Tomris Uyar Ölümünün 15. Yılında Anılıyor

Hiç kimsenin hiçbir şeyi olmayan öykücü Tomris Uyar ölümünün 15. yılında anılıyor!

Bu sene Tomris Uyar‘ın aramızdan ayrılışının 15. yıl dönümü, bu vesileyle pek çok yerde anmalar düzenlenecek. Hatta Tanpınar Merkezi 12 Mart’ta açılışı yaptı. Yapı Kredi Loca‘da Tomris Uyar anıldı. Sene içinde kesinlikle başka etkinlikler de olacaktır. Zira Uyar, üzerine konuşuldukça derinleşen bir yazar. Tomris Uyar, 62 yıllık ömrüne 104 öykü ile 1 uzun hikâye ve bunlardan oluşan 11 kitap, 60’ı aşkın çeviri eserle, günlüklerini ve çeşitli dergilerde yazılmış yazılarını sığdırdı. Ama gelin görün ki kendisi günümüzde “İkinci Yeni’nin Gelini”, “İlham Perisi” gibi adlarla anılıp, üstüne bir de Edip Cansever’in ona yazdığı doğum günü şiirleriyle hatırlanıyor. Tam da kendisinin karşı olduğu bir biçimde… Bu hataya düşmeden kendisini anmak da mümkün.

Tomris Uyar, 4 Temmuz 2003’te vefat etti ama dergilerde yayımlanan yazılarından oluşan Aşkın Yıpranma Payı 2015 yılında YKY’nin 4500. kitabı olarak yayımlandı ve yazarın külliyatına eklendi. 15 Mart 1941’de doğan Tomris Uyar’ın babasının şiir kitabı, annesinin ise çevirileri vardı. Yani edebiyata düşkünlüğü bir nevi ailesinden geliyordu. Arnavutköy Koleji’nde okudu. Bu daha sonraki yıllarda İngilizcesi için önemli bir katkı sağlayacaktı. Yükseköğrenimini ise İstanbul Üniversitesi, Gazetecilik Enstitüsü’nde bitirdi. Türk edebiyatına ilk girişi çeviriler üzerinden oldu. Kendisinin açıklamasına göre Türkçenin tüm kıvraklığını, imkanlarını öğrenebilmek amacıyla çeviri yapıyordu. Daha sonra öyküye geçti ve kendini neredeyse aristokrat denebilecek bir edebi duyarlılıkla öyküyle sınırladı. Hayatı boyunca da kurgusal bir tür olarak öykü dışına çıkmadı.

1967’de ilk defa Suya Yazılı adlı eserini bitirdi. Ancak eserin dosyası o yıllarda Cemal Süreya ile birlikte çıkardıkları Papirüs dergisinde çıkan yangınla birlikte yok olup gitti. Suya Yazılı‘nın ardından yazar hiç zaman kaybetmeden yeni bir dosya üzerinde çalışmaya başladı. Çünkü onun için telafisi artık mümkün olmayan olaylara üzülmek yersizdi. Suya Yazılı dosyasından geriye bir tek “Kristin” adlı öyküsünün kaldığı biliniyordu. Yazar, bu olayı ölümünden 1 sene kadar önce bir röportajında şöyle anlatıyor:

“Bir akşam telefon ettiler handan, han yandı diye, çok üzüldük. Yalnızca ‘Suya Yazılı’ değil Dos Passos’un USA’inden yüz sayfa kadar yaptığım çeviri de yandı. Bir daha da çeviremedim zaten. Sonra, başka kitaplar, gönderilmiş yazılar filan da gitti tabii. Ama hiç unutmuyorum, Hulki Aktunç, Taylan Altuğ, Selim İleri, böyle Papirüs’te yazıları çıkan birkaç kişi daha gelip, para yardımı yapalım dediler. Yok, dedik. Zaten çoğu zaman bir şey satarak ya da Edip Cansever’den borç alarak karşılı­yorduk masrafları. Hatta evden taşınıp anneannemin yanında bile oturduk. Ama çok üzülmüştük tabii, çünkü şimdilerde hâlâ olan bir boşluğu, hiç değilse o zaman doldurmuştuk.” (Virgül, Nisan 2002)

Kristin öyküsünü de yayımladı. Çünkü o sadece mektuplarını yayımlanmak için yazmazdı, geriye kalanları ne olursa olsun yayımlanmak üzere yazardı. Oysa Tomris Uyar 1965 yılında yayımladığı ve yine Suya Yazılı içinde yer alan ve yakın zamanda Handan İnci tarafından yapılan bir araştırma sonucu ortaya çıkan Yabancı Ölüler adlı öyküsünü unutmuştur. Suya Yazılı dosyasından şimdilik bu iki öykü haricinde bir şey kalmamıştır. 1971 yılında ise yayınlanan ilk kitabı İpek ve Bakır oldu. Sırasıyla: ’73 yılında Ödeşmeler ve Şahmeran Hikayesi‘ni, ’75 yılında Dizboyu Papatyalar, ’79 yılında Yürekte Bukağı, ’81 yılında Yaz Düşleri Düş Kışları, ’83 yılında Gecegezen Kızlar, ’85 yılında o döneme kadar yayınlanan öykülerinin toplu halde derlemesi Rus Ruleti/Dön Geri Bırak, ’89 yılında Yaza Yolculuk, ’90 yılında Sekizinci Günah, ’92 Otuzların Kadını, yine aynı yıl içinde seçme öykülerinden oluşan derleme İki Yaka İki Uç, ’97 yılında Aramızdaki Şey, 2002 yılında ise ölmeden önce yayımladığı son eseri Güzel Yazı Defteri‘ni yayımladı. O sene de artık yazmayacağını söyleyerek edebiyat dünyasından elini eteğini çekti. 2009 yılında ise Handan İnci tarafından derlenen öyküleri Metal Yorgunluğu başlığıyla bir araya getirildi.

Günlükleri, kendisi yaşarken farklı adlarla ve farklı yıllarda yayınlansa da, YKY tarafından Gündökümü 1 ve Gündökümü 2 adlarıyla bir araya getirildi. Dergilerde kalmış yazıları ise 2011’de Kitapla Direniş adıyla Handan İnci tarafından derlendi. YKY, Delta Yayınları kapsamında yazarın yazılarını Bütün Yazıları başlığıyla yayımladı. En son 2015 yılında Elele Dergisi‘nde yer alan yazıları bir araya getirilip Aşkın Yıpranma Payı adıyla kitaplaştırıldı.

Bunların dışında Tomris Uyar, Edgar Allan Poe’dan Gabrial Garcia Marguez’e kadar, 60’ı aşkın çevirdiği yapıtla pek çok yabancı yazarı dilimize kazandırmıştır. Çeşitli çeviri derlemeleri, anı kitapları, derlemelerde de yer almıştır. Bunlar arasında ’80 yılında Çağdaş Amerikan Öyküleri, ’82 yılında Hint Masalları: Şekerden Bebek, ’83 yılında Amerikan Hikayeleri Antolojisi, ’85 yılında Sonsuz ve Öbürü (Turgut Uyar’ın anısına, Seyyit Nezir ile), ’99 yılında Şiirde Dün Yok mu/Turgut Uyar Üzerine Yazılar ve 2000 yılında yayımlanan, Sırma Köksal ile derlediği İstanbul’da Zaman sayılabilir.

Tomris Uyar dendiğinde sürekli anlatılan ve dilden dile dolaşarak onun yazarlığının ötesine geçmiş (ne yazık ki) kişisel ilişkilerini fazla değinmeden ama yine de ufak bir dokunmayla geçeceğiz. Çünkü bu ilişkilerle ilgili detayları her yerden öğrenebilirsiniz.

Kolejden beri birlikte olduğu Ülkü Tamer ile evleniyor ve bu dönemde ilk çevirisi olan Tagore’dan Şeker Bebekler yapıtını çeviriyor. Ekin adında bir kız çocukları oluyor, ne yazık ki bebek milyonda bir görülen bir şekilde sütten boğularak ölüyor. Ülkü Tamer ile olan evliliği ise bu kayıptan sonra bitiyor. Cemal Süreya ile kısa bir sevgililik dönemi yaşıyor ama ondan da ayrılıyor. Daha sonra ilk başlarda şiir ve edebiyat üzerine mektuplaşmalarla başlayan Turgut Uyar‘la ilişkisi başlıyor ve nihayetinde evliliğe uzanıyor. Bu bir şair ve bir öykücünün birlikteliğinden ise Hayri Turgut Uyar dünyaya geliyor. Hayri Turgut, şu an İTÜ’de Makine Mühendisliği’nde akademisyen ve kendi adıyla açtığı bir sitede babası ile annesinin anısına fotoğraflar yayınlayıp anekdotlar aktarmaktadır.

Bu yazıyla umarız ki Gülten Akın’ın dizesindeki gibi “sığlıkta o kadın tek başına” olan Tomris Uyar‘ı hakkıyla anabilmişizdir.

Kitap ve edebiyatla kalın!


Kaynakça:

http://www.tomrisuyar.com/kitaplar
https://handaninci.wordpress.com/2017/03/15/yangindan-kurtulan-bir-tomris-uyar-oykusu-yabanci-oluler/
https://handaninci.wordpress.com/2017/07/04/tomris-uyarin-oykulerinde-yaz-deniz-gunes/
http://hturgut.uyar.info/

  • 25
    Shares




13 Ağustos 1996’da İstanbul’da doğdum. Halen Medeniyet Üniversitesi’nde Türk Dili ve Edebiyatı okuyorum. Daha önce Kayıp Rıhtım forumunda ve Aylık Öykü Seçkisi içerisinde yer aldım. Gölge E-Dergi, Bilimkurgu Kulübü, Genç Yazı ve Pejmürde Dergisi bünyesinde gerçekleştirilen Ortak Hikâye projesi gibi elektronik platformlarda ve basılı olarak da Adı Yok dergisinin 75. sayısında yazılarım yayımlandı. Yaklaşık olarak 12 yaşımdan beri yazıyorum.

Tomris Uyar Ölümünün 15. Yılında Anılıyor

Hiç kimsenin hiçbir şeyi olmayan öykücü Tomris Uyar ölümünün 15. yılında anılıyor!

  • 25
    Shares

 

 

Başa dönün