H.P. Lovecraft Mitosu’nun En Köklü Efsanesi: “Pnakotic El Yazmaları”

H.P. Lovecraft’ın kronolojik olarak Necronomicon’dan bile önce icat ettiği efsane kitaplar, “Pnakotic El Yazmaları” ile tanışmaya hazır mısınız? Cthulhu topraklarında gergin bir tarih yürüyüşüne çıkıyoruz!

H.P. Lovecraft yarattığı evren ile milyonları büyüledi, adeta korku dolu gotik bir evrene okurunu hapsetti. Yazarın janrına hakim olanlar her daim bu evrenin ne kadar gerçek olabileceğiyle ilgili şüphe duydu. Anlatılanların çoğu zaman bizim dünyamızda geçmesi de inandırıcılığı had safhaya çıkarttı. Ancak Lovecraft insanı düşüncelere boğan bu evreni bir günde oluşturmadı. Yazar küçük küçük parçalarla kendi haritasını bizimkine bağlayarak oluşturdu Cthulhu Mitosu’nu.

Lovecraft’ı okumuş ya da okumamış herkes bu parçalardan bazılarının adını duymuştur. Necronomicon bunlardan en bilineni. Hayali olarak 8. yüzyılda Arap Abdul Alhazred tarafından yazılan bu büyü kitabı popüler kültüre fazlasıyla esin kaynağı oldu. Yazar öykülerinde bu Ölüler Kitabı’ndan tiksintiyle bahseder. Yazarın ilk hazırladığı ve evreninin direklerini oluşturan, geçmişten gelen kalıntılardan daha az bilineni ise Pnakotic El Yazmaları’dır.

İlk olarak Lovecraft’ın 1918 yılında yayımlanan Kutupyıldızı adlı öyküsünde açığa çıkar bu yazmalar. Sonraki yıllarda ise yazarın diğer öykülerine de usul usul yayılmaya başlar. Başka yazarlara da esin kaynağı olan Pnakotic El Yazmaları yazarın ilk “hayali ve esrarlı metinleri” olmasıyla ünlüdür.

El Yazmalarının Kökenleri

Delilik Dağlarında adlı romanın kahramanı Pnakotic El Yazmaları’nın tarihinin insanlıktan çok önceye uzandığını söylemektedir:

“Birkaç cüretkâr mistik, Pnakotic Elyazmaları’nın bazı bölümlerinin Pre-Pleistosen kökenli olduğunu ima etmiş ve Tsathoggua müritlerinin de Tsathoggua’nın kendisi kadar insanlığa yabancı olduğunu ileri sürmüştür.”

Bilinmeyen Kadath’a Düş Yolculuğu’nda ise anlatıcı Pre-Pleistosen’den de eski parşömenler olduğunu dile getirmiştir. Lovecraft’ın bir diğer öyküsü Başka Tanrılar’da Pnakotic El Yazmaları’nın kökeni düş diyarına, donmuş Lomar’a kadar uzanır. Ancak Kadim bir Zooga göre el yazmalarının yazılışı unutulmuş krallıklarda başlamıştır.

“Sonra çok yaşlı bir Zoog, diğerlerinin duymadığı bir şey anımsadı ve unutulmuş Kuzey Kutbu krallıklarından uyanık insanlar tarafından yazılmış ve tüylü yamyam Gnophkehs çok tapınaklı Olathoe’yu alt edip Lomar Ülkesi’nin bütün kahramanlarını kestiğinde düşler âlemine getirilmiş olan inanılmaz eskilikteki Pnakotic Elyazmalarının son nüshasının hâlâ Skai Nehrinin ötesindeki Ulthar’da bulunduğunu söyledi.”

Bu yazmaların orijinalleri çağlar boyunca elden ele dolaşmış, en nihayetinde de gizli kültlerin ellerine düşmüştür. El yazmalarının ilk beş bölümünün içinde bu ırka dair detaylı bilgi barındırması nedeniyle Yüce Yith ırkı tarafından yazıldığı düşünülmektedir. Başkaları ise bu yazmaların Eltdown Çömlek Parçaları ile benzerlik gösterdiği için bunu Kadimlere atfeder.

Pnakotic El Yazmaları bu yüce ırkın kütüphane şehri Pnakotus’ta tutulmuştur. İçeriği ise Chaugnar Faugn ve Yibb-Tstll’in betimlemelerinden Xiurhn’ın yeri ve Rhan-Tgeoth’un ritüellerine kadar nice konuyu kapsamaktadır.

İnsanların Ellerinde Bir Garip Yazmalar

Pnakotic El Yazmaları ilk olarak Lomar halkı tarafından bulunmuş ve özenle incelenmiştir. Daha sonra bu yazmalar Hyperborea’ya ve doğal olarak onların diline aktarılmıştır. Yazmalar burada Voormi halkının külliyatına eklendi. Yazmaların başka bir kopyasının ilk çağlarda Zobna’dan bir katip tarafından çıkarıldığı bilinmektedir.

El yazmaları tarihin zorlu şartlarına ve zamana karşı durarak sağ kalmış ve Pnakotic Kardeşlik adlı bir kült tarafından korunmuştur. Bu kültün yazmaları Pnakotica adı altında Yunancaya çevirdiği düşünülmektedir. Dedikodulara göre yazmaların 15. yüzyılda, ismi unutulmuş bir katip tarafından İngilizceye çevrildiği de söylenmektedir. Pnakotic El Yazmaları parşömenlerinin orijinallerinin kaybolduğu düşünülmektedir. Ulthar’daki Kadimlere adanmış tapınakta bir kopyalarının olduğunu düşünmek de yanlış olmaz.

Lovecraft bizlere yazmaların içeriğine dair çok fazla detay vermiyor ne yazık ki. Yazmalar “Başka Tanrılar” ve “Bilinmeyen Kadath’a Düş Yolculuğu” öykülerinde birlikte geçtiği de göz önüne alınarak Hsan’ın Gizemli Yedi Kitabı’na tamamlayıcı özellik göstermekte.

“Bilinmeyen Kadath’a Düş Yolculuğu”nda kadim Zoog yaratığının Randolp Carter’a yazmalar hakkında hatırladıklarını dinleriz. Burada şöyle bir parça geçer:

“Dediğine göre, bu elyazmalarında tanrılar hakkında birçok bilgi bulunuyormuş ve Ulthar’da tanrıların işaretlerini görmüş olan birçok insan ve hatta ay ışığında tanrıların dansını seyretmek için büyük bir dağa tırmanmış yaşlı bir rahip varmış.”

Bu paragrafta bahsedilen tanrıların Sansu’nun zamanında Hlatheg-Kla Dağı’nın tepesinde yaşayan Yeryüzü Tanrıları olduğu düşünülmektedir.

Ancak “Başka Tanrılar” adlı öyküde Sansu’nun dağa tırmandığında hayal kırıklığından başka bir şey bulamadığını görürüz.

“Küflü Pnakotic Elyazmaları, dünyanın genç olduğu zamanlarda, Sansu’nun Hatheg-Kla’ya tırmandığında ağızsız dilsiz buz ve kayadan başka bir şey bulamadığını yazar. Yine de, Hatheg’liler, Nir’liler ve Ulthar’lılar korkularını bastırıp, Bilge Barzai’yi aramak üzere gündüz gözüyle tekinsiz yamacı tırmandıklarında, sanki dev bir keski marifetiyle, elli gez genişliğinde devasa, tuhaf bir sembolün zirvenin kayalarına oyulmuş olduğunu gördüler. Bu sembol, derin bilgi sahibi kişilerin, Pnakotic Elyazmaları’nın okunamayacak kadar eski olan korkunç bölümlerinde bulunduğunu fark ettikleri bir sembolün aynısıydı. Bütün buldukları bundan ibaretti.”

Yukarıdaki paragrafa baktığımızda “başka” tanrıların Hlatheg-Kla dağına kazıdıkları sembolün günümüzde belki de o dilin artık olduğundan dolayı anlaşılamadığı sonucu çıkartılmaktadır. Bilinmeyen Kadath’a Düş Yolculuğu kitabında Atal bu sembolün Başka Tanrılar’ın mührü olduğunu söylemektedir.

Yazarın diğer öykülerindeki küçük küçük bilgileri toplarsak karakterlerin yaptıkları ritüellerin, bildikleri bilgilerin Pnakotic El Yazmaları tarafından onlara sunulan şeyler olduğunu düşünebiliriz. Örneğin Bilge Barzai ve Randolph Carter el yazmalarını düş aleminde bir yeri bulmak için kullandığını görürüz. En azından bu bilgilerin bir kısmının Pnakotic El Yazmaları’nın içinde olduğunu düşünebiliriz. Dolayısıyla yazmaların günümüze ulaşmış, okunabilir kısımları oldukça değerli, bir o kadar da şüphelidir.

Lovecraft bu tür düşüncelerin çoğunu okuyucuya ve kendi janrını genişletecek yeni yazarlara bırakmıştır. Her şeyi birer birer açıklamak yerine çoğu meselenin okura kalması, yazarı daha da efsaneleştiren noktalardan biri. Zira okuyucular bu bilgiler ışığında hâlâ sonu gelmez tartışmalara kapılmaktadır.

Düşten Uyandığımızda

Hatta hayranlar bununla ilgili bir de uygulama yapmış: The Pnakotic Atlas! Yazarın anlatılarından ve arta kalan yazılarından toparlanarak oluşturulmuş bir dünya haritası. Yazmalar hakkında detaylı illüstrasyonlar ile muhteşem bir uygulama olmuş.

Bununla birlikte Pnakotic El Yazmaları birçok yazara da esin kaynağı olmuştur. F. Paul Wilson’un 1981’de yayımladığı The Keep romanında, Lin Carter’ın The Acolyte of the Flame ve The Dwellers in the Depths öykülerinde ve hatta Paizo’nun ünlü FRP oyunu Pathfinder’da bile bu yazmalardan esintiler görebiliriz.

H.P. Lovecraft karanlık ve dehşet verici dünyasını öyle ince ayrıntılarla işlemiş ki yüz yıl sonra bile günümüze dokunup bizleri şoka uğratmayı başarabiliyor. Siz ne dersiniz?

Kaynakça
Pnakotic Manuscripts Wikia
The Necronomicon and Other Grimoires
The Pnakotic Atlas
– “Delilik Dağlarında”, “Bilinmeyen Kadath’a Düş Yolculuğu” (Alfa Kitap, Hasan Fehmi Nemli çevirileri esas alınmıştır.)


bunlar da ilginizi çekebilir:

* H.P. Lovecraft: Yıldızlar Karşısında Huşu Duyan Adam

* H.P. Lovecraft Hakkında Bilmiyor Olabileceğiniz 12 Şey

* Ben, Cthulhu | Neil Gaiman

* Büyük Usta Lovecraft…

  • 84
    Shares
Etiketler:  




Özellikle bilimkurguya ve çizgi romanlara bayılır. Çizgi romanlara girişi Dylan Dog, bilimkurguya aşkı ise Dune serisi ile başladı. 7 yaşından beri bilgisayarla ve elektronik aletlerle iç içe yaşamayı seçerek göbeğini büyüttü. Düşüncelerini başkalarıyla tartışmak adına Kayıp Rıhtım’da yazılar yazıyor.

H.P. Lovecraft Mitosu’nun En Köklü Efsanesi: “Pnakotic El Yazmaları”

H.P. Lovecraft’ın kronolojik olarak Necronomicon’dan bile önce icat ettiği efsane kitaplar, “Pnakotic El Yazmaları” ile tanışmaya hazır mısınız? Cthulhu topraklarında gergin bir tarih yürüyüşüne çıkıyoruz!

  • 84
    Shares

 

 

Başa dönün