakta. Ve Bran ismi burada kuzgun anlamına geliyor. Dolayısıyla bizim kahin Stark’ın isminin de kaynağının bu mitolojik karakter olması muhtemel görünüyor. Zaten Kelt mitolojisindeki hikaye incelendiğinde iki kahramanın ortak noktaları fark edilmektedir.

Bu yazıda Bran Stark’ın şamanizm, simya gibi konularla alakasını araştırdık. Bu doğrultuda ele alınmasını istediğiniz başka karakterler de varsa bu konudaki fikirlerinizi paylaşabilirsiniz.


Kaynaklar

– Şamanizm, Mircea Eliade, İmge Kitabevi Yayınları, 2014

– Rüyaların Yorumu, Sigmund Freud, Say Yayınları, 2016

– http://www.britannia.com/celtic/gods/bran.html

– Dede Korkut Hikayeleri

– Ana Hatlarıyla Türk Şamanlığı, Fuzuli Bayat, Ötüken Neşriyat, 2015

yazı dizisinin diğer bölümleri:

Şamanizm, Simya ve Game of Thrones 1: Daenerys Targaryen

Şamanizm, Simya ve Game of Thrones 2: Jon Snow

Mümin Can 1989 yılında dünyaya geldi. Mitoloji, tarih, edebiyat üzerine okumayı, yazmayı ve sohbet etmeyi sever. Bunun yanında bir kimya mühendisi olarak bilim ve teknoloji dünyasını da takip etmeye çalışır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şamanizm, Simya ve Game of Thrones 3: Brandon Stark

Bu yazıda dizinin en zorlu mücadelelerin içinde yer alan karakterlerinden Brandon Stark’ı konuşacağız.

Bültenimize Katılın!

E-posta adresinizle listemize abone olun, tüm gelişmelerden önce siz haberdar olun!

Başa dönün