Gevişgetirenler Zamanı: Bitmeyen Gerginlik ve Muhteşem Edebi Haz

Gerçeküstücülüğün ustalarından Brezilyalı yazar José J. Veiga’nın değerli romanı "Gevişgetirenler Zamanı"nı sizler için inceledik.

Delidolu Yayınevi’nden çıkan Brezilya Edebiyatı’nda gerçeküstücülüğün ustası olarak tanınan, gazeteci yazar José J. Veiga’nın Gevişgetirenler Zamanı adlı eseri bugünkü incelememizin odağı olacak. Aşırı gergin, zaman zaman fantastik ve hep de yerel olabilmeyi başaran bu kitabı tek başına değerlendirdiğimde -yani kitap bittiğinde, elimde eserle kalakaldığımda- sonu öyle havada kaldı ki, başta anlam veremedim. Basit bir internet taramasında da o boşluklar yerine hemencecik oturdu, ben de eseri tekrar ve tekrar bağrıma bastım.

Ne Anlatıyor?

Kitap Manarairema adlı kasabaya bir gün, kasabanın dışında terk edilmiş bir çiftliğe bir grup insanın taşınmasıyla başlıyor. İlk başta buna anlam veremeyen kasabalılar, ilk sayfalarda bu insanların gelip gelmediği hakkında sanrılara dahi kapılıyorlar. Yazar bunu anlatırken bir yandan da halkın profilini çizmeye başlamış, insanların üzerine sinmiş o müthiş melankoli ve miskinliği anlayabiliyorsunuz.

Zamanla kasaba halkından esnaflar bu burnu havada ve epey kaba insanlarla tanışmaya hatta iş yapmaya başlıyorlar. Arabacı Geminiano ve esnaf Amâncio Mendes bu barbar istilacıları kabul eden ilk kimseler oluyor. Kitapta süregelen gerginliğe, korkuya karşın bu grupla ilgili aslında yeterince bilgi verilmiyor öyle ki zaman zaman, bu adamların nesinden korkuyorlar yahu, diyorsunuz. Bunla beraber yerel karakterler o kadar güzel işlenmiş ve akılda kalıcı ki okudukça bu insanların her birinin gerçek hayatta yaşadığına yemin dahi edebilirsiniz.

Ardından bölüm olarak Köpekler Zamanı ve son olarak da Sığırların Zamanı geliyor. Bu iki hayvan tercihinin anlamları var, var olmasına da işleniş biçimleri apayrı. Köpeklerin Zamanı’nda kasabayı köpekler işgal ediyor, başta halk bundan korkuyor ve hoşnut kalmıyor fakat zamanla köpekleri sevmeye hatta onları beslemeye dahi başlıyorlar. Fakat Sığırların Zamanı’nda işler bu kadar sakin kalmıyor. Sığır istilasından insanlar evlerinden çıkamıyor, bu yüzden de ölmeye çok ama çok yaklaşıyorlar. Son sayfalara doğru ise artık ölümü kabullendikleri zaman da bir gece tüm sığırlar gidiyor tabii onlarla beraber kasabanın çevresindeki o tekinsiz topluluk da kayboluyor. Kasabalılar hem mutlu hem de maddi ve manevi olarak çok yıpranmış bir biçimde bunu kutlamaya çalışıyorlar.

Kimdi Bu Sığırlar?

Veiga’nın romanı ilginç olduğu kadar gerçek karakterlerle de doluydu. Bahsi geçen istilacılara boyun eğmeyen ve onlara hizmet etmek istemeyen demirci Apolinário ile istilacılardan ikisinin buluşması aklımdan hiç çıkmayacak roman olaylarından biriydi. İstilacılara boyun eğmeyen demirci ustası, nihayet esnaf Mendes’in onu bahsi geçen kişilerin yanına götürmesine müsaade eder. Mendes’in dükkânında demirciyi bekleyen bu iki kişiyse beklediğimizin aksine epey salak ve oburlardır. Demirci anlam veremediği bu diyalogların ardından evinin yolunu tutar ve kendiside bu duruma güler. Biz okuyuculara da bu adamlardan korkmak niye, iki lafı bir araya getiremeyen densiz tipler demek düşer.

Hem bunun gibi birkaç bölüm hem de kitabın sonunda grubun aniden ortadan kaybolması çok garip gelebilir ama Veiga’nın düşle gerçeği harmanlama başarısının yanında edebiyatla taşlamayı bir arada incelikle kullanması da söz konusudur. Eser aslında 1964-1985 yılları arasında ülkede gerçekleşen askeri darbeyi ve iktidar ile toplum arasındaki anlaşılmaz ilişkiyi semboller yardımıyla ele alır ve üstü kapalı anlatım biçimiyle sarsıcılığı sağlar.

Kapak, Çeviri, Editörlük?

Eser kalın kapak cilde ve kurdele ayraca sahip. Zaten buradan okuru yakalamaya başlıyor. Can Berk Koçak’ın çevirisi o kadar başarılıydı ki okurken tek bir an duraksamadım. Orijinal dili olsa ancak bu kadar olurdu sanıyorum. Ümit Mutlu’nun editörlüğü, Hasan Karaca’nın yaptığı kapak resmini ve Burak Tuna’nın kapak tasarımını da yine çok beğendim. Kitabın her kısmı ayrı ayrı özenliydi.

Son Olarak

Kitap edebi ziyafetle beraber akıcı okumayı, editöryal özeni de vaat ediyor. Bu tür kurgulara meraklıysanız kesinlikle alıp okuyun derim.

Sanat tarihi, Türk mitolojisi ve fantastik edebiyat meraklısı; sıklıkla okur, çizer, yazar.

Gevişgetirenler Zamanı: Bitmeyen Gerginlik ve Muhteşem Edebi Haz

Gerçeküstücülüğün ustalarından Brezilyalı yazar José J. Veiga’nın değerli romanı “Gevişgetirenler Zamanı”nı sizler için inceledik.

Başa dönün