in ,

Snowpiercer 2. Sezon İncelemesi: Kıyamet Günlerinde Savaş!

Snowpiercer 2. sezon incelemesi sizlerle. Sean Bean, Jennifer Connely ve Daveed Diggs’li diziyle ilgili ilk yorumlarımız yayında.

Snowpiercer 2. Sezon incelemesi

Snowpiercer dizisi merakla beklenen 2. sezon bölümleri ile Netflix platformunda yayına girdi. Maceranın yeni sezonu, ilkinin üstüne çıkmayı başarabilmiş mi? Sean Bean’in kadroya katılması neleri değiştirdi? Doğu, Batı, Güney ve Kuzey Ekspresi’nin hikâyesinin ikinci ayağını izledik, görüşlerimizi bu inceleme yazısında sizlerle buluşturuyoruz.

Aynı adı taşıyan Fransız çizgi romanı ve Bong-Joon Ho’nun 2013 yapımı filminden uyarlanma Snowpiercer dizisinin ilk sezonu ardından kaleme aldığımız incelemeyi buradan okuyabilirsiniz.

1. sezondan bahsederken konu başlıklarından birisini “Marie Antoinette’leri Tanımak” şeklinde adlandırmıştım. Trendeki devrim Fransız Devrimi’ne, karakterler de o dönemin figürlerine son derece uyuyordu. İkinci sezon bu benzetmeyi tekrarlamayı imkansız hâle getiriyor. Bu sefer dizide de gayet açık şekilde belirtildiği üzere, Sovyet Devrimi’yle daha doğrusu Sovyet İç Savaşı’yla karşı karşıyayız. İlk sezondaki bütün dengeler sarsılıyor ve yeni oyuncular 994 vagonluk bu satranç tahtasını yeniden şekillendiriyor. Yeni sezonun ilkinden çok daha büyük oynamasını sağlayan tek bir oyuncu var ve ondan konuşarak başlayacağız: Sean Bean

Snowpiercer 2. Sezon: Her Devrin Adamı, Her Devrimin Tek Adamı

Snowpiercer 2. Sezon inceleme

İlk sezondan konuşurken dizinin gerçek başkarakterinin Jennifer Connely’nin canlandırdığı Melanie Cavill olduğundan bahsetmiştim. Cavill karakteri soğuk ve katı yüzüyle hem yolcuları hem de treni yönetiyordu. Cavill’ın hikâyesi dizinin zayıf kaldığı devrim arkını yok saymamızı sağlayacak kadar iyiydi.

Yeni sezonda Melanie Cavill’ın ustası olan Joseph Wilford’la tanışıyoruz. Cavill’ın ve dizide gördüğümüz bütün karakterlerin yaratıcısı ve koruyucusu olan Wilford; bu titri olabilecek en iyi şekilde ekrana taşıyan Sean Bean tarafından canlandırılıyor. Bu sezon Connely’i çok göremediğimiz için de olabilir ama Bean, bulunduğu her sahneyi varlığıyla dolduruyor ve ilk sezondaki övgülerimin çok çok daha fazlasını hak ediyor.

Wilford’u tanıdıkça ilk sezondaki, “Neden bu böyle olmuş ki? Çok saçma!” sorularının hepsi cevaplanıyor. Wilford’un gülen bir yüzün arkasına saklanmış demir yumruğu, trenin işleyişiyle ilgili her şeyi açıklıyor.

Wilford her karakterin “yaratıcısı” derken hiç abartmadığım bir güce sahip. Trende önemli konumlara yerleştireceği herkesi özenle seçmiş ve kendisinin olmalarını istediği insan hâline getirene kadar manipüle etmiş. 7 sene sonra birden ortaya çıkınca bile insanların üzerinde sahip olduğu etki hiç yok olmamış. Ekranda olduğu her an tedirginlik dolu.

1034 Vagonluk Snowpiercer

2. Sezon Melanie

Wilford dizide olduğu kadar yazıda da baskın ve hemen sözü alabilse de, trende sadece o yok. İlk sezonda savaşlarını izlediğimiz, sevdiğimiz karakterlerin yeni durumla mücadele etme çabalarını da izliyoruz. En zorlu savaşı veren de Andre Layton. İlk sezonda Kuyruk’un akil adamı, Tren Dedektifi ve nihayetinde Başyoldaş olarak gördüğümüz Layton yeni sezonda Wilford’un oyunlarının göbeğinde hapsoluyor.

Trenin kontrolünü savaşla elde eden ve çok zor elinde tutan Layton bu sefer hiç hazırlanmadığı bir akıl savaşına giriyor. Wilford’un her hamlesiyle birlikte de eli güçsüzleşiyor, hiçbir karşı hamlesi başarı bulamıyor.

Layton bütün sezon boyunca eski yöntemleriyle bir şeyler başarmaya çalışıyor. Trenden trene casuslar yönlendirmek, yeraltını kontrol ederek yukarıya tırmanmaya çalışmak ve eline baltasını almak Layton’un yönetimden anladığı her şey. Tabii ki bir isyan veya iç savaş lideri değil de iki ülke arasındaki savaşın tarafı olunca bu yöntemler işe yaramıyor.

Dizinin kendisini Sovyetler ile bağdaştırdığı nokta da burada. Wilford, adını taşıdığı Stalin’le, Layton da oğluna adını vermek istediği Troçki’yle özdeşleşiyor. Bir köşede halkın adamı varken diğer tarafta zorlu kararları gözünü kırpmadan veren diktatör kozlarını paylaşıyor. Tıpkı tarihte olduğu gibi, Snowpiercer’da da Troçkilerin işi çok zor.

Daveed Diggs’in ilk sezonda yerdiğim donuk oyunculuğu bu noktada Layton’u çok daha inanılır bir karakter hâline getiriyor. Bütün planları boşa çıkan ve git gide yenilgiyi kabullenen bir liderin çekişmeleri ve sessiz isyanı Diggs’in yüzünde okunabiliyor.

Vezirsiz Bir Kral

Snowpiercer 2. Sezon incelemesi

Layton’un Wilford’la giriştiği savaşı kaybetmesinin en büyük sebebi elinde vezirinin olmaması. İlk sezondaki anti-kahramanımız Melanie Cavill, son bölümlerde Layton’la birlikte çalışmaya başlamış; ikili yeni sistemi kurarken birbirlerine güvenmeyi de öğrenmişlerdi. Cavill bu sezonun başında vurduğu birkaç hamleyle Wilford’a en ağır hasarlara yol açtı ve kusursuz bir zafer kazanmasını da o hamleler engelledi.

Bahsettiğim hamle de, Melanie’nin Wilford tarafından yetiştirilen kızıyla kurduğu üç bölümlük ilişki. Duygudan neredeyse tamamen arınmış karakterimizi uzak kaldığı kızıyla kavuşurken izlemek yeni sezonun diziyi tamamen değiştireceğinin ilk sinyaliydi. Melanie’nin profesyonelliği ve Wilford’un zekâsını kendinde barındıran Alex’in ise hem trenin hem de dizinin geleceğinde büyük rol oynayacağı kesin.

Bu sezonda yolculuğundan bahsetmek istediğim son karakter ise Audrey. İlk sezonda dizinin tonundan tamamen kopuk Gece Vagonu’nun Madam’ı olan karakter yeni sezonda kendisini zor kurtulduğu geçmişinin kollarında buluyor. Sezon boyunca izlerken hem empati yaptırıp hem de kızdıran bir hikâye yaşadı. Wilford’tan aldığı ve Wilford’a duyduğu hastalıklı aşk sezonun duygusal olarak en ağır sahnelerine sebep oldu. Audrey’in yeniden seçim yapmak zorunda kalacağı zaman yaşanacaklar önümüzdeki sezonun en beklediğim noktalarından.

İki Tren, Tek Ray

Kar küreyici 2. Sezon

Snowpiercer 2. sezon bölümlerinde ilk sezonun iyi yaptığı şeyleri koruyup, bütün yanlışlarını düzeltti. Hem de bunu tamamen farklı bir hikâyeye geçmişken yaptı. Dizi gerçekten seviye atladı ve yeni sezonda daha da iyi olacağından hiç şüphem yok. Şimdi 10 vagonluk Snowpiercer ve 1024 vagonluk Big Alice arasındaki savaşın ikinci raundunu bekliyor ve her iki trendeki en aklı selim insanın, Melanie Cavill’ın muğlak kaderi için endişelenmekten başka elden hiçbir şey gelmiyor. Çalışmaları şimdiden başlayan 3. sezonda yeniden görüşmek üzere.

Snowpiercer 2. sezonu sizler nasıl buldunuz? İki lokomotifin sonraki karşılaşması sizce nasıl sonuçlanacak? Yorum ve teorilerinizi Kayıp Rıhtım Forum’da paylaşmayı unutmayın.

Oyla!

Mehmet Çakıcı

1999'da Balıkesir'de doğdu. Küçük yaştan beri fantastik edebiyata ilgi duydu, büyüdükçe diğer edebiyatlara da yaklaştı. Şu sıralar İstanbul Üniversitesi'nde bu ilginin üstüne iyice düşüyor. Uzun bir süre araknofobinin nasıl yazıldığını öğrenemedi.

Wonder Woman Themyscira

Wonder Woman’ın Vatanı Themyscira’daki Gerçek, Erkek Bebeklerin Acı Kaderini Ortaya Çıkardı

Orhan Pamuk Veba Geceleri Atatürk Hakaret

Orhan Pamuk’un Veba Geceleri’nde Atatürk’e Hakaret Ettiği İddiasına Yazardan Yanıt