Londra Nehirleri

Bilimkurgu Kraliçesiyle Uzakdoğu Kozmolojisine Bir Yolculuk

Metis Yayıncılık etiketiyle çıkan kitapta Ursula K. Le Guin okurlara Tao yolunda eşlik ediyor.

Kavramın ontolojik anlamı gereği herhangi bir tanımlama yapamayacağımızdan size biraz “yolda olmak”tan bahsedelim. LAO TSE (Lao-Tzu/Laozi) ile Konfüçyüsün milattan önce çıktığı yol bugün hâlâ sonsuzluğun kendisinden gelip yine ona varmak üzere uzayıp gitmekte. Tao‘nun ne olduğu anlatılamaz, anlatılırsa da o Tao değildir, çünkü Tao’nun doğasını ve işleyişinin genel hatlarını çizebilmek için kelimelere başvurmak aslında onun sınırlarını giderek daraltmaktan başla bir şey değildir. Ancak öğretinin belli başlı bazı hatlarıyla ilgili bilgi vermek gerekirse; Tao, bir yoldur, yolda olmaktır, yola çıkandır, yolun kendisidir, yolda bulduklarındır, yola çıktıkların ve yolda kazandıklarındır. Yani kısacası her şeydir. Fakat aynı zamanda da hiçbir şeydir. Çünkü Tao’da zıtlıklar birbirlerini var ederken, birbirleriyle de aynı şey demektir. Tao’da yol her şeyin üzerindedir ve aynı zamanda yolda olan sensindir ve boylu boyunca altında uzanır. Hiçbir hedefi olmayan taoistin içerisindeki Jen’ini bulmaya çalışırken izlediği Tao yolunda karşısına çıkan her şeyde aslında hedefine ulaşır. Bir kişinin Tao’ya ulaşıp ulaşmadığını asla bilemeyiz, çünkü bundan kendi bile haberdar olamaz. En bilge olanın kendini göstermeye ihtiyacı olmaz, zira kendi bile kendinin farkında değildir. Zıtlıklar arasındaki mesafenin hiç de sanıldığı kadar uzak olmadığını salık veren öğreti aslında insanın aradığı şey için çıktığı yolculukta bulmayı istediği şey, bu karmaşık zincirden yola çıkarsak belki de çoktan kazandığımız bir şeydir, hepimizin içinde ve her şeyin çok dışında.

“Gitmek geri dönüştür.”[1]

Yaklaşık 2500 yıl önce kökleri filizlenip hâlâ uzayıp giden bu yol bir din veya inanç sisteminden çok hayatı anlamlandırmaya çalışma, onda bir anlam aramanın sonunda ortaya çıkmış panteist ve plüralist bir kozmoz anlayışıdır. Bir hiçken aynı zamanda uzayıp giden bu yol da, kişinin karanlıklarla birlikte aydınlanmasını öğütleyen diğer pek çok Uzakdoğu öğretisi gibi kişisel gelişim zırvalıklarına alet olmuş olsa da bazı önemli kalemlerin de ilgisini çekmiş elbet. Erdemle ilgilenen pek çok filozofun yanında Shelley, Kropotkin ve Goldmann gibi yazarlara da ilham veren sistem, bu senenin başında acı haberini aldığımız, kurgu edebiyatın kilometre taşlarını oluşturacak eserler kaleme alan aktivist, feminist kadın yazar Ursula Kroeber Le Guin’in neredeyse bütün eserlerinin alt metninde okuyabileceğimiz Tao öğretisi, onun ruhuna işleyen anarşizmle harmanlanıp okuyucuya kadar ulaşmıştır. Anarşizm, çoğu entelektüel tarafından Batılı bir fenomen olarak kabul edilirken meyvelerini görece daha Batı’da vermiş olmasına rağmen gücünü Doğu’daki köklerinden alan bir düşünce sistemidir. Buradan hareketle yazarın anarşizme yaptığı her atıfta taoizmin izlerini görebiliriz.

GÖZ ATIN  Kraliçeye Selam Durun! "Sürgün Gezegeni" Bizlerle

“İçeri kapamak, dışarıda bırakmak, aynı şey…”[2]

Bilimkurgu kraliçesi, Tao yolunu romanlarına yedirmenin yanı sıra, onca şeyi sorgulayıp reddederken belki de en başından beri etkilenip feyz aldığı kitap olan Lao-Tzu’nın Tao Te Ching kitabına da kendi yorumlarını katmayı elbette ihmal etmemiş. Bülent Somay tarafından dilimize kazandırılan “Ursula K. Le Guin’in Yorumuyla Lao Tzu: Tao Te Ching“in tanıtımıysa şu şekilde;

Tao Te Ching’i yöneticiler için el kitabı olarak gören akademik çeviriler, Taocu “bilge”nin biricikliğini, erkekliğini, otoritesini vurgulayan terimler kullanır. Bense, günümüzün bilge olmayan, güç sahibi olmayan, muhtemelen erkek de olmayan ve kapalı bir çevrenin anlayabileceği sırlar peşinde koşmak yerine doğruca ruha hitap eden sese kulak kabartacak okuruna, ulaşabileceği bir Yol Kitabı sunmak istedim. Bu kitabın neden iki bin beş yüz yıldır sevildiğini görmesini istedim bu okurun.

“Tao Te Ching büyük dini metinler arasında en sevilesi olanıdır; eğlencelidir, keskindir, iyicildir, mütevazıdır, durdurulamaz bir taşkınlığı, tükenmez bir yenileyiciliği vardır. Tüm derin kaynaklar arasında suyu en berrak olanıdır.”

– Ursula K. Le Guin

Siz de edebiyatta filizlenen bu büyük çınar ağacının köklerinin dokunduğu yerleri merak ediyorsanız, Metis Yayınları‘nın bilimkurgu ve felsefe sevenlere ayrı ayrı hitap eden bu yeni derlemesini bütün kitapçılardan edinebilirsiz. Usta yazarın yol arkadaşlığıyla yaptığınız okuma boyunca da unutmayın ki; “İyi bir gezginin sabit planı ve varmaya niyeti yoktur.”[3]


[1] Guin, Ursula K. Le (2011). Rüyanın Öte Yakası. Çev. A. Üçler. İstanbul: Metis Yayınları.

[2] Guin, Ursula K. Le (1990). Mülksüzler. Çev. L. Mollamustafaoğlu. İstanbul: Metis Yayınları.

[3] TSE, LAO

Son Savaş




Okumayı ve yazmayı öğrendiğimden beri bir şeyler yazıyorum. Daha çok da okuyorum. Sosyoloji okuduğum için inceleme alanım bu dünyanın insanları olsa da ilgi alanım başka dünyalar olduğu için artık MSGSÜ Felsefe Bölümü'nde yüksek lisans öğrencisiyim. Bir Bellatrix, Auri kadar olmasa da ben de pek buralardan sayılmam zaten.

Bilimkurgu Kraliçesiyle Uzakdoğu Kozmolojisine Bir Yolculuk için 1 yorum

  1. “Yolda olmak” hakkındakileri okudukça, aklıma devamlı okuyabildiğim Le Guin işlerinden çıkardığım anlamlar geldi. Bu kitabı okumak, Le Guin’in kurgusal ve kurgu dışı çalışmalarının dayandığı özü ilk elden -yine onun sayesinde- öğrenmek gibi olacaktır.

    Bülent Somay’a ve Metis Yayınlarına sonsuz teşekkürlerimi sunarım.


Bilimkurgu Kraliçesiyle Uzakdoğu Kozmolojisine Bir Yolculuk

Metis Yayıncılık etiketiyle çıkan kitapta Ursula K. Le Guin okurlara Tao yolunda eşlik ediyor.

Başa dönün