Çöpkent: Nesnelerin Gizemli Dünyasında Bir Garip Iremonger

"Hurda Köşkü" ile başlayan Iremonger Serisi'nin ikinci kitabı "Çöpkent"te macera Londra'nın derinlerine doğru uzanıyor. Yazar Edward Carey fantastik edebiyatın bütün unsurlarını başarıyla kullanmaya devam ediyor!

Not: Bu incelemede serinin her iki kitabına dair ayrıntılara hazırlıksız yakalanmanız mümkündür.

Kendinizi bir kil düğme ya da yarım altın olarak bulsanız, cepten cebe dolaşsanız, yeniden bir insana dönüşmek ister miydiniz? Hurda yığınının en atında ya da turtacının geveze penilerle dolu yazar kasasında sıkışan bir yarım altın olsaydım, ben isterdim.

Hurda Köşkü’nün gizemi, nesnelerin köleleştirdiği insanlar, nesneye dönüşen Lucy Pennant ve Clodius Iremonger’in fantastik hikâyesi, serinin ikinci kitabı Çöpkent ile devam ediyor. Kısa zaman önce sitemizde yayınlanan Hurda Köşkü kitabına dair düşüncelerimi yazarken, Çöpkent’i de çoktan okumuştum. İkinci kitapta kahramanlarımızın başlarına neler geleceğini bilerek ilk kitabı olabildiğince ketum biçimde anlatmak zor olmuştu. Üçüncü kitap henüz dilimize kazandırılmadığı için, bu yazıyı yazarken sizler kadar meraklı ve heyecanlıyım. Tam karşınızda.

GÖZ ATIN  Hurdaların Gizemli Dünyası: "Hurda Köşkü"

Hurda Köşkü kitabında yapmaya ihtiyaç duymadığım bir şeye Çöpkent hakkında yazı yazmaya başlarken başvurdum. Kitap hakkında daha önce yazılmış bir inceleme olup olmadığına bakmak istedim. Nereden başlayacağımı kestiremediğimden kaynaklandığını söyleyebilirim. Mavisel Yener’in değerlendirmesini okurken daha önce üzerine düşünüp karar kılamadığım bir noktada aydınlandım. Iremonger serisini bir tür başlığı altına almak isteyip başaramamıştım. Bu seri için “steampunk” türü, incelemenin yazarı tarafından yakıştırılmış. İlk kitabın atmosferini ve evrenini düşününce, içime sindi.

Hurda KöşküKırmızı Kedi Yayınevi’nden Alkım Özalp editörlüğünde 2017 yılında çıktı. Kendisi üç kitaplık bir serinin ilk kitabı. 1970, İngiltere doğumlu olan yazar Edward Carey’in yazdığı serinin henüz sadece ilk iki cildi (Hurda Köşkü ve Çöpkent) dilimize çevrildi.

İlk kitaba dair bazı ayrıntıları hatırlayalım. Londra’nın dışındaki hurdalardan oluşan köşke sahip olan Iremonger Ailesi’nin köklü düzeni Lucy Pennant tarafından bozulmuştu. Clodius ile türlü maceralara giriştikten sonra kendilerini kil düğme ve yarım altın olarak bambaşka yerlerde bulacaklarından haberleri yoktu. Bizler de serinin ikinci kitabında Hurda Köşkü kitabının sonunda birer nesneye dönüşen Lucy Pennant’ı hurda yığınlarının arasında bir düğme olarak, Clod Iremonger’i yazar kasada yarım altın olarak buluyoruz.

Edward Carey, okuyucuyu ustalıkla kitaba hapseden, zihni kolayca ele geçiren kalemiyle Iremongerların fantastik dünyalarının devamını anlatıyor. 1800’lerin Londra’sında bu defa hurda köşkünün dışına, Londra Duvarı’nın öteki tarafına geçen kahramanlarımız artık birer insan değil. İlk kitabı Hurda Köşkü ile Kirkus Reviews tarafından 2014 yılının en iyi gençlik kitabı seçilen seri, Çöpkent kitabı ile devam ediyor. Iremonger üçlemesinin ikinci kitabı olan Çöpkent, Hurda Köşkü’ne göre mekân çokluğu açısından karmaşık bir ortam sunuyor. Birçok nesne, insan, toplanma…

Serinin ilk iki kitabı arasındaki en önemli farklardan biri de çevirmeninin değişmesi. Nilay Öztürk’ün çevirisiyle okuduğumuz Çöpkent, ilk kitap olan Hurda Köşkü’nün diline göre sadeleşmiş diyebilirim. Hurdaların ve çöplerin fantastik dünyasını büyülü bir anlatımla okumaya ikinci kitapta da devam ediyoruz.

Iremonger serisinin dilimize kazandırılan ilk iki kitabında beni en çok etkileyen unsur yazarın çizimleriyle karşımıza çıkan karakterler ve haritalar oldu. Az önceki sayfada tanıştığım karakter, bir sonraki sayfada karşıma yazarın çizimiyle çıktığında ilk başta özgürlüğüm engellenmiş gibi hissetmiş olsam da, daha sonra her biriyle göz göze gelmenin büyük bir şans olduğunu düşündüm. Iremonger serisinin ikinci kitabında da ilk kitabında olduğu gibi çizimler serinin yazarı Edward Carey’e ait. Bu kez değişen ortam sebebiyle kitabın girişinde ve sonunda bulunan haritalar bambaşka yerleri gösteriyor.

James Henry Hayward, Iremonger Ailesi’nin geleneklerinden birinin somut halinden, bir Iremonger’in nesnesi olmaktan insan olmaya geçiyor. İkinci kitapta, ilk kitapta nesne olarak tanıştığımız birinin gerçek hayatına yakından bakma şansını buluyoruz. Defne Yaprağı Evi’nde nesneleri insana, insanları nesneye bir çırpıda çevirebilen karanlık ve insafsız muhafızlarla ve efendilerle birlikte yaşayan Hawward’ın hikâyesini okurken Iremonger Ailesi’nin büyük sırrına da erişiyoruz. Nesnesi olan insanlar ya da henüz bir nesneden dönüştüğünü bilmeyen birçoğu, mürebbiyeleri tarafından onlara yutturulan macun ile geçmişlerini siliyorlar. Hawward, Defne Yaprağı Evi’nin bir çeşit fabrika olduğunu öğrendiğinde daha önce evde ettiği ipucu parçalarını da birleştiriyor ve hayatının sandığı kadar gerçek olmadığını fark ediyor. Macundan yememeye başladıkça zihnine düşen görüntüler, hatırladığı ayrıntılar onu bambaşka gizleri çözmeye itiyor. Serüvenimiz yeniden, böylece başlıyor.

“‘Kil düğme,’ dedim. ‘Kalp atışlarına ahenkli bir kil düğme.’”

Hurdalığa terk edilen bir kil düğme olan Lucy Pennant’ın hikâyesi, sonsuza dek kaybolmakla lanetleniyor. Clodius Iremonger, kendi nesnesi James Henry Hayward’ın doğduğu bataklıktaki bir yarım altına dönüşüyor. Turtacıdaki yazar kasadan Londra’daki Forlichingham Parkı’na, sonra Forlichingham’daki Defne Yaprağı Evi’ne götürüyor, oradan da kaçırılıyor.

“Öldüm mü? Sanırım öldüm. Önceden öyle olduğumu çok iyi hatırlasam da artık bir insan değilim, orası kesin. Sanırım bir nesneyim. Zamanını tam olarak söyleyemesem de sanırım bir süredir bu nesnenin içinde hapis kaldım. Ancak birdenbire daha fazla düşünebilmeye başladım. Daha fazla hissediyorum. Duyabiliyorum, farklı bir duyuş bu. Önceden olduğu gibi yalnızca kısık sesli ve belirsiz fısıltıları değil, etrafındaki gerçek sesleri yakalayabiliyorum. Karanlık bir yere atılmıştım ve yanımda benden başka pek çok şey vardı. Bazıları sesler çıkarıyorlardı.”

Hurda Köşkü kitabının altını üstüne getiren Lucy Pennant ve Clod Iremonger’ın tekinsiz maceralarının Çöpkent’te nereye doğru savrulduğuna bakalım.

Binadit’in Hikâyesi Başlıyor

“Ben her yerdeyim.
Beni göremezsiniz.
İşte buradayım.”

Clod Iremonger ve Lucy Pennant

Hurdaların arasına sonsuza dek bulunamaması gayesiyle atılan kil düğme Lucy Pennant’ın hurdaların arasında yaşayan bir nesne toplanması olan Binadit tarafından bulunması, macerayı başlatıyor. Binadit, hurdaların en altında yaşayarak nesnelerle mutlu bir hayat sürdüğüne inanan, yüzeye çıktığında anlamını kaybettiğini, yok sayıldığını düşünen kocaman bir hurda yığını olarak karşımıza çıkıyor. Kil düğmeyi bulduğunda, “Ben buldum, o yüzden benim. Böyle bir şeyi de ancak benim gibi biri bulabilirdi zaten,” diyor. Yüzeye çıkıyor. Demirden parmakları arasında sımsıkı tuttuğu düğmeyi hiçbir şeye benzetemiyor. Ona “Düme,” diyor, “benim kil dümem.”

Lucy Pennant, sabit yeri olmayan bir düğme olarak, hurda yığını Binadit’in sıktığı elinde uzun yollar kat ediyor. Binadit kil dümesini yüzeye çıkardığında bir nesne olan Pennant’ın yeniden konuşmaya başladığın görüyoruz:

“Loosypinnnnott.”

Ne?

“Loooseee Pennnint,”

Hı?

“Lucy Pennant.”

Hurda Köşkü kitabında Clod Iremonger köşkteki diğer nesnelerle konuştuğunda bizim turuncu (kimine göre kırmızı) saçlı Lucy Pennant’ımızın bir gün nesne olup da bize adını söyleyeceğini düşünebilir miydik? Bundan sonra Pennant, hurdalığın en dibinde boğulan bir nesne olmayı özleyecek. Binadit’in dümesi olmaktan Clodius Iremonger’a giden yola sapmak kolay olmayacak. Binadit içinse bizleri, çoğumuzu şaşkına çevirecek büyük sürprizler bekliyor.

Yarım Altın Clodius Iremonger

“HALKIN DİKKATİNE!!!

BİR YARIM ALTIN ÇALINDI!

Bütün yarım altınlar vakit kaybedilmeden Iremonger

yetkililerine teslim edilecektir.

12 Ocak 1876 tarihinde saat 14.00’ten sonra bireylerin ya da işyerlerinin şahsi mülkiyetinde bulunan her yarım altın kanun ihlali sayılacak ve söz konusu kişiler en ağır cezaya çarptırılacaktır.

Efendi Umbitt Iremonger’ın emriyle.

Yüzsüz adıyla bilinen Unry Iremonger’ın hizmetiyle

Dönüşken adıyla bilinen Otta Iremonger’ın hizmetiyle”

İnsan olmak mı, yarım altın olmak mı? Hurda Köşkü Iremonger’larının sırrı Clod Iremonger’ın altına dönüşüp içinde dolanıp durduğu Çöpkent’te ne yapacak?

James Henry Hayward

Clod Iremonger’in hikâyesi böyle devam ediyor. Kendini birdenbire onlarca nesnenin sesi arasında buluyor. Öldü mü? Kıpırdayamıyor. Duyuyor. Daha öncekilerden farklı bir duyuş. Başka bir ses, “İki peni derler bana,” diyor. Bir zaman sonra burnu havada ve parlak olarak gördükleri yarım altının maceralarını merak ediyor. Hepimiz gibi.

Londra Duvarı’nın diğer tarafında askerler bekliyor. Iremonger bir turtacıda, diğer bozuk paraların arasında ışıldıyor. Az sonra onu bir cepte turtacıdan çıkarken buluyoruz. Hasır sepetin, bot çamurluğunun, takma dişlerin çağrılarını işiterek nereye gideceğini merak ediyor.

Yolculuğunun sonunda bir şeyler karşılığında bambaşka insanlar arasına giriyor. Çöpkent’te yarım altın bulundurmanın yasak olduğunu öğreniyor. Lucy Pennant’ı arıyor. James Henry Hayward’ın ailesini bulmak istiyor. Lames Henry Hayward’ın evi olan Defne Yaprağı Evi’ne yolu düşüyor. Bir yarım altının ve eskiden üst düzey bir Iremonger olan Clod’un hikâyesi tepe taklak devam ediyor. Londra Duvarı, Hurda Köşkü ve Filchingham Lucy Pennant ve Clod Iremonger’i birbirinden uzakta ama aynı şekilde savuruyor.

Kil Düğme ile Yarım Altın Kavuşuyor

“Bana vurdu. Yüzüme o kadar sert vurdu ki yumurta gibi çatlayacağımı sandım. Bana vurdu, tabii ki de vurdu. Bana vurmasaydı onun olduğunu nasıl anlayacaktım? Bu Lucy Pennant ne büyük bir baş belasıydı; şimdiye kadarki en harika baş belasıydı.”

Lucy Pennant ile Clod Iremonger’in sonunda yine yollarının kesişmesiyle Iremonger Ailesi’nin büyük bir sırrını öğrenmeleri aynı zamana denk geliyor.

Hurda Köşkü’nün gizemli dünyasından çıkıp nesnelerin gizemli dünyasında giren Lucy Pennant ve Clod Iremonger birbirlerine yardım etmeye, Hurda Duvarı’nı ve halkı bazı şeylerden korumaya yeminli gibiler.

1800’lerde geçen olaylar dizisindeki materyalist dünya eleştiri kolaylıkla günümüze ve bizi bekleyen geleceğe uyarlanabilir. Bu bakımdan distopik bir seri olan Iremonger serisinin üçüncü kitabını dört gözle bekliyorum.

  • 20
    Shares




Eylül 1994’te Ankara’da doğdum. Çocukken Ankara’dan İzmir’e taşındık. Ege Üniversitesi Gazetecilik Bölümü’nden mezun oldum. Bundan sonraki hayatımın okuyarak ve yazarak geçmesini umuyorum. Fantastik edebiyat ile hem yazma hem okuma olarak yakından ilgiliyim. Daha önce birkaç internet dergisinde editör ve yazan olarak yer aldım. 2013 senesinden itibaren fanzin dünyası içindeyim. Birçok fanzinde eserlerim yayımlandı. Şimdilerde ise iki kişi olarak CosmicZion Zine (czz) adlı fantastik edebiyat, uzay ve mitoloji fanzinini çıkartmaktayız.

Çöpkent: Nesnelerin Gizemli Dünyasında Bir Garip Iremonger için 1 yorum

  1. Pardus dedi ki:

    İlginç bir kitaba benziyor. Okunası.

    NOT: Spoiler uyarısını biraz daha büyük yazarsanız iyi olur bence. :smiley:


Çöpkent: Nesnelerin Gizemli Dünyasında Bir Garip Iremonger

“Hurda Köşkü” ile başlayan Iremonger Serisi’nin ikinci kitabı “Çöpkent”te macera Londra’nın derinlerine doğru uzanıyor. Yazar Edward Carey fantastik edebiyatın bütün unsurlarını başarıyla kullanmaya devam ediyor!

  • 20
    Shares

 

 

Başa dönün
Daha fazla Edebiyat, İnceleme
Philip K. Dick’in “Galaktik Çömlek Tamircisi” Adlı Romanı Raflarda

Philip K. Dick’in distopik romanı "Galaktik Çömlek Tamircisi," Alfa Yayınları etiketiyle raflardaki yerini aldı.

Kapat