Yüzüklerin Efendisi Dizisi Beş Sezon ve 1 Milyar Dolar Bütçe İle Gelecek!

Amazon, şimdiye kadarki en yüksek bütçeli dizi projesi olan Yüzüklerin Efendisi'ni 1 milyar dolarlık bütçe ile beş sezon olarak sunacak!

Dijital dağıtım sektörüne sağlam bir giriş yapan Amazon‘un Yüzüklerin Efendisinin haklarını satın aldığını biliyoruz. 250 milyon dolarlık bir anlaşma yaparak Netflix‘i mağlup eden Amazon, J.R.R. Tolkien‘in gelmiş geçmiş en geniş serilerinden biri olan bu serüveni beş sezonluk bir çalışmayla ekrana taşımayı planlıyor. THR sayesinde edindiğimiz yeni bilgiler ışığında üretim, görsel efektler ve diğer harcamaları ile bu yapımın toplamda 1 milyar dolara mal olması bekleniyor.

Tolkien Estate ve Amazon arasındaki anlaşmanın baş mimarı olarak görev yapan Greenberg Glusker‘in vekili Matt Galsor anlaşma hakkında şunları söyledi:

“Bu şimdiye kadar gördüğüm en karmaşık anlaşma, fakat tarafları yakın ilişkilerle bir araya getirerek, nispeten hızlı bir şekilde ele alındı. Zor bir anlaşmaydı, ama sonunda herkes birbirini sevdi ve takım gibi hissettik.”

Öte yandan raporda, Amazon’un seride filmlerden materyal kullanabileceği söyleniyor. Bu durum New Line ortak başkanı Carolyn Blackwood ve Warner Bros. Picture Group başkanı Toby Emmerich‘in yeni bir anlaşma yapma sürecine getirdi.

Yüzüklerin Efendisi filmlerinin yönetmeni Peter Jackson‘ın seriye katılmasıyla ilgili olarak, kendisi diziye yönetici yapımcı olarak gelecek gibi duruyor. Jackson’ın avukatı Peter Nelson, 2017’de vuku bulan serinin haklarının müzakerelerinin bir parçası değildi, ancak kısa bir süre önce Jackson ile Amazon arasında bir diyaloğa başlamasına yardımcı olmuştu. Avukat Nelson, anlaşma ile ilgili olarak şunları söylemişti:

“Bu, zamanların bir yaratığı. Yayıncıların program yapımı fiyatlarını arttırdığı bir çağdayız. Bence Amazon franchise pazarının önemine odaklanıyor. Ayrıca televizyonun aşırı üretimi ile gözlerinizi ekrandan alamamamızı sağlamanın franchise başlıklarıyla başarılabileceğini fark ettiler.”

Amazon gerçekten hak sahiplerine çok fazla para harcıyor. Yüzüklerin Efendisi’nin yanında Conan The Barbarian ve The Three-Body Problem gibi baya yüksek bütçeli diziler geliştiriyorlar. Haliyle bu durum, biz izleyiciler tarafından büyük bir mutluluk ve neşeyle karşılanıyor.

GÖZ ATIN  G.R.R. Martin’in Müthiş Derlemesi “Düzenbazlar” Raflarda

Sonuçta Yüzüklerin Efensidisi’nin sayılarla tahayyül edilemez bir hayran kitlesi var. Bu miktarda para heyecanlandırıcı olsa da, ayrılması gereken bir bütçe olduğunu düşünüyoruz ve kenetlenmiş ortaya nasıl bir şeyin çıkacağını bekliyoruz. Gelecek olan bu seri “şimdiye kadarki en pahalı TV dizisi” olmaya aday. Peki siz Amazon’un Yüzüklerin Efendisi serisi için neler düşünüyorsunuz?

  • 175
    Shares




94 yılında hayata gözlerini açan ben, yaşamanın amacını farklı dünyaları keşfetmede buldum. Halihazırda uzatmalı üniversite öğrenciliğine devam ederken, günlük yaşamın rutininden büyülü dünyalarda geçirdiğim zamanlarla kurtulmayı başardım. Çocukluğumda bilgisayar oyunları ve çizgi dizilerle başlayan serüvenim, şu zamanki hayatımın temelini oluşurdu. Keşfettiğim dünyaların büyüsüne kapıldığımdan, bu dünyayı pek sevmiyorum.

Yüzüklerin Efendisi Dizisi Beş Sezon ve 1 Milyar Dolar Bütçe İle Gelecek! için 54 yorum

  1. rann dedi ki:

    Açıkçası Yüzüklerin Efendisi genişletilmiş versiyonu harikaydi. Filmi bugün izlerken bile büyük keyif aliyorum. Ama gelin görün ki Hobbit üçlemesi için ayni yorumda bulunamam. Çok abartılı uzunlukta ve kızmayın sıkıcı buldum. İlk serideki ruh, kendine çeken macera duygusuna kapilamadim. Biraz ticari amaçla yapıldığını düşünüyorum.
    Aynı duygular bu seri içinde gecerli olacaksa yapayligi ister istemez belli edebilir kendini. Star wars serisinde yaşıyoruz. Hersey tadinda güzel derler ya yorumlarin çoğu bu sebeble kötümser geliyor.


  2. mit dedi ki:

    Elflerle aşk yaşayan sakalsız cüceler görürsem kan çıkarırım :expressionless:


  3. :thinking: “Sığ” kavramının, serinin ne olup olmadığı hakkındaki fikirleri tartıştırabilmek için uygun olduğunu düşünmüyorum.

    Seriyi tanımlarken soru yoluyla anılan kökenler, “sığ” olduğunu değil, “klasik” ve “köklü” anlatısal geleneklerden türetildiğine ve onların modern temsilcilerinden biri olduğuna işaret ediyor.

    Yüzüklerin Efendisi serisinin, ilham kaynakları ve iyi-kötü çatışmasının hikayeyi kolayca idrak ettiren basitleştirici yapısıyla mit ve masallarla süre gelmiş klasik anlatının modern temsilcisi yorumunda bulunulabilir.

    “Sığ” yerine, “geleneksel”, “klasik” ya da "alışılagelmiş’ anlatının modern örneği daha uygun düşecektir.

    Yüzüklerin Efendisi, sinemanın çoktan içselleştirdiği klasik kahraman anlatısının modern temsilcisi olduğu için perdeye aktarılabildi.


  4. Bir sığlık arıyorsam, serinin en ilginç simalarindan olan Tom Bombadili görmezden gelen filmde ararım.
    Bir sığlık arıyorsam, Glorfindel gibi bir karakteri görmezden gelip her fırsatta arwen aragorn aşkını gözümüze gözümüze sokmaya çalışan filmde ararım. Bir sığlık arıyorsam, serinin en baba karakterlerinden olan faramiri, baba sevgisi görmeyen bir sümsüğe çeviren filmde ararım. Bir sığlık arıyorsam, aşkın nasıl bir şey olduğunu süslü cümleler kurmadan bize hissettiren o faramir eowyn buluşmasını es geçip en sondaki bir kafa sallamaya çeviren filmde ararım. Bir sığlık arıyorsam, ilk kitaptaki en uzun bölümlerden olan elrondun divanı adlı o efsane bölümü, tırnak içinde en elit bölümü, hayasız davranışların döndüğü sıradan meclis toplantısına çeviren filmde ararım.

    Karakter gelişiminin olmaması, alegorinin olmaması bir kitabı derin veya sığ yapmaz. Geçiniz burayı.
    Kategorizasyonun görülmemiş derinlikte olup olmaması durumunu bilemem. Daha önce hangi kitaplar çıkmış bilmiyorum.
    Tamamen iyi ve kötü karakterlerin olması da seriyi sığ veya derin yapmaz. Yaşadığımız dünyada böyle bir durum söz konusu olmayabilir ancak fantastik bir evrende bu mümkün olabilir. Bunu da geçiniz.
    Avrupa dillerinden sentezlemis olması da sığ veya derin yapmaz. Henüz okumadım ama her yerde geçiyor, Vakıf serisi de Bizans tarihinden yola çıkılarak yazılmış. Vakıf serisini de sırf bu yüzden sığlaştıralım o zaman. Çünkü esinlenmiş. Bunu da geçiniz.
    Aynı cevap son sorunuz için de geçerli.


  5. Celebhol dedi ki:

    Yüzüklerin Efendisi her konuda bir baş yapıt değil, böyle bir şey olma iddiası da yok. Roman karakterlerinin gri olmasının bu kadar yaygın olmadığı bir devirden geliyor. Yüzüklerin Efendisi’nin ve Tolkien mitolojisinin genel başarısı, Tolkien’in Peri Masalları Üzerine denemesini okuyanlar tarafından anlaşılabilir. Evet, Tolkien’den önce de bir fantastik edebiyat vardı fakat pek çoğu çocuk masalları seviyesinde görülüyordu, ve öyleydiler de. Yüzüklerin Efendisi ile beraber, bu algı büyük oranda değişti.

    Dil ayrımına gidersek de, bizim fantastik dediğimiz edebiyat, İngilizce’de High Fantasy diye geçiyor ve Tolkien ilk örneğini vermemiş olabilir ama ilk belirleyici örneğini verdi (definitive dediğimiz durum). Bunu, sanıldığı kadar geç de yapmadı, bir hayli erken bir dönemde gerçekleştiriyor. Öyle bir durumda ki, hala günümüzde Tolkien etkisi hemen her yerde görülüyor.

    Kaldı ki, romanların içinde ince detaylar da var ve bu her okuyucunun yakaladığı bir şey değil. Yüzüğün yok oluşunu ele alalım misal. Bu, aksiyon içeren edebi yapımların çoğunda olduğu gibi bir savaş sonucu mu oldu? Klasik bir güç çekişmesi sonucu mu? Hayır, Gollum, Frodo’dan Yüzük’ü çalmasını kutlarken ayağı kaydı ve düştü. Peki bu neden önemli? Çünkü Gollum’un orada bulunmasının nedeni, Bilbo’nun ve Frodo’nun ona acımış olması. Frodo, Yüzük’ü yok etme görevinde başarısız olmuş olabilir ama aynı zamanda, başarılı da oldu.

    Tolkien’in burada acımayı kullanmasının da bir nedeni var. Yüzük Kardeşliği’nin başına gidersek, şöyle bir diyalog var…

    “… Bilbo’nun elinde fırsatı varken o iğrenç yaratığı bıçaklamamış olması ne acınası bir şey!”

    “Acınası mı? Bilbo’nun elini Gollum’un üzerine inmekten alıkoyan Acıma duygusuydu. Acıma ve Merhamet: Nedensiz yere vurmamak. Ve Bilbo bunun ödülünü de alasıyla gördü, Frodo. Emin ol ki, kötülükten bunca az yara aldı ve sonunda kurtulduysa Yüzük’ü sahiplenişi bu duyguyla başladığı içindir. Acımayla.”

    Yüzük’ün ve kötülüğün nasıl yok edilebileceği aslında serinin başında belirtiliyor, acımayla. Bunun dışında Hobbitler gibi güçsüz ve küçük varlıkların cesaretine vurgu yapmak da, önemli bir nokta. Kötülüğü yenmek için, gündelik ve önemsiz, hatta sığ görünen eylemlerin ne kadar önemli olduğu vurgulanıyor. Bu konuda önemli bir laf da -yanılmıyorsam- Gandalf tarafından, Sam’e söyleniyor. Şu an bulamıyorum fakat özetle, Sam, babasının onu “Herkes elinden geleni yapmalı, küçük insanlar bile,” mentalitesiyle yetiştirdiğini söylediğinde, Gandalf “Babasının ne kadar bilge birisi olduğundan,” bahsediyor.

    En büyük yük kimlere düşüyor peki hikayede? O kadar soylu ve şanlı savaşçı varken, iki önemsiz ve küçük Hobbit’e, : Sam ve Frodo’ya.

    Bu konuda örnekler çoğaltılabilir ama duracağım ve başka bir noktaya değineceğim, o da Kralın Dönüşü’nün sonundaki ünlü Shire Temizliği bölümü. Modern okuyucuların bir kısmının şikayet ettiği ve mantığını anlamadığı bu kısım, hikaye açısından oldukça önemli bir alan aslında. Biraz arka plan verecek olursam, Tolkien, Birinci Dünya Savaşı’nda savaşmış birisi. Bu savaş, insanlar üstünde inanılmaz bir etki bırakmıştır. Daha önce hiç bu kadar büyük çapta ölümler ve bu kadar dehşet verici öldürme yöntemleri (bu kadar yaygın şekilde) görülmemişti. İkinci Dünya Savaşı’nda bile, kimyasal silahlar kullanılmamıştır. Oysa Birinci’de, yavaş yavaş insanı boğan ve kaçmak için kişinin hiç bir şey yapamayacağı gazlar, siperlere dolarken, askerler bunu izlemek zorunda kalıyordu.

    Tolkien bu kadar vahşi bir savaşı birinci elden yaşamış, savaşmış bir insan. Bu yüzden, savaşın insanda ne kadar büyük bir iz bıraktığını biliyor. Shire Temizliği bölümü ve Frodo’nun yaralarından bir türlü iyileşememesi, bunları simgeliyor. Hobbitler, büyük görevlerini tamamlayıp, kurtarılmış olması gereken evlerine döndüklerinde, onu çok kötü bir halde buluyor. Savaş her şeyi etkiliyor yani, korunmak istenen cenneti bile. Frodo’nun yaralarıysa, insanın bu savaşta bir bedel ödediğini gösteriyor: sevdiği şeyleri kurtarmış olabilir ama asla aynı kişi olamıyor. Kurtardıklarından keyif alamıyor, ve hatta kendi cennetinde ona “garip” gözüyle bakılıyor: Frodo’ya olduğu gibi. Savaştan dönen askerlerin ödediği bedel ve psikolojileri, oldukça ince bir şekilde anlatılıyor böylece.

    Başka bir ince detay da, Güç Yüzükleri’inin canlıları yozlaştırma hızında. Gollum gibi bir Hobbit çok hızlı yozlaştı çünkü Yüzük’ü cinayetle elde etti. Amacı, en başından itibaren, bencillikti. Oysa Frodo ve Bilbo, Yüzük’ü elde ederken, bunu acıma veya görev duygusu ile yaptılar. Bu yüzden yozlaşmaları daha yavaş oldu. Yüzük burada, kötü yöntemlerin kullanılmasının bir sembolizasyonu. Kötü yöntemler kullanmak zorunda kalabilir insan fakat bunu istemeyerek, iyi amaçlarla yaptığında, yozlaşması daha yavaş olacaktır. Elbette, bunun da bir sınırı var. Zira, Yüzük, farklı hızlarla olsa da, eninde sonunda herkesi yozlaştırıyor.

    Çoğu kişinin kaçırdığı bir noktaya daha değinecek olursam, o da, Sam’in sert davranışlarının, Gollum’un iyi tarafa geçme şansını kaçırmasına neden olması. Gollum gibi aşırı derecede kötü ve yoz bir canlı bile, Frodo’nun ona gösterdiği merhamet sayesinde, değişime uğruyordu. Ancak Sam’in güvensizliği ve Gollum’a karşı aşırı sert tutumu, bunu engelledi. Sadece bir yorum diyebilirsiniz fakat Tolkien, 246 numaralı mektubunda bunu doğruluyor.

    Yüzüklerin Efendi’sinde pek çok başka ince detay daha var. Gandalf’ın asıl gücünün aşırı güçlü ve şiddetli büyüler yapması değil de, bilgeliği (wisdom) olması gibi. Aynı zamanda taktığı Narya da, Gandalf’ı ve çevresindekilerin kallbini dehşet ile umutsuzluğa karşı koruma etkisine sahip. Sauron ve diğer kötülerin kullandığı saf ve şiddetli güç karşısında, böyle bir gücün ne kadar önemli olduğu anlatılıyor. Dolaylı ve daha barışçıl bir güç, şiddeti yenmede kritik bir rol alıyor. Gandalf’ın hikayede ne kadar önemli bir rolü olduğu ve diğer elementler de düşünülürse, hikayenin ana elementlerinden birisi olduğu söylenebilir.

    Gandalf konusunda diğer bir olay da, bir Istari olarak, Sauron’la doğrudan savaşmaması, bunu yapabilecek potansiyelde olduğu halde. Hayır, bunun yerine insanları organize ediyor çünkü gücün yozlaştırıcılığının farkında. Aynı zamanda, insanların savaşlarını, onların yerine savaşmamanın da önemli olduğunu biliyor. Kimi zor sınavları, insanlar kendileri atlatmak zorundadır.

    Daha bayağı çoğaltabilirim bu örnekleri, zira -kendisini başka konularda eleştirsem de- Tolkien en sevdiğim yazarlardan birisi ve çok şükür, yazdıklarının arka planını anlayabilecek bir edebi ve felsefi birikime sahibim. Aynı zamanda, oldukça değerli yorumcuları da takip ediyorum. Ancak okunabilirlik açısından duracağım. Yüzüklerin Efendisi serisi, içinde oldukça derin yanları olan bir seri. Modern bir okuyucu, alışık olmadığı tarzda sunulduğu için bunları çok kolay kaçırabiliyor. Hele ki dikkatli bir okuyucu değilse. Ancak, bu, onların orada olmadığı anlamına gelmiyor.


Yüzüklerin Efendisi Dizisi Beş Sezon ve 1 Milyar Dolar Bütçe İle Gelecek!

Amazon, şimdiye kadarki en yüksek bütçeli dizi projesi olan Yüzüklerin Efendisi’ni 1 milyar dolarlık bütçe ile beş sezon olarak sunacak!

  • 175
    Shares

 

 

Başa dönün
Daha fazla Dizi
Stephen King’in Post Apokaliptik Romanı “Mahşer” Yeniden Dizi Oluyor!

Öncesinde 4 filmlik bir sinema uyarlaması olarak planlanan, Türkçeye Mahşer adıyla çevrilen "The Stand" romanı,...

Kapat