İhtiyar Logan: Başka Bir Gelecekten Gelen Adam

Yaşlı Wolverine’in kıyamet sonrası bir dünyada geçen maceraları “Savaş Alanları!” adlı yeni ciltle kaldığı yerden devam ediyor! Biz de atladık atının terkisine, düştük onunla birlikte yollara…

Bildiğiniz dünyayı unutun. Süper kötüler galip geleli çok oldu. Buralar artık onların toprakları, onların krallıkları. Kızıl Kafatası ve akranları bundan 50 yıl kadar önce kahramanların kanlarıyla çizdiler sınırlarını. Bölüştüler toprakları aralarında ve zulmettiler hayatta kalma bahtsızlığını gösteren normal insanlara. Buralar artık çorak, her taraf çöllerle kaplı… ve o mukadder gecede can veren kahramanların kalıntıları dört bir yanda.

İşte böyle bir ortamda, bedenen değilse de ruhen yok edilmiş yaşlı bir Wolverine karşılar bizi bu diyarlarda. Ya da şimdiki adıyla İhtiyar Logan… Yıllar önce yaşanmış gizemli bir olaydan ötürü pençelerini bir daha asla çıkarmamaya yemin etmiş, sadece ailesini düşünen bir çiftçi artık o. Bir pasifist. Ta ki işler fena hâlde ters gidene ve hiç istememesine rağmen son bir maceraya atılmak zorunda kalana dek…

SNIKT!

Bundan birkaç yıl önce, yine Gerekli Şeyler tarafından dilimize kazandırılan İhtiyar Logan adlı muazzam bir çizgi şaheserle tanışmıştık bu yaşlı Wolverine’le. Her zamanki Logan’dan farklı olması kadar, hem ilgi çekici post-apokaliptik dünyası hem de Clint Eastwood’un Affedilmeyen (Unforgiven) filmini andıran atmosferiyle de bizi bizden almıştı.

Doğal olarak, “Savaş Alanları!” adlı bu ikinci cilt de, ilkinin konusuyla ilgili bol miktarda sürprizbozan içeriyor. Çünkü sadece konusunu onun üzerine inşa etmekle kalmıyor, aynı zamanda kaldığı yerden de devam ettirmeye çalışıyor. Hatta bu cildin hemen başında önceki olayların kısa bir özeti de yer alıyor. O yüzden size tavsiyem eğer imkânınız varsa ilk önce onu okumanız. Böylece Savaş Alanları’ndan alacağınız keyif de otomatikman ikiye katlanacaktır.

Bu kez farklı bir yazar-çizer ikilisiyle karşımıza çıkan İhtiyar Logan, alıştığımız Wolverine’e biraz daha yakın bir karakter olarak boy gösteriyor bu serüvende. Öyle ki, neredeyse daha ilk sayfalardan itibaren çeşitli uzuvlar ve iç organlar havada uçuşuyor.

Yaşını başını almış Logan’ın o kendine hâkim olan, ağırbaşlı havasını unutun kısacası. İlk başlarda bu durumu biraz can sıkıcı bulsam da ilk cildin bitiş şekli göz önüne alındığında başka türlüsünü beklemek haksızlık olurdu herhâlde. Zaten hikâye de bunu kafaya takmanıza fırsat bırakmadan o dünyanın kasvetli havasına bürünerek çabucak ilginçleşiyor.

Hızlı ve bol kanlı bir başlangıcın ardından Logan’ın kahramanlık günlerine geri döndüğünü ve bu kanunsuz topraklara bir nebze de olsa adalet getirmek için pençeleri sıvadığını görüyoruz. Ancak çok kısa bir süre sonra, gökten düşen bir Ultron kafası işleri değiştiriyor. Çünkü biri hariç tüm Ultron’ların yok edildiği bu dünyaya ait değildir bu mekanik kafa. Varolmaması gerekir, ama bir şekilde oradadır işte… Böylece merakına yenik düşen anti-kahramanımız adamantium kemiklerinin sızlamasına aldırmadan başlıyor bu gizemi çözme çalışmalarına. Biz de bu esnada bir kez daha bu post-apokaliptik dünyadan kesitler görüyoruz elbette.

Evden hiç ayrılmamalıydım…

İhtiyar Logan kısa bir sürenin ardından, eski bir dostunun da yardımıyla gerçekte varolmaması gereken Ultron kafasının “duvarın ötesinden” geldiğini öğreniyor. Okur olarak bu noktada “Hangi duvar?” diye soruyoruz elbette, çünkü daha önceki maceralarda böyle bir şey yoktu. Fakat kahramanımız duvarın ne olduğunu hep biliyormuş gibi davranıyor. Duvar, Dr. Doom tarafından inşa edilmiş, devasa bir sınır ve aşılması kesinlikle yasak. Aksi takdirde Thor birlikleri sizi oracıkta yargılayıp ölüme mahkûm ediyor. Bu noktada bir kez daha kafamızı kaşıyoruz. Thor birlikleri mi? İyi de Thor ölmüştü… Hem şu çoğul eki de ne ola ki? Ama Logan bunu da biliyor, hatta bununla da kalmayıp duvara tırmanmaya karar veriyor. İşte ne oluyorsa ondan sonra oluyor…

Duvarın öte tarafında varolmaması gereken bir dünya ile ölmüş olması gereken müttefikler ve eski düşmanlarla karşılaşıyor Logan. Bunların hiçbiri ona mantıklı gelmiyor. Ama Marvel okurları olarak Logan’ın nerede, daha doğrusu “hangi alternatif boyutta” olduğunu anlayıveriyor ve içimizden kıs kıs gülüyoruz.

Marvel çizgi romanları ve filmleriyle az çok ilgiliyseniz bazı hikâyelerinin ayrı evrenlerde geçtiğini de bilirsiniz. Örneğin sinematik evreni (Earth-199999) ayrıdır, klasik çizgi romanların geçtiği ayrı (Earth-616). Ultimate evreni (Earth-1610) ayrıdır, Marvel Zombies (Earth-2149) evreni ayrı. Bunun çizgi filmi, geleceği, geçmişi bir sürü versiyonu var. Nasıl? Karışık değil mi? Eh… Marvel ekibi de öyle düşünmüş olacak ki 2015 yılında Secret Wars adlı bir mini seriyle tüm bu alternatif boyutları yok edip bir araya getirmeye, fazlalık olarak gördüklerini budayıp sadeleştirmeye gittiler.

Bunun sonucu olarak önce Battleworld doğdu. Dr. Doom tüm o parçalanan alternatif boyutları tek bir dünyada topladı ve hepsini koskocaman duvarlarla birbirinden ayırdı. Kendisini bu yeni dünyanın tanrısı ilan etti, Thor’un tüm farklı versiyonlarını da duvarlara muhafız olarak atadı. Ama İhtiyar Logan bunlardan bihaber elbette. O, duvarı sanki hep varmış gibi hatırlıyor ve ötesinde ne olduğunu kesinlikle bilmiyor. Tıpkı diğer herkes gibi…

Tabii bu son anlattıklarıma çizgi romanda değinilmiyor ve onun yerine İhtiyar Logan’ın o evren senin bu evren benim dolaşmasına, neler olup bittiğine bir anlam vermeye çalışmasına ve canını kurtarmak için ettiği mücadelelere konuk oluyoruz. Logan’ın hangi dünyaları ziyaret ettiğine ve kimleri gördüğüne burada değinmeyeceğim, çünkü çizgi romanın en eğlenceli yanı, hatta belki de tek olayı bu.

Savaş Alanları’nın kötü bir çizgi roman olduğunu söylemek çok büyük haksızlık olur. Aksine, gayet eğlenceli ve ilgi çekici bir macera olmuş. Okurken bir sonraki karede neler olacağını merak edip duruyor, sayfaları heyecanla çeviriyorsunuz. Bununla birlikte tüm bu maceranın asıl amacı İhtiyar Logan’ı All-New All-Different değişimi kapsamında Marvel evreninin kalıcı karakterlerinden birine dönüştürmek ve kendi aylık mecmuasına kavuşturmak. O nedenle tüm heyecanlı koşuşturma kendisine hiç de yakışmayan bir sonla bitiveriyor. “Eğer neler olduğunu öğrenmek istiyorsanız Secret Wars’u okuyun!” tadındaki finalini hiç mi hiç sevmedim.

Buna ek olarak alternatif kapaklarda gördüğümüz iki şeyin çizgi romanda hiç yer alamaması da can sıkıcı: Genç Wolverine’le hiç karşılaşmıyor, “yeni oğluyla” aralarında nasıl bir ilişki olduğunu okuyamıyoruz. Ama çok kısa bir sahnede Logan’ın “gerçek adını” hatırladığını görüyoruz, ki sahiden de ilginç bir an oldu bu benim için.

Son söz

Sizin anlayacağınız Savaş Alanları, İhtiyar Logan cildi gibi bir klasik değil. Yine de tüm bu eleştirilerime rağmen keyifle okuduğum bir macera oldu. Çizimleri (bazı yerlerde biraz karışık olsa da) gerçekten de çok iyiydi. Çevirmenimiz Tulgan Köksal ve editörümüz Alp Köklü de gayet temiz ve kolay anlaşılır bir Türkçeleştirme koymuşlar ortaya. Emeklerinden dolayı ikisine de teşekkür ederim.

Son olarak cildin kenarındaki 0 rakamı gözümden kaçmadı. Kim bilir, Gerekli Şeyler’in planları arasında İhtiyar Logan’ın aylık serisini de dilimize kazandırmak vardır belki? Bekleyip göreceğiz…

Genel Yayın Editörü
On beş yılı aşkın bir zamandır fantastik edebiyat, bilimkurgu, çizgi roman ve bilgisayar oyunlarıyla haşır neşir oluyor. Fantastik edebiyat alanında dört basılı kitabı bulunan yazar, Kayıp Rıhtım'ın yanı sıra Oyungezer dergisinde de serbest editör olarak çalışmakta, çeşitli yayınevlerinde çevirmen ve editör olarak görev almaktadır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İhtiyar Logan: Başka Bir Gelecekten Gelen Adam

Yaşlı Wolverine’in kıyamet sonrası bir dünyada geçen maceraları “Savaş Alanları!” adlı yeni ciltle kaldığı yerden devam ediyor! Biz de atladık atının terkisine, düştük onunla birlikte yollara…

Bültenimize Katılın!

E-posta adresinizle listemize abone olun, tüm gelişmelerden önce siz haberdar olun!

Başa dönün