in , ,

Ayasofya ve Büyüsü: İstanbul’un Mimari Harikası

Ayasofya üç kez yeniden inşa edildi. Bizans’tan Osmanlı’ya, İstanbul’un en görkemli sembollerinden birinin tarihine göz atıyoruz.

ayasofya inceleme

Ayasofya, aslen 1.500 yıl önce bir Hristiyan bazilikası olarak inşa edilmiş olan İstanbul’daki muazzam bir mimari harikadır. Paris’teki Eyfel Kulesi veya Atina’daki Parthenon gibi, Ayasofya kozmopolit İstanbul şehrinin uzun ömürlü bir sembolüdür. Bununla birlikte, yapının kendisi kadar, İstanbul tarihindeki rolü de çok önemlidir ve uluslararası politika, din, sanat ve mimarlık ile ilgili konuları etkilemiştir.

Ayasofya, İstanbul’un Eski Şehri’ni demirledi ve yüzyıllar boyunca önemi hem Ortodoks Hristiyanlar hem de Müslümanlar için çok önemli bir önem teşkil etti.

Bildiğiniz üzere İstanbul, Avrupa ile Asya arasında coğrafi sınır görevi gören bir su yolu olan İstanbul Boğazı’nın üzerinde durmaktadır. Yaklaşık 15 milyon nüfuslu bir Türk şehri her iki kıtada da yer almaktadır.

Ayasofya Doğu Roma İmparatorluğu’nun İstanbul’da yapmış olduğu en büyük kilise olup aynı yerde üç kez inşa edilmiştir. İlk yapıldığında Megale Ekklesia (Büyük Kilise) olarak adlandırılmış, 5. yüzyıldan itibaren ise Ayasofya (Kutsal Bilgelik) olarak tanımlanmıştır. Ayasofya Doğu Roma İmparatorluğu boyunca hükümdarların taç giydiği, başkentin en büyük kilisesi olarak katedral işlevi görmüştür.

ayasofya mimari

Ayasofya’nın Tarihi Süreci

Birinci inşası, İmparator Konstantios (337-361) tarafından 360 yılında yapılmıştır. Üstü ahşap çatı ile örtülü, uzunluğuna gelişen (bazilikal) planlı birinci yapı, 404 yılında çıkan halk ayaklanması sonucunda yakılıp yıkılmıştır. Günümüzde ilk kiliseye ait herhangi bir kalıntı bulunmamakla birlikte, müze deposunda bulunan Megale Ekklesia damgalı tuğlaların bu yapıya ait olduğu düşünülmektedir.

İkinci Kilise, İmparator II. Theodosios (408-450) tarafından 415 yılında yeniden inşa ettirilmiştir. Bu yapının, beş nefli, ahşap çatı ile örtülü ve anıtsal bir girişe sahip bazilikal planda olduğu bilinmektedir. Kilise, İmparator Justinianos’un (527–565) 5. saltanat yılında, tarihte “Nika İsyanı” olarak geçen 13 Ocak 532’deki büyük halk ayaklanması sırasında yıkılmıştır.

Günümüz Ayasofya’sı İmparator Justinianos tarafından dönemin iki önemli mimarı olan Miletos’lu (Milet) İsidoros ile Tralles’li (Aydın) Anthemios’a yaptırılmıştır. Tarihçi Prokopios’un aktardığına göre 23 Şubat 532 yılında başlayan inşa, 5 yıl gibi kısa bir sürede tamamlanmış ve kilise 27 Aralık 537 yılında törenle ibadete açılmıştır. Kaynaklarda Ayasofya’nın açılış günü İmparator Justinianos’un, mabedin içine girip, “Tanrım bana böyle bir ibadet yeri yapabilme fırsatı sağladığın için şükürler olsun,” dedikten sonra, Kudüs’teki Hz. Süleyman Mabedi’ni kastederek, “Ey Süleyman seni geçtim,” diye bağırdığı geçer.

Günümüz Ayasofya’sının Teknik Detayları

Ayasofya’nın ölçüleri 100 m x 70 m’dir. Yaklaşık 7500 m²’lik bir iç alana sahiptir. İki katlı bir yapısı vardır. İmparator Justinianos Ayasofya’nın daha görkemli ve gösterişli olması için, en güzel mimari parçaların Ayasofya’da kullanılması için toplatılmasını emretmiştir. Bu yapıda kullanılan sütun ve mermerler; Aspendos, Ephesos, Baalbek, Tarsus gibi Anadolu ve Suriye’deki antik şehir kalıntılarından getirilmiştir. Yapının iç kısmında yer alan duvar kaplamalarında; tek blok halinde mermerlerin ikiye bölünerek yan yana getirilmesi ile simetrik şekiller ortaya çıkarılmış ve damarlı renkli mermerlerin iç mekanda kullanılmasıyla dekoratif bir zenginlik oluşturulmuştur. Ayrıca, yapıda Efes Artemis Tapınağı’ndan getirilen sütunların ve Mısır’dan getirilen 8 adet porfir sütununun da kullanıldığı bilinmektedir. Yapıda 40 tanesi alt galeride, 64 tanesi ise üst galeride olmak üzere toplam 104 adet sütun bulunmaktadır.

Bizans döneminde kubbesinin çökmesi ve yeniden tamir edilmesi sebebiyle kubbe tam yuvarlak değil, elips şekline yakındır. İki farklı yarıçapı vardır. Kubbe çapı 30.80 ile 32.6 m’dir. Kubbe yüksekliği 55.60 m’dir.

Osmanlılar Zamanında Ayasofya

Ayasofya 1453 yılında Osmanlıların şehri almasıyla camiye çevrilir. Osmanlılar binanın yapısında genel bir değişiklik yapmazlar. Fakat Bizans’ın güçsüz kaldığı son dönemlerde ihmal edilmiş olan yapıyı ciddi bir bakımdan geçirirler. Camiye ilk etapta sadece bir minare eklenir ve sonrasında bunu diğer minareler izler.

Ayasofya’nın eskimesi nedeniyle merkezden kenarlara binen muazzam yük, Osmanlı döneminde bir cami iken sorun teşkil etmeye başlar. Ayasofya’yı restore eden büyük Osmanlı zanaatkarı Mimar Sinan, günümüzde yapıyı çevreleyen dev destek payandalarını inşa etmiştir. Ayrıca yapının batı tarafındaki birbirinin kopyası ikiz minareler de onun zamanında inşa edilmiştir.

Ayasofya tarihi ve mimarisi ile yılda 3 milyon ziyaretçiyi kendine çekmekte ve İstanbul’un en çok ziyaret edilen müzesi pozisyonunu korumaktadır.

Ayasofya ve arkeolojiye dair daha pek çok detayı Antik Kafa’nın YouTube kanalından edinmeniz mümkün.

Ayasofya’ya dair yorumlarınızı ve eklemek istediğiniz bilgileri Kayıp Rıhtım Forum üzerinden bizlerle paylaşabilirsiniz!

* * *

* Tutankamon’un Laneti: Gerçekler ve Hayaller

Oyla!

Dilara Uçar Sarıyıldız

Bilkent Üniversitesi Arkeoloji mezunuyum. Şu anda da Master programını bitirmek üzereyim. Bir insanın sevdiği ve hayal ettiği bir şeyi yaptığı zaman başarılı olacağına sonsuz bir inanç duyduğum için, sevdiğim ve hayal ettiğim her şey için çabalamayı seviyorum. Kelimelerin gücüne inanarak, istediklerimi ve hayallerimi dile getirmek son zamanlardaki en büyük dayanağım :)

justice league dark hbo max

Justice League Dark, Overlook ve Duster HBO Max Dizisi Oluyor

Yunan Mitleri - Robert Graves

Yunan Mitleri Gözden Geçirilmiş Baskısıyla Raflarda