Spawn Cilt 2: Ünlü Yazarların Cehennem Gösterisi

Neil Gaiman, Frank Miller ve Alan Moore gibi ustaların hikâyelerini içeren Spawn Cilt 2’yi inceledik.

Evet, biliyorum; bu çizgi roman basılalı bayağı oldu. Evet, üçüncü cildi de geçenlerde çıktı, onu da biliyorum. Ama ben de insanım, benim de köle gibi çalışmaya hakkım var! (Bir dakika… ne dedim ben?) Şaka bir yana, sabahlaya sabahlaya çeviri yapmaktan aldığım kitapları ve çizgi romanları okuyamaz oldum. Hâl böyle olunca ekibimiz tarafından itinayla bana kilitlenen incelemeleri yazmakta da gecikiyorum. O yüzden bu minik (!) gecikmeden hiç haberiniz yokmuş gibi yapıp incelememize geçelim. Mahsusçuktan yani. Olur, di mi? Olur olur (Olur desenize evladım!).

Olur Böyle Küçük Dostum – Malebolgia

Teşekkürler kara lordum. Öhöm… Hatırlayacağınız gibi Arkabahçe Yayıncılık geçen sene bir güzellik yapıp çizgi roman basmaya başladığı ilk yıllarda (1999) yayınladığı ama sonrasında yarım kalan Spawn’ı bizlerle tekrar buluşturmuştu. Biz de bunun şerefine ilk cildi sizler için etraflıca incelemiştik. Şimdi de sıra içinde Neil Gaiman, Alan Moore ve Frank Miller gibi önemli ustaların hikâyelerinin yanı sıra Todd McFarlane’ın yıllar boyunca yayından kaldırdığı ve uzun bir süre boyunca kimsenin okuyamadığı o “gizemli sayı” da var.

İkinci cilt, ilkinin sonunda yarım kalan hikâyenin ikinci ve son bölümüyle başlıyor. Katliam (gerçi bu sefer ismi “Toplu Katliam” olarak çevrilmiş) adlı kiralık cyborg katilin elinden kıl payıyla kurtulan Spawn, güçlerini harcamak istemediği için (çünkü güçlerini her kullanışında ikinci kez ölmeye ve Cehennem’e dönmeye mahkûm) en iyi bildiği şeyi yapmaya karar verir. Silahlanmaya… Ne de olsa o eski bir asker ve top tüfek kullanmakta üstüne yok. Her ne kadar kendi içinde mantıklı olsa da bunca gücü olan bir anti-kahramanın sıradan bir asker gibi tüfekle tabancayla savaştığını okumak hâlâ sıkıcı. Geçen sefer de dediğim gibi, Spawn’ın en sıkıcı maceralarından biridir Toplu Katliam karşılaşması.

Neyse ki ikinci macerayla işler iyice şenlikli bir hâl alıyor çünkü sahneye büyük usta Alan Moore çıkıyor! Watchmen, Öldüren Şaka ve V for Vendetta gibi başyapıtlarıyla yakından tanıdığımız üstat, yazdığı Spawn hikâyesiyle seriye âdeta yeni bir soluk üflüyor desek abartmış olmayız. “Cennette” adlı bu macerada bir kez daha seri çocuk katili Kincaid’le beraberiz. Tabii kendisi azıcık (!) öldüğünden o artık cehennemde. Ve biz de bundan istifade Spawn evrenindeki cehennemin dokuz katını tek tek dolaşıyoruz. Gerçekten de leziz bir sayı.

Hemen ardından Neil Gaiman’ın ünlü Angela serüveni karşılıyor bizleri. Cennet için çalışan bir melek olan Angela, yüzyıllar boyunca cehennem tarafından dünyaya gönderilen Spawnları avlayan bir ödül avcısıdır. Ve bu kez hedefi Al Simmons’tır elbette. Gaiman bu sayıda hem Ortaçağ Spawn’ını hem Angela’yı hem de filmden de hatırlayacağınız, anti kahramanımıza yol gösteren gizemli Cogliostro karakterini yaratmıştır. Tüm bu karakterler daha sonraları hem Spawn çizgi romanında hem de kendi yan serilerinde görülmüştür. Gelin görün ki işin başında tüm bu karakterlerin haklarının Neil Gaiman’a ait olduğunu kabul eden McFarlane daha sonra yan çizmiş, Gaiman’a telif hakkı ödemeyi reddetmiş ve Gaiman gibi ılımlı bir adamla davalık olmak gibi zor bir işe imza atmıştır. Mahkemeyi kazanan Gaiman olmuştu elbette, o da daha sonra Marvel’le anlaşmıştı. O yüzden Angela’yı Age Of Ultron çizgi romanından da hatırlayabilirsiniz.

Angela

Her ikisi de seriye derinlik katan bu iki maceranın ardından geliyoruz ünlü “yasaklı sayıya.” Okuyabileceğiniz en tuhaf çizgi romanlardan biri olan bu macerada Spawn’ın başka bir boyuta ışınlandığına ve burada yüzleri görünmese de açık bir şekilde Marvel ve DC’nin ünlü kahramanlarıyla karşılaştığına şahit oluyoruz. Ama hepsi mahkûmdur; bir tek Spawn özgürdür. Sebebiyse yaratıcısının onu “satmamasıdır.” Sizin anlayacağınız çizgi roman piyasasına bir eleştiri söz konusu bu sayıda. Ki zaten McFarlane’ın Marvel’den ayrılıp Image Comics’i kurmasının sebebi de bu eleştirisi ve isyanıdır. Çizgi roman daha sonra işin içine Dave Sim’in konuşan karıncayiyeni Cerberus’un katılmasıyla iyice tuhaf bir hâl alıyor. Bunca yıl merak etmenize değip değmediğinizi sorgularken buluyorsunuz kendinizi sonunda. İncelememin başında da belirttiğim gibi, McFarlane yıllar boyunca yayından kaldırmıştı bu sayıyı.

Akabinde bir başka usta, Batman: Kara Şövalye Dönüyor, 300 ve Sin City gibi eserlerin ünlü yazarı Frank Miller tarafından kaleme alınmış bir başka macera çıkıyor karşımıza. Ama ne yazık ki basit bir sokak çetesi savaşı öyküsünden fazlasını sunamıyor kendisi… Miller’ı takip ediyorsanız çalışmalarının genellikle ya öve öve ya da söve söve bitiremeyeceğiniz şeyler olduğunu bilirsiniz. İkisinin arası yoktur; ya çok iyi bir hikâye çıkar ya da çok kötü. Spawn için yazdığı hikâyede de ikincisi geçerli ne yazık ki.

Ünlü yazarların cehennem alevleri arasındaki bu geçit töreninin ardından kalemi bir kez daha McFarlane devralıyor ve biz de böylece Spawn’ın hikâyesinin normal akışına geri dönüyoruz. Cildin son iki sayısında anti-kahramanımız onu kimin öldürdüğünü nihayet hatırlayıp intikam peşine düşüyor. Biz de bu sayede bir sürü yeni detay öğreniyoruz kendisi hakkında.

Çeviri ve Editörlük

Spawn Cilt 2’nin çevirisi ilk cildin aksine başka bir isme, Cem Demirkan’a teslim edilmiş. Genel olarak başarılı bulsam da gözüme batan bazı hatalar da yok değildi. Mesela “billion” (milyar) kelimesi “bilyon” olarak bırakılmıştı. Ek olarak “Ödeşme” adlı yedinci sayıda şöyle bir iki kutuyla karşılaştım:

[Kare 1]Şimdiye kadar binanın on iki kademeli güvenlik sisteminin ikinci seviyesine ulaşan olmamıştı. [Kare 2] Kimse yok.”

Şimdi ben bunu görür görmez ortada bir çeviri hatası olduğunu anladım. Çünkü cümleler birbirine uymuyor. Çok büyük ihtimalle, “Kimse yok,” olarak çevrilen sözcük aslında “Nobody.” Yani, “Şimdiye kadar buraya ulaşabilen olmadı. Hem de hiç,” denmek istiyor orada. Üşenmedim, orijinal dilinden kontrol ettim ve tam da benim dediğim gibi olduğunu gördüm. Çizgi roman boyunca (maalesef) buna benzer minik hatalar var ama bunların sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. O yüzden çok büyük bir sorun yok diyebiliriz.

Böylelikle Arkabahçe’nin 1999 tarihli Spawn fasiküllerini bitirmemize sadece bir sayı kaldı. Yani (eğer yanlış hatırlamıyorsam) üçüncü ciltle birlikte daha önce Türkçe olarak okumadığımız Spawn maceralarına kavuşmuş olacağız. O zamana dek gözünüz yeşil kum saatlerinde, kulağınız Yıkıcı’da olsun… Keyifli okumalar.

  • 15
    Shares




Genel Yayın Yönetmeni
Yirmi yılı aşkın bir zamandır fantastik edebiyat, bilimkurgu, çizgi roman ve bilgisayar oyunlarıyla haşır neşir oluyor. Fantastik edebiyat alanında dört basılı kitabı bulunan yazar, Kayıp Rıhtım'ın yanı sıra Oyungezer dergisinde de serbest yazar olarak çalışmakta, çeşitli yayınevlerinde çevirmen ve editör olarak görev almaktadır.

Spawn Cilt 2: Ünlü Yazarların Cehennem Gösterisi

Neil Gaiman, Frank Miller ve Alan Moore gibi ustaların hikâyelerini içeren Spawn Cilt 2’yi inceledik.

  • 15
    Shares

 

 

Başa dönün