2017 Yılın EN’leri Oylaması!

Okurlarımızın katılımıyla adayların belirlendiği 2017'nin EN'leri Oylaması yayında! Seçiminizi yapın ve 2017'nin EN'lerini hep birlikte belirleyelim!

Sonunda 2017 de bir şekilde nihayete erdi. Bu sene edebiyat ve kültür sanat dünyasında birçok anlamda harikalar yaşandı. Öyle ki hareketsiz geçen günümüz yok gibiydi. Hem yerli hem yabancı anlamda şahane kitaplarla tanıştık. Başta Netflix’in giderek yaygınlaşmasıyla değişen dizi ve film dünyası olmak üzere, işin beyaz perde ve televizyon boyutu da oldukça farklı bir hal almaya başladı. Hâl böyle olunca da bu yıl herkes gönlüne göre bir şeyler okudu ya da izleyebildi, diye düşünüyoruz.

Biz de Kayıp Rıhtım olarak 2017’nin en beğenilenlerini seçelim istedik. Hatırlayacağınız üzere aday önerilerini öncelikle sizlerden talep etmiştik. Şimdi sıra geldi sizlerin oylarıyla bu senenin EN’lerini seçmeye!

Anketlerimizde yer alan adaylar tamamen sizlerden gelen öneriler doğrultusunda şekillendi. Kategorilere uygun olmayan adaylar uygun kategorilere taşındı. Kimi önerilerse hiçbir kategoriyle bağlantılı olmadığı için ankete dahil edilemedi. Zorlu bir çalışmadan sonra, nihayet harika bir listeye ulaşmaya başardık. Tam 34 kategoriden oluşan dev bir aday listesi sizleri bekliyor!

Son katılım tarihinin 1 Şubat 2018 olduğunu da söylemiş olalım!

ÖNEMLİ NOT: Ankete oy verebilmeniz için Gmail hesabına sahip olmanız gerekmektedir. Anketlerin tamamına katılmak zorunda değilsiniz, dilediğiniz bölümü İLERİ diyerek geçebilirsiniz. Birden fazla aday için oy kullanabilirsiniz. Son katılım tarihi: 1 Şubat 2018

* * *

OYLAMAYA KATILMAK İÇİN TIKLAYIN!

* * *

  • 27
    Shares




PORTAL YORUMLARI

  1. Bay_Karamsar dedi ki:

    Reylerimi verdim.

  2. Sibel İnce dedi ki:

    “Yılın En İyi Bilimkurgusu” ve “Yılın En İyi Gerçeküstü Öykü Kitabı (Yerli)” kategorilerine ne oldu? “Yüksek Doz Gelecek’in adaylıktan çekilme duyurusu neden “Yılın En İyi Fantastik/Bilimkurgu Öykü Kitabı (Yerli)” kategorisi altında? Şimdiye kadar verilmiş oylar değerlendirmeye ne şekilde dahil edildi?

    1. M. İhsan Tatari dedi ki:

      Selamlar Sibel Hanım,

      “Yılın En İyi Bilimkurgusu” diye bir kategori yoktu. Yılın En İyi Yerli/Yabancı Bilimkurgusu adı altında iki farklı kategori vardı. Onlar da hâlâ duruyor.

      “Yılın En İyi Gerçeküstü Öykü Kitabı (Yerli)” kategorisinin adını “Yılın En İyi Fantastik/Bilimkurgu Öykü Kitabı (Yerli)” olarak değiştirdik çünkü “gerçeküstü” tanımı bazı yazarlardan olumsuz tepkiler aldı. Biz de gerçeküstü kelimesi yerine “Fantastik/Bilimkurgu” yazdık. Adaylar aynı, değişen bir şey yok. Şimdiye dek verilen tüm oylar da geçerliliğini koruyor. İçiniz rahat olsun.

      “Yüksek Doz Gelecek” de Orkun Bey’in isteği üzerine adaylıktan çıkarıldı.

      Sevgiler…

      1. Sibel İnce dedi ki:

        Yorumumda “Yılın En İyi Yerli Bilimkurgusu” yerine yanlışlıkla “Yılın En İyi Bilimkurgusu” yazmışım, bundan sonra söyleyeceklerimi bunu dikkate alarak değerlendirin lütfen.

        Anketinize verdiğiniz linki tıklarken aklımda “yılın en iyi yerli bilimkurgusu” olmaya aday gördüğüm Yüksek Doz Gelecek’i değerlendirmek vardı öncelikle. Ama eseri “gerçeküstü öykü” kategorisinde görünce ankete katılmaktan vazgeçmiştim. Tekrar kontrol ettiğimde kategori başlıklarının değiştirildiğini, hatta “Yılın En İyi Yerli Bilimkurgusu” kategorisinin de “Yılın En İyi Yerli Bilimkurgu Romanı”na dönüştürüldüğünü gördüm. Bu son güncellemenin favori eserimi anket dışı bırakmak için gerçekleştirildiğini düşündüğüm için beni affedin. Eseri gerçeküstü öykü kategorisinde görünce hayrete düşüp ekran görüntüsü de almıştım, dilerseniz sonradan “Yılın En İyi Yerli Bilimkurgu Romanı” şeklinde değiştirilen “Yılın En İyi Yerli Bilimkurgusu” kategorisini de içeren bu görüntüyü sizinle de paylaşabilirim.

        Onca emek harcayıp hazırladığınız bu ankete katılarak severek takip ettiğim eserleri değerlendirmeyi çok istemekle birlikte kategori isimlerinin sonradan değiştirilmesinden doğan şaibenin giderilmesini beklemeyi de hakkım olarak görüyorum.

        Ya da Orkun Bey’in anketten çekilme kararının sebebini öğrenirsem yukarıdaki sorularımın cevabını da kısa yoldan almış olurum sanırım.

        1. M. İhsan Tatari dedi ki:

          Evet Sibel Hanım, kategori isimlerinde dediğiniz şekilde küçük değişiklikler gerçekleşti. Ama eserler de oylar da hiç değişmemiş şekilde, aynen duruyor. Zaten oyları değiştirmek gibi bir durum söz konusu değil, sistem izin vermiyor buna. Verse de böyle bir şeye tenezzül edecek kişiler değiliz çok şükür 🙂

          Önceki yorumumda da dediğim gibi, “gerçeküstü” terimi yanlış anlaşılmalara ve memnuniyetsizliğe sebep oldu. O nedenle gerçeküstü kelimesini daha uygun olduğunu düşündüğümüz Fantastik/Bilimkurgu olarak değiştirdik. Adaylar aynı kaldı. Kullanılan oylarda değişiklik olmadı.

          “Yılın En İyi Yerli Bilimkurgusu” kategorisininde daha en başından beri kastedilen şey “Yılın En İyi Yerli Bilimkurgu Romanı”ydı zaten. Tek kişi tarafından yazılmış, bilimkurgu türündeki uzun eserler yani. Adaylara bakıldığında bunu açıkça görebilirsiniz. Bu şekilde olası yanlış anlaşılmaların önüne geçmeye çalıştık.

          Yüksek Doz Gelecek’i anketin dışında bırakmayı hiç istemedik. Bizim de değer verdiğimiz, ülkemizde benzeri olmayan bir eser. Hatta bünyesinde Orkun Uçar gibi eserlerini okuyarak büyüdüğümüz değerli bir üstadımız ve Funda Özlem Şeran ile Gökcan Şahin gibi bir dostlarımız var. Ama işte, sorun “hiçbir kategoriye” girmemesinde. Çok yazarlı bir eser olduğundan öykü kitapları kategorisine koymaya karar verdik kendisini. Hiç yer almamasındansa bu şekilde kendisine anketimizde yer vermek istedik.

          Ancak Orkun Bey kitabın anketten çıkarılmasını rica etti. Biz de onun isteğine rıza göstererek oylamadan çıkartmak durumunda kaldık. Kendi tercihiydi, biz de saygı duyduk. Ortada şaibeli bir durum da yok. Hugo Ödülü’nde bile oylama süresinde adaylıktan çekilen eserler oluyor, siz de biliyorsunuzdur mutlaka.

          Selamlar, kolaylıklar…

          1. Sibel İnce dedi ki:

            Böylesine geniş bir anketin “Yüksek Doz Gelecek” gibi bir eseri kapsayamaması üzücü. Keşke “Yılın En İyi Yerli Bilimkurgusu” kategorisini “Yılın En İyi Yerli Bilimkurgu Romanı” şeklinde güncellemeseydiniz de favori eserim de ankette yer bulsaydı. Bu durumda Orkun Bey de “gerçeküstü öykü” etiketine maruz kalmazdı ve çekilme gereği de duymazdı diye düşünüyorum. Yerli edebiyatımızda kısa roman derlemesine yer yoksa bu bizim ayıbımızdır.

          2. Cem Can dedi ki:

            Madem Hugo ödülünden örnek verdiniz, aynı ödülün kategorilerinden devam edebiliriz. Orada öykü, kısa roman ve roman gibi kategoriler mevcut.
            Best Short Story (7500’den az kelime)
            Best Novelette (7500 – 17500 kelime)
            Best Novella (17500 – 40000 kelime)
            Best Novel (40000 ve üstü kelime)

            Eğer böyle bir ayrıma gidemeyecek durumdaysanız,Yılın En İyi Yerli Bilimkurgu Kitabı diyebilirdiniz.

  3. Cem Can dedi ki:

    Adaylar belirlenirken yazdıklarınız ile son oluşturulan kategoriler arasında farklar oluştu.

    Eğer Yılın En İyi Yerli Bilimkurgusu olarak devam etseydiniz bu kategoriye Yüksek Doz Gelecek de girebilirdi.

    https://uploads.disquscdn.com/images/58d58af9239ffc1149f03d2793aa11f30062358da6476acdc6350a6ddc2fd80f.jpg

  4. Galip dedi ki:

    “Yılın En İyi Fantastik/Bilimkurgu Öykü Kitabı” listesinde “Anadolu Korku Öyküleri”, “Karanlık Yılbaşı Öyküleri” ve “Kara Kara Kapkara – Işın Beril Tetik” i görmek!!!!… Korku yazıyoruz biz arkadaşlar. Fantastik, Bilimkurgu vs. değil. Ayrıca Gerçeküstü, Fantastik ile aynı şey değil. Bunlar birbirine karışacak, biri diğerinin alt türü olacak şeyler bile değil. Senelerdir bu tarz konularda mücadele veriyoruz, eser verdiğimiz sanat dalının daha iyi bilinmesi ve anlaşılması için çabalıyoruz. Ama kendi arka bahçemiz diyebileceğimiz Kayıp Rıhtım bile böyle davranıyorsa işimiz iş 🙂

    Eğer bir fikriniz yoksa böyle listelere eklemeden önce eser sahiplerine, yayınevlerine bir sorun. Bu bir sorumluluk meselesi. Hadi benimle kişisel sorunu var bu site yönetimindeki bir kişinin, diğer yazarlara gidilip sorulabilirdi. Baştan savma iş yapıp ödül filan dağıtma yetkisi vermeyin kendinize lütfen.

    1. M. İhsan Tatari dedi ki:

      Bu site yönetiminin seninle kişisel bir sorunu yok Galip. Sen ve ben, iki yetişkin birey olarak fikir ayrılıklarımızın olduğuna karar verdik ve medeni bir şekilde bir daha görüşmeme kararı aldık. Ama bunu Rıhtım’a hiçbir zaman yansıtmadım. Seninle ilgili her habere ve çıkardığın her kitaba elimizden geldiğince yer vermeye çalıştık. İstersen kendin de bakabilirsin:

      Link 1: https://kayiprihtim.com/?s=galip+dursun
      Link: 2: https://kayiprihtim.com/tag/galip-dursun/

      İkincisi, bu sene gelen okurlardan gelen adaylar arasında “En İyi Korku” kategorisi açabilecek kadar çeşitli eser yoktu. Gelenler de zaten belli, hep sizin ekibin gayretli çalışmaları sonucunda çıkan eserler bunlar:

      * Karanlık Yılbaşı Öyküleri (Mehmet Berk Yaltırık, Demokan Atasoy, Funda Özlem Şeran, Işın Beril Tetik, Galip Dursun)
      * Anadolu Korku Öyküleri 3 (Mehmet Berk Yaltırık, Işın Beril Tetik, Demokan Atasoy, Funda Özlem Şeran, Galip Dursun)
      * Aşkın Karanlık Yüzü (Demokan Atasoy, Mehmet Berk Yaltırık, Işın Beril Tetik, Galip Dursun)
      * Kara Kara Kapkara – Işın Beril Tetik
      * Gölgeli Öyküler – Mehmet Berk Yaltırık

      Hâl böyle olunca sizi sizinle yarıştıryormuşuz gibi bir durum çıkıyor ortaya. Ne anketin anlamı kalıyor ne de oylamanın. “Kendi kitabınızı geçtiniz, birinci oldunuz, tebrikeler!” mi diyeceğiz size? Alay eder gibi olurdu. O nedenle birleştirmek mecburiyetinde kaldık.

      Kategori isimlerine bu kadar takılmamak lazım. Önemli olan dostça bir rekabet ortamında geçtiğimiz yıl çıkan güzel eserleri tekrar yad edebilmek. Mesela “Pusova” da geçen sene “En İyi Fantastik” dalında ödül aldı.

      https://kayiprihtim.com/kayip-rihtim/2016-yilin-enleri-oylamasinda-kazananlar-belli-oldu/

      Ama kitabın aslında bir korkuydu. O zaman neden fantastikteydi peki? Çünkü yarışabileceğin başka aday, başka kitap yoktu. Biz de hiç olmamasındansa en azından bu şekilde yer verelim, hakkını verelim diye o kategoriye koymuştuk. Bu sene de aynı durum geçerli, değişen bir şey yok.

      Biz bu işten kuruş kazanmıyoruz, bize hiçbir getirisi yok. Kimseye para ödülü ya da kupa falan da vermiyoruz. Bizim derdimiz edebiyat, başka şey değil. Alt tarafı bir anket düzenliyoruz. Bu kadar büyütüp başka yerlere çekmeye gerek yok.

      İnşallah önümüzdeki yıl daha fazla korku eseri çıkar da biz de sevdiğimiz bu türe ve kitaplara ayrı bir kategori açabiliriz.

      Selametle.

      1. Galip dedi ki:

        Yahu İhsan bırak bu sözleri lütfen. Biz biliyoruz lafları cımbızlayan kendine destek olsun diye goodreads’e, forumlara yazan bir adamsın, ne profesyoneli 🙂 kendi kendine persona geliştirme.
        Türkiye’de korku yazan tek insan ben değilim ya da bizim tanıdıklarımız, aynı eserde yazdıklarımız değil. Kayahan Demir, Şafak Güçlü nerede bu listede?
        Bir halt ettiniz, cahil cühela bir liste çıkardınız. Şimdi sıvamayın yani. Bilmediğiniz işleri de listelemeyin, sizin haddinize değil.

        Gerçeküstü ile fantastik edebiyatı, Bilimkurguyu aynı şey zanneden zihniyet 🙂 ne yazsak boş. Paye vermeyelim. Sizin pupilleriniz de yaranmak için laf sokmasın. Yazık ederler kendilerine. Aşağıda örneği var, ayıp oluyor. Cahillik başa bela.

        Ayrıca bizim kitapları da rica ediyorum şu başarısız listenizden çıkarın. Sizin haddinize değil arkadaşlar 🙂 Orkun, Sibel ve Can doğru söylemişler. Boş verin. Yeri geliyor bütün bir sene çalışıyoruz şu kitaplar çıksın diye. iki tane cahil gelip kafasına göre laf etsin diye değil yani çabamız. Emeğimize haksızlık ediyorsunuz. Ne olduğunu anlamadığınız şeyler üzerinden geçinmeyin. Bizim kitaplarımız üstünden prim yapmayın. Çıkarın listeden arkadaşlar…

        1. M. İhsan Tatari dedi ki:

          Çirkinleşme Galip. Ben sana insan gibi, efendi efendi durumu izah ettim. Senin verdiğin cevaba bak… Kullandığın üslup senin yaşındaki bir adama, hele hele yazar sıfatı taşıyan birine yakışıyor mu?

          Bir kere ben yorumumda “profesyonel” kelimesini kullanmadım. Hiçbir zaman da öyle olduğumu iddia etmedim. Goodreads’teki yorumumu da senden önce kendi adını taşıyan 4 kitabı olan bir yazar olarak, yine kendi adını taşıyan ilk kitabını çıkaran başka bir meslektaşıma destek olma gayesiyle yazmıştım. Orada yaptığım yorum sadece senin kitabının sayfasında görünmüyor, benim takipçilerim de benim sayfamda görüyor. Yazar dayanışmasıydı niyetim. Reklam olsun diye değil. Senin için fesat. Ha, sen beni küçümsüyorsun, yazar olarak görmüyorsun, o ayrı.

          Kendi reklamımı yapacak olsam yüz binlerce tekil ziyaretçisi olan Kayıp Rıhtım ve Oyungezer’de âlâsını yaparım. Bir avuç Türk’ün girdiği, İngilizce bir oluşum olan Goodreads’te değil. Kendi reklamımı yapacak olsam anketteki “Çevirmenler” bölümünden her sene kendi rızamla, etiğe aykırı olur diyerek çekilmezdim. En başa kendi adımı yazardım bilakis.

          Aşağıdaki Tuna Bey’i de tanımam etmem. İlk defa görüyorum kendisini. Onun verdiği cevap da hoş olmamış. Ama kendisine, “Hoşt, yürü de ense tıraşını görelim,” falan demek yakışıyor mu sana? Okur o, okur. Senin ekmek kapın. Bana gelen bu tür her eleştiriye bu şekilde cevap verseydim, o-hoo… Ne yazarlığım kalır ne saygınlığım.

          Kayahan Demir ve diğerleri de ankette yok çünkü eserlerini aday gösteren biri olmadı. Bu ankette adayları “okurlar” belirliyor, biz değil. Yani senin cahil cühela dediğin bu listeler de yine beğenmediğin o okurlar tarafından hazırlandı.

          Ayrıca neyin bizim haddimiz olup olmayacağına karar vermek sana düşmez. Burası bizim sitemiz, bu da bizim anketimiz. Beğenmiyorsan gelme, okuma.

          Biz yazarlara ve eserlerine destek olalım, edebiyatımız gelişsin diye uğraşıyoruz. İmkansızlıklar içinde hatasıyla sevabıyla bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Sen kitabından prim kastığımızı düşünüyorsun. Nasıl bir zihniyet bu, anlamak mümkün değil.

    2. Tuna K. Yakın dedi ki:

      Tür yazını yapmaya harcadığınız enerjiyi hakikaten edebiyat yapmaya harcasaydınız, hem böyle dertleriniz olmazdı hem de hakiki edebiyat dergilerinden aldığınız olumsuz dönüşleri saçma alternatifleri yerine gerçek sebepleriyle görebilirdiniz.

      Eminim Tolkien de, LeGuin de Poe da, Lovecraft da “ben bilmemne edebiyatı yapıyorum,” diyerek yazmışlardır yazılarını…

      1. Galip dedi ki:

        Sevgili Tuna K.
        biz emeğimizi doğru yere yapıyoruz. Siz şimdi burada tanışlık gayretiyle bir şey yazmışsınız. Size cevabım “hoşt” olacak. Emin olun HPL’in “Ben korku yazıyorum” diye makalesi mevcuttur. Weird Tales’in kurulma sebebi de bu 1920’lerdeki makalesidir.

        Şimdi yürüyün gidin, hadi ense traşınızı göreyim. Siz ve sizi beğenen kankileriniz durmayın burada cahil cahil.
        Gelip burada millete ayar vermeden evvel biraz bir şeyler okuyun. Ağzı olan konuşmasın gevşek gevşek. Hadi yürü git hadi.

  5. Kamile Gürsoy dedi ki:

    Ne kadar acınası bir durumdayız. Buradaki yorumları görünce daha da iyi anlıyor insan. Uzun süredir takip ettiğim bir topluluğun, çevirmenin uzun süredir severek okuduğum, çeşitli platformlardan takip etmeye çalıştığım bir yazar ile yaşadığı şu durumu görüp de şaşırmamak zor.
    Şimdi ben de pupil, tanışık yaftası yiyeceğim ama olsun. Hakaretinizin dozunu iyi ayarlayın Galip Bey şimdiden söyleyeyim. Siz bir yazarsınız değil mi? O halde sizin böyle insanlara hakaretler yağdırma lüksünüz yok. İnsanlara saygısızca davranma, suçlama gibi bir ayrıcalığınız da yok. Ben, sizi severek okuyan bir insan olarak şu karakterinizi görmemeliyim. Biraz gizeminiz olsun ki, bari yazılarında hayal ettiğim yazar kalsın aklımda. Bir sonraki eserlerinizi okurken bu yazar geçenlerde bir platforma ve yorum yapanlara fütursuzca saldırmıştı demeyeyim. Bizim kitaplarımız üstünden prim yapmayın demişsiniz mesela. Allah aşkına sizin kitaplarınızdan nasıl bir prim yapılabilir Türkiye’de? Milyonlar sattınız da haberimiz mi yok? Eğer bir kitap türü üzerinden prim yapmak isteselerdi eminim ki sizler gibi satış rakamları yüzlerle veya binlerle hesaplanan kişilere değil aşk , din gibi konuların suyunu çıkaran yazarlara yönelirlerdi. Komik olmayın.
    Bir diğer konu ki asıl fitili ateşleyen budur;
    Orkun Uçar eğer oylamadan çekildiyse bir yazardan daha çekilmesini rica ediyorum. Yüksel Yılmaz eğer derdiniz bir yerlerde şaibeli şekilde üstlerde olmak değilse, hayal ettiğim kadar karakterli bir insansanız bu yarışmadan çekilir Sibel İnce’nin yine Bilimkurgu Kulübü duayeni Orkun Uçar’ın çekilmesi üzerinden bu platformu suçlamasının altında yatan durumu aklarsınız. Sizin orada kalmanız bu şaibenin doğruluğunu kanıtlar. Size bir başarı değil aksine büyük bir yafta bırakır.
    Mutlu günler dilerim.

    1. Kamile Gürsoy dedi ki:

      Bu arada yukarıda yazdığım konu ile tartışmaya bir yazarı daha eklemiş gibi oldum. Hakaret değil amacım, aksine M4Y4 Nesil’e oylarımı vermiştim. Sadece bu durumdan o yazarın şaibeli bir sonuç almasını istemiyorum. Eğer hakaret olarak anlaşıldıysa lütfen kusura bakmasın.

      1. M. İhsan Tatari dedi ki:

        M4Y4 Nesil adaylıktan çekilmiştir. Sosyal medya hesabından attığı özel mesajda size teşekkürlerimizi iletmemizi rica etti. Bilgilerinize…

        1. Kamile Gürsoy dedi ki:

          Kendisine ben de çok teşekkür ediyorum. Yazar arkadaşlarım şunu unutmamalı, evet evrenler yaratıyorlar, hayal dünyamıza dokunuyorlar, odalarımıza girip düşlerine bizleri ortak ediyorlar ama yarattıkları dünya ancak biz okursak gerçeğe dönüşebilir. Cahil de olabilir okuyan kişi, hiçbir şey bilmiyor da olabilir. Ama yazarın ismi ancak okuyan kişi ile var olabilir. Dolayısıyla yazar kimliği sağda solda etrafa kin kusan, hakaret eden değil yeni dünyalar yaratarak ortaya çıkmalıdır. Herkese iyi akşamlar.

        2. Kamile Gürsoy dedi ki:

          Ben şu son mesajları da okuduktan sonra tespitlerimde ne kadar haklı olduğumu bir kere daha görmüş oldum. Yorgan gitti kavga bitti sözünün çok güzel oturduğu bir olaylar silsilesi yaşadık. Geçmiş olsun herkese. Ben de burası sayesinde birçok yazarı tekrar tanımış oldum.

          1. Sibel İnce dedi ki:

            İlgiyle takip ettiğim, katılmak için can attığım bir ankette gördüğüm tutarsızlığı bildirdim diye komplo teorilerinize malzeme oldum, iyi mi…

            Kamile Hanım, size durumu maddeleyeyim; tatmin etmezse tekrar tartışalım.

            -Yüksek Doz Gelecek, bana göre 2017 senesiyle sınırlanmış en iyi eserlerden biridir. Öznel bir yorumdur bu, zaten anket de öznel yorumları toplamak için hazırlanmış.
            -Öznel fikrim Bilimkurgu Kulübü’nü bağlamaz.
            -Anket oluşturulduktan sonra kategori isimleri değiştirilmemelidir. Örneğin oy kullanmaya davet edildikten iki gün sonra “yılın en iyi yerli bilimkurgu romanı” kategorisinin “yılın en dandik yerli bilimkurgu romanı” şeklinde değiştirilmeyeceğine dair güvence verilmelidir.
            -Yüksek Doz Gelecek gerçeküstü öykü değildir, bilimkurgu kısa roman derlemesidir.
            -Gerçeküstü öykü ayıp değildir, güzeldir.
            -Orkun Uçar, Bilimkurgu Kulübü duayeni değildir. (Bunu nereden çıkardınız bilmiyorum ama bu hatalı algılayışınızda kulübün kusuru varsa eleştirilerinizi bekliyorum, zira doğrudan bu eleştirinin muhatabıyla karşı karşıyasınız. Hatam varsa gidereyim.)
            -İtirazımı Yüksel Yılmaz’a nasıl bağladığınızı hiç anlamadım.

            Ayrıca buçukluk bir madde daha ekleyeyim. Normal şartlarda kimseyi ilgilendirmez ama algılayışınız manipule edilmeye müsait göründüğü için bir ikna yöntemi olarak iliştireyim. Orkun Uçar’la birbirimizden hiç haz etmeyiz; kendisini gördüğüm yerde tıslayak kaçıyorum, o da öyle.

            Hatam varsa şimdiden affola. Aklınıza takılan sorular için ben buralardayım.

          2. Kamile Gürsoy dedi ki:

            http://www.bilimkurgukulubu.com/?s=Orkun+Uçar Sibel Hanım sizin Bilimkurgu Sohbet Grubu üzerindeki tavır ve hakimiyetinizi de bildiğim için sizlerle bir laf dalaşına girmek hiç istemediğimi belirterek başlayayım. Manipüle edilecek bir durum yok yukarıda attığım link Orkun Uçar ve siteniz arasındaki yakın ilişkiyi gösterir. Kişisel bir haz almama durumunuz ne beni ne de diğerlerini ilgilendirir. Ben sadece buradaki manipülasyonun sebebi olarak gördüğüm veya düşündüğüm şeyi yazdım. Sağ olsun yazar da öyle düşünmüş olmalı ki buradaki bir yorumla hemen adaylıktan çekildi. Duayen lafına niye bu kadar bozulduğunuzu anlayamadım. Bu kötü bir sözcük de değil aslında.
            Hoşça kalın.

          3. Sibel İnce dedi ki:

            Facebook üzerindeki bir hayran topluluğunun yöneticisinin tavırlarını Kayıp Rıhtım’daki anketin güvenilirliğine nasıl bağladığınızı açıklarsanız diğer sorularınızı da cevap vermeye değer bulacağım. Aksi halde sussanız daha iyi, çünkü çok temel mantık hatalarına düşüp konuyu dağıtıyorsunuz. Zira sizin kafa karışıklığıyla ortaya attığınız iddialar şimdiden bir güçlü adayın daha anketten çekilmesine sebep oldu. Bence susun, ankette kalan sağlar devam etsin.

            O linkin doğrusu da şöyledir: http://www.bilimkurgukulubu.com/author/orkunucar/
            Kendisini kulübün duayeni görmekte ısrarcıysanız Orkun Uçar’ın yazarı olduğu bir milyon benzer platform daha bulabilirim size.

          4. Kamile Gürsoy dedi ki:

            “Zira sizin kafa karışıklığıyla ortaya attığınız iddialar şimdiden bir güçlü adayın daha anketten çekilmesine sebep oldu. ”
            Bu beni değil çekilen yazarı bağlar. Kafa karışıklığına tek sahip olan ben değilim demek ki.
            Bu demek Ben kişisel görüşlerimi açıklarım. Sizlerle neden tartışmak istemediğimi de saldırgan tavrınız çok güzel gösteriyor.
            Dediğim gibi tartışmayacağım.

          5. Sibel İnce dedi ki:

            Bu sizi bağlamayacak da kimi bağlayacak? Yüksel Yılmaz’ın anketten çekilmesini benim üzerime mi yıkıyorsunuz şimdi de? Teallam… Orkun Uçar’dan sonra Yüksel Yılmaz’ı savunmak da varmış yazgımda, ne diyeyim. “Hasbinallah” çekerek şahsınızdan uzaklaşıyorum izninizle.

  6. Zafer Avşar dedi ki:

    Bu güzel etkinlik ve yarışmaların çoğalması fikrindeyim. Bu yazılanlarla ilgili bir fıkra geldi aklıma. Gerçi bir çoğunuz da biliyorsunuzdur. Bunu kitaplarımızı okumadan yorumlar yapan insanlardan çok aldık ama, bence yazar veya yazar adaylarının biraz daha dikkatli olması kanaatimdeyim. Arkadaşlar hepimiz aynı gemideyiz. Fıkraya gelince : Cehennemde yeni bir zebani işe başlamış. İlk gün doğal olarak oryantasyona ayrıldığından diğer bir kıdemli zebani tarafından gezdiriliyormuş. Heryerde dev, yüksek kaynar kazanlar içinde yanan insanlar ve her bir kazanın başında zebaniler varmış. Tabi bizimki yeni ve meraklı her şeyi öğrenmek istiyor. Bakmış derin bir kazanın başında 5 zebani beklıyor.
    – Bu ne demiş ?
    Diğer zebani cevap vermiş;
    – Bu Almanların kazanı, sürekli birlik olup yardımlaşıp üst üste çıkarak yukarıya tırmanıyorlar ve oradakı zebaniler de tırmananı tekrar aşağıya atıyor…
    Biraz daha ilerlemişler dev bir kazan daha. Başında 3 zebani bekliyormuş. Bizimki yine dayanamış
    – Peki burada niye 3 zebani bekliyor?
    Diğer zebani;
    – Bu da Amerikalıların kazanı, bunlar da arada yardımlaşıp çıkmaya çalışıyorlar ve görevli 3 zebani de yukarıya çıkanı tekrar aşağıya atıyor.
    Bizimki bakmış bir sürü dev kazan ve her kazanın başında çeşitli sayıda görevli zebani varken ileride bir kazan var ki başında hiç zebani falan yok. Hemen atılmış;
    – Yahu bu kazanda niye görevli zebani yok, boş mu?
    Diğer kıdemli zebani artık bıkkın bir şekilde cevaplamış;
    – Ha o mu yok yok o Türklerin kazanı. Orada boşuna görevli zebaniye gerek duymuyoruz. Zaten içlerinden birisi çıkmak için çaba sarfettiğinde diğerleri anında bunu farkedip birlik olarak hemen onu aşağıya çekiyor.

  7. orkun uçar dedi ki:

    Buradaki tartışmalardan yeni haberim oldu. Başka dedikodulara ve imalara malzeme vermemesi için konuyu açıklayayım. İhsan Tatari de bu yazacaklarımı teyit edecektir umarım.
    – Yıllardır bu tür oylamalara eserlerimle katılmıyorum. Fabisad’da da durum böyle. Kayıp Rıhtım’ı beğendiğim ve objektif, tarafsız bir oluşum olarak gördüğüm için anket sayfasına kendi ismimle eserimizi aday gösterdim. Başka okurlar da Yüksek Doz Gelecek’i önermişti.
    – Anketler açıklandığında kitabımızın “Yılın En İyi Gerçeküstü Öykü” kitapları arasında yer aldığını gördüm. İhsan Tatari’ye “Kitabımız ne gerçeküstü türünde, ne de öykü kitabı” dedim ve bu nedenle anketten çıkarılmasını istedim.
    – Bk, fk, korku, gerçeküstü, polisiye gibi türlerinin üst alt ilişkisi yoktur bana göre iyi edebiyat iyi edebiyattır. Ama “Yüksek Doz Gelecek” gerçeküstü değil, safi bilimkurgu. Ayrıca bırakın Türkiye’de, dünyada az örneği görülen kısa roman (novella) antolojisi. Kitaptaki bazı eserler roman diye yayınlanan kitaplardan daha fazla kelime ve sayfa sayısında. Örneğin Umut Altın’ın Köprüaltı eseri 153 sayfa, ki bu ankette yer alan kitapların içinde yanlış hatırlamıyorsam 136 sayfa olan var.
    – Kitabımız anketten çıkarıldıktan sonra o kategorinin ismi değişmiş ve “Yüksek Doz Gelecek”in anketten çıktığı ibaresi konulmuş, bundan da haberim yoktu. İhsan Tatari kitap anketten çıkana kadar en yüksek oyu aldığı için, oy verenlere sorumluluk olarak ibareyi koyduğunu söyledi.
    – Şurası önemli (İhsan Tatari de teyit ederse sevinirim.) Bütün bu süreç içinde ankette yer alan hiçbir başka kitap (eser) ve yazarın ismi geçmemiştir. Tekrar yazayım: “Yüksek Doz Gelecek’in anketten çekilme sürecinde hiçbir yazar, eser ve kitabın adı ismi geçmemiştir.” Anketten çekilme tamamen yazın ve edebi tür olarak olmadığı bir kategori altına konmasıyla ilgilidir.
    İhsan Tatari kitabınız roman değil, kısa roman o yüzden oraya koyduk dediği zaman da, “Ama öykü de değil, gerçeküstü de değil, o nedenle en iyisi çıkarın,” diye cevap verdim.
    Biz üretmeye çabasında olanlarız. Yüksek Doz Gelecek serisinden distopya konseptindeki ikinci kitabımızın dosyası yayınevine gönderildi.
    Sonuca gelirsek:
    – Kayıp Rıhtım’ın içeriğinde de yurt dışındaki ödüllerde olan kavgalar var. ABD’de de böyle. Asimov’un isminin içinde geçtiği tartışmaları hatırlıyorum ama sonuca bakarsak tartışmalar unutulur, eserler için en sert yargıyı “zaman” verir. Bunları da hoş bir anı olarak hatırlarız.
    Ben buradaki tartışmaları olumsuz görmüyorum. 2001’de ilk kitabımı yazarken konuşmacı olarak katıldığım bir panelde Bülent Somay, “Türkler fantastik ve bilimkurgu yazamaz,” demişti. Şimdi tartışma var, zira “Türk fantastik, bilimkurgu ve korku edebiyatı” var. Aldığımız yol, geldiğimiz aşama çok önemli.
    Bu kulaklar, “Biz Türk yazar basmıyoruz” diye çok duydu 2000’lerde. Şimdi birçok yayınevinden “Türk fantastik, bilimkurgu, korku, polisiye” kitapları çıkıyor.
    Herkese üretken bir yıl dilerim.

    1. M. İhsan Tatari dedi ki:

      Olaylar aynen Orkun Bey’in anlattığı şekliyle gerçekleşmiştir. Teyit ve teşekkür ediyorum.

  8. Abdullah Özdemir dedi ki:

    Merhaba,
    çok içerikli bir anket olmuş, emeği geçenlere çok teşekkür ederim.

    1. M. İhsan Tatari dedi ki:

      Katılımınız ve ilginiz için biz de teşekkür ederiz.

  9. Omer dedi ki:

    Keşke cevap verdikten sonra da adayları görebilseydik. Bazı kategorilerdeki kitapları not almak istemiştim ama “zaten yanıt verdiniz” diyerek tekrar göstermiyor bana. Tüm listeleri görebileceğim başka bir yer var mıdır?

    1. M. İhsan Tatari dedi ki:

      O Google’dan kaynaklı bir durum. Birden fazla kez oy kullanılmaması için öyle bir önlem almışlar. Anket açıklandığında tüm adayları tekrar görebileceksiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

2017 Yılın EN’leri Oylaması!

Okurlarımızın katılımıyla adayların belirlendiği 2017’nin EN’leri Oylaması yayında! Seçiminizi yapın ve 2017’nin EN’lerini hep birlikte belirleyelim!

  • 27
    Shares

“Son gemi de ayrıldığında limandan,

Kaybolmuştu artık o rıhtım, gecenin karanlığından…”

Başa dönün