Resident Evil: Hikâyenin Sonu

Resident Evil: The Final Chapter belki çok kötü bir film değil, ama iyi bir film de değil. Serinin sonunu görmek ve akılda kalan bazı sorulara cevap almak isteyenlerin izlemesi gereken bir film.

Aslında zombi hikâyelerinden hiç hoşlanmam. Nedendir bilmiyorum ama sarmıyor beni. Çevremdeki neredeyse herkes tarafından yüzlerce defa tavsiye edilmiş olmasına rağmen The Walking Dead’i hiç izlemedim. Fakat ilginçtir, bu türden hiç hoşlanmamama rağmen Resident Evil ile yıllardan beri seviyeli bir ilişkim oldu. Belki de bilimkurgu yönü biraz daha ağır bastığındandır.

Çocukluğumda bilgisayarımda oyunu oynamış, pek de keyif almış, hatta biraz gerilmiştim. 2002’de ilk film Ölümcül Deney adıyla vizyona girince havalara uçmuştum. Milla Jovovich de Alice için bence en uygun aktristi. Film, bekleneni veremese de kötü bir film de değildi. İkinci film de fena değildi. Fakat sonraki filmlerde aksiyonun dozu artarken konu bütünlüğü gitgide azaldı, hikâyede çelişkiler ortaya çıktı. Özellikle beşinci film olan Retribution, bu sorunun en çok görüldüğü filmdi. Bu yüzden, bu yazının konusu olan The Final Chapter’ı izlemeye giderken fazla bir beklentim yoktu. Amacım, hikâyenin sonunu görmek ve bilimkurgu sinemasındaki en sevdiğim kadın karakterlerden biri olan Alice’e veda etmekti. En kötü ihtimalle Recep İvedik’ten daha iyi bir film izlemiş olacaktım (gittiğim sinemada, dokuz salondan altısında Recep İvedik 5 vardı, kâbus gibi).

Eee, nasıl geldik biz buraya?

Gelelim konuya; beşinci filmin sonunda Red Queen (Kızıl Kraliçe) adlı yapay zekânın gezegendeki tüm canlı yaşamı yok etmeye çalıştığını ve Washington’da son bir savaş olacağını görmüştük. Bu yüzden bu filmin başında şiddetli bir savaş göreceğimi sanıyordum. Fakat film, bu savaştan sonraki dönemde başlıyor. Alice’i yıkıntıların arasından çıkarken görüyoruz. Fakat bildiğimiz her şey tersine dönmüş. Red Queen sandığımızın aksine kötü değil, iyi bir rolde ve Umbrella (Şemsiye) şirketi bir kez daha yalan söylemiş. Yani anlayacağınız bu filmin başı ile bir önceki filmin sonu arasında çok ciddi bir kopukluk söz konusu. İlerleyen sahnelerde bu bağlantıyı kurmak için öğrendiklerimiz son derece yetersiz kalıyor.

GÖZ ATIN  Netflix’in Zombi Aşkı Resident Evil’la Devam Ediyor

Fakat olumlu bir şey de var: Artık her şeyin bu filmde nihayete ereceğini öğreniyoruz. İnsanlıktan geriye çok az kişinin kaldığını ve 48 saat içinde onların da yok olacağını ama Alice’in Umbrella şirketindeki tedaviyi ele geçirip tüm dünyayı bu kâbustan kurtaracağını öğreniyoruz.

Konuda bazı çelişkilerin olması, önceki filmlerde bulunan senaryodaki kopukluklar, bu filmin de eksi yönlerinden olsa da artı yönleri bu filmi önemli hale getiriyor. İlk filmden beri gelen, Umbrella şirketinin amacı, Red Queen’in derdinin ne olduğu ve Alice’in geçmişi hakkındaki sorular nihayet cevaplanıyor. Hepsi birbirine bazı pürüzler hariç güzelce bağlanmış.

Bu arada bu filmde hem Red Queen’i hem de Alice’in gençliğini, başroldeki Milla Jovovich’in ve filmin senaristi/yönetmeni Paul W.S. Anderson’ın kızı Ever Anderson oynamış. Anne ile kız arasındaki benzerlik hemen fark ediliyor. Ever Anderson’ın iyi bir performans sergilediğini düşünüyorum (en azından ilk deneyime göre). Fakat filmin genelindeki oyunculuklar vasat diyebilirim.

Manasız aksiyon

Resident Evil’in bu son bölümünün bence önemli kusuru aksiyon sahneleri. Senaryodaki tutarsızlıklar, bazı önemli sorunların cevaplanmasıyla telafi ediliyor. Oyuncuların performansı vasat olsa da bunu da kabullenmek mümkün. Fakat aksiyon sahneleri kelimenin tam anlamıyla facia. Çekimler o kadar kötü yapılmış ki bu sahnelerden hiçbir şey anlaşılmıyor.

Bence bu filmdeki kusurların nedeni, filmi yazan ve yöneten Paul W.S. Anderson. Ne tam tutarlı bir senaryo yazmayı becerebilmiş, ne oyuncuları yönetebilmiş, ne de doğru düzgün bir çekim yapabilmiş. Zaten Resident Evil’in daha iyi bir seri olamamasının nedeni bence bu adam. Altı filmden altısının senaryosunu aynı kişi yazıyor, dördünü aynı kişi yönetiyor ama buna rağmen filmler arasında önemli boşluklar ve çelişkiler oluyorsa, onca yıllık deneyime rağmen doğru bir çekim ortaya çıkmıyorsa ben bu adamı suçlamaktan çekinmem.

GÖZ ATIN  Milla Jovovich, Yeni Hellboy Filminin Kadrosunda

Sonuç olarak Resident Evil: The Final Chapter belki çok kötü bir film değil, ama iyi bir film de değil. Serinin sonunu görmek ve akılda kalan bazı sorulara cevap almak isteyenlerin izlemesi gereken bir film. Paul Anderson’a rağmen efsane olmuş bir seriye yakışmasa da hikâye nihayete erdi. Tabii Holywood’u bilirsiniz gelecekte paraya sıkıştıklarında devamını veya tekrarını çekerlerse şaşırmam.

  • 29
    Shares


1986’da Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde doğdu. 1998’den beri ailesiyle birlikte Adana’da yaşıyor. 2010’da Mustafa Kemal Üniversitesi Muhasebe Önlisans bölümünden ve 2013’te Anadolu Üniversitesi İktisat bölümünden mezun oldu. Katı bilimkurguya bayılıyor, kendi çapında öyküler yazıyor. Şu sıralar en büyük hobisi yeni diller öğrenmek ve bir gün tüm dünyayı görebilmek istiyor.

Resident Evil: Hikâyenin Sonu

Resident Evil: The Final Chapter belki çok kötü bir film değil, ama iyi bir film de değil. Serinin sonunu görmek ve akılda kalan bazı sorulara cevap almak isteyenlerin izlemesi gereken bir film.

  • 29
    Shares

 

 

Başa dönün
Daha fazla İnceleme, Sinema
Yüksek Doz Gelecek: Burada Hem Gelecek, Hem de Yüksek Doz Edebiyat Var!

Yerli bilimkurgunun çıtasını yükseltecek beş kısa roman okumayı kim istemez ki? Biz okuduk. Hem çok...

Kapat