in ,

Werewolf by Night İncelemesi: Marvel Evreni’nin Korku Dolu Gecesi Başladı

Marvel Studios’un korku odaklı Cadılar Bayramı Özel gösterimi olan “Werewolf by Night”, evrenin geleceği hakkında neler söylüyor?

Werewolf by Night incelemesi

Werewolf by Night incelemesi ile karşınızdayız. Marvel Studios’un şimdiye kadar denemediği bir üslupla ekrana taşıdığı Jack Russell’ın hikâyesi, beraberinde farklı öyküleri ile evrenin geleceğini şekillendiriyor.

İlk defa 1972 yılında yayımlanan antoloji serisi Marvel Spotlight’ın ikinci sayısında okur ile buluşan Jack Russell karakteri, daha sonraki yıllarda kendi solo çizgi romanlarına kavuşmuştu. Panellerde ilk görünmeye başlaması Marvel Spotlight olsa da, çoğu çizgi roman gediklisi karakter temellerinin 1954 yılında Marvel’ın selefi Atlas Comics tarafından yayımlanan beş sayfalık kısa Werewolf by Night! ile atıldığını iddia ediyor. Bu sayının yaratıcıları arasında çizgi roman efsanesi ve Punisher’ın yaratıcısı Gerry Conway ile Man-Thing’in yaratıcısı Mike Ploog yer alıyor. İkilinin hikâye için masaya oturması ise Stan Lee’nin editörü Roy Thomas ile görüşmeleri sonrasına denk geliyor.

Jack Russell’ın çizgi romanlar boyunca yaşadığı uzun maceralar ise birçok farklı karakteri Marvel evrenine dahil etti. Bunlardan en bilindik olanı yakın zamanda kendi dizisine kavuşan ve Oscar Isaac’in başarılı bir şekilde canlandırdığı Moon Knight karakteri. Serinin 1975 yılında yayınlanan 32. sayısı intikamcı karakteri evrene dahil etmiş ve Moon Knight daha sonrasında kendi serilerine de kavuşmuştu. Bunun dışında kurt adam Russell’ın yolu Marvel evreninden Spider-Woman ve Sorcerer Supreme Doctor Strange ile de kesişti. Morbius: The Living Vampire serisinde de önemli bir rol üstlenmişti.

Werewolf by Night yorumları

Marvel’ın değişken zaman dilimleri ve daha da derinleşip karmaşıklaşan olay örgüleri içinde kendisine yeni bir sayfa açmaya çalışıyor. Bir türlü ilerlemeyen Blade filmi ya da Moon Knight ile mitolojinin intikamcı tanrılarının yeryüzüne inmesi dev çizgi roman şirketinin gözünü farklı noktalara çevirdiğini işaret ediyor. Artık kahramanlar uzaylılar ve mor Titan’lar ile savaşmıyor. Korkunç gizemlerin ve kan donduran yaratıkların zamanı yaklaşıyor. Bütün bu doğa üstü hikâyelerin öncüsü ise Werewolf by Night olacak. Dahası bu tür maceralara atılmak için Marvel’ın ilk doğaüstü karakteri Jack Russell ile perdeyi açmaktan daha doğal ne olabilir?

Werewolf by Night: Marvel Studios’un En Farklı İşi

“Special Presentation” başlığı altında yayınlanan film Marvel’ın en farklı işlerinden birisi. Siyah beyaz çekimi ve 1930’lu yılların Frankenstein, Dr. Jekyll and Mr. Hyde ya da Dracula gibi Universal canavar filmlerine apaçık öykündüğü ilk sahneden itibaren belli oluyor. Ödüllü yönetmen Michael Giacchino ise zaten amacını gizleme gerekliliği duymamış, ki bu tür bir işte yapılacak en doğal şey de bu. Geçmişin korku filmlerine duyulan bu saygı duruşu ilk anda sizi filme bağlayıp sonrasında ne geleceğini bilmediğiniz gergin bir tebessüm ile yapımı izlemeye itiyor. Bu da Werewolf by Night’ı daha öncesinde izlemeye alışık olduğumuz bütün Marvel filmlerinden farklı bir noktaya konumlandırıyor. Bunun da üstüne korku türünde bir eser olması işleri iyice bulanıklaştırıyor. Problem de tam olarak burada başlıyor.

Ulysses Bloodstone’un ölmesinin ardından malikanesine davet ettiği birbirinden marifetli avcılar, Bloodstone ailesinin yadigarı çok güçlü bloodstone’u almak istiyor. Ancak taşı alabilmek için öncelikle buna layık olduklarını kanıtlamaları gerekli. Bu noktada Ulysses’in eşi Elisa Bloodstone bir yaratığı serbest bırakacaklarını ve yaratığı öldüren kişinin de taşı alabileceğini söylüyor. Böylece av da başlamış oluyor.

Filmin beklenen aksiyonu ise bu noktadan sonra yükselmeye başlıyor. Yaratık avı sırasında avcıların birbirlerine ihanet etmeye başlaması ise kısa süreli bir alt metin verse de bu çok uzun sürmüyor. Jack Russell ve avlanan yaratık olan Man-Thing arasındaki ilişkinin ortaya çıkmasından sonra yapımı takip etme isteğiniz hızlıca düşüyor.

Werewolf by Night inceleme

Universal canavar filmleri nostaljisine düşmeden hemen önce Werewolf by Night filminin Marvel’ın şimdiye kadar yapılmış en iyi işi olması pek mümkün görünmüyor. Bunun en önemli sebebi ise yapımın orta metrajlı olması. Film kafası kesilip duvarlarda sergilenen yaratıklar, hararetli av sekansları ve onlarca leşi olan avcıların maharetleri beklentisiyle açılıyor. Koltuğunuza kurulup av ile avcı arasındaki korkuyla bezeli aksiyon sahnelerini beklemeye koyuluyorsunuz. Ancak ilerleyen dakikalar bunu size vermiyor.

Alt metnin sert bir dönüşle avcıların “avladıkları yaratıklara nasıl dönüştüğü” gibi felsefi bir soruya eviriliyor. Tam, “Acaba bu soruya nasıl cevap verecekler?” diye düşünürken film size bu seferde, “Canavar kimdir?” sorusunu soruyor. Canavar dolunayda kurt adama dönüşüp cinayetler işleyen biri midir, yoksa bazı talihsizlikler sonrasında değişen insanları acımasızca ortaya çıkartıp sonra onların kafalarını duvarlarda sergileyenler midir? Bilmiyoruz, yapım da buna cevap vermiyor zaten.

Cevapsız geçilen bütün bu sorular izleyiciyi duygusal bir hız treninde gibi oradan oraya savuruyor. En sonunda ise canavar da olsa insan insandır denilerek yaşanan olaylar hızlıca geçiştiriliyor.

Marvel korku filmi eleştiri

Werewolf by Night’ın bir şeyler anlatmak isteyip anlatmadığı zaman dilimlerinde ise karakter gelişimi kâğıt inceliğinde kalıyor. Hikâyenin üzerinden aktığı Jack Russell karakterine dair bildiğimiz şeylerin toplamı tabuta konulmuş Ulysses Bloodstone’un ölü olduğunu bilmemiz kadar fazla. Elsa Bloodstone’un geçmişi ise filmin kötüsü annesi tarafından azarlandığı için izleyici tarafından biraz daha net anlaşılıyor. Karakterleri derinleştirmek için yapılan ufak tefek nüanslar var fakat bu noktalar da anlamsız Marvel şakaları ve derinliksiz diyaloglar ile kesildiği için dikkatlerden kolayca kaçıyor.

Elbette karakter geçmişleri kör göze parmak şeklinde açıklanmak zorunda değil ancak av ve avcı gibi hoş bir alegori üzerinden kahramanlarımızı birazcık daha tanımamız mümkün olabilirdi. Bunun için iki kahraman bir aile mezarlığı içinde “yanlışlıkla” kilitli kalmak zorunda değildi.

Elsa Bloodstone karakterinin Jack Russell ile birlikte anlatılmaya çalışılması ise izleyiciyi bir şeyler anlamak için kendisini çok zorlarken bulmasına yol açıyor. Karakterler bu kadar yüzeysel kalmışken ikili arasındaki ilişkinin anlaşılmasını beklemek biraz acımasızlık. Keşke Jack Russell’ın vicdan azabını ya da Elsa’nın ailesine karşı duyduğu nefreti temellendirseydik o zaman karakterlerimizin motivasyonlarını daha iyi bir şekilde yorumlayabilirdik.

Werewolf by Night, Marvel’ın Korku Temalı Gelecek Projelerine Dair Neler Söylüyor?

Werewolf by Night incelemesi

Michael Giacchino’nun yönettiği, Gael Garcia Bernal, Laura Donnelly ve Harriet Sansom Harris’in rol aldığı Werewolf by Night, MCU’ya birçok yeni karakter tanıttı. Marvel’ın da bu “Special Presentation” yapımdan beklentisi buydu. Cadılar Bayramı için özel olarak tasarlanan film; belki teması, konusu ya da işlenişi ile korkutmayı başaramıyor ama kendisinden sonra gelecek diziler ve filmler hakkında izleyicilerin tüylerini ürpertmeyi kesinlikle beceriyor.

Daha önce belirttiğim gibi Marvel doğaüstü temaları daha fazla işleyecek. Bunun için seçtiği temel karakter ise Elsa Bloodstone olacak. Marvel’ın Constantine’ı cebine koyduğu taşı ile türlü garipliklerin içine dalarken ona bu gizemli yolda iyi kalpli Jack Russell ve Man-Thing yol gösterecek.

Diğer taraftan “Special Presentation” ise Marvel’ın Spotlight mirasına benzer bir şekilde farklı karakterleri farklı şekillerde anlatması için güzel bir alan oluşturacaktır.

Bitirirken…

Werewolf by Night inceleme marvel

Werewolf by Night tutkulu bir ekibin elinden çıkan tutkulu bir iş. Eskinin canavar ve korku filmlerine tatlı bir saygı duruşu türün gedikli izleyicilerini elbette çekecektir. Ancak bu yapımlara olan öykünme sadece materyal kısımda kalıyor. Marvel’ın o tanıdık senaryosu biçimin içini doldurmadığı için illüzyon kısa sürede kırılıyor ve yerini ne olduğunu bir türlü anlayamadığınız küçücük bir öz kalıyor.

Ön gösterim yorumları Werewolf by Night’ın Marvel’ın elinden şimdiye kadar çıkan en iyi işi olduğu yönündeydi. Dolayısıyla dolu bir yapım izlemek için filmin başına geçtim. Evet, Giacchino’nun işi Marvel’ın en farklı işi olabilir ancak stüdyonun en iyi işi olmaktan hayli uzak. Cadılar Bayramı havasına bürünmek, korku filmleri için bir ön atıştırma yapmak isterseniz Jack Russell hızlı bir 45 dakika ile yardımınıza koşabilir. Ama elini tutmadan önce dolunayın olup olmadığına dikkat edin.

Werewolf by Night filmi sizce nasıldı? Yapım, Marvel Sinematik Evreni’nin gerçekten en iyisi olabilir mi? Fikirlerinizi Kayıp Rıhtım Forum üzerinden bizimle paylaşmayı ve tüm içeriklerimizden anında haberdar olmak için bizi Google Haberler üzerinden takip etmeyi unutmayın.

Oğuzhan Açıkalın

Gedikli bir çizgi roman geek’i olmasam da beyaz sayfalara doluşmuş renkli resimleri her zaman ilgiyle takip ettim. Çünkü resimlerin ve kelimelerin bizi olduğumuzdan daha iyi bir yere taşıyacağına inanıyorum. Kısa kısa hikâyeler yazıyorum, edebiyatın her türlüsüne ilgi duysam da bilimkurgu konusunda kendimi geliştirmeye çalışıyorum.

R.L. Stine - Goosebumps

160 Kitabı Aşan “Goosebumps” Serisinin Yazarı R.L. Stine: “Korku Türünde Yazacağımı Hiç Düşünmezdim”

büyük yok oluş sonrası yaşam

252 Milyon Yıl Önce Yaşanan “Büyük Yok Oluş”un Ardından, Dünya’da Yaşamın Geri Dönüş Süreci Araştırıldı