Yıldız Lejyonları: İyi Fikir, Kötü Edebiyat

Kameron Hurley'nin tartışmalı romanı Yıldız Lejyonları'nı sizler için inceledik.

Kameron Hurley pek çok yönden başarılı sayılabilecek bir özgeçmişe sahip Amerikalı bir yazar. God’s War isimli serisinin okuyucu yorumları göz dolduruyor. Eserleri de biz fantastik ve bilimkurgu okuyucularının aşina olduğu yarışmalarda ya finalist olmuş ya da ödüller almış. Özellikle feminizm üzerine yoğunlaşan yazarın “Uzaydaki Lezbiyenler” şeklinde lanse edilen Yıldız Lejyonları adlı eseri de yine aynı temaya sahip ve bugünkü incelememizin de odağı olacak.

İnceleme az miktarda da olsa yer yer sürprizbozan (spoiler) içermektedir.

Kitap Neyi Anlatıyor?

Kitapta yer alan tüm karakterler kadın ve bu kadınlar yaşayan, kalpleri ve damarları olan, “lejyon” adı verilen gemilerde yaşıyor. Bu yaşayan dünyalar zaman içerisinde hastalıklara yakalanıyor ve işe yaramaz insanlar “geri dönüşüm” adı verilen deliklere atılarak lejyonların kendini yenilenmesi sağlanıyor. Bu kadınların dünya için en önemli işlevlerinden biri aseksüel biçimde hamile kalmaları. Fakat bu hamileliklerinin sonuçlarında kendilerine benzer türler doğurmalarının yanında bazen yaşayan bir çarklı, bazen yapış yapış dişleri olan balıklar, bazen de yeni bir dünya doğurabiliyorlar. Kadınlar aynı zamanda ne zaman hamile kalacaklarını bilemiyorlar; dünya onlardan ne zaman bir şey isterse o zaman gerçekleşiyor bu.

Kitabımız Zan adında, geri dönüşümden sağ çıkmış bir savaşçının hiçbir şeyi hatırlamadığını anlatmasıyla başlıyor ve tüm eser boyunca bir Zan’ın ağzından bir onun maşuğu Jayd’ın dilinden anlatılıyor öykü.  Jayd’ın dünyası Katazyrna yavaş yavaş çürüyorken Mokshi adındaki lejyon sapasağlam duruyor ve Katazyrna ordusu kendilerinin kız kardeşi olduğuna inandırdıkları Zan’ı savaşması için Mokshi’ye gönderiyorlar. Bu savaşlardan birine Bhavaja adı verilen lejyon da katılıyor ve Katazyrna’nın başarısız olmalasına neden oluyor. Dünyaları çürüyen ve Mokshi’ye ihtiyaçları olan lejyon Katazyrna, Bhavajalarla anlaşmaya oturuyor ve karmakarışık olaylar böylece baş gösteriyor.

Peki Kitap Bütün Olarak Nasıldı?

Kitapta iki baş karakter Zan ve Jayd sürekli kendilerinin ne kadar kötü olduklarını anlata anlata bitiremiyorlar. Bir yerden sonra “Tamam, kesin bir ters köşe gelecek ama ne kadar bağıra bağıra geliyor,” diye sıkılıyorsunuz. Ama ne yazık ki Jayd hep içinden Zan’ın ne kadar iyi olduğundan ve onu kandırdığından söz etmekten sıkılmıyor. Karakterlerin herhangi birine okuyucu olarak bağlanamıyorsunuz çünkü sayfalar süren o kadar gereksiz bilgi arasında bu insanların motivasyonlarına inanmak çok güç; kitap zaten bitmiş bir eserden ziyade hep bir taslak havası veriyor. Planlar yarım yamalak, kişilikler keza yine öyle. Yaşayan dünya fikri, dünyanın istediği şeye kadınların hamile kalma düşüncesi ne kadar heyecan vericiyse bu dünyanın üstün körü olması da bir o kadar hayal kırıklığı yaratıyor. Eserde karakterlerin hep kendileriyle ilgili bir şey anlatması o kadar sıkıyor ki, bütün bunları hareketlerinden ve düşünüş biçimlerinden çıkarmak çok daha keyif verebilirdi diye düşünmekten kendinizi alamıyorsunuz.

Kitapta sadece kadınların olmasının ne tür bir anlamı var diye düşündüğüm de oldu aslında, çünkü ne gibi bir feminist amaca hizmet edebileceğini kavrayamadım. Yabancı incelemelerde dünya kavramının erkek olduğu yönünde görüşler olsa da -ki bu çok sığ olurdu- yazarın belirtmeye çalıştığı şey, erkekler olmadan da kadınların ne kadar güçlü olduğunu gösterme çabasıymış. Ama bence bu roman hiçbirine hizmet etmiyor. Anlayacağınız kitabın motivasyonu da aynı karakterleri gibi yarım yamalak. Bir de romanda zaten maskülen karakterler oldukça fazlaydı, Rasida ve Zan da onlardan biriydi. Özellikle Rasida hakim bir karakterdi, cilveli ve kurnaz Jayd ile onun rahmi sayesinde evlenmiş ve Jayd da böyle bir kadının gücüne hayran kalmıştı. Öyle ki Rasida ona kötü davrandığında bile halinden görece memnun ve güçlü bir kadına çocuk vermeye hevesliydi. Anlayacağınız eserdeki en feminen hanımın bu denli kötücül ve karaktersiz olması da eserin amaçlarıyla birebir örtüşmüyor.

Her bölümün başında Lord Mokshi’nin alıntıları yer alıyor ve kitabın ortalarına doğru bu lordun Zan olduğu bilgisine kendiniz ulaşabiliyorsunuz, dediğim gibi bu ters köşenin geleceğini kitap öyle bağırıyor ki okuma keyfiniz kalmıyor. Kitabın sonunda da Zan ve Jayd güçlerini birleştiriyor ve Jayd Rasida’nın dünya doğuran rahmini çalıp yeni bir evren yaratıyor. Zan ise güçleri eline alıyor ve Mokshi’yi programlayarak bu yeni dünyanın temellerini atıyor. Kitabın sonunda sağ kalan çoğunluğun Zan’a aşık olması da ayrı acayip bu arada, bu aşkların motivasyonları da yine gerçekçi değil.

Tüm bunların ışığında kitap hakkında şunu söyleyebilirim, çok iyi fikirler vardı ama kitap bir bilimkurgu iddiasındayken içinde yeterince bilim yoktu ve söz konusu bilgiler de hiç tatmin edici değildi. Yazar zora düştüğünde devreye bir cadı bile soktu. Bunun yanında Jayd’ın bunca entrika için yeterli motivasyonu yoktu. Kendisi güçlü bir kadın olarak kitabın sonunda görseydik de iyi olurdu ama aksine iki büklüm ve hasta biçimde tasvir edildi. Zan ise Jayd’a olan aşkının üstünü örtmüş ve gerçek iyi olarak –sanki takıntılı bir âşık değilmiş gibi- hayattan istediğini almıştı. Yan karakterlerin çoğu zaten ya Zan’a ya Jayd’a âşık olduğundan onların sonunu konuşmak dahi çok anlamlı değil ve kitap o kadar fikrin vuruculuğunun yanında tüm bu hatalarıyla potansiyelini mahvetmiş duruyor.

Oysa kadınların yaratıklar ve dünyalar doğurma yetisi, yamyamlık, bolca vücut sıvısı –bahsettiğim tüm bu konular sertliğiyle, vahşiliğiyle kan donduruyordu- ve daha onlarca iyi fikir güzelce çarçur edilmiş, tüm zamanların klasiği olacak potansiyeli yazar aceleye getirdiği taslağı yayınlayarak mahvetmiş.

Kapak, Çeviri, Editörlük

Tüm bunları beklediğimden de iyi buldum. Serkan Cenker kapakta çok iyi bir iş çıkarmış, hem merak uyandırıcı hem de profesyonel hava veriyor. Ayhan Semih Koç çevirmen koltuğuna otururken çeviri redaksiyonunu Oğuz Karayemiş üstlenmiş ve bizlere gerçekten çok temiz bir iş sunmuşlar. Okurken hiç durmuyor ve kullanılan dilden keyif alıyorsunuz. İç sayfaların tasarımı ve kullanılan fontlar da yine çok yerinde. Kürşad Kızıltuğ eserin editörlüğünü yapmış, son okuma da Demet Çaltepe’ye ait, sayelerinde ne göz kanatan yazım yanlışları ne de eseri kötüleştiren bir durum var. Eksik Parça Yayınevi’ni bu konuda tebrik ediyorum.

Son Olarak

Kitap bittiği zaman neden okudum sorusunu sormuyorsunuz, sadece fikirler ve çarpıcılığı için dahi okumaya değer. Bu zamana kadar böyle dehşet verici ve zaman zaman tiksinç konuların işlendiği bir romana rastlamadığımızı söylemeliyim. Böyle bir kitabı Türkçede okumak aslında büyük bir şans. Yine de yazara özensizliği için kızmamak elde değil. Bir röportajında yazar yılda iki kitap hedeflediğini söylüyor,  buradan da anlayacağımız gibi Hurley’den ilerde de içinde çok iyi fikirler barındıran kötü taslaklar okumamız olası.

  • 14
    Shares




Sanat tarihi, Türk mitolojisi ve fantastik edebiyat meraklısı; sıklıkla okur, çizer, yazar.

Yıldız Lejyonları: İyi Fikir, Kötü Edebiyat için 9 yorum

  1. mit dedi ki:

    Eksik Parça Yayınları “Bilimkurguya sağlam bir giriş yapmayı düşünüyoruz,” dediklerinde bayağı heyecanlanmış ve meraklanmıştım. Yıldız Lejyonları ilk çıktığında da kitap oldukça ilgimi çekmişti. Ama incelemeni okuduğumda biraz hayal kırıklığına uğradım açıkçası.

    Uzaydaki Lezbiyenler” nasıl bir konu seçimidir arkadaş? Tamam, kadın-erkek eşitsizliğine ben de karşıyım. Hatta feminist olduğumu söyleyen kadın arkadaşlarım da var. Ama yani… Erkek olmadan da kadın olurdu gibi bir tema da kendi içinde cinsiyetçiliğe giriyor bana göre. Sıfır erkek olsun, hepsi kadın olsun, bir de tümü lezbiyen olsun diyerek son yıllardaki politik görüşten nemalanmaya çalışmak gibi geliyor bana bu tür kitaplar. Bir de senin dediğin gibi içindeki onca iyi fikri çöpe atıp vasat bir hikâye sununca iyice şüphelerim artıyor.

    İnceleme için çok teşekkürler ve ellerine sağlık :slight_smile:


  2. _OZ dedi ki:

    Bu incelemeden sonra ilgimi çekti.


  3. Kesinlikle katılıyorum, hem yazar mevcut modadan yararlanmaya çalışmış hem de kendi daha cinsiyetçi davranmış. Yine de yayınevi gerçekten cesur bir adım atmış ve dizgisinden çevirisine kadar çok çok özen göstermişler, ben çok saygı duydum.

    Hem okuduğun hem yazıma editörlük yaptığın için asıl ben teşekkür ederim. :pray:


  4. Anita dedi ki:

    İncelemeyi keyifle okudum,elinize emeğinize sağlık.


Yıldız Lejyonları: İyi Fikir, Kötü Edebiyat

Kameron Hurley’nin tartışmalı romanı Yıldız Lejyonları’nı sizler için inceledik.

  • 14
    Shares

 

 

Başa dönün