1002. Gece Masalları | Tanıtım

“Ne de olsa her öykü sözün güzelliği için okunur!”

1002-gece-masallari-ust

Türk yazarlardan fantastik öykü seçkisi varmış, haberim yok. Üstelik ilk baskısı 2005 yılında yapılmış, neyse ki on yıl sonra bir baskı daha yapmışlar da haberdar olup okuyabildim. (İtiraf geliyor, hazır mıyız?) İdefix’in kitap fuarında, Metis’ten kitap alana ajanda hediyesi vardı. Ben de ajandaya 3-4 lira vereceğime kitap alayım daha iyi dedim, Metis’in bütün kitaplarına göz atarken bu kitabı gördüm. Adı güzel, kapak resmi fazlasıyla ilgi çekici. Açıklamasını da okuyunca hemen alışveriş listeme ekledim. İyi ki de öyle yapmışım, kitaba bayıldım!

Herhangi bir okurun, herhangi bir öykü derlemesindeki bütün eserleri çok sevmesi mümkün değil. (Diye düşünüyorum.) Ben de bu kitaptaki bütün öyküleri çok sevmedim, hatta hiç sevmediklerim de oldu. Öyküleri bir bir anlatmak yerine çok beğendiklerimi anlatacağım, bir de Bülent Somay’ın sunuşunu.

Hepsinden önce kitabın kapağından bahsetmek gerek. Kapaktaki ürkütücü güzellik Kenan Yarar’a ait. En güzel kısa fantastik çizgileri Psikoz Hikâyeleri adıyla yayımlanan, yıllarca karikatür dergisi almamın en büyük nedeni olan Yarar’ın bu çizimini de çok sevdim. Yiğit Değer Bengi de -önsözde- kapak için “adeta seçkinin yirminci öyküsü” diyor. Çok da doğru söylüyor. Uzuuun uzun bakılacak bir kapak resmi olmuş.

Bülent Somay’ın sunuşu, bu derlemenin Türkiye’de bir ilk olduğunu belirterek başlıyor. Başka dillerde de sık rastlanan bir şey değilmiş. Çünkü fantastik öykü yazmak kolay bir iş değil. Koskoca Orta Dünya’yı bir öyküde tanıtın, anlatın, içine bir de macera sıkıştırın bakalım oluyor mu? Yok, olmuyor değil mi? Hah işte, Bülent Somay da onu diyor:

… çünkü fantazi (kapı komşusu bilimkurgudan farklı olarak), öyküden ziyade romana yatkındır; koca bir dünya kurmak için yere ve zamana ihtiyaç vardır ne de olsa.

Sonra o akıcı üslubuyla, fantazi edebiyati nedir, buna dahil olmayıp fantastik öğeler içeren eserler nelerdir gibi güzel şeyler anlatıyor. Bu derlemedeki öykülerin hepsinin fantazi edebiyatı kategorisine dahil olmadığını ama hepsinin çekirdeğinde fantastik bir nokta olduğunu söylüyor. Bülent Somay’ın yazdığı en minicik yazıyı bile okusam, öğrencisi olamadığım için çok üzülüyorum. Bak yine üzüldüm. Neyse.

Kitabı okurken, bitirdiğim her öyküden sonra defterime kısa notlar aldım, böylece bu yazıyı yazarken dönüp bakmak kolay olacaktı. Pek de umduğum gibi olmadı bu iş, çünkü o kadar notları o kadar kısaltmışım ki, ne demek istediğimi anlamıyorum. Bundan sonra, okuduğum şeyler için “meh, eh, lol, lololol, woohoo” gibi açıklamalar yazmasam iyi olacak sanırım.

Notlarımdan çıkarabildiğim kadarıyla, Barış Müstecaplıoğlu’nun öyküsünü –İksir Ustaları– beğenmişim ama kullandığı dilin “çeviri gibi” olduğunu düşünmüşüm. Epeyce uzun, detaylı ve gerçekten güzel bir öykü yazmış Müstecaplıoğlu. Neredeyse, bir roman dizisindeki karakterlerin geçmişini anlatan bölüm gibi. Bayıldım! Altay Öktem ne yazsa seviyorum, bu kitaptaki öyküsü Oyun’u da çok sevdim. Ferhan Ertürk’ün Helena’sı çok üzücü bir probleme değiniyor, yine de okurken sırıttığımı (gülümseme değil, hayır) inkâr edemem. Sadık Yemni imzalı Bekleme Odası harika bir öykü, defterime yazdığım notu aynen aktarıyorum: Mistik politik fantastik. Levent Mete’nin Sınırsız Düşünce Özgürlüğü adlı öyküsü ise bilim kurguya yaklaşıyor ve yine çok güzel.

Diğer öyküler içinde beğendiklerim, az beğendiklerim, sevmediklerim, hatta “aşırı ırkçı” diye yaftaladıklarım var. Eminim, bu kitabı okuduğunuzda benim sevdiğim bazı öyküleri hiç beğenmeyeceksiniz ve burada bahsetmediğim bazılarını çok seveceksiniz. Bu da öykü derlemelerinin güzelliği işte, herkes için bir şeyler var. Yeni nesil yazarlarımızdan fantastik eserler veren birçok isim var, ben sanırım hiçbirini okumadım. Bu kitap, Türk fantastiğini biraz tanımak için çok iyi bir başlangıç oldu. Fantastik edebiyat sevenlerin, bir de öykü sevenlerin keyifle okuyacaklarını düşünüyorum.




Her şey Denizler Altında Yirmi Bin Fersah’la başladı. Ardından Asimov ile tanıştı ve astronot olamayacağını genç yaşta fark edince bilimkurgu edebiyatına sığındı. İddialı bir okur ve koleksiyoncu, amatör bir kitap yorumcusu oldu. Evrenin ve insan aklının sınırsızlığına tekrar tekrar hayran olurken, hayatının geri kalanını sürekli büyüyen okuma listesinin peşinden koşmakla geçirecek.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1002. Gece Masalları | Tanıtım

“Ne de olsa her öykü sözün güzelliği için okunur!”

“Son gemi de ayrıldığında limandan,

Kaybolmuştu artık o rıhtım, gecenin karanlığından…”

Başa dönün