in

252 Milyon Yıl Önce Yaşanan “Büyük Yok Oluş”un Ardından, Dünya’da Yaşamın Geri Dönüş Süreci Araştırıldı

Büyük Yok Oluş sonrasında Dünya’da yaşam, olması gerekenden daha ağır geri döndü. Mikroorganizmalar, bu sürecin detaylarını açıklamaya yardımcı olabilir.

büyük yok oluş sonrası yaşam

Büyük Yok Oluş 252 milyon yıl önce, Permiyen çağının sonunda yaşandı ve Dünya’daki yaşamın yüzde 90’ı kitlesel bir şekilde yok oldu. Bilim insanları, bu yok oluşun sonrasına mercek tuttu.

Permiyen-Triyas Yok Oluşu ya da bilinen adıyla Büyük Yok Oluş, diğer kitlesel yok oluş olaylarından farklı olarak onarma sürecini daha ağırdan aldı. Gezegenin tekrar bir popülasyona sahip olması ve canlı çeşitliliğinin artması milyonlarca yıl sürdü.

Bilim insanları, yapılan son araştırmalara göre Dünya üzerinde yaşamın normale dönmesini neyin geciktirdiğini bulmuş olabilirler. Radyolaryalar (Işınlılar) adı verilen minik bir deniz canlısı grubu, yaşanan felaketin etkisiyle yok oldu. Bu canlı grubunun yokluğu deniz jeokimyasını tamamen değişikliğe uğrattı ve karbondioksit salınımı yapan bir tür kil oluşumunun varlığına imkan tanıdı. Çalışmayı yürüten araştırmacılar Nature Geoscience adlı dergide yayımladıkları makalede  bu durumun yaratmış olabileceği olası sonuçları şöyle açıklıyor:

“Karbondioksit salınımı, atmosferi sıcak ve okyanusları asidik tutmuş ve böylece yaşamın normale dönmesini yavaşlatmış olacaktı.”

büyük yok oluş radyolarya

Kanada’daki Ottawa Üniversitesi’nde Dünya ve Çevre Bilimleri profesörü olan makalenin ortak yazarı Clément Bataille; bunların yaşamın yaygın bir biçimde ortaya çıkmasının öncesinden beri, yüz milyonlarca yıldır Dünya’da görülmeyen aşırı koşullar olduğunu söyledi:

“Bu, bize biyojeokimyasal döngüler hakkında ne kadar az şey bildiğimizi ve küçük bir değişikliğin sistemi nasıl da hızla dengeden çıkarabileceğini gösteriyor.”

Büyük Yok Oluş Sonrası Neler Yaşandı?

Bataille’ın de aralarında olduğu bir grup araştırmacı, Permiyen devri sonu ve Triyas devri başı arasındaki dönemde Dünya üzerinde meydana gelen iklim değişikliklerini anlamaya yönelik bir çalışmaya yoğunlaşmıştı. O zamanlar, tüm kıtalar Pangea adı verilen büyük bir kara kütlesi oluşturacak şekilde bir araya gelmişti. Bu sırada Sibirya Tuzakları (Siberian Traps) denilen bir volkan bloğu atmosfere gezegeni ısıtan sera gazları püskürtüyordu. Ve bu durum, muhtemelen, neredeyse her şeyin sonra ereceği Büyük Yok Oluş sürecine katkıda bulunuyordu.

Ekip, kimyasal ayrışma denilen bir süreci incelemeye karar verdi. Kimyasal ayrışma, karadaki kayaların parçalanmasıyla okyanuslara karışacak olan kalsiyumun açığa çıktığı bir kimyasal olaydır. Kalsiyum burada karbondioksitle reaksiyona girer ve karbonat kayaları oluşturur.

büyük yok oluş

İklim ne kadar ılımanlaşırsa ayrışma da o oranda daha hızlı meydana gelir, ve ne kadar çok su akışı varsa erozyon da o denli artacaktır. Bataille’a göre bu durum küresel sıcaklıkları dengede tutan bir geri besleme döngüsü oluşturuyor:

“Hava ısındığında ayrışma hızlanır ve daha fazla karbondioksit denize akar ve deniz kayaları içinde hapsolur. Hava soğuduğunda ise ayrışma yavaşlar ve daha az karbondioksit kayalarda hapsolur, bu da işlerin çığırından çıkmasını engeller.”

Okyanusta İşler Farklı Gidiyordu

Ancak okyanusta ters ayrışma dediğimiz bir kimyasal reaksiyon daha gerçekleşebilmektedir. Bu, silika minerali bol olduğunda ve okyanus tabanında yeni killer oluşturduğunda yaşanan bir olaydır. Ters ayrışma sırasında, bu killer karbonat kayalarının yakalayabileceğinden daha fazla CO2 salmaktadır.

Günümüzde bu mineral okyanuslarda aşırı miktarlarda bulunmaz çünkü küçük planktonik organizmalar kabuklarını yapmak için onu kullanırlar. Böylece ters ayrışma olayıyla pek karşılaşmayız. Benzer bir biçimde, Permiyen devrinde Radyolarya denilen mikroorganizmalar neredeyse silika mineralinin tamamını kullanıyordu ve ters ayrışma olaylarını minimum düzeyde tutuyordu.

büyük yok oluş sonrası

Ancak tüm bunlar, Permiyen devrinin sonu ve Triyas devrinin başlangıcı arasındaki dönemde değişmiş olabilir. Elde edilen bulgulara göre bu süre zarfında Radyolarya kabuklarından oluşan silika zengini kayalar ortadan kaybolmakta, bu değişiklik Radyolaryaların süreç içerisinde bir şekilde yok olduğunu gösteriyor. Radyolaryaların yokluğunda okyanus ağzına kadar silikayla dolmuş, bu da tersine ayrışmaya müsait bir ortam hazırlamıştı. Bu da iklimin olması gerekenden daha sıcak olmasına yol açarak yaşamın normale dönme mücadelesinin zorlaşmasına neden olmuştu.

“Şık Bir Teori”

St. Andrews Üniversitesi’nden Hana Jurikova, “Açıkçası üzerinde çalışılması gereken daha birçok şey var” dedi, “Ama bu oldukça şık bir teori.”

Henüz cevaplanmayan sorulardan biri Radyolaryaları neyin öldürdüğü. Jurikova, kanıtların ters ayrışmanın Büyük Yok Oluş’tan birkaç milyon yıl önce başladığını gösterdiğini ve belki bu mikroorganizmaların Sibirya Tuzakları’nın olumsuz etki yaratmasından önce de zaten bazı sorunlar yaşamakta olduğunu öne sürdü. Belki de yaşamı sekteye uğratan volkanik patlamaların öncesinde de Dünya üzerindeki yaşam tehlikelerle karşı karşıyaydı.

Jurikova konuyla ilgili yorumunda şu ifadeleri kullandı:

“Büyük Yok Oluş konusunda gerçekten heyecanlıyız ve onu anlamak için olabildiğince yakından olaya bakmaya çalışıyoruz ama belki de tüm resmi görmek için uzaktan bakmamız gerekiyordur.”

Siz Büyük Yok Oluş sonrasında Dünya’nın toparlanma sürecinde yaşananlar hakkında neler düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi Kayıp Rıhtım Forum’da bizlerle paylaşabilirsiniz.

Kaynak: Live Science

M. Yusuf Kaba

2002 yılında doğdum. Kitapları ve animeleri severim. Tüm yarışmacılara başarılar dilerim.

Werewolf by Night incelemesi

Werewolf by Night İncelemesi: Marvel Evreni’nin Korku Dolu Gecesi Başladı

BLEACH: Thousand-Year Blood War ilk bölüm

Anime Efsanesi Bleach, Yıllar Sonra “Thousand-Year Blood War” ile Geri Döndü