Stanislaw Lem’in Geleceğe Dair Şimdiden Gerçekleşmiş 10 Öngörüsü

E-kitaplar, tabletler, akıllı telefonlar, Google hatta Matrix’in ta kendisi… Bunların hepsini 20. yüzyılda Solaris ve Yenilmez’in yazarı Stanislaw Lem tarafından öngörülmüştü. İşte bu usta yazarın içinde yaşadığımız gelecekle ilgili tahminleri sizlerle.

Bir bilimkurgu okuyucusu olmanın en eğlenceli yanı, henüz kendisini oluşturan birimler bile icat edilmemişken büyük icatların isimlerini bir kitapta okumak sanırım. H.G. Wells’in daha ilk radyo yayını bile yapılmadan bir Zaman Makinesi hayal etmesi, Jules Verne’in Dünyanın Merkezine Yolculuk yapması bir şarap gibi yıllandıkça güzelleşiyorlar. Bilimkurgu yazarlarının kimi zaman ürkütücü kimi zaman heyecan verici vizyonları teknoloji geliştikçe teker teker gerçeğe dönüşüyor. Bu listemizde ise bilimkurgunun önemli yazarlarından Stanislaw Lem’in gelecek hakkındaki görüşlerini paylaşacağız.

Opton, Lecton, Trion ve Phantomatonlar… Bu terimler size yabancı gelse de aslında bunlar günlük hayatta çokça kullandığınız terimlerin Polonyalı yazar tarafından henüz daha hayatınızın bir parçası olmadan önce verdiği isimler. İşte bizim hâlâ cevap aradığımız sorular ve Lem’in kaygılarıyla beraber gelecek hakkındaki en önemli tahminleri:

1. E-Kitaplar, Tabletler

Stanislaw Lem kitaplarda kâğıt kullanımının sonlanacağı ve elektronik ortamda okunabileceğini tahmin eden muhtemelen ilk bilimkurgu yazarıydı. Ve bunu 1961 tarihinde “Yıldızlardan Dönüş” kitabında, herhangi bir e-kitap denemesinden en az 40 yıl önce yapmıştı. Lem e-kitapları “cihaz ve tabletlere yüklenen hafıza-kristalleri” olarak hayal etmişti.  Bizim şimdilerde Kindle dediğimiz cihazlara Lem “opton” adını vermişti.

“Öğleden sonrasını bir kitapçıda geçirdim. Ama içinde hiç kitap yoktu. Hatta bazıları neredeyse yarım asırdır fiziksel olarak basılmamıştı. Oysaki Prometheus’un kütüphanesini oluşturan mikrofilmlerden sonra onları nasıl da aramıştım. Ama hiç şansım yoktu. Artık raflar arasında gezinmek, ağırlıklarını tartmak, yapraklarını hissetmek mümkün değildi. Kitapçıdan çok elektronik bir laboratuvara benziyordu. Kitaplar içerikleri önceden kaydedilmiş kristallerdi. Sadece opton yardımı ile okunabiliyorlardı. Bu cihaz kitaba benziyordu ama sadece tek bir sayfası vardı. Sadece tek bir dokunuşla sayfaların bütün içeriği üzerinde belirirdi.”

2. Sesli Kitaplar

Aynı kitapta, Lem ayrıca “Lecton” adını verdiği sesli kitaplarının popülaritesini de hayal etmişti.

“Ama satış robotunun bana söylediğine göre optonlar nadiren kullanılırdı. Toplum daha çok istenilen ses ya da tempoya ayarlanan, kitapları yüksek sesle okuyan lectonları tercih ediyordu.”

Satış robotları hâlâ bizim için gelecek olsa da teknoloji böyle gelişmeye devam ederse bir sonraki “Stanislaw Lem Öngörüleri” listesine girecek gibi duruyor.

3. İnternet

Neredeyse aynı zamanlarda Lem, insanların “Trion Kütüphanesi” adını verdiği dev bir sanal veritabanına anlık ve evrensel erişime sahip oldukları bir geleceği görmüştü. Trionlar parçacık yapısı kalıcı olarak değişebilen küçük kuvars kristalleriydi. Trionlar birbirine radyo dalgalarıyla bağlanan modern bellekler gibi çalışıp dev bir bilgi kütüphanesi oluşturuyordu. Stanislaw Lem 1955 yılında çıkardığı “Macellan Bulutu” kitabında triondan şöyle bahsediyor:

“Trion kristal yapısını değiştirerek sadece parlak görüntüleri değil kitap sayfalarının görüntüleri, fotoğraf, haritalar, grafik ve tabloları başka bir deyişle görme yeteneği ile gözlemlenebilecek her şeyi depolayabilir. Trion kolayca sesleri, müzik de dahil insan seslerini ayrıca kokuları bile depolayabilir.”

Lem’in internetin icadından 30 yıl önceki tanımı oldukça başarılı. Her ne kadar koku depolamak bizim için bile gelecek olsa da Lem’e güvenerek sabırsızlıkla bekliyoruz.

4. Akıllı Telefonlar

Polonyalı yazar, interneti tanımladığı aynı kitapta akıllı telefonların da erken versiyonlarının tanımını yapıyor. Lem akıllı telefonları Trion Kütüphanesi’nden verilere anlık olarak erişebilen küçük televizyonlar olarak resmediyor hayalinde.

“Bugün, dünyanın her yerini kaplayan bu büyük, görünmez ağın verimliliğini ve gücünü bile düşünmeden kullanıyoruz. İster bir Avustralyalı stüdyosunda, ister bir Ay rasathanesinde, isterse bir uçakta olsun hepimiz cep alıcısına ulaşıp Trion Kütüphane’sinin merkezine çağrıda bulunarak yapmak istediğimiz işlemi saniyeler içerisinde önümüzdeki televizyon ekranlarından görüyoruz.”

Yazarın açıklaması 2019 yılında her ne kadar tutarlı gözükse de bu yazı yazılırken bilgisayarların hâlâ bir oda doldurduğu, internetin fikrinin 1960’lı yılların sonlarında, icadının ise 1980’lerde olduğunu hatırlamakta fayda var.

5. Üç Boyutlu Yazıcılar

“Macellan Bulutu” kitabı ayrıca 3 boyutlu yazıcıları akla getiren üretimin geleceğine dair ilginç bir vizyona sahipti. Asıl ilginç olan ise Lem’in bu üretimin arkasındaki mantığının hâlâ yaşlanmaması.

“Trion kendisine bağlı bir “üretim reçetesi” içerebilir. Bu alet radyo dalgaları ile Trion’a bağlanarak istenilen ürünü otomatik olarak üretir. Böylece sofistike ve kaprisli, eski mobilyalara veya en sıra dışı kıyafetlere sahip olmak isteyen hayalperestler bile tatmin edilebilir. Ne de olsa bulunması güç ve uzun süredir aranan malları dünyanın her yerine göndermek zordur.”

3 boyutlu yazıcılar her ne kadar herkeste olmasa da gittikçe yaygınlaşıyor ve popülerleşiyor. Kim bilir belki birkaç yıl sonra istediğimiz bir kıyafeti bilgisayarımızda yazdıracak kadar gelişecek. Ama kesin olan bir şey var ki Lem’in bunu öngörmesi inanılmaz bir başarı.

6. Sanal Gerçeklik

Bugünlerde her tarafımızı çeviren sanal gerçeklik gözlükleri ve teknolojileri sizin için artık alışıldık olsa da yazarımız bunu çok daha önce 1964 yılında hayal etmişti. Kendisinin “phantomatic” dediği cihazları birçok batılı fütüristten önce öngörmüştü. Kendisinin daha önce Türkçeye çevrilmeyen “Summa Technologiae” kitabında, orijinal gerçeklikten ayırt edilemeyen sanal bir gerçeklik yaratan phantomatic adını verdiği makineyi tanımlıyor.

Dahası Lem bu teknolojiyi birden çok katmandan oluşacak şekilde tasarlamıştı, yani sanal gerçeklikten çıkmak isteyen bir kişi orijinal gerçekliğe geri dönmek zorunda değildi. Hangisinin gerçek hangisinin sanal dünya olduğunu bilmeden gerçeklikler arasında seyahat edebilirdi. Ama Lem iki dünya arasındaki çizginin bu kadar ince olduğu bir teknolojiyi anlatırken potansiyel tehdidi görmezden de gelemedi.

“Bunun gibi illüzyonların büyüyüp gelişmesi, bizi gerçek hayatın da bir yapay gerçeklik olduğunu düşünmemize sebep olacak durumlara sürükleyebilir.”

7. Matrix veya Mükemmel Simulasyon

Phantomaticlerle yaptığı analizler sonunda Lem’i, Matrix ve Westworld yapımlarından aşina olduğumuz mükemmel simülasyon kavramına yaklaştırdı. Böylece yazar, bu distopik vizyonunu 1978 tarihli “Futuroloji Kongresi” kitabında ortaya koydu. Beyni kimyasal maddeler yardımıyla etkileyerek kurduğu bu hayali ünlü yönetmen Ari Folman, 2013 yılında “Son Şans” adı altında beyaz perdeye uyarladı.

8. Post Truth

Lem’in teknolojinin hızlı gelişiminin felsefi yönüne olan ilgisi, onu çağdaş bilgi sirkülasyonunun doğasına dair ilginç kavrayışlara götürdü. 2016 yılında Oxford Üniversitesi tarafından yılın kelimesi seçilen post-truth kavramını 1968 yılında “Sahibinin Sesi” kitabında şöyle yazdı:

“İfade özgürlüğü doğrulara gizlenmiş yasak düşünceler yüzünden bir fikir için büyük bir tehdit oluşturabilir, ama yalanların selinde kaybolmuş önemli bir gerçek için ne yapılabilir ki?”

9. Transhumanizm

Peki post-truth için bunları düşünen yazar Transhumanizm’i öngörmüş müydü? Tabii ki Lem bu ifadeyi kullanmıyordu ama 1955 yılında yayınlanan  “Do You Exist, Mr. Jones?” kısa hikayesinde bu ifadeye çok yaklaşmıştı. Daha sonra bir radyo programı ve Andrzej Wajda tarafından bir filme uyarlanan hikayede Lem, başarılı bir ameliyatla vücuduna bilgisayar parçaları yerleştirilen bir adamın hukuki statüsüne ilişkin varsayımsal bir soruna dikkat çekti.

10. Biyoteknoloji

Lem her zaman teknolojinin karanlık ve potansiyel tehditkar yanının farkındaydı. Daha 1960’larda teknolojinin insan bedenini işgal etmesinin an meselesi olduğuna inanıyordu.

“Yıldız Günlükleri” kitabında Lem’in kahramanı Ijon Tichy, Dichotica adını verdiği, halkın kendi vücutlarını istedikleri gibi şekillendirebildiği bir gezegenden şöyle bahsediyordu.

“İlk başlarda bu teknoloji sağlık, uyum, ruhsal ve fiziksel güzellik için kullanılıyordu. Ama daha sonra kadınlar için epidermal mücevherlere, erkekler için ise yan ve arka sakallara dönüştü. Dichoticalılar’ın bir süre sonra insan formlarını tamamen terk etmeleri, onları isyan ve sosyal çöküşe sürükleyen, standartlaştırma çabaları ve reform hareketlerine itti.”

20. yüzyılın sonlarına doğru yeni kölelik çağının başlangıcı olarak gördüğü insan organizmalarının klonlanmasına Lem’in yorumu:

“40 yıl önce serebral korteks hakkında yazdığım, renkli duvar kağıdı olarak kullanılan hikayelerim şimdilerde korkutucu gerçeğin şeklini almaya başlıyorlar.”

Korkutucu olsun ya da olmasın Stanislaw Lem’in, bugün kullandığımız teknolojileri henüz daha isimleri telaffuz bile edilmeden yıllar önceki tahminleri hayranlık uyandırıcı. Belki de bu liste yıllar içinde teknoloji geliştikçe Polonyalı yazarın başka birçok tahminleriyle tanışacak, kim bilir…

Kaynak: Culture


Philip K. Dick’in Yazar Stanislaw Lem Hakkında FBI’a Yazdığı Komplo Mektubu

  • 43
    Shares
Etiketler:  




1994’de Erzurum’un soğuk bir kış gününde doğan, beyaz saçlarını ailesinden genetik yoluyla alan biri. Daha geçen seneye kadar dünyayı kurtarabileceğini sanan Çevre Mühendisi. Film, kitap, dizi, karikatür oyun ve müziğin her türlüsüne ilgisi vardır ama parası yoktur. Denize ve denize yazılan bütün şiir, öykü ve hikayelere aşıktır. Bağımsız ve amatör olan bütün yapımlar onun için tutkudur. Onu her yerde ‘’Tavşan’’ diye bulabilirsiniz.

Stanislaw Lem’in Geleceğe Dair Şimdiden Gerçekleşmiş 10 Öngörüsü

E-kitaplar, tabletler, akıllı telefonlar, Google hatta Matrix’in ta kendisi… Bunların hepsini 20. yüzyılda Solaris ve Yenilmez’in yazarı Stanislaw Lem tarafından öngörülmüştü. İşte bu usta yazarın içinde yaşadığımız gelecekle ilgili tahminleri sizlerle.

  • 43
    Shares

 

 

Başa dönün