Lejyon: Kayıp Cesedin Peşinde – Sanderson Konuya Isınırsa

Brandon Sanderson’ın kaleme aldığı eksantrik dedektif Lejyon’un ikinci macerası "Kayıp Cesedin Peşinde"yi inceledik.

Sissoylu ve Fırtınaışığı Arşivi gibi epik fantastik serileriyle tanıdığımız Brandon Sanderson, nispeten daha ince fakat diğerlerinden hiç de geri kalmayan yan serilerini de bizlerle buluşturmaya devam ediyor. Bunlardan biri de ilk kitabını bir süre önce incelediğimiz Lejyon.

Hatırlayacağınız gibi “Lejyon” takma adıyla bilinen Stephen Leeds, çoklu kişilik bozukluğunun eşsiz bir türünden mustarip bir özel dedektif olarak çıkmıştı karşımıza. Leeds sırf bir kitap okuyarak bile belirli bir alanda hatırı sayılır bir uzmanlığa ulaşabiliyor. Ancak zihni bunca bilgi birikimiyle başa çıkabilmek adına öğrenilen her konu için yeni bir hayali arkadaş yaratıyor ona. İşin ilginç tarafı bu hayali arkadaşların, ya da Leeds’in deyimiyle suretlerin kalıcı olması. Yani bir kez yaratıldılar mı hiçbir yere gitmiyorlar ve hep Leeds’le birlikte yaşıyorlar. Kahramanımız sırf bu yüzden, tek başına yaşamasına rağmen onlarca odası olan bir malikânede yaşıyor. Bir restorana gitti mi birden fazla sipariş veriyor, uçakla seyahat etmesi gerektiğinde yanındaki suretlere de bilet alıyor vs.

Buna rağmen, serinin ilk kitabı Lejyon’da aradığımı tam olarak bulamamıştım ben. Evet, karşımızda gerçekten de çok enteresan bir karakter vardı fakat çözmesi gereken dava ve yaşadıkları da bir o kadar sıradandı. O yüzden ikinci kitabı okumayı epey ertelemiştim. Neyse ki Sanderson bu kez beni hayal kırıklığına uğratmadı ve Lejyon’a yakışan bir macerayla çıktı karşıma.

Şeytan aldı götürdü

Lejyon 2 – Kayıp Cesedin Peşinde Kayıp Cesedin Peşinde, adından da anlaşılacağı gibi Lejyon ve suretlerinin ortadan kaybolan bir cesedin izini sürmesini konu alıyor. Söz konusu ceset özel bir biyoteknoloji laboratuvarında çalışan bir bilim adamına aittir. Laboratuvar yetkilileri, insan DNA’sını çok geniş kapasiteli bir USB bellek olarak kullanabilmeye imkân tanıyan, gizli bir proje yürütmektedirler. Üstelik epey de yol katetmişlerdir. Gelin görün ki çalışma arkadaşlarından Panos günün birinde, gizemli bir şekilde ölüverir. Dahası, cesedi de birdenbire ortadan kaybolur. Laboratuvar yetkilileri Panos’un DNA’sına çok gizli ve yanlış ellerde son derece ölümcül bir bilgi sakladığı görüşündedir. Onu bulmaksa tabii ki Lejyon’a düşer.

GÖZ ATIN  John Rebus Kitaplarında 7. Macera Yayında

Bu esnada Lejyon ise kendi sorunlarıyla uğraşmaktadır. Suretleri daha önce hiç sergilemediği bazı yeni davranışlarda bulunmaya başlamıştır. Onun bilgisi olmadan yeni suretler yaratmak, birbirleriyle telefon görüşmesi yapmak ve daha neler neler… En tuhafı da bazılarının gerçek olmadıklarını, aslında hayali birer karakter olduklarını fark etmeye başlamasıdır. Bu beklenmedik değişiklikler Lejyon’u epey korkutur. Eh, sonuçta ne kadar kullanışlı olursa olsun bu da zihinsel bir hastalık ve bu tür değişiklikler durumunun daha da kötüleştiğine işaret ediyor olabilir.

Bu da yetmiyormuş gibi, rakip bir laboratuvar Lejyon’un peşine kiralık bir katil katar. Böylece Lejyon zihinsel problemlerinin yanı sıra bir de onu öldürmeyi kafaya koymuş, soğukkanlı bir profesyonelle de uğraşmak zorunda kalır.

Kısa bir roman olduğundan konusundan daha fazla bahsetmek istemiyorum. Ama ilk kitaba göre daha başarılı ve daha bütünlüklü bulduğumu söylemem gerek. Tabii Lejyon’u ve suretlerini artık az çok tanıdığımızdan bütün o uzun açıklamalar da nispeten aradan çıkmış, böylece kurguya daha fazla yer kalmış.

Çeviri ve editörlük

Kitabın çevirisi daha önceki ciltte olduğu gibi yine Deniz Evliyagil, editörlüğüyse üstat Boğaç Erkan tarafından yapılmış. Karşımızda gayet akıcı ve temiz bir çeviri var. Sadece aralarda birkaç küçük yazım hatasıyla karşılaştım. Bir de “ağabey” yerine “abi” yazmaya devam etmişler ilk kitaptaki gibi. Bu ikisi dışında gayet okunaklı bir çeviriydi.

brandon sanderson

Kitabın orijinal adı “Skin Deep.” Aslında tam çevirisi “yüzeysel, üstünkörü” gibi bir manaya geliyor. Ama Sanderson burada bilginin deri altına yerleştirilmesine gönderme yapmış. Akılçelen ekibiyse bunu “Kayıp Cesedin Peşinde” olarak çevirmeyi tercih etmiş. Bence de güzel olmuş; hem kitabın konusuyla daha alakalı hem de zorlama, eğreti bir çeviriden daha iyi.

GÖZ ATIN  Agatha Christie'nin "Cinayet Randevusu" Adlı Kitabı İlk Kez Türkçe

Uzun lafın kısası, hem ilk ciltten 100 sayfa kadar daha kalın olması hem Lejyon karakterini biraz daha geliştirmesi hem de meraklı konusuyla epey sevdim Kayıp Cesedin Peşinde’yi. Lejyon’a derinlik katması ve ilerleyen maceralarda işlerin çok farklı, çok daha karmaşık yerlere gidebileceğinin sinyallerini vermesi de bir diğer artısı.

Esere ve Brandon Sanderson’a dair görüşlerinizi Kayıp Rıhtım Forum’da bizimle paylaşmayı unutmayın.

* * *

* Brandon Sanderson’ın Parlayan Şövalyeleri Hakkında Bildiğimiz Her Şey

Türk Canavarları Sözlüğü




Editör
Yirmi yılı aşkın bir zamandır fantastik edebiyat, bilimkurgu, çizgi roman ve bilgisayar oyunlarıyla haşır neşir oluyor. Fantastik edebiyat alanında dört basılı kitabı bulunan yazar, Kayıp Rıhtım'ın yanı sıra Oyungezer dergisinde de serbest yazar olarak çalışmakta, çeşitli yayınevlerinde çevirmen ve editör olarak görev almaktadır.

Lejyon: Kayıp Cesedin Peşinde – Sanderson Konuya Isınırsa için 1 yorum

  1. Xerhias dedi ki:

    Hakları malum yayınevindeyken kendi içimde Sanderson’a olan sevgimi gömmeye çalışırken, böyle şeyler yapmayın ama.


Lejyon: Kayıp Cesedin Peşinde – Sanderson Konuya Isınırsa

Brandon Sanderson’ın kaleme aldığı eksantrik dedektif Lejyon’un ikinci macerası “Kayıp Cesedin Peşinde”yi inceledik.

Başa dönün