Radyo Tiyatrosu “Kayıp Meşe” Yayın Hayatına Başladı! [Mini Röportajlı]

Bir "Düş Diyarı Meddahları" projesi olan Kayıp Meşe radyo programı geçtiğimiz günlerde etkileyici bir bölümle yayın hayatına başladı! Bizler de bu harika ekiple mini bir söyleşi yapmaktan geri kalmadık!

Aynı isimli Düş Diyarı Meddahları‘nın kurgusal kasabasının kurgusal bir radyosu olan Kayıp Meşe ilk bölümüyle dinleyicilerine açıldı. Daha başlar başlamaz içimizde derin bir yerlere dokunan Kayıp Meşe, sonraki bölümlerini de tutkuyla beklememize neden oldu. Yayıncıları tarafından bilimkurgu olarak nitelendirilse de ölü balıklar ve yoğun balık kokusuyla açılan giriş bölümü, akıllara H.P. Lovecraft‘ı da getirmiyor değil.

Kendileriyle bu güzel projeyi görür görmez küçük bir röportaj yaptık. Ama önce sizleri ilk bölümle baş başa bırakalım:

Proje ekibinden Umut Çomak sorularımızı bizler için cevaplandırdı:

Biraz hızlı bir giriş olacak ama en çok merak ettiğim şeyi sorarak başlayayım; burası Düş Diyarı Meddahları’nın bir projesi olan hayali bir kasaba, ancak biz dinleyiciler ne bu kasabada bir oyun oynadık, ne oynanırken izledik, ne de okuduk. Spoiler olmayacaksa ilerideki bölümler için kasaba hakkında bilgi alabilir miyiz?

Vallahi şık soru: Evet, DDM olarak daha önce bu kasabayı ne oynattık ne de bahsettik. Kayıp Meşe tamamen bu proje için geliştirildi.

Kasabamız çok ufak bir Türkiye kasabası ancak senaryo yazarımız İzel Aydın’ın paradigması içerisinde oluşmuş bir Türkiye’nin kasabası. Kayıp Meşe’de herkes herkesi tanıyor. Balıkçısından, Tohum Market’in sahibine. Örneğin, Bulut Hanım denildiğinde herkesin aklına Dalgakıran restoranının o naif sahibi geliyor.

Aslında İsimsiz Yayıncı, Kayıp Meşe kasabasına sesleniyor. DDM ise sadece onun aracısı. Ve evet! İsimsiz Yayıncı kasabada yıllardır anonim olarak yayın yapan birisi. Biz sadece bu yayınların bir kaçını göreceğiz.

Buna sevindim. Kayıp Meşe’nin aslında daha çok DDM hayranlarına özel bir şey olmasından korkuyordum. Büyük şehirlerde yaşamadığımdan böyle oluşumlar içimde bir ukdedir her zaman. Peki bunu bir radyo tiyatrosu olarak adlandırabilir miyiz?

Hayatımın 17 yılını kasabalarda geçirdim. Büyük şehirlerde olan birçok olay benim de içimde epey ukde kalmıştı.

Aslında radyo tiyatrosu mu demeden önce şunu diyeyim: DDM olarak geçtiğimiz yaz yaptığımız bir toplantıda, “Radyo tiyatrosu yapabilsek keşke,” diye içimizden geçirmiştik. Ekim ayı gibiyse “YAPALIM,” dedik. Ancak radyo tiyatrosu, biz rol yapma oyuncularının bir tık üstü bir iş. Seslendirme, senaryo, kurgu, montaj gibi çok kompleks şeyler içeriyordu. Biz de kendi çabamızla bir radyo tiyatrosu yapmaya çalıştık. Kayıp Meşe için sanıyorum ki “düşük bütçeli radyo tiyatrosu” diyebiliriz.

İlerleyen bölümlerde işin tiyatro alanını daha da arttırmaya çalıştık ve seslendiren arkadaşımız Umut Barış Saral’dan denemelerimizde bu açıdan epeyce mutlu şekilde ayrıldık.

Bir de şunu belirtmek istiyorum. Bu projenin arkasındaki herkes RYO oyuncusu ve öğrenci. Demeye çalıştığım şey, ne İzel profesyonel senaryo yazarı ne de Umut Barış profesyonel seslendirici. Ne de ben mix mastering’den çok iyi anlayan birisiyim.

Rol yapma oyunlarıyla iç içe olanlar zaten sizin bir Shia LaBeouf gibi olmanızı beklemez. Bir bakıma bu yayını güzel yapan şey de bu. Elinizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorsunuz ve ilk yayın kesinlikle kötü değil. Bu cevabınızla da bir soru daha geliyor akla; İsimsiz Yayıncı her zaman tek mi olacak yoksa ilk paylaştığınız görseldeki gibi birkaç kişi daha görebilecek miyiz yayında, kasaba halkından veya araştırmacı ekipten?

İsimsiz Yayıncı anonimliğini korumaya çok özen gösteriyor. Yayında bahsettiği olayların belki de büyük bir çoğunluğunu kendisi üçüncü kişilerden duyuyor. Yani bir insanla birebir diyalogunu asla ama asla paylaşmıyor. Ancak Kayıp Meşe kasabası değişiyor. Kim bilir? İsimsiz Yayıncı da değişebilir.

“Kayıp Meşe kasabasında sıcaklık gittikçe düşüyor, rüzgâr sertleşiyor ve gittikçe uzayan kış gecelerimizdeki yegâne eğlencemizin yani radyomuzun başındayız. Ben İsimsiz Yayıncı.”

İlk bölümde olduğu gibi bir cevap verip birkaç tane daha soru işareti bırakıyorsunuz. Daha önce bilimkurgu olarak kategorilendirmiştiniz bu projeyi ancak benim ilk bölümde kafamda oluşan görüntü Lovecraft’ın oluşturduğu deniz kenarı kasabaları gibiydi. Esinlendiğiniz şeyler neler oldu bunu oluştururken?

Gerçekten Lovecraft büyük bir ilham kaynağımız oldu. Özellikle Innsmouth Üzerindeki Gölge bize epey ışık tuttu diyebilirim. Ama kurgusal olarak hiç benzemiyorlar. İşin bilimkurgu boyutu gelecek bölümlerde daha rahat kavranabiliyor. Uzaylı gibi faktörlere bağlamadık ama olayları.

Kurgunun yaratımında tüm ekip ama çoğunlukla Barkın, İzel’e yardımcı olduk, İzel’e yazarken en büyük yardımınsa Kayıp Meşe için kendisinin yaptığı müzik listesi olduğunu biliyorum.

Bu müzik listesini bizlerle de paylaşabilir mi acaba İzel?

Kendisine ileteyim. Ama o paylaşmasa da ben ondan çalar size gönderirim.

Çok güzel olur! Peki proje içinde kimler çalıştı?

DDM’in tüm yönetim kurulu; yani, ben, Ekin Topanoğlu, Barkın Tokalak, İzel Aydın. DDM üyelerindense Umut Barış Saral ve Can Atalay çalıştılar.

Logomuzu Serkan Özay ve kullandığımız görseli de Nedim Esken çizdi. Serkan Özay ve Nedim Esken ricamız üzerine bu işleri yaptılar. Onlara da tekrar teşekkür edeyim. En ufak bir kâr amacı gütmediğimiz Kayıp Meşe’ye gönüllü olup ellerinden geleni yaptılar.

Bu evrende bir oyun oynatmayı düşünüyor musunuz? Katılıyor musunuz bu sene bilmiyorum ancak benim gidebileceğim en yakın Convention bu olduğu için soruyorum; DDM olarak Metucon’a gelecek misiniz acaba?

DDM olarak rol yapma oyunlarını en azından kendi çemberleri içinde tutmaya çalışan her con’a elimizden geldiğince gitmeye çalışıyoruz. Mart’ın 18’inde YıldızCon’dayız. Bir TH bir de Larp ile YıldızCon ekibine destek olacağız. Metucon’a ise kurulduğumuzdan bu yana gidiyor, hatta stant açıyoruz. Bu yıl da stant açacağımızı umuyoruz. Ama her türlü MetuCon’a gideceğiz. Hatta o zamana Kayıp Meşe’nin 9. bölümü de yayınlanıyor.

Yayın sürerken Kayıp Meşe’de bir oyun da açar mısınız acaba? 9. bölüm demişken kaç bölüm olarak planladınız projeyi?

Kayıp Meşe’yi oluştururken, “Ya ben bunu oynatırım ya,” dediğimiz oldu ama şu anlık hali ile “oynanabilir” bir durum ortada yok maalesef. Bu konuda da çalışacağımızın sözünü verelim ama. Conventionlarda tek oturumluk oyunlarla çok güzel olabilir gerçekten.

Bölüm olarak 11 bölüm şeklinde yazdık. 1-2-3-4-5-6-7-8-9-9.5-10 şeklinde olacak. Ek olarak ikinci sezon için de şimdiden aramızda tartışmaya başladık.

Bunu duymak güzel oldu. Ben özellikle bu tür şeyleri çok severek dinliyorum. Başta dediğiniz profesyonel işler insanı tembelleştirebiliyor. Anonim olarak İsimsiz Yayıncı’nın hatasız bir iş yapmasını beklemeyiz. İçimizden, kasabamızdan biri sonuçta. Aktörlük için ders aldığını sanmıyorum. Esinlendiğiniz şeylerden bahsetmiştiniz biraz ama onları açabilmeniz mümkün mü acaba? Özellikle bu projenin oluşum süreci nasıl oldu anlatırsanız sevinirim.

İzel radyo tiyatrosu dinlemeyi çok sever. Dediğim gibi yazın toplantıda yapabilsek keşke demiştik. Sonra Barkın abi az kişiyle yapabiliriz dedi ve aramızda beyin fırtınası yaptık. Nasıl yapabiliriz diye düşünürken bol bol radyo tiyatrosu ve radyo dinledik. Ardından adım adım kasabamızı oluşturmaya başladık. Hatta bir harita bile çizdik. Daha sonra ne olsa bu kasabaya diye düşünürken ilk bölümdeki balıkların karaya vurması ortaya atıldı. Ve neden balıklar karaya vurdu diye düşünmeye başlayınca aslında kurgumuz oluşmaya başlamıştı.

İşin üretim sürecini daha çok Barkın ve İzel halletti. Onlar kurguladı İzel yazdı sonra ekip olarak düzeltmeler önerdik, İzel düzeltti sonra metni düzenledik ve yayına hazır hale getirmeye başladık.

Umarım bu motivasyonu kaybetmezsiniz ve dilediğiniz gibi sonlandırabilirsiniz projeyi. Bu sizin gibi aynı şekilde düşünüp “Ama biz nasıl yapalım…” diyen insanlara da bir örnek teşkil etmiş oluyor. Kasaba hakkında bizlere söyleyebileceğiniz başka şeyler var mı acaba? Bu Innsmouth örneği gibi izole bir kasaba mı veya bizleri neler bekliyor ileride gibi.

Gerçekten bir grup arkadaş bir araya gelerek bu tarz işleri yapabilir. İnanın 80 liraya bir mikrofon aldık. Paramız ona yetti. Ardından bu mikrofonun o kadar kötü olduğunu fark ettik ki. Umut’un Sony marka cep telefonunu mikrofon yerine kullanıyoruz. Çeşitli programlarla fena da olmuyor. Ama şu an para biriktiriyorum iyi bir cihaz alacağım.

Kasabamız ilk bölümde geçtiği gibi kışları çok yalıtılmış durumda. Yoğun kar yağışı yolları kapatıyor ve deniz yolculuğu dışında kasabaya gelinebilecek herhangi bir ulaşım alternatifi yok. Inssmouth’un hikayesini okuduğumuzda herkesin yozlaşmış durumda olduğunu öğreniyorduk. Kayıp Meşe’de öyle bir durum söz konusu değil. Bu kasaba herkesin mutlu olduğu en büyük suçun birbirinin tavuğunu çalmak olduğu bir kasaba (idi). Kasabanın yaşadığı şeyleri İsimsiz Yayıncı aracılığı ile öğreniyoruz biz de.

Neşeli Günler Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi, modern ekipmanları ve usta kadrosu ile üstün bir hizmet sunuyor.
Gününüzü aydınlatın, neşelendirin

Ser verip sır vermemek deyimi tam olarak uyuyor galiba sizin için. Facebook sayfanızda paylaştığınız “Neşeli Günler Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi” gibi şeyleri daha çok paylaşacak mısınız? Hikayeyi görselleştirmek için çok güzel bir yöntem bu. Yayın aralarında heyecanımızı dizginlemek için de ideal.

Evet, hatta güzel bir albüm hazırlıyoruz.

Harika. Verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim. Güzel bir sohbet oldu. 

Kayıp Meşe, Düş Diyarı Meddahları’nın yayınlanan ilk öyküsü Şu an biz bunu konuşurken 305 kişi birinci bölümümüzü izlemiş. Daha da artması tek dileğimiz. Tabii daha farklı işlerimiz de olacak. Gerek bu konseptte gerek başka konseptlerde.

Kendi içimizde uğraştığımız DDM’den bağımsız işler de var. Ekin Topanoğlu bir fantastik diyar yaratmaya uğraşıyor şu sıralar. İzel Aydın ise bir roman yazmakla meşgul. Kayıp Meşe hepimize bir ışık tuttu. Çok daha iyilerini yapacağız. Bize bu şansı verdiğiniz için çok teşekkür ederim

Kayıp Meşe‘yi Facebook sayfalarından takip etmeyi unutmayın. Ara ara Kayıp Meşe kasabasıyla ilgili etkileyici bilgiler verecekler gibi görünüyor. Canlı yayınlardan hemen haber almak için de Düş Diyarı Meddahları Youtube sayfasına abone olmanız faydalı olabilir!

Kendilerini düşük bütçeli bir radyo tiyatrosu olarak kabul ettiklerini söyleseler de, cumartesi gecelerimize gizem ve heyecan katacaklar gibi görünüyor! Biz şimdiden yerlerimizi aldık, size de öneririz!

Özellikle bilimkurguya ve çizgi romanlara bayılır. Çizgi romanlara girişi Dylan Dog, bilimkurguya aşkı ise Dune serisi ile başladı. 7 yaşından beri bilgisayarla ve elektronik aletlerle iç içe yaşamayı seçerek göbeğini büyüttü. Düşüncelerini başkalarıyla tartışmak adına Kayıp Rıhtım’da yazılar yazıyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Radyo Tiyatrosu “Kayıp Meşe” Yayın Hayatına Başladı! [Mini Röportajlı]

Bir “Düş Diyarı Meddahları” projesi olan Kayıp Meşe radyo programı geçtiğimiz günlerde etkileyici bir bölümle yayın hayatına başladı! Bizler de bu harika ekiple mini bir söyleşi yapmaktan geri kalmadık!

Bültenimize Katılın!

E-posta adresinizle listemize abone olun, tüm gelişmelerden önce siz haberdar olun!

Başa dönün