Oz Diyarına Kesin Dönüş: Tin Man

Tin Man, sonlandığında içimizde yeniden Oz’a dönme isteği uyandıran, her türlü geliştirmeye müsait hamuruyla oluşturulmuş alt evrenine saygı duymamız gereken hoş seyirlik bir mini dizi.

Oz Büyücüsü’nün ilk kitabı The Wonderful Wizard of Oz çıktığında 20. yüzyılın kapısı yeni aralanıyordu. Lyman Frank Baum’un evreni, yazar on dördüncü ve son Oz romanı Glinda of Oz’u yazdıktan sonra bile -ki takvimler 1920’yi gösteriyordu- büyüyüp genişlemeye devam etti. 1939’da Victor Fleming’in yönettiği The Wizard of Oz, 2 dalda Oscar alıyordu.

O günlerden bu vakte Oz Büyücüsü’nün televizyon filmlerinden bilgisayar oyunlarına, çizgi romanlarına ve dizilerine kadar pek çok uyarlaması gerçekleştirildi. Oz’un kapılarının her aralanışı birçoğumuzun neşesini yerine getirdi. Bana göre Oz ve Alice (Alice in Wonderland) fantazyanın çocukluğumuzdaki hudutlarını baştan çizen karakterlerin önünde geliyor.

Hikâyeyi hepimiz biliyoruz. Küçük tatlı kızımız Dorothy ve köpeği Toto, Kansas’taki evlerinden tatsız bir kasırgayla koparılıp Oz diyarına düşüyor. Eve dönmeleri için kötü cadılar, uçuşan maymunlar, dans eden ayakkabıların yanı sıra Muhteşem ve Kudretli Oz’un gerçek kimliğiyle de yüzleşmeleri gerekiyor. Ve Dorothy tüm bunları yaparken elbette ki yalnız değil: Bir korkuluk, bir aslan ve bir teneke adam bu zorlu yolda onunla birlikte. Ayrıca diyarın kendine has iyi cadıları da mevcut.

Bu bağlamda iyi ve kötünün savaşı temelinde korkak aslanın, akılsız korkuluğun, kalpsiz teneke adamın simgeledikleriyle derinleşen kaotik bir evrenin içine giriyoruz. Sözü daha fazla uzatmadan Tin Man’e geçiyorum. Kendisi şık bir adaptasyon.

tin-man-s

2007 yapımı, Sci Fi Channel’ın (Battlestar Galactica, Ascension, Haven, Warehouse 13 gibi dizilerden hatırladığımız) yapımcılığını üstlendiği Tin Man, üç bölümlük bir mini dizi. Her bölüm doksan dakika. Bütün aksiyon tadında, ne eksik ne de fazla.

Jill E. Blotevogel, Steven Long, Mitchell Craig ve W. Van Sickle’ın senaryo ekibini oluşturduğu dizinin yönetmeni Nick Willing. Kendisi 1999’da film ve 2009 yılında mini dizi olmak üzere iki defa Alice yapımlarında da boy göstermiş bir isim. Tesadüf mü? Sanmıyorum.

Nasıl bir uyarlama yoluna gidildiğini kabaca anlatmak istiyorum. Tek tek, şu karakter şudur, burası aslında orijinal kitabın şurasına tekabül ediyor, gibi açıklamalardan kaçınacağım. Çünkü izlerken usul usul uyanmak işi daha keyifli kılıyor.

Yine de esas kızımızla başlayabiliriz. DG, bizim dünyamızdan Oz’a geçiş yapmak durumunda kalacak hedefimiz. Evet, Dorothy ile bir akrabalığı yok değil. Ve evet, Zooey Deschanel’ı DG rolünde görmek hem tuhaf hem heyecan verici. Zooey hakkında objektif olmak güç. Harika bir iş çıkardığını söyleyemem ama karakterine kesinlikle farklı bir hava katmış. DG’nin başı büyük belada. Yol arkadaşları ise tahmin edebileceğiniz isimlerin revize halleri. Örneğin Teneke Adam geçmişte, Merkez Şehir’de eski bir polis. Ailesi kraliçenin askerleri tarafından katlediliyor ve kendisi bir teneke zırhın içinde, ailesinin katlediliş anını tekrar tekrar izlemek zorunda bırakılarak cezalandırılıyor. Oz diyarında düzen de bildiğimiz karakterler de bıraktığımızdan çok farklı (ama bir o kadar da tanıdık) bir şekilde işleniyor.


Teneke Adam örneğindeki gibi, sadece DG değil diğer karakterlere de tatmin edici derinlikler katılmış. Macera boyunca onların da geçmişleri netleşerek yaratılan karakterlerin temelleri sağlama oturtuluyor. Oz diyarı içinse bir steampunk havası içerisinde olduğunu söylemek mümkün. Yer yer Star Wars’a kaçan tasarımlar (özellikle kovalama sahneleri içimde derin bir Star Wars rüzgârı uyandırdı), atmosfer olarak da tatmin edici bir hava oluşturuyor.

DG ve arkadaşları kötü kraliçenin planlarını bozup Oz diyarını kurtarmayı hedeflerken aynı zamanda geçmişleriyle hesaplaşıp silmek zorunda kaldıkları hatıraları canlandırmanın peşine düşüyorlar. Tahmin edebileceğiniz gibi saklanan anılar su üstüne çıktığında canlar da aynı derecede yanıyor.

“Dans ediyor iki küçük

prenses ardı ardına,

dönüyorlar hızla ve

özgürce küçük parmaklarında

tek bir yolu var bilmenin gecenin

seni nereye götüreceğini…

Dans ediyor iki küçük

prenses ardı ardına…”

tin man orta 2
Nereye varacağı kestirilebilir noktalarla dolu olsa bile yenilikçi ruhu ve başarılı karakter tasarımları için göz atılmaya değer bir yapım Tin Man. Burada dizinin ilginç isim tercihine de değinmek istiyorum. Teneke Adam, DG’nin yol arkadaşlarından biri. Evet, yapımda önemli yer tutuyor fakat bütün diziye adını verecek kadar mı, diye sorarsanız yanıt olumsuz olacaktır. Öyleyse neden Tin Man dersiniz? Cevabı ben de bilmiyorum.

Dizinin doksan dakikalık üç bölümden oluştuğunu söylemiştik. Dizi bölümlerinin süreleri filmlere yaklaştığında ister istemez senaryo dinamiği ve yapım kalitesinde de işin sinema boyutunun öne çıkmasını beklerim (Fena sayılmayacak bir örnek için Steven Moffat’ın Sherlock dizisine bakabilirsiniz). Fakat Tin Man’de, dizi bölümleri kalite açısından ortalama bir diziyle eşdeğer. Kastettiğim, yönetmen tercihindeki kamera açıları ve yapım yönetimindeki sinemasallıktan uzaklık. Bu şekilde olacaksa 40’ar dakikalık daha fazla bölüm, bana daha doğru geliyor.

tin man orta 3
Madem olumsuz sözlerle neşemizi kaçırdım, öyleyse devam edeyim. Dizi dekor, makyaj, kostüm ve görsel efekt açısından da ne yazık ki vasata yaklaşamıyor. Ben devasa dekorlar ve muhteşem efektlerden yavaş yavaş iğrenmeye başlamış bir izleyici olarak Tin Man’i bu açıdan samimi bulmuş olsam bile, bu meselelerin kimilerinizin canını sıkacağını tahmin edebiliyorum. İzlerken yanınızdan hoşgörünüzü eksik etmezseniz, eminim daha çok keyif alırsınız.

Tin Man beni birkaç noktada sımsıkı yakalamayı başardı. Bunların hepsinde geçmiş vardı. Canavarların en suratsızı. DG’nin verdiği sınav ne olursa olsun görülmeye değer.

Yayınlandığı sene 9 dalda Emmy Ödülleri’ne aday gösterilmesi, birini alması ve Critics’ Choice Award dahil pek çok ödülü kucaklaması ise beklenmedik bir durum değildi.

Tin Man, sonlandığında içimizde yeniden Oz’a dönme isteği uyandıran, her türlü geliştirmeye müsait hamuruyla oluşturulmuş alt evrenine saygı duymamız gereken hoş seyirlik bir mini dizi.

Yayın Editörü
1993 İstanbul. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema ve Televizyon Bölümü son sınıf öğrencisiyim. Çeşitli kısa ve orta metraj film projelerinde yer aldım. Öykü ve senaryo üzerine çalışıyorum. Eserlerim İzafi, Post, Kefal, Sahte Vefa, Gard gibi dergi ve fanzinlerde yayımlandı. 2013'ten beri üç arkadaşımla birlikte Marşandiz Fanzin'in makinistliğini yapmaya devam ediyoruz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Oz Diyarına Kesin Dönüş: Tin Man

Tin Man, sonlandığında içimizde yeniden Oz’a dönme isteği uyandıran, her türlü geliştirmeye müsait hamuruyla oluşturulmuş alt evrenine saygı duymamız gereken hoş seyirlik bir mini dizi.

Bültenimize Katılın!

E-posta adresinizle listemize abone olun, tüm gelişmelerden önce siz haberdar olun!

Başa dönün