Lúthien: Tolkien’in Amansız Elf Prensesi | Bölüm 2

"Beren ile Lúthien'e Dair" yazı dizimizin ikinci bölümü sizlerle.

Önceki bölüme ulaşmak için tıklayın.

Elf Kralı Thingol’den aldığı imkânsız göreve atılan Beren yola çıkar ve yakındaki bir başka gizli Elf Krallığına gider. (Orta Dünya gizli krallıklarla dolu). Tam sınır muhafızları için atış talimi olacakken (Şaka, Elfler asla ıskalamaz.) parmağındaki yüzüğü görürler. Bu ileride Aragorn’un da takacağı Barahir’in yüzüğüdür. Bu yüzük bir zamanlar arkadaşlıklarının bir nişanı olarak Finrod Felagund adlı Elf Kralı tarafından Barahir’e, Beren’in babasına hediye edilmiştir. Muhafızlar da Beren’i tam olarak ona götürürler.

Finrod Felagund en sempatik –en sevilesi– Elflerden biridir. Kendisi Galadriel’in kardeşi bir kere! Elf-botlarını kirleterek maceraya atılan cinsten bir kraldır o ve –ilginç bir detay– Elfler Orta Dünya’ya geldiğinde İnsan ırkıyla iletişime ilk o geçmiştir. Hatta kendi soyundan olanlara İnsanlardan bahsederken iyi şeyler söylemiş ve böylece bu tüylü, kısa yaşamlılar Elf diyarlarından anında sürülmemiştir. Finrod, Beren’in babasını, Barahir’i de bizzat tanıyordu ve Beren’in görevini duyduğunda tacını bir köşeye kaldırarak genç arkadaşının aptalca görevine katılmaya karar vermişti.

Harbiden Finrod tanıyacağınız en iyi adamdır. Eğer bizim dünyamızda olsa hafta sonunu arkadaşının taşınmasına yardım etmek için heba edecek biri olurdu. Hatta kendi kamyonetini kullanmayı önerirdi. Böyle güzel bir adamdı yani.

Finrod en sadık savaşçılarını da yanına alır ve hep beraber Morgoth’un icabına bakmak için yola çıkarlar. Birkaç çılgın maceradan sonra –Finrod’un herkesi Ork kılığına sokarak düşman topraklarından geçirmesi gibi– ilk büyük düşmana varırlar: Morgoth’un sağ kolu, korkunç Maia ve gelecekte yüzükleri yapacak olan Sauron! Beren’in grubunun maskesi düşmüş, yenilmiş ve Sauron ile Finrod arasında ölümcül bir şarkı atışması sonrası (Silmarillion Tarzı Tarihi Rap Kapışması1 gibi) kötülük galip gelmişti ve böylece bir ada kalesi olan Tol-in-Gaurhoth’un zindanlarına atılmışlardı. Başka bir adıyla Kurt Adamlar Adası. Kurt adamlar, Tolkien’in dünyasında gerçekten var olan şeyler, hatta Finrod’un Elflerinden bazılarını sırf diğerlerini korkutmak için yerler.

Anke Eismann: “Nargothrond’un okçuları”

Şimdi Lúthien’e dönelim! Lúthien bekleyip durmaktan bezmişti. Bir şeylerin ters gittiğini kalbinde hissettiğinde kelimenin tam anlamıyla bir melek olan annesine danışır ve Beren’in baygın halde Sauron’un Tol-in-Gaurhoth’daki zindanında yattığını öğrenir. Lúthien Beren’i kurtarmak için yola çıkamadan önce babası onun pislik erkek arkadaşının peşinden gideceğinin haberini alır ve Thingol bu konuda aptallık eder. Her ne kadar hatalı da olsa, kızını seviyor ve haklı olarak Beren’in peşinden gidip kendini tehlikeye atmasından korkuyor. Bu işe getirdiği çözüm ise yüce bir Elf Kralına yakışacak cinsten değil.

Lúthien’i büyük bir kayın ağacının tepesinde dik dalların arasındaki özel bir eve hapseder. Ev gösterişlidir ve Lúthien’in prenses statüsüne yakışır ancak… Evet, Thingol aslında kızını ev hapsiyle bir kuleye kapatır. Bu, açıkçası iyi bir babalık değil ve bu noktada Melian’ın neden buna katlandığını merak ediyorum. Sanırım Kraliçe için krallığa koruma sağlamak ve akıl vermek yeterli ya da öngörü sahibi davranarak kızının kendi sorunlarını kendi çözeceğini biliyor.

Şimdi gelelim İş Bitirici Lúthien’e. Thingol’un onu hapsetmesi son damla olur ve o artık babasının biricik kızı değildir. Lúthien ‘büyü hünerini’ kullanarak kendi yeteneğini sergiler ve saçlarının olağanüstü, Rapunzelimsi bir uzunluğa ulaşmasını sağlar. Burada Tolkien’in masallara ilgisi açıkça belirgin olduğu kadar şaşırtıcıdır da. Lúthien kara saçlarından gölgeli, uyutan bir pelerin ve uzun bir ip örer. Bu ipi büyük ağaçtan inmek için (bir erkeğin oraya tırmanması için değil) kullanıp muhafızları da uyutur.

Beren’i kurtarmaya giderken yolu, yakınlardaki Finrod’un krallığınından Elf kardeşler Celegorm and Curufin ile kesişir. Onlar da Celegorm’un süper, ilginç, müthiş kurt köpeği Huan ile birlikte Sauron’un kurtlarını avlıyorlardı. Bu Elfler Fëanor’un oğullarıdır, Fëanor’u daha evvel bahsi geçen yeminden hatırlarsınız. Tartışmalı olarak Silmarillion’daki en aşağılık Elfler de bu ikilidir ancak Lúthien bunu henüz bilmiyordur. Celegorm Lúthien’in ne kadar güvenilir ve ne kadar güzel olduğunu gördüğünde onu kendi için arzular. İkili sahte bir arkadaşlık gösterisiyle Lúthien’i yeni krallıklarına –çünkü Kral Finrod hâlâ Sauron’un esiridir– götürerek onu tutsak eder. Celegorm’un onunla zorla evlenmek gibi planları bile vardır, böylece tüm Elfler arasında konumunu iyice yükseltecektir. Ama Valinor’un at büyüklüğündeki büyülü köpeği Huan çok uzun zaman önce, büyük bir ihtimalle Celegorm tam bir pisliğe dönüşmeden evvel, onlara Valar tarafından verilmiştir ve olaya Lúthien lehine müdahil olur.

Şunu anlamanız lazım: Huan gelmiş geçmiş en iyi köpek. Normal durumlarda sahibine sadık olsa da aptal bir yaratık değildir. Huan aynı zamanda dürüst ve son derece zekidir. Hiç Platon, Sokrates, Aristoteles ve Lassie’yi duydunuz mu? Hepsi de Moron… Yani Huan’ın muhteşemliğiyle karşılaştırıldığında. Sadece bir köpekten beklenebileceği gibi tüylü, sıcacık ve saf biçimde Lúthien’i sevdiğinden onu esaretten kurtarır ve gecenin karanlığında krallıktan kaçarlar. Hatta Huan onu sırtına bile bindirir, normalde bunu başkasının yapmasına pek de rıza göstermez ancak Lúthien bir istisnadır ve Huan çok iyi bir köpek.

Anke Eismann: “Finrod Felagund’un ölümü”

Birlikte Sauron’un adadaki kalesine varırlar, ancak ne yazık ki Finrod için çok geç kalmışlardır. Elf Kralı, Sauron’un kurt adamlarının Beren’i yutmasını engellemek için zincirlerini kırarak, kendi canına mal olsa da, çıplak elleriyle canavarla boğuşup onu öldürmüştür. Yaralanarak ölmek Elfler için bilhassa acıdır, ama aynı zamanda fanilerin ölümüne de benzemez. Finrod başka bir yerde can bulacaktı, ancak dünyaya aynı şekilde dönmeyecek ve kuşkusuz Beren’i bir daha görmeyecekti. Gelmiş Geçmiş En İyi Sevgilinin yukarıdaki kulenin köprüsünde olduğunu bilmeyen Beren umutsuzluğa kapılır.

Bir bakıma hâlâ şu lanet Elf kardeşlere göre daha sevilesi olan Sauron, Lúthien’i kapısının önünde gördüğüne sevinmişti aslında. Eğer bu güzel ve herkesin dilindeki Elf prensesini ele geçirebilirse patronuna yaranabilirdi. Bu yüzden Sauron, Lúthien’i yakalasın diye köprüye kurt üstüne kurt salar ancak Huan hepsini pek de zorlanmadan öldürür. Bunun üzerine Sauron büyük silahını çeker: Draugluin, tüm kurt adamların babası, kendi türünün ilk ve en zalim örneği.

İki köpek, vahşice savaşır. Bu mücadelede ölümcül yaralar alan Drauglin kuleye girip kapıdakinin Huan olduğunu söyledikten sonra, efendisinin ayağının dibinde ölüme yatar. Sauron Huan’ı, Valinor’un muazzam köpeğinin adını duyduğunda birçok kişi gibi onun hakkındaki kehaneti, Huan’ın yalnızca “Dünyadaki en kudretli kurt” tarafından öldürülebileceğini hatırlar. Draugluin’in bahsedilen kurt olmadığı açık olduğuna göre Sauron bu ölümcül kurda dönüşmeye karar verir. Zaman zaman Maiar’ın yaptığı gibi, Sauron biçim değiştirir ve büyük kurt köpeği ile bizzat ilgilenmek üzere kulesinden aşağı iner. O artık Kurt-Sauron’dur; Yüzüklerin Efendisi’nde mahrum kaldığı büyücülüğünü kullanarak yapar bunu. Hepimizin tanıyıp sevdiği vücutsuz “Büyük Göz” o ileriki günlerde yapabildiğinin en iyisidir.

Başka bir köpek mücadelesi başlar, ancak Lúthien buna seyirci kalmaz. Bu hanımın dövüşmek için gerekli silahı ve cesareti var. Lúthien ev yapımı pelerinin uyutan ipliklerini kullanarak Kurt-Sauron’u sersemletir ve halsiz düşürür ki Huan muharebede üstünlüğü eline (patisine?) alabilsin. Huan galip gelir ve sonunda Sauron’u boğazından yakalar.  Morgoth’un sağ kolu serbest kalmak için biçim değiştirmeye çalıştıysa da kurt köpeğinin çenesi pek kuvvetlidir. Sauron kaçışını vücudunu bırakarak ruh formunda yapmayı düşünürken Lúthien ona “nasihat” verir. Sauron tıpkı bir Pac-Man hayaleti gibi Morgoth’a dönebilir ve ona bir bebek gibi sızlanabilirdi elbette ancak öyle bir şey yaparsa…

‘Kulenin hâkimiyetini bana terk etmediğin sürece, Morgoth orada çıplak varlığını gözleriyle ebediyen delik deşik edecek ve aşağılamalarıyla sana işkenceler yapıp duracak.’

Ah, kahretsin! Hatırlayın, Lúthien, Elf ırkının biricik “çiçeğidir” ve Sauron’a, Kara Diyar’ın Gelecekteki Efendisi’ne, Kapaksız Göz’e, Mordor’un Büyük Kötü Şerefsizine (Sonuncuyu ben uydurmuş olabilirim) kafa tutuyordur. Lúthien, Tol-in-Gaurhoth’un hâkimiyetinden vazgeçerse Sauron’u bırakacağını söyler. Bu sözlerle aklı başına gelen Sauron paçayı kurtarmak için Lúthien’in şartlarını kabul eder. Kuleden feragat eden Sauron bir vampire –Tolkien’in dünyasında bir iblis yarasaya– dönüşerek uçar ve bu hikâyedeki görevini tamamlar. Üçüncü Çağ’ın Kara Efendisi güzel bir Elf kızı ve köpeğine yenilmiştir. İşte bu!

Böylece genç kızımız kahramanımız Beren –kendi görevinde– kurtarılır. “Teşekkürler Prenses, ancak ölümlü İnsan başka bir kalede.”. Lúthien Beren’i zindanların içinde bulur ve sesinin gücüyle onu umutsuzluktan çekip çıkarır. Finrod’u da adaya gömerler, aslında zaten bu ada onun krallığının bir parçasıdır. Silmaril görevi hâlâ tamamlanmamıştır ancak dinlenmeleri ve aldıkları bir sürü yaranın iyileşmesi için zamana ihtiyaçları vardır. Beren ve Lúthien huzur içinde birkaç ay geçirirler. Her zaman sadık olan Huan, efendisi Celegorm’a (Gerçekten Hak Etmeyen’e) geri döner. Finrod’un krallığının Elfleri efendilerinin ölümü için yas tutarlar ve aynı zamanda –bunun hikâyenin kalbine pek yakın olduğunu düşünüyorum– “Bir kızın, Fëanor’un oğullarının cesaret edemediğini yaptığını,” ilan ederler. Bunda iki pis Elf efendisine haddini bildiren ve Lúthien’i onurlandıran bir yan var. Bu denli korkunç düşmanlara bir kadının, özellikle de “Çiçeklerin Kızı”nın meydan okuması beklenmediktir ama belli ki bunu görmek Elf halkını memnun etmiştir.

Kısa bir süre sonra Beren görevine geri dönme kararı alır ancak kalın kafalı, kadın kahramanımızı evine bırakmayı dener… Sanki görevinin başarısını ona borçlu değilmiş gibi? Ve Lúthien kişiliği gereği bunu kabul etmez:

‘İkisinden birini seçmelisin Beren: görevinden ve yemininden vazgeçip dünya üzerinde bir gezgin olarak yaşamak ya da tahtının üzerindeki karanlığın gücüne karşı savaşmak. Ama her iki yolda da ben yanında olacağım ve kaderimiz bir olacak.’

Anke Eismann: ““Fëanor’un Oğullarının Saldırısı””

Zaten benzerleriyle dolu olan bir hikâyede duygusal ve romantik sözler. Onlar devam edemeden önce Celegorm ve Curufin içeriye dalar! Kardeşler, kırılmış onurlarının ve afaki hakaretlerin intikamını almak için Beren ile Lúthien’i ormanda gözetlemiştir. Bu ikili seçkin, kendini beğenmiş, Elf imtiyazının kişilik bulmuş halleridir. Celegorm atıyla Beren’i ezmeyi denerken Curufin de Lúthien’i kendi atına almaya çalışır ancak artık dinlenmiş olan kahramanımız Beren Sıçrayışı’nı –Evet, Tolkien bu ismi vermiş, zira “İnsanlar ve Elfler arasında meşhurdu Beren’in Sıçrayışı.”– kullanarak bir kardeşi atlatırken diğerini atının üzerinden düşürür. Bu sırada Lúthien çimlerin üzerine savrulur ve donup kalır. Tam Beren Curufin’i boğarak öldürecekken kendine gelen Celegorm mızrağıyla ona koşmaya başlar.

İşte tam burada Huan, tüm bunlar olurken efendisinin yanında koşturuyordur; onun maskaralıklarına doymuştur. Huan, Celegorm’un saldırısını engeller ve atını korkutup kaçırır. Lúthien de Beren’den Curufin’i bağışlamasını ister çünkü bu hiddetli erkeklerin arasında, annesi gibi, ahlaki pusula odur. İlginçtir, Lúthien soydaşlarına kalpten güvendiğinden, Elflerin etkisi altına Morgoth’un herhangi bir canavarınınkinden daha kolay girdiğini göstermiştir. Beren, hanımının isteğini yerine getirir ancak adi herifin eşyalarını ve zarif bıçağı Angrist’i karşılık olarak alıkoyar. Bu harika bıçak, Narsil’i de –Yüzüğü Sauron’un parmağından kesen ünlü kılıç– döven zanaatkâr cüce tarafından dövülmüştü.

Fëanor’un iki oğlu Beren’e küfreder ve yeniden saldırırlar. Curufin aniden kardeşinin yayını alır ve Lúthien’e bir ok fırlatır. Haydaa! Bir Elf başka bir Elfe saldırdığında bu sıra dışı bir rezilliktir ve yalnızca Morgoth’un Orta Dünya’ya bulaştırdığı bir çeşit şeytanlıktır. Huan oku havada ağzıyla yakalar –Aferin oğluma!– ama Curifin ikinci defa atış yapar. Bu sefer Lúthien’in önüne atılan Beren vurulmayı çoktan kabul etmiştir. Beren göğsünde Elfin okuyla yere yığıldığında Huan Elf kardeşleri kovalar ve Beren’in kötü yarasını iyileştirmek için Lúthien’e otlar getirir. Huan artık bütünüyle Lúthien’in köpeğidir.

‘Hüneriyle sevgisini birleştirip’ Beren’i iyileştirir Lúthien. Yeniden Doriath’ın sınırlarına geldiklerinde Beren, hâlâ anlamadığından, sabah erkenden görevine yalnız devam etmek için gizlice yola çıkar. Tolkien söylememiş ancak büyük bir ihtimalle Lúthien uyandığında gözlerini devirmiştir. Beren’e duyduğu aşkın kanıtıdır ki Lúthien yanında Gelmiş Geçmiş En İyi Köpek ile onun peşinden gider.

Anke Eismann: “Ayrılık”

Ancak ilk önce Sauron ile dövüştükleri dağ geçidinde dururlar. Çünkü düşman topraklarının derinine gidiyorlar ve biliyorlar ki gizlenmeye ihtiyaç duyacaklar. Huan ölü kurt adam Drauglin’in ‘korkunç suretini takınır’. Morgoth’un iblisliğinin bulaşmadığı kutlu diyar Valinor’dan olduğu için Huan’ın postu parlaktı ve her seferinde Best in Show’u2 kazanıyordu ama bu şeytani topraklarda çok göze çarpacaktır. Kurt adamların efendisinin çirkin kılığı bunu çözer! Aynı zamanda Lúthien de bir gezintiye çıkamayacak kadar güzeldir, bu yüzden o da gizlenmek için ‘Thuringwethil yarasası’ kılığına bürünür. Thuringwethil bir vampir elçiydi ve ölümünden her ne kadar öyküde bahsedilmese de büyük bir ihtimalle Sauron’un diğer hizmetkârlarıyla birlikte öldürülmüştü. Şeytani kılığındaki Huan ve sevgili Lúthien ‘kocaman parçalardan oluşan kanatlarının her ekleminde birer demir pençeleri’ ile her zamankinden çok daha gotik görünerek yollarına engelsiz devam ederler.

‘Dehşetle dolu’ bir ormanın kıyısında Beren’e nihayetinde yetişirler ve giydikleri Cadılar Bayramı kostümleri nedeniyle Beren kendilerini açığa çıkarana kadar onlardan korkar, açığa çıktıklarındaysa dehşete düşer. Neden? Çünkü herkesten çok sevdiği sevgili Lúthien’i, yalnızca burada olmasından dolayı tekrar tehlikededir. Tam o anda bu akılsızın inatçılığına doymuş Huan, Beren’le doğrudan konuşur:

‘Artık Lúthien’i ölümün gölgesinden kurtarman mümkün değil, çünkü aşkı yüzünden zaten ölümün hükmü altında. Yazgına sırtını çevirip, hayatın boyunca boş yere huzurun peşinden koşarak, onu da yanında sürgüne götürebilirsin. Ama senin için verilmiş hükmü reddetmezsen, Lúthien ya terk edilip kuşkusuz yalnız ölecek, ya da senin önünde uzanan umutsuz ve aynı zamanda belirsiz yazgıya seninle birlikte kafa tutacak.’

Büyük ihtimalle “Bekle, sen konuşabiliyorsun?!” dedikten sonra (Huan da “Tüm hayatım boyunca yalnızca üç kere, kaderimde olduğu gibi,” diyerek yanıtlardı.) Beren nihayet kabullenir. Düşmanların en büyüğüyle yüzleşirken sevdiği kadınla birlikte olacaktı ve onun yalnızca buna alışması gerekiyordu. Huan ayrıca onlara artık yollarına beraber devam edemeyeceklerini –büyük ihtimalle gelmiş geçmiş en garip randevunun yancısı olmaktan yorulduğu için– söyler. Bu ayrıca Huan’ı, Beren’in giyeceği Draugluin suretinden azat eder. Böylece Beren amansız/iğrenç kurt adam kılığıyla ve Lúthien çekici/iğrenç yarasa kılığıyla görevlerinin son kısmına doğru yola çıkarlar. İlginç olan bu kılıkların birer örtüden fazlası olduğudur, çünkü Lúthien’in hüneri ve/veya öldürülen canavarların güçlerinden dolayı bu kılıklar giyenleri –bir nebze de olsa– dönüştürürlerdi. ‘Beren, gözlerindeki zalim ama bir yandan tertemiz parıldayan ruhu dışında, her bakımdan bir kurt adam görünümündeydi…’ ve Lúthien yarasa biçimindeyken gerçekten uçabilirdi.

Bu acayip müthiş bir şey! Tolkien uzmanı M. Honegger bir denemesinde hikâyenin bu unsurunun 13. yüzyılda yazılmış Fransızca bir aşk şiiri olan Guillaume de Palerne’den –Profesör Tolkien’de bu esere duyulan aşinalıktan ötesi var gibi– alınmış gibi göründüğünü yazmış. Şiirde iki âşık ayarlanmış bir evlilikten kurt adama dönüşmüş bir prensin emriyle kutup ayısı postları giyerek kaçarlar. Tolkien yeni fikirler uydurmadığında –Eski mitolojilerden ve edebiyattan ilhamları birer sır değil– onları yeniler ve sunar.

Kapıdaki, Draugluin’in babalık ettiği Carcharoth; Kızıl Ağız, Susuzluğun Ağzı, kurtların en büyüğü ve en acımasızıydı. Carcharoth, Huan ile dövüşmek için yetiştirilmiş, ‘cehennemin ateşi ve acıları içine girip yerleşene, güçlü, korkunç bir ruha bürünüp hırsla dolana dek’ Morgoth’un kendi elinden İnsan ve Elf etiyle beslenmişti (Ayrıca kendisi öyküdeki son doğaüstü köpek, söz veriyorum.). Ancak bu sefer Huan yanlarında değildi, yalnızca Lúthien ve Beren oradaydı. Carcharoth gelenlerin kim olduğuna emin olamadığından, şiddete olan tüm açlığına rağmen, gördüklerinden biraz kafası karışmıştı. Tuhaf görünüyorlardı. Ve, heyyyy o kurt kılığı tanıdık görünüyor sanki…

Lúthien korkunç kurdun bu huzursuzluğundan yararlanır ve vampir kılığından çıkarak kurda bir uyku büyüsü yapar. Kurt yere yığılır ve Felsefe Taşı’nın saklandığı yerin önünde bekleyen Fluffy gibi uyuklamaya başlar. Böylece, birçok karanlık merdiven inerek Angband’a girerler ve ‘beraber Elflerin ve İnsanların kalkıştıkları en önemli işi’ yaparlar. Sonunda Morgoth’un en alttaki salonuna, ölümün ve eziyetin yerine, Karanlık Efendi’nin zalim canavarlar heyetiyle çevrili tahtında oturduğu yere girerler.

– İkinci bölümün sonu –

* * *

Üçüncü bölüme ulaşmak için tıklayın.

* * *

1  Bilinen bir Youtube kanalına gönderme.
2  Best in Show: Köpek güzellik yarışmalarında birinciye verilen ödül


Yazan: Jeff LaSala

Çevirmen: Yusuf Ekici

Editör: Bülent Özgün

Not: Tek tırnak içinde yapılan Silmarillion alıntıları İthaki Yayınları baskısından alınmıştır. Çevirmen: Berna Akkıyal

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lúthien: Tolkien’in Amansız Elf Prensesi | Bölüm 2

“Beren ile Lúthien’e Dair” yazı dizimizin ikinci bölümü sizlerle.

Bültenimize Katılın!

E-posta adresinizle listemize abone olun, tüm gelişmelerden önce siz haberdar olun!

Başa dönün