Vincent van Gogh Hakkında 9 Şaşırtıcı Bilgi

Vincent van Gogh hakkında hayatı ve eserleri ile ilgili pek çok şaşırtıcı bilgi var. İşte empresyonist ressamın fırça darbeleri arasındaki zorlu yaşamı!

Sanat tarihinin en popüler isimlerinden Vincent van Gogh hakkında neler biliyorsunuz? Sanatçının hayatı ve eserlerine dair az bilinen şaşırtıcı gerçekler sizlerle!

Hayata gözlerini 30 Mart 1853 tarihinde, Hollanda’nın Zundert kentinde açan Vincent van Gogh’un, resimle tanışıp yaşamını sanata adaması için aradan tam yirmi yedi yıl geçmesi gerekiyordu. Geç ama güç olmayan bu karar, beraberinde oldukça başarılı bir kariyeri getirdi.

Genç Vincent, ilerleyen zamanda gösterdiği üstün ve özgün başarıyla bugün hâlâ ayçiçeklerinin, yıldızlı gecelerin ve Fransa’nın güneyinde yer alan Provence halkına yer verdiği etkileyici manzaraların ustası olarak anılıyor. Ayrıca kuşkusuz, Empresyonist resmin dünya çapında bilinen en iyi sanatçıları arasında. Fakat gerek akıl sağlığıyla ilgili durumlar, gerekse hayatı boyunca eksik kalan şöhret, kulağının jiletle kesildiği an gibi sansasyonel olaylar nedeniyle hikâyesi bambaşka bir boyuta taşındı. İşte resim sanatının usta ismiyle ilgili, fırça darbeleri arasında kalan 9 şaşırtıcı bilgi.

1. Vincent van Gogh Ressam Olmadan Önce Sanat Simsarlığı Yapıyordu

Genç ressam Vincent van Gogh, sanatçı olmadan önce, 1869 yılında henüz on altı yaşındayken The Hague’da bulunan Goupil & Cie adlı bir sanat firmasına katılmıştı. 1873 yılında firma için çalışmak adına Londra’ya geri gönderildi. Kardeşi Theo van Gogh da aynı firma için Brüksel’de çalışıyordu. Theo kariyerinde hızla yükselirken Vincent bir sanat simsarı olmak için çabalıyor, eserlerin ticari değeriyle pek az ilgileniyordu. Nitekim 1876 yılında işten kovuldu. Ardından biraz öğretmenlik yaptı ve babası gibi vaiz olma yolunda ilerliyordu. Fakat Belçika’daki bir maden köyünde başladığı misyonerlik kariyeri başarısızlıkla sonuçlandı. Altı ayın ardından o kadar az yol kat etmişti ki onu destekleyen cemaat, Vincent’ın bu işe uygun olmadığı kanaatine vardı.

2. Vincent van Gogh Büyük Çlçüde Kendi Kendini Yetiştirmişti

çizim

Her ne kadar Brüksel ve Antwerp’teki birtakım sanat akademilerinde kısa süreli eğitimler almış olsa da bu yöntem, Vincent’a göre değildi. Üstelik hocaları, genç ressamın tarzını beğenmiyor; Vincent da onların geleneksel öğretme yöntemlerini sevmiyordu. 1886’da Paris’te üç aydan fazla geçirdiği süre içinde Fernand Cormon, genç ressama modeller üzerindeki eskiz çalışmalarında kılavuzluk etti. Sanatçının eğitim hayatı, işte bu kısa deneyimlerden oluşuyordu.

GÖZ ATIN  İBB, Bellini'nin Fatih Sultan Mehmet Portresini 770 Bin Sterline Satın Aldı

Akademik eğitimlerin ona uygun olmadığını anlayan Vincent, bunlardan ziyade kendi kendini eğitmeye karar verdi. Kariyerinin başlangıcında fikirleriyle oynamak ve yeteneklerini geliştirmek için yüzlerce çizim yaptı. Bunun yanı sıra eskiz tekniğinde ustalaşmak adına Delacroix Rembrandt’ın bir eseri dâhil, ince el kitaplarının çizimleri ve yazılı eserlerin kopyalarını çıkarmak için saatlerini harcadı.

3. Van Gogh’un Eserlerinin Çoğu On Yıllık Bir Süreçte Yapıldı

Vincent van Gogh

Van Gogh’un sanat kariyeri yalnızca 1880 ila 1890 yıllarında yaşanan bir süreçti. On yıllık bu sürede sanatçı, iki binden fazla çizim, tablo, suluboya çalışması ve eskiz çizimi yaptı. Auvers-sur-Oise’e yerleştiği, hayatının son iki ayında her gün yeni bir tablo yapacak kadar verimli bir çalışma temposu içindeydi.

4. Van Gogh, İmzasında Yalnızca İlk Adını Kullandı

Vincent van Gogh imza

Sanat dünyasına geç adım atmasına karşın van Gogh, başlı başına bir marka hâline geldi ve eserlerini yalnızca “Vincent” adıyla imzaladı. Bunu, muhtemelen soyadının telaffuzu zor olduğu için yapmıştı (çoğu kimse hâlâ Almanca telaffuzundaki “vun KHOKH” vurgusunu yapmıyor). Ya da belki benzer şekilde sadece ilk adıyla imza atan Alman idolü Rembrandt Harmenszoon van Rijn’den etkilenmişti.

5. Japonya da Sanatçıyı En Az Provence Kadar Etkilemişti

Vincent van Gogh japonya

1886’dan 1888 yılına kadar Paris’te yaşadığı sırada van Gogh, bir dizi Japon ukiyo-e baskısı edindi. Bu eserler, sanatçının artistik üslubunu etkiledi. 1889 yılında yaptığı Self Portrait With Bandaged Ear adlı eserinde görülen, geyşalarla ilgili bir ahşap Japon baskısı da bunun bir göstergesi nitekim. Van Gogh, Provence’e gidip Arles’in ılıman ağaçlarıyla hafif ışıklarını gördüğünde kardeşi Theo’ya şöyle yazmıştı:

“Sevgili kardeşim, sen de biliyorsun ki tıpkı Japonya’daymış gibi hissediyorum kendimi.”

Provence’ta yaptığı eserlerde kullandığı renkler, özellikle de maviyi, eflatunu ve sarıyı kullanış biçimi, o dönemdeki Japon eserlerinin hâkim paletini yansıtan nitelikteydi. Van Gogh, ayrıca 1888 yılında yaptığı The Bedroom adlı tabloda da gördüğümüz üzere asimetrik perspektifi de kullandı. Bu teknik, Japon baskılarındaki köşeli, çizgilerden oluşan yağmur tasvirlerinde de görülüyordu. Van Gogh hiçbir zaman Japonya’ya gidememiş olsa da bu topraklara ilişkin tasavvurları, güney Fransa’ya dair yaptığı betimlemelerde ortaya çıkıyordu.

GÖZ ATIN  Sinema, Tiyatro, Opera ve Müze Giriş Ücretlerinde KDV Yüzde 1'e Düşürüldü

6. Van Gogh’un Bazı Tabloları, Bugün Aslında Sanatçının Tam İstediği Formda Durmuyor

van gogh tablo

Sentetik boya tüpleri (1841 yılından gelen yeni bir icat), 19. yüzyıl sanatçılarının kullandığı bir malzemeydi. Van Gogh da doğal pigmentlerle yaptığı canlı tonlamalarını bu boyaların karışımıyla hazırladı. Ayçiçeklerini boyamalarında hâkim olarak kullandığı krom sarısı, çiçeklere canlı bir parlaklık verirken koku böceklerinden elde ettiği kırmızı renk de pek çok tablosuna bir sıcaklık kazandırdı. Ancak yeni renklerle yapılan deneysel çalışmalar, bazen istediği şekilde sonuçlanmıyordu.

Örneğin parlak kırmızı sardunya gölü, buğday tarlaları arasında solup gitmişti. 1888 yılında yaptığı The Bedroom tablosunun kızıl duvarları, boyaların içindeki kırmızı pigmentin dağılmasıyla birlikte mavi olarak kaldı.

7. Van Gogh’un Kulağının Kesilişi Hakkında Pek Çok Tartışma Var

Vincent van Gogh kulağı

Van Gogh’un hayatına dair en çok bilinen olaylardan biri de 23 Aralık 1888 tarihinde, Arles’te kendi kulağını kesişidir. Fakat kulağının ne kadarını kestiği, bu esnada neler yaşandığı ise bugün hâlâ bir tartışma konusudur.

Kimi tarihçiler, bunu bir ressam arkadaşı Paul Gauguin’le yaptığı tartışma sonrasında gerçekleştirdiğini öne sürüyor. Zira bu dönemde van Gogh’un, beraber Arles’te bir tür sanat topluluğu kurma düşüncelerine rağmen arkadaşlıklarının hızla kötüye gittiği görülüyor. Başka tarihçilerse çok sevdiği kardeşi Theo’nun evlenmek üzere olduğunu öğrenmesi üzerine sanatçının bir tepki olarak böyle bir şeye kalkıştığını düşünüyor. Kimi belgelere göre kesilen kısım yalnızca kulak kepçesi. Fakat sanatçının tedavi sürecinde yer alan Dr. Felix Rey’in bir çizimine göre kulağın tamamı kesilmiş. Yaygın görüş, kulağını kestikten sonra van Gogh’un, kesik parçayı bir fahişeye gösterdiği yönüne. Ancak yeni araştırmalar, bu kadının genelevde hizmetçi olarak çalışan, şanssız bir çiftçi kızı olduğunu iddia ediyor.

8. Van Gogh’un En Meşhur Eseri, Bir Akıl Hastanesinde Yapıldı.

Yıldızlı Gece

“Bu sabah gün doğmadan epey önce penceremden gökyüzüne baktım. Büyük, çok büyük sabah yıldızından başka hiçbir şey olmayan gökyüzüne…”

Vincent, 1889 Haziran’ında kardeşi Theo’ya böyle yazmıştı. Bunu aynı sene yaptığı Yıldızlı Gece adlı portresine taşımasa da tasvir ettiği pencere, güney Fransa’daki Paul de Mausole akıl hastanesinin demir parmaklıklı penceresiydi. Van Gogh buraya 8 Mayıs 1889 tarihinde gönüllü olarak girmişti. Sanatçının verimli, fakat bir o kadar da zorlu bir döneminde yapılan, küçük bir köy üzerindeki kıvrımlı pigmentlerden oluşan gece tablosu, van Gogh’un en meşhur eseri olmaya namzet. (van Gogh, memleketindekilere benzer bir kilise çatısı hayal etmişti bu eserinde.) Eser, bugünkü ev sahipliğini yapan New York Modern Sanatlar Müzesi’ne her gün büyük bir kalabalığı topluyor.

GÖZ ATIN  Pablo Picasso'nun Gizli Sevgilisi ve İlham Perisini Çizdiği Portre Satışa Çıkıyor

9. Van Gogh’un Eserleri, Ancak Sanatçının Ölümünden Sonra Değer Gördü

van Gogh

Kendi kendini yaraladığı bir tüfekle vurulma olayından iki gün sonra Vincent van Gogh, 29 Temmuz 1890 tarihinde hayata gözlerini yumdu. Sıkça mektuplaştığı kardeşi Theo sayesinde tarihçiler, sanatçının biyografisini oluşturmayı başardı. Böylelikle kardeşinin, Vincent’a verdiği güçlü destek de ortaya çıkmış oldu. Vincent hayatı boyunca ne cebini tam anlamıyla doldurabildi ne de olumlu eleştiriler aldı. Hayatı boyunca ancak bir eserini satabilmiş olduğuna ilişkin söylentiler tamamen doğru olmasa da gerçeklikten uzak değil. (En azından iki tane sattığı biliniyor.)

Fakat ölümünün ardından yengesi Jo van Gogh-Bonger sayesinde sanatçının yıldızı parladı. 1891 yılında Theo’nun ölümü üzerine karısı, Vincent’ın eserlerinin mirasçısı olarak yıllarca sergiler düzenledi. Batı Avrupa’ya sanatçının eserlerini tanıttı ve halka açık sanat koleksiyonlarında bunları dâhil etti. 1905 yılında bu çabaları sayesinde Amsterdam’daki Sedelijk Müzesi’nde van Gogh anısına özel bir sergi düzenlendi.

Bugün Vincent van Gogh sergileri dünya çapında sesini duyuruyor. 1990’da Dr. Gachet’in Portresi adlı eseri, Christie’s’te 82.5 milyon dolara satıldı. Bu rakam, tek bir tablo için ödenen servet için yeni bir rekora da imza atmış oldu.

Sansasyonel eserler, hayatları da bir o kadar olaylı geçen sanatçıların elinden çıkıyor çoğunlukla. Kim bilir, belki sonunda ilhama vesile olan bu tuhaflıklar hepimizin içinde vardır?

Resim sanatının usta fırçası Vincent van Gogh’un renkli dünyasına dair sizin düşünceleriniz neler? Görüşlerinizi Kayıp Rıhtım Forum’da bizimle paylaşabilirsiniz.

* * *

* Salvador Dali Hakkında 23 ‘Sürreal’ Bilgi

Kaynak: Mental Floss




1995 yılında, dünyaya ilk defa dokunduğundan bu yana okuyor gözlerim, ellerim, kulaklarım ve hislerim. En çok doğayı okuyorum, sonra müziği, renkleri; ve edebiyat okuyup çeviriler yapıyorum, başka gözlerin bakışlarına dokunabilmek için. Dimağımın heybesinde biriktirdiğim kelimelerden masallar fısıldıyorum. Hayatı satır aralarına katık ediyorum; yağmurlu gökte vicdanı arıyor, mum ışığında güneşi buluyorum. Sabah günümü aydın eden kahve kokuları gece gözüme uyku sürüyor. Küçücük bir kutuda azıcık yaşıyorum, yetinmekle doyuyorum.

Vincent van Gogh Hakkında 9 Şaşırtıcı Bilgi

Vincent van Gogh hakkında hayatı ve eserleri ile ilgili pek çok şaşırtıcı bilgi var. İşte empresyonist ressamın fırça darbeleri arasındaki zorlu yaşamı!

Başa dönün