in ,

Dün Görüşürüz – Sercan Leylek | Yazarının Kaleminden

Sercan Leylek, fantastik ve bilimkurgu soslu yeni romanı Dün Görüşürüz’ün yazım macerasını Kayıp Rıhtım okurları için kaleme aldı.

Dün Görüşürüz - Sercan Leylek | Yazarının Kaleminden

Sercan Leylek’in Klaros Yayınları etiketiyle çıkan yeni kitabı Dün Görüşürüz geçen ay raflardaki yerini aldı.

Yazar, her kalktığında bir önceki güne uyanan bir karakterin yaşadığı maceraları anlattığı kitabının ortaya çıkış sürecini ve yazım macerasını kaleme aldı.

* * *

Her şey bir belgeselle başladı. Bir akşam, TRT’nin hazırladığı bir savaş belgeselini YouTube üzerinden izlemek için divana uzandım ve o belgeseli en fazla 10 saniye izleyebildim. Çünkü Dün Görüşürüz’ü yazmaya yardımcı olacak ilham perisi beni meğerse o videonun ilk karesinde bekliyormuş. Karanlık bir sahnede, bas sesli spiker şuna benzer klişe bir cümle kurdu: “Zaman hep ileri doğru akar…” Ve ben videoyu bu cümleyi duyar duymaz durdurdum. İçimden geçirdiğim ilk düşünceler şöyle sıralandı: “Ne yani? Zaman geriye doğru hiç akamaz mı? İyi de nasıl? Mesela ya bir adam sürekli düne uyanırsa? Ama aynı güne değil. Sürekli bir gün geriye gidecek. Bizim için takvimler 4 Nisan, 5 Nisan, 6 Nisan diye akıyorsa, bu kişi için 6 Nisan, 5 Nisan, 4 Nisan diye akmaya başlayacak…”

Belgeseli bir kenara bıraktıktan sonra, yaklaşık iki saat boyunca kafamda tekrarlar yaptım. O akşam, bir odada yalnız başıma düşündüm. Gözümün önüne sahneler ve böyle bir derde düşmüş bir karakterin yaşayacakları geliyordu. Böylece Dün Görüşürüz serüveni ana hatlarıyla aklımda oluştu.

Bulduğum bu ana çatışma hikâye yaratmak için oldukça verimli bir hadise. Çünkü sürekli düne giderek geçmişe doğru yol alan bir insan, yaşanacak olanları bildiği için sınırsız olasılıklarla hayatına devam edebilir. Dahası fenomene maruz kalan karakter herhangi bir insan olabilir. Örneğin, lise son sınıftaki bir öğrenci, menopoza girmiş bir kadın, savaşın ortasındaki bir asker veya çaptan düşmüş bir müzisyen. Aslına bakarsanız, ben ana karakteri belirlerken mazbut bir yol belirledim. Otuzlu yaşlarının ortalarında, mutsuz bir evliliğe sahip, üniversite eğitimini yarıda bırakmış ve sevmediği bir işte çalışan İzmirli bir reklamcı olan Altay Eren’i seçtim. Bu şekilde, hikâyenin daha fazla okuyucu tarafından içselleştirilmesini amaçladım. Çünkü Altay Eren hepimizin sokakta gördüğü ve birçok açıdan hepimize benzeyen bir insan.

Dün Görüşürüz Kitabının Ana Fikri

Görüşürüz - Sercan Leylek

Romanın doğup büyüdüğüm şehir olan İzmir’de geçiyor olması da ayrı bir heyecan oldu. Çünkü bu zamana dek Mars’a giden astronotlarla (Cydonia), Orta Çağ korsanları ile (Piri Reis ve Nostradamus) ve Norveç’teki İkinci Dünya Savaşı kahramanlarıyla (Duvar ve Adam) ilgili romanlar yazmıştım. Çocukluğumu ve gençliğimi geçirdiğim bir yer hakkında yazmak bana bu kez daha cazip geldi. Eğer gün gelir Dün Görüşürüz Norveççe de yayımlanırsa, bu çalışmanın İzmir’in tanıtımına da hizmet edeceğini düşünüyorum. Zira Norveç’te herkes Alanya’yı tanıyor ama İzmir’i bilen Norveçli’ye pek nadir rastlıyorsunuz.

Ayrıca, bu kitabın okuyucuya sunmak istediği ana fikir ise pişmanlıklarımızla ilgili. Bence sanat herkese dokunabildiği zaman geniş kitleler tarafından kabul görüyor. Bu yüzden kitaba “Doğru hayatı yaşamak için her zaman ikinci bir şans vardır” cümlesiyle başladım. Sokakta simit satan adamın da banka müdürü olan bir kişinin de pişmanlıkları var. Ama asıl soru şu: Pişmanlıklarımızı çözmek için bugün ne yapıyoruz? Dün Görüşürüz, okuyucuya bu umut ve şevk kapısını aralıyor.

Türkiye’de insanların büyük bir bölümü hayatından ne kadar memnuniyetsiz olduğunu dile getiriyor. Gençler yurtdışına kaçarak tüm sorunlarını çözeceklerini zannediyorlar. İnsanlar mutsuz evliliklerinden veya bunaltıcı mesleki hayatlarından bahsediyorlar. Fakat, savruldukları girdabın içinden çıkmaları mümkün olduğu halde hayatlarını düzeltmek adına bir çaba sarf etmiyorlar. Dün Görüşürüz’ün bu sorun yumağı içinde olan kişilere güç vereceğine inanıyorum.

Okuyucuların heyecanını kaçırmamak için kitapta gerçekleşen olayları söylememek için kendimi zor tutuyorum, ama bunu dile getirmeden edemeyeceğim. Bu kitapta, 15 Temmuz’la ilgili bir bölüm var. Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olan bu gece kurgusal çalışmalara ne kadar yansıdı bilemiyorum, ama ben bu mühim geceyi hikâyeye katmadan duramadım. Sanırım bu zamana dek içinde 15 Temmuz hain darbe girişimini barındıran kitaplar siyasi belgesel niteliğinde kaleme alınmış çalışmalardan ibaret. Ben ise, yaşananları fantastik edebiyatın bir parçası haline getirmek istedim. Örneğin, onlarca yabancı roman John F. Kennedy suikastını veya 11 Eylül saldırısını bilimkurgu veya fantastik türde hikâyenin bir bölümüne katıyor. Benzer yaklaşımın, Türkiye’deki özgür düşüncenin gelişmesine yardımcı olacağına inanıyorum.


Sercan Leylek’in Dün Görüşürüz adlı eseri ve önceki okuduğunuz kitaplarına dair görüşlerinizi Kayıp Rıhtım Forum üzerinden bizimle paylaşabilirsiniz.

Oyla!

Sercan Leylek

İzmir doğumlu Sercan Leylek, tiyatrocu bir ailenin çocuğu olarak büyüdü. Dokuz Eylül Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu ve ilk kitabı Cydonia 2012’de yayınlandı. Bu eserini 2015’te yayınlanan Piri Reis ve Nostradamus isimli bir başka bilim-kurgu romanı takip etti. 2017’de Norveç’te yayınlanan Duvar ve Adam (Mannen og muren) adındaki fantastik romanıyla birlikte hem uluslararası yayıncılığa hem de yeni bir türe adım atmış oldu. Aynı roman, 2019 yılında Bilgi Yayınevi tarafından Türk okuyucunun beğenisine sunuldu.

Kan, Ter ve Pikseller - Jason Schreier

Kan, Ter ve Pikseller: Video Oyun Yapımcılığının Perde Arkasına Davetlisiniz

Bonkis Fragmanı BluTV Dizisi

Bonkis Fragmanı: Yeni BluTV Dizisi Yolda