Dünden Bugüne: Dracula Efsanesi

Mehmet Berk Yaltırık'ın uzun yıllardır internette bulunan ve son halini Kayıp Rıhtım için derlediği "Dracula Efsanesi" yazısına birlikte göz atalım!

Edebiyattaki Drakula

Dracula’yı asırlık uykusundan uyandırıp, Balkan diyarından çıkarıp dünyaya salan, onu fenomen haline getiren hiç kuşkusuz İrlanda Dublinli yazar Bram (Abraham) Stoker ve onun Dracula adlı “ölümsüz” eseridir. Birkaç hikaye denemesi ve yazıyla haşır neşir olması haricinde tiyatro eleştirmenliği yapan zorunlu devlet memuru bu şahıs, gazetecilikle dahi uğraşmıştır. Nitekim gazeteciliğinin etkisi Dracula’daki gerçeklik havasını sağlayabilmesinde hayli etkili olmuştur.

İlk yazdığı korku öyküsünde cehenneme açılan bir boyut kapısı yapan bir marangozu anlatmış, birkaç korku romanı daha yazmıştır ama hiçbiri Dracula’nın şöhretine erişememiştir.

Dracula’nın 1899’da Amerika’da ilk basımı

Stoker en başta bir korku hikayesi yazmayı planlamaktadır. Hikâyeye göre bir ziyafette bir araya gelen 12 kişi birbirlerine korkunç öyküler anlatacaktır. Yani 12 hikâye içeriyordur öykü. Stoker ilk hikâyeyi bir avukatın anlatmasını tasarlar lakin hikâyeyi bir türlü bulamaz. Derken bir gece gördüğü bir rüya sonucu “vampirli” bir öykü yazmaya karar verir. Jonathan Harker adlı bir avukatın Avusturya’da yaptığı tekinsiz bir yolculuğun öyküsüdür yazacağı öykü. Beyaz Balina Yayınları’ndan çıkan “Dracula’nın Konuğu” adlı vampir öykülerinden seçkiler kitabında ilk öykü olan Dracula’nın Konuğu adlı hikâye ki bu hikaye 1998 basım Kamer Yayınları Dracula’sının başında da yer alır işte o öyküdür. İlk adı “Vampirin Konuğu”dur ve bir başka İrlandalı yazar Sheridan Le Fanu’nun meşhur vampir romanı “Carmilla”ya bir göndermedir. Derken hikâye taslak halinde daha da uzar ve neredeyse uzun öykü olur. Bunun üzerine Stoker 12 öyküden vazgeçip bu tek öykü üzerinde çalışmaya başlar.

İlk taslakta karakterler şöyledir:

Tımarhanedeki Doktor,
Doktorun nişanlısı kız,
Sonsuz bir yaşam elde etmek ümidiyle yanıp tutuşan akıl hastası,
Avukat John,
Yardımcısı Jonathan Harker,
Harker’ın nişanlısı Wilhelmina Murray,
Mina’nın bir arkadaşı Kate Reed,
Kont Vampyr,
Sağır ve dilsiz bir kadın,
Konuşamayan bir adam,
Dedektif Cotford,
Alfred Singleton adında bir araştırmacı doktor,
Teksaslı bir mucit,
Alman profesör Max Windshoeffel,

İşte bu taslakta geçen Kont Vampyr’dir asıl vampirdir romanın kötüsüdür. Zaten Türkçe’ye de çevrilen “Stoker’ın Kayıp Günlüğü”ne bakıldığında da Dracula adının geçmediği görülmektedir.

Stoker iyi bir korku romanı yazmanın yolunu bildiğini düşünerek gerçekçilik dozunu arttırmayı, bu sayede okuru dehşete düşürmeyi yeğler (Lovecraft misali). Bu nedenle vampirlerle ilgili ne varsa araştırıp kurcalamaya başlar zira romanını sağlam temeller üzerine oturtmak istemektedir. Bu araştırmaları sırasında tuttuğu notlar bugün, Philedelphia’daki Rosenbach Vakfı’nda bulunmaktadır ve “Kazıklı Voyvoda” adlı eserin müellifleri Radu Florescu ve Raymond McNally tarafından tetkik edilmiştir.

Üç paket halinde bulunan bu el yazmalarının dökümü şöyledir;

İlk paket, el yazısıyla yazılmış yirmi dokuz sayfadan oluşuyor ve öykünün özetini, tarihlerin dökümünü içeriyor.

İkinci paketteki kâğıtlar ise vampirler, Transilvanya batıl inançları, denizcilikle ilgili notlar, Whitby Limanı’ndaki batık gemiler, ölüsevicilik, kurtadamlar, başa alınan darbelerin yaratabileceği sonuçlar, iki harap manastır resmi ve 2 Şubat 1896 tarihli New York World gazetesinde yayınlanmış, “İngiltere’deki Vampirler” başlıklı bir öyküden oluşmakta.

GÖZ ATIN  Bram Stoker'ın "Drakula"sını Yaratan Dünya: Londra Kütüphanesi

Üçüncü pakette ise çeşitli kitaplardan alınmış ve daktilo edilmiş notlar bulunuyor.

Alınan ve kopya edilen yazılara ise şunlardır;

-Birds Golden Chersonese’dan alınmış “Malaya” folkloruyla ilgili bir yazı, 2 sayfa

-1881’de Karpatya Derneği’nin bir üyesinin hazırladığı “Magyarland”, 3 sayfa

-A.F.Crosse’nin Round About the Carpathians (1878) adlı eserinden bir bölüm, 5 sayfa

-Johnson’un On The Track of The Crescent (1885) bir bölüm, 7 sayfa

-F.C ve J.Rivington’un birlikte hazırladıkları Theory of Dreams (1808) adlı eserinden bir bölüm, 3 sayfa

-Charles Bonner’ın Transylvania (1865) adlı çalışmasından, 2 sayfa

-William Wilkinson’ın Account of the Principalities of Wallachia and Moldavia (1820) adlı çalışmasından bir bölüm, 4 sayfa

-Sonra on sayfalık daktiloyla yazılmış Whitby Mezarlığındaki mezarların tanımları ve denizden esen rüzgârın kuvvetiyle ilgili dereceleri içeren notlar,

-Taslak halindeki romanla ilgili yazılmış el yazması dört sayfalık not.

Stoker romanın gerçekçi olmasında büyük oranda başarılı olmuştur. Çünkü araştırmacıların da belirttiğine göre Stoker’ın günlük-mektup şeklinde oluşmuş romanındaki zaman ve tren tarifeleri, mekan tarifleri birebir gerçeğe uymaktadır. Yani romanı okurken insana gerçekçi gelmesi bir yana bu yerlerle ilgili araştırma yaptığınızda bu yerlerin gerçek olması insanı şaşırtır. Stoker kendinden önceki vampir romanlarını aşan bir roman yazmak istemektedir.

Bir gün British Museum’da araştırma yaparken bir belge bulur. Yukarıda bahsettiğim gibi Dracula’nın yaşadığı dönemde bile korku kahramanı olmasını sağlayacak yazmalardan birini bulur Stoker. 1491 yılından kalma bir Alman kaynağı kanlı bir derebeyinin öyküsünü anlatmaktadır. Vlad Dracula’nın öyküsüdür. Stoker karakteri Kont Vampyr’e, “Dracula” adını uygun görür. Böylece romanı tarihsel bir çerçeveye dayanacak ve öykü gerçekçi bir hal alacaktır.

Roman 1893’te yazılır, 1897’de yayınlanır ve ondan sonra Dracula bir fenomen haline gelir. O artık her vampir için bir prototiptir. Çoğu vampir doğu Avrupalı bir aristokrattır ve olaylar Doğu Avrupa’da yaşanmaktadır. Artık Transilvanya her canavarın bölgesidir ve her vampir ya da canavar adeta Dracula’dır. Öykü kaynağını tarihten aldığından dolayı ve yerlerin ve zamanın gerçek olmasından mülhem ki buna Stoker’ın yaratıcılığı da katılınca bu roman dünyaya yayılır.

Romanın sonunda Drakula ölmektedir ama nasıl ki tarihte dirilmişse edebiyatta da dirilebilmektedir. Drakula Gotik vampir öyküler için bir mihenk taşı sayılır. Gerçi en az onun kadar meşhur olan Anne Rice’ın Vampir Lestat’ı ve Vittoriosu da onun kadar meşhur olur ama hiçbir roman ondaki gerçekçiliği yakalayamaz. Nasıl ki Rice’ın Lestat’ı kendi tahtını yaratıp yükselmeyi sürdürdüyse, Drakula da kendi tahtında yükselmeyi sürdürür. Hatta yeni yeni tahtlar kuran yeni Dracula’lar çıkar ve Dracula korku sinemasından sonra korku edebiyatının da yeni sermayesi olur.

Michael Parry 1976’da “The Rivals of Dracula” (Drakula’nın Rakipleri) adlı eserinde onu kullanır. Ondan önce 1973’te Robert Lory “Dracula Returns” (Dracula Dönüyor)’ü yazıyor. Robert Lory romanında Dracula’yı yeniden ele alır ama farklı bir şekilde. Transilvanya’daki şatosundaki tabutunda yatan Dracula, Prof. Dr Damien Harmon ve yardımcısı Cameron Sanchez teknoloji ve bilimi kullanarak Kont’u diriltir. Dracula kitaptan kitaba çeşitli maceralar yaşar. Ama iyi biridir zira Prof. Harmon onu bir aygıtla iyiye çevirmiştir. Böylece Dracula yedi kitaplık seride büyücülerle, kötü vampirlerle, zombilerle, mumyalarla, kayıp uygarlıklarla ve eski tanrılarla savaşır. Lory’nin yazdığı ilk kitap dışında diğer altı kitap şunlardır: The Hand of Dracula-1973, Dracula’s Brother-1973, The Drums of Dracula-1974, Dracula’s Disciple-1975, Dracula’s Lost World-1975, Challenged of Dracula-1975.

GÖZ ATIN  Polonya'da Gerçek Vampir Mezarları Bulundu

Dracula fenomeni zaman zaman mizaha da alet olur. Fred Saberhagen “The Dracula Tape” (Drakula’nın Kayıtları)‘i kaleme alır ve Drakula efsanesini hicveder. Bunun dışında “The Holmes-Dracula File” (Holmes-Drakula Dosyası, 1978) adlı romanında ünlü dedektif Sherlock Holmes ile şanlı Drakula’yı karşı karşıya getirir. Aynı yıl Loren D. Eastman “Sherlock Holmes versus Dracula or the Adventures of the Sanguinory Count” (Sherlock Holmes Drakula’ya Karşı ya da Kanlı Kontun Maceraları) adlı eserinde Holmes’ün dostu Dr. Watson’ın ağzından iki fenomeni hicveder.

Tabi bunun dışında efsanenin kökenine inen çalışmalarda olmuştur. Tarihçi Peter Tremagne 1993’te tek cilt halinde yayımlanan üç öyküsü gibi: Dracula Unborn (Doğmamış Drakula, 1977), The Revenge of Dracula (Drakula’nın İntikamı, 1978), Dracula, My Love (Dracula, Aşkım 1980). İlkinde Kazıklı Voyvoda’nın hayali günlüklerinden yola çıkarak Prens Dracula’yı yeniden anlatır. İkinci eserde vampirliği eski Mısır kökenli bir tarikata bağlar. Üçüncüde ise vampir romantizmini anlatmaktadır. Bunan başka İtalya’da 1950’li yıllarda “I racconi di Dracula”(Drakula’nın Öyküleri) yayınlanır.

Sinema boyutuna kısaca değinmek nâmümkündür zira Hamlet kadar uyarlandığı söylenen Dracula’nın, farklı konularda birçok ülkede uyarlaması yapılmıştır. Ayrıca yazılması gereken bir konu olduğundan bu araştırmaya dahil edilmemiştir. Bunun yanı sıra tiyatro ve müzikallere de konu olduğunu unutmamalı.

Bugünkü Dracula Fenomeni

Sonuç olarak Dracula efsanesi hayranıyla inananıyla inanmayanıyla araştırmacısıyla bir fenomen ve giyimden edebiyata, sinemaya, gıdaya, turizme kapitalizmin bir parçası olmuştur. Pelerinli şatolu vampir figürü onun eseridir.

Geçmişte zihinlerde korkutucu bir imaj uyandıran Dracula bugün bu imajını çoktan unutturmuş durumda. O artık bardakların ve t-shirtlerin üstündeki sivri dişli adam ve şatosunun önündeki pazarda bir sermaye aracı… Ayrıca kimi Romen milliyetçileri için de halkın kurtarıcısı bir milli kahraman. Kimine göre ise sadece bir fantezi ürünü.

Şüphesiz bugünkü Dracula fenomeniyle elli yıl öncenin Dracula fenomeni çok farklıdır. Drakula’yı yakışıklı ve karizma olarak hatta metroseksüel olarak pazarlayan sinemacılar sayesinde kuşkusuz zihinlerdeki Dracula imajı çok değişti. Bu aslında Dracula’nın bir özelliği. Dracula gerçekten ölmeyen ve tükenmeyen bir konu zira her çağa her ortama bir şekilde ayak uydurabilen, uyarlanabilen, yeniden işlenebilen ve farklı yorumlanabilen muazzam bir ilham madeni.

Bugün ölümünden asırlar sonra hala konuşulmasını Giovanni Scognamillo’nun “Dehşetin Kapıları” adlı eserinde, Güven Turan yazdığı önsözde gayet güzel açıklamaktadır:

GÖZ ATIN  Yerel Söylencelerin Peşinde: Osmanlı Vampirleri

* * *

“Dracula, Karpatlar’daki şatosunda değil, dünyanın en korkunç labirenti olan beynimizin kıvrımları arasında yaşıyor.”

* * *

KAYNAKÇA

Ana Kaynaklar:

-Aşıkpaşazade, Têvârih-i Al-i Osman, haz. Kemal Yavuz-Yekta Saraç, Bilimevi Basın Yayın, İstanbul 2007.

-Edirneli Oruç Beğ, Oruç Beğ Tarihi, haz. Nihal Atsız, İstanbul 1972.

-Hoca Sadeddin Efendi, Tacü’t-Tevarih, Sadeleştiren: İsmet Parmaksızoğlu, Cilt I-II-III, Kültür Bakanlığı Yayınları, İstanbul 1992.

-Joseph von Hammer, Büyük Osmanlı Tarihi, çev. Mehmet Ata, Cilt I-II, Sabah Yayınları.

-Kritovulos, Tarih-i Sultan Mehmed Han-ı Sanî, çev: İzmir mebusu Karolidi, Ahmed İhsan ve Şürekası Matbaacılık Şirketi, 1328 (m. 1912-13) İstanbul.

-Konstantin Mihail Konstantinoviç, Bir Yeniçerinin Hatıratı, çev.-haz. Kemal Beydilli, Tarih ve Tabiat Vakfı Yayınları, İstanbul 2003.

-Müneccimbaşı Ahmet Dede, Müneccimbaşı Tarihi, Cilt 2, çev. İsmail Erünsal, Tercüman Yayınları, İstanbul 1974.

-Yusuf Bin Abdullah, Târîh-i âl-i Osmân, haz. Efdal Sevinçli, Eylül Yayınları, İzmir 1997

Araştırma Eserleri:

– Andreescu, Stefan, “Vlad ?epe? Dracula”, http://www.bjmures.ro/bdPublicatii/CarteStudenti/A/StefanAndreescu-Vlad_Tepes.pdf

-Dramalı, Zeynep, Tarihi Tersten Okumak, Yeditepe Yayınları, İstanbul 2004.

-Florescu, Radu R., McNally, Raymond T., Drakula ya da Kazıklı Voyvoda, çev. Ali Cevat Akkoyunlu, Doğan Kitap, İstanbul 2000.

-Fransa Historia Üniversitesi Tarih Kurumu, Osmanlı İmparatorluğu Tarihi, çev. Şiar Yalçın, İstanbul 2003.

-Jorga, Nicolae, Osmanlı Tarihi, Cilt 2, çev. Nilüfer Epçeli, Yeditepe Yayınları, İstanbul 2005.

-Karg, Barb, Spaite, Arjeani, Sutherland, Rick, Her Yönüyle Vampir, Arkadaş Yayınevi, Ankara 2011.

-Seyfi, Ali Rıza, Drakula İstanbul’da, Kamer Yayınları, İstanbul 1997.

-Tansel, Selahattin, Osmanlı Kaynaklarına Göre Fatih Sultan Mehmed’in Siyasi ve Askeri Faaliyeti, TTK Basımevi, Ankara 1999.

-Uzunçarşılı, İsmail Hakkı, Osmanlı Tarihi, Cilt 1, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara 1994.

Makaleler ve Ansiklopedi Maddeleri:

-Dramalı, Zeynep, “Drakula”, Hürriyet Tarih, 5 Şubat 2003, (Hürriyet gazetesi) İstanbul.
-Griua, Catalin, “Drakula: Vampir Kont”, National Geographic Türkiye, Şubat 2010, İstanbul.

-Emecen, Feridun, “İshak Bey”, Diyanet İslam Ansiklopedisi, Cilt 22, İstanbul 2000, s. 524-525.

-Emecen, Feridun, “Varna Muharebesi”, Diyanet İslam Ansiklopedisi, Cilt 42, İstanbul 2012, s. 527-530.

-İnalcık, Halil, “Mehmed II”, Diyanet İslam Ansiklopedisi, Cilt 28, Ankara 2003, s. 395-407.

-İnalcık, Halil, “Murad II”, Diyanet İslam Ansiklopedisi, Cilt 31, İstanbul 2006, s. 164-172.

-Kiel, Machiel, “Rusçuk”, Diyanet İslam Ansiklopedisi, Cilt 35, İstanbul 2008, s. 246-250.

-Karakaya, Enis, “Hamza Bey Külliyesi”, Diyanet İslam Ansiklopedisi, Cilt 15, İstanbul 1997, s. 509-510.

-Karpat, Kemal, “Eflak”, Diyanet İslam Ansiklopedisi, Cilt 10, İstanbul 1994, s. 466-469.

-Karpat, Kemal, “Erdel”, Diyanet İslam Ansiklopedisi, Cilt 11, İstanbul 1995, s. 280-283.

-Özcan, Abdülkadir, “Boğdan”, Diyanet İslam Ansiklopedisi, Cilt 6, İstanbul 1992, s. 269-271.

-Sözen, Zeynep, “Osmanlı Kültürünün Eflak ve Boğdan’ın Yaşamına Etkisi”, Türkler, Cilt 12, Yeni Türkiye Yayınları, Ankara 2002, s. 15-22.

Romanlar:

-Scognamillo, Giovanni, Dehşetin Kapıları, Kamer Yayınları, İstanbul 1997.

-Stoker, Bram, Dracula, çev. Zeynep Akkuş, Kamer Yayınları, İstanbul 1998.

  • 57
    Shares
Sayfalar: 1 2 3 4 5
Etiketler:  

Tarihçi ve yazarım. Tarihi korku hikâyeleri yazıyorum. Çeşitli internet sitesi ve fanzinlerde, çeşitli inceleme yazıları ve hikâyelerim yayınlandı. “Anadolu Korku Öyküleri-2”, “Gio Ödülleri 2013 Seçilmiş Öyküler”, “Güçoburlar” ve “Seyfettin Efendi ve Esrarengiz Hikâyeleri-1” çalışmalarında yer aldım. “Türk Kültüründe Hortlak-Cadı İnanışları“ adlı bir akademik makalem de mevcut.

Dünden Bugüne: Dracula Efsanesi

Her ne kadar Drakula bize hayal ürünü gibi gelse de, kökleri açısından tarihi bir şahsiyete dayanmakta. Vlad Drakula olarak bilinen bu şahsın pek çok isimlendirmesi varsa da kendi dönemindeki isimlendirmeye en yakın olanın bu olduğunu bilmekteyiz.

  • 57
    Shares

 

 

Başa dönün
Daha fazla Dosya, İnceleme
Oz Diyarına Kesin Dönüş: Tin Man

Tin Man, sonlandığında içimizde yeniden Oz’a dönme isteği uyandıran, her türlü geliştirmeye müsait hamuruyla oluşturulmuş...

Kapat