Fantastik Geziler #1 – J.R.R. Tolkien’in Peşinde Oxford

Kayıp Rıhtım'da yeni bir yazı dizisi daha başlıyor. "Fantastik Geziler" başlıklı yazı dizimizin ilk bölümünde hepimizin en çok merak ettiği isimlerden birinin, J.R.R. Tolkien'in peşinde Oxford'u keşfediyoruz!

Yeni bir yazı dizisine başlarken en zor kısım sanırım yazıya nasıl başlayacağına karar vermek olmalı. Ben bu başlangıcı bir parça kendimi ve amacımı takdim ederek yapacağım. Bu sayede aşağıdaki satırlarım ve daha sonra gelecek olan yazılarım okurlar için daha anlamlı bir hal alacaktır.

Çok gezen mi yoksa çok okuyan mı bilir?” sorusu benim hayatımın merkezinde yer alan bir soru olmuştur. Ben, bu soruya bir cevap arama gereği duymadan her iki seçeneği de hayatına katanlardanım. Ortaokul yıllarında fantastik kurgu ve bilimkurgu romanları ile başlayan okumalarıma, zamanla tarih, mitoloji ve anı kitaplarını da ekledim. Öğrendiklerim, beni kapıdan çıkmaya ve keşfetmeye sürükledi.

Başlangıçta katıldığım turlar ve rehberler aracılığıyla yaptığım geziler bir süre sonra yeterince keyif vermemeye başladı. Aynı şeyleri dinlemekten, şehirdeki en uzak otelde kalıp yerel yemekleri anlaşmalı turist restoranlarında yemekten sıkıldım. Bu turlar bir süre sonra bir birini tekrar edip beni kısıtlamaktan başka bir işe yaramıyordu. Benzer şekilde o yıllarda gezi programları revaçtaydı. Televizyonda birtakım insanlar dünyayı gezip duruyorlardı. Birbiri ile aynı noktalara giden, aynı şeye bakıp farklı cümleler kuran insanlar beynimde bir kıvılcım ateşledi! Ben aynı yerlere gidip farklı şeyleri görmeliydim.

Onlarla aynı yere gidip onların yapmadığı şeyi yapmalıydım…

Tematik geziler fikri işte bu şekilde doğdu. Bugüne kadar gittiğim (ve ileride gideceğim ülkelerde) bir veya iki günümü bu tematik seyahatler için ayırmaya başladım. Bu tema kimi zaman bir yazarın hayatı oldu, kimi zaman bir savaşın kalıntıları, kimi zaman da kitaplara, filmlere ilham kaynağı olmuş bir yer… Bu şekilde çantamı alıp dünyayı gezerek, gittiğim yerlerde bende iz bırakan her ne varsa peşine düştüm. Böylece 10 yıllık bir süreci arkamda bırakmış oldum.  Şimdi bu seyahatlerimi sizlerle de paylaşmak, yola çıkacak arkadaşlara ilham kaynağı olmak istiyorum.

Ben gezileri yaparken çok fazla sorunla boğuşmak zorunda kaldım. Dilimin iyi olmasına, İngilizce kaynaklardan yararlanabilmeme rağmen, yapmak istediğim gezilerle ilgili her zaman doğru bilgiye ulaşamadım. Uzun araştırmalar yapıp bazı durumlarda günümü ve paramı riske atmak zorunda kaldım. Gezeceğim yerlere nasıl gidilir, ne yapılır, ne kadar tutar gibi bilgilere ulaşmakta zorluk çektim. Bazen burnumun ucunda olan bir şeyi kaçırdım, bazense hiç planlamamışken saklı bir güzelliği yakaladım. Bu sebeple bu yazı dizisi, yaptıklarım kadar yapamadığım, ama yararlanacak olan arkadaşlara yardımcı olacak bilgileri de içermektedir. Şayet bu satırlar sayesinde hayatınızda bir değişikliğe sebep olacak, yapacağınız büyülü yolculukta size katkıda bulunabileceksem ne mutlu bana… Haydi başlayalım…

Gezilerim Bölüm 1 – Tolkien’in Peşinde Oxford

Önce ufak bir melodi duyarsınız.

Dı nııı  nı nı nı nı nııııı nıııı

Ve ardından o sözler belirir…

“The world is changed… I feel it in the water … I feel it in the earth… I smell it in the air…

Much that once was is lost, for none now live who remember it.”

Hatırlayanlardan kimse kalmadı dese de Galadhrim Hanım’ı, hatırlayanlar var hâlâ… Çocukluk zamanlarında okuduğum ilk romanın ona ait ve açık ara en sevdiğim yazar olması sebebiyle Tolkien’in peşinden düştüm İngiltere yollarına…

Eğer sizin de yolunuz Londra tarafına düşer ve siz de elinizde kitap, bir yazarın peşinden gitmek isterseniz, bir de tur şirketi istemem çantam ve ben diyenlerdenseniz Tolkien’in Peşinde Oxford Turu tam size göre…

Yolculuğumuz ilk olarak Londra’ya uçmakla başlıyor. Londra, havaalanıyla kendini pek çok metropolden ayıran bir şehir. Burada tam olarak 6 adet havaalanından bahsediyoruz. Hangi havalimanına inmiş olursanız olun, her havalimanında tren ya da metro bağlantısı mevcut. Ayrıca tren ve metronun yanı sıra bütün havalimanlarından Londra merkeze bir devlet, bir de özel sektör otobüsler kalkıyor. İster metro, ister otobüs, isterseniz de İngiltere’nin bambaşka bir şehrinden otomobil ya da trenle gelin yolunuzun biteceği tek bir yer var; London Victoria Tren Station… Bu tren istasyonu kesişen pek çok ulaşım ağıyla Londra’nın kalbi konumunda.

Usta Tolkien’in peşinden gitmek için ilk olarak Victoria Station’a geliyoruz ve istasyonun arka sokağında (Buckingham Palace Road) yer alan “Oxford Tube” durağına geçiyoruz…

Oxford Tube, deyince kulağa her ne kadar metro istasyonu gibi gelse de, burada bir otobüs firmasından bahsediyoruz. Bunlar iki katlı, kırmızı renkli otobüsler ve otobüslerde ücretsiz wi-fi mevcut. Biletinizi internet sitesinden yahut Victoria Station’da yer alan gişelerden alabiliyorsunuz. Londra içinde 4 farklı noktadan daha geçiyor olması sebebiyle oteli bu noktalara yakın olan arkadaşlar durakları oxfordtube.com sitesinden öğrenebilirler. Otobüsler yaklaşık 30 dakikada bir kalkıyor. Fiyatlar 2018 itibariyle tek yön 9, git gel 15 pound. Ayrıca Oxford’a tren ile gitme şansınız da var ama bu ulaşım hem saat hem de ücret açısından sıkıntılı. Trenle Oxford’u tercih edecek olanlar yine Victoria Station’un içinden bilet alabilirler. Trenlerin git gel fiyatı ise yaklaşık 40 pound civarında. Benim gibi Oxford Tube ile yola devam edecek olan arkadaşları yaklaşık 1 saat 45 dakikalık bir yolculuk beklemekte.

Bu otobüsler hareket saati gelene kadar, yaşlı genç ayırt etmeksizin kimseyi almıyor. Kapısının önünde sıraya giriyorsunuz. Cama vurup, “Kaptan aç donduk, içerde bekleyelim!” gibi bir olaya girmeyin. Kuyruk varsa saat gelene kadar az ötede beklerim de demeyin. Zira İngiltere’de otobüsler ayakta yolcu ile gitmez. İnip diğer otobüs için kuyruğa girmelisiniz. Şayet şehir içi otobüslerde de kaptan gitmiyorsa ve siz ayaktaysanız maalesef sorun sizsinizdir. Ya oturun ya da inin…

Oxford Tube, Oxford’da iki farklı durakta durmaktadır. Biri şehrin nispeten dışında kalan yerel tren istasyonuna yakın bir noktada, diğeri merkez…  Biz merkezde ineceğiz.

Oxford’a ayak basar basmaz tabii ki büyük bir hayali gerçekleştirmek gerekiyor. Hani pek çok kişinin öğrencilikte duyduğu bir söz vardır. Hani kapısının önünden bile geçemezsin demişlerdir… Şu meşhur üniversitenin kapısından… Biliyorum, telefona sarılıp “Kapısının önünden bile geçemezsin demiştin ama aha işte geçiyorum!” demek istiyorsunuz ama maalesef kapısının önünden geçecek bir üniversite bulamıyoruz. Önümüze çıkan ilk kişiye, “Kardeş, üniversite binası nerede?” diye sormuyoruz. Neden? Çünkü Oxford’a bir üniversite yok! Evet yok! Yani öyle bir kampüs, kampüsün içinde fen edebiyat fakültesi filan aramayın… O meşhur Oxford Üniversitesi diye bildiğiniz şey İngiliz eğitim sisteminin ilginç bir parçası. Bu şehir, sayısını tam olarak bilemediğim 40’a yakın koleje ev sahipliği yapıyor. Bu 40 kolej bir araya gelerek üniversiteyi oluşturuyor. O filmlerde gördüğümüz meşhur kürek takımı falan hep bu ayrı kolejlerden gelen öğrencilerden oluşuyor. Ortada tek çatılı bir eğitim kurumu yok. Siz hangi okuldan mezun olursanız olun işin sonunda Oxford diploması alıp çıkıyorsunuz. Burada ufak bir bilgi paylaşalım. İngiltere için bu 40 kolejden hangisinde okuduğunuz prestij ve kariyer açısından önemli olsa da, Türkiye’de havalı olmak isteyenler daha zayıf ve paralı kolejlerden birine geçip diploma sahibi olabilirler. Bu sebeple biz bu turumuzda bir üniversite aramak yerine tüm şehir içerisine serpilmiş kolejleri ve binaları arayacağız.

Tolkien Turu sırasında görülecek yerlerin Oxford üzerindeki konumunu harita üzerinde yerleştirdim. Ölçeklendirmeden ötürü, ne nerede fazla anlaşılamıyor ama bahsi geçen yerleri aşağıda anlatırken üç aşağı beş yukarı konumları anlayabilmeniz için sizinle paylaşıyorum. Seyahat noktalarımız yaklaşık şu şekilde:

Tolkien’in Mezarı

Oyalanmadan haritamızı açıp (ya da Oxford Tube’un bizi indirdiği cadde üzerindeki turist merkezine sorup) Magdalen Street’i bulacağız. Mezarlığı ziyaret için bu cadde üzerindeki duraklardan kalkan 2 ve 2A numaralı otobüslere bineceğiz. Gideceğimiz yerin adı Wolvercote. Aradan çok vakit geçtiğinden siz her ihtimale karşı otobüse binmeden buradan geçip geçmediğini sorun. Bir de, ben günü daha verimli değerlendirebilmek adına bu yeri ziyaret etmek için sabah saatlerini seçtim, size de erken bir saatte gitmenizi tavsiye ederim.

Wolvercote, Oxford’un kuzeyinde yer alan küçük bir yerleşke. Kızıl tuğlalı, bacalı, şirin evler, yeşillik ağaçlık bir alan ve mezarlıktan oluşuyor. Otobüs şoförüne mezarlığa (Wolvercote Cemetery) gideceğinizi söylerseniz, sizi doğrudan kapısında indiriyor. Hemen belirtelim bu bölgede otobüs şoförleri, Londra merkezdekilere kıyasla daha ilgili ve nazikler.

Wolvercote Mezarlığı (Fotoğraflardaki saate bakıp hani sabah gidiyorduk diyen arkadaşlar için İngiltere ile Türkiye arasında 3 saatlik zaman farkını hatırlatalım)

Resimdeki sütunlu kapıdan içeri girdiğimizde, etrafta bize yol gösterecek bir İngiliz centilmeni yoksa direkt olarak yere bakıyoruz. Önümüzde uzanan asfalt yolun kenarları yeşilliktir ve bu yeşilliklerin üzerinde “J.R.R. Tolkien ->” yazan minik uyarılar bulunmaktadır. Yolu bu şekilde takip ederek ustanın mezarına ulaşıyoruz.

Mezara ulaştığımızda mezar taşının üstünde yazan isimler bizi biraz şaşırtabilir, hemen panik yapmıyoruz. Usta iyi bir edebiyatçı olduğu kadar, güçlü bir âşık. Edith Mary Tolkien karısı ve Tolkien karısının üzerine gömülmüş durumda.

Mezar taşında bir de “Luthien” ve “Beren” ifadeleri var. Beren ve Luthien tek kitap olarak satıldığı gibi, okuyanların Silmarillion kitabından da bileceği iki karakter. Kitapta bir insan olan Beren ile elf kızı Luthien’in aşkı anlatılıyor. Tolkien’in altında Beren, eşinin altında da Luthien yazması sanıyorum bu aşka bir gönderme… Mezar ziyaret ederken yanınızda çiçek, hediyelik eşya vs. getirirseniz iyi olur. Çünkü etrafta çiçek alabileceğiniz bir yer bulunmuyor. Ayrıca mezara dikkatle bakarsanız, Tolkien için yazılıp bırakılmış notlar, etrafa serpiştirilmiş, Lego’dan Gandalf, Sam, Frodo karakterleri ve çeşitli yüzükler görebilirsiniz. Dilerseniz siz de ufak bir hediye bırakabilirsiniz.

(Pembe çiçek buketinde yüzü bize dönük olan çiçeğin üzerindeki yeşil yapraklara bakın. Arasına bir adet Sam Gamgee gizlenmiş durumda)

Tolkien’in Evleri

Tolkien’in mezarını ziyareti bitirdikten sonra, dileyenler merkeze dönmeden önce Tolkien’in evini ziyaret edebilirler. Burası, özel mülk statüsünde olup içeri giriş yapma imkânı olmadığından benim uğramadığım bir yerdi. Ev mezarlık ile Oxford merkezin tam arasında kalıyor.  Bandbury Caddesi üzerinden merkeze doğru dönüş yaparken Kaplan Intenational English School’un önündeki durakta inin. Ev bu okulun arkasında kalan sokakta yer alıyor. (Tam adresi: 20 Northmoor Rd, Oxford OX2 6UR, İngiltere) Tolkien 1930-1947 yılları arasında bu evde yaşamış. Bu da demek oluyor ki Hobbit kitabı tam olarak bu evde yazıldı.

Tolkien’in ikinci evi ise, biraz daha uzak bir nokta olan ve Oxford’un doğusunda kalan Headington Bölgesi, Sandifeld Road 76 numaralı ev. Oxford merkezden bu bölgeye doğru giden Sapphire 280, 275 ve X8 otobüsleri bulunmakta. Bu ev resimde görüldüğü üzere üç parçadan oluşuyor ve soldaki kısım Tolkien’in Yüzüklerin Efendisi’ni yazdığı yer.

Eagle & Child

Oxford şehir merkezine geldiğimizde St. Gilles Caddesini buluyoruz. (Bu caddeye 2 ve 2A no’lu otobüslerin Bandbury Caddesi üzerinde sizi indirdiği yerden aşağı doğru yürüyerek ulaşabilirsiniz) St. Gilles üzerinde krem renkli üzerinde “Eagle and Child” yazan bir bina göreceksiniz. Hiç tereddüt etmeden içeri dalın! Çünkü burası Tolkien’in en sevdiği ve arkadaşlarıyla uzun sohbetler ettiği mekânlardan biri. İçeriye girdiğiniz anda Tolkien’e ait sayısız resim, el çizimi ve notları duvarlarda görebilirsiniz. Herhangi bir kaynağa sahip olmamakla birlikte bu mekânın büyük bir ihtimal “Sıçrayan Midilli” ye ilham olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca içeride bulunan bir levha hemen dikkatinizi çekecektir. “J.R.R. Tolkien ve Arkadaşlarının Kurduğu Büyülü Edebiyat Kulübü: İnklingler” başlığıyla Kayıp Rıhtım sitesinde detaylı olarak kaleme alınmış olan kulüp, işte tam olarak burada buluşmaktadır. Burası dışında kulübün buluştuğu birkaç mekan daha olduğuna dair çeşitli sitelerde yazılar var ancak ben Eagle and Child ile yetindim.

GÖZ ATIN  J.R.R. Tolkien ve Arkadaşlarının Kurduğu Büyülü Edebiyat Kulübü: İnklingler

Size tavsiyem mekânı sadece gezmekle kalmayıp, Tolkien’in oturduğu masalarda yahut şömine başında oturup sirke ile hazırlanmış patates kızartması, kuzu eti ve siyah Ale içmeniz…

Exter College, Bodleian Kütüphanesi ve Merton Collage

Eagle&Child’da işimizi bitirdikten sonra kolejler bölgesine doğru ilerlemeye başlıyoruz. Burada rotamızın üzerinde olması sebebiyle ilk olarak Exter Collage’a uğrayacağız. Burası Tolkien’in dile ilişkin temel eğitimini aldığı okul. Ben giriş yapmadım ama girerseniz içeride, Chapel kısmında, Tolkien’e ait bir büst bulunmakta.

Exter’in hemen yanında bulunan, önündeki yusyuvarlak bina ile kart postallarda yer alan yapı ise Bodleian Kütüphanesi (Yuvarlak bina Radcliffe Camera olup kütüphane onun arkasındaki düz binadır). Bu kütüphane tamamı Tolkien’in elinden çıkma eserlerine, notlarına, çizimlerine ve haritalarına sahip. Belirli sergi günlerinde bunları görebiliyorsunuz. Sergi günleri ve içeride yer alan eserler için kütüphanenin internet sitesine göz atmanızı öneririm. Bu mekân ayrıca Harry Potter hayranlarına da hitap eden yerlerden biri. Zira filmin bazı sahneleri burada çekilmiş. Biz buradan ayrılıp, biraz daha güneye doğru yürüyüp Merton Koleji’ne uğruyoruz.

Merton Koleji, Tolkien’in İngiliz Dili ve Edebiyatı üzerine 14 yılını geçirdiği mekân. Bu okul aynı zamanda İngiltere’nin en eski kütüphanelerinden birine de ev sahipliği yapıyor. Tolkien çalışmaları sırasında bu kütüphanede saatlerini harcamış. Merton Collage’de içeri girince avluya çıkın. Güneyde yer alan Merton Park’a doğru ilerlerseniz bir tümsek ve tümseğin üzerinde kurulu izleme alanını göreceksiniz. Burada yer alan masa Tolkien’e ait olup kendisi sık sık burada çay içermiş. Ancak bu taş masayı görünce insanın aklında bazı sahneler otomatik olarak canlanıyor. Gerçi kitap kısmında Tolkien’e ne kadar ilham kaynağı olmuştur bilmem ama hani ormanın ortasında Galadriel’in Frodo’ya bakmasını istediği suyu koyduğu taş masa yahut Elrond’un evinde yüzüğün koyulduğu taş bir masa vardı… Özellikle Elrond’un Meclisi oturma düzenini de düşününce direkt olarak gözümde canlandı.

Oxford Botanik Bahçesi ve Addison’s Walk

Merton Koleji’nin yan alanında bulunan yer Oxford Botanik Bahçesi’dir. Bu bahçe küçük bir yürüyüş yolundan oluşan ve içeride çeşitli ağaçların bulunduğu bir alan. Tabii, Tolkien turu yapıyor olmamız sebebiyle içeride bulunan bu farklı çeşitlerdeki ağaçlar yine bize tanıdık gelecek. Parkın içerisinde bir adet siyah çam var. Gövdesi ve göğe uzanan kollarıyla bu arkadaş bize Ağaçsakal’ı hatırlatıyor. İnternette bu ağaçla birlikte Tolkien’in çekilmiş olan resimleri mevcut. Yani şu an tam olarak Entlerin geldiği yerdeyiz.

Hummm. Hammn! Bir Ent Gördüm sanki…

Botanik Bahçesi’ni bitirip hemen yanında yer alan Magdalen College’a geçiyoruz. Kolejin içerisinde, etrafını akan incecik bir nehrin çevirdiği doğal bir yürüyüş alanı mevcut. Bu alanın adı Addison’s Walk. Addison Walk Tolkien’in Hobbit kitabında Mirkwood’u esinlendiği yer. Ancak ben sinema sektörünün de etkisiyle bu yerde yürürken Shire’ın çıkışındaki eski ormanı anmadan edemedim. Zira bu yer Nazgul’un Frodo ve tayfasını kovaladığı yola bir hayli benziyor. Zaman zaman yolun üstü tamamen ağaçlarla kapanıyor ve acaba kendimi kenara atsam mı şeklinde bir dürtü içinizde beliriyor. Yol boyunca ilerlerken ağaçtan oturaklara, yolun üzerini köprü gibi kapatan koca bir ağaç gövdesine kadar pek çok ilginç şeye rastlayabiliyorsunuz. Ayrıca Tolkien’in burada Narnia Günlükleri yazarı C.S. Lewis ile birlikte yürüdüğüne dair bilgiler var. Hatta Tolkienlibrary.com’da Tolkien’in burada Lewis’i yeniden Hristiyan olmaya ikna ettiği hakkında yazılar mevcut.

Oxford’dan Ayrılmadan

Oxford, Londra’dan ve Avrupa’nın pek çok ülkesinden farklı kendine has bir tarzı ve güzelliği olan bir şehir. Bu büyülü şehir Tolkien kadar Harry Potter ve Alice Harikalar Diyarı tutkunları için de önem arz ediyor. Ayrıca şehir pek çok simgesel yapı ile de dolu. Oxford Kalesi, Christ Church, Bridge of Sighs bunlardan bazıları.

Ben her ne kadar Eagle&Child’ı tercih etmiş olsam da şehirde şirin kafeler, çay evleri ve İngiliz barları mevcut. Turunuzu sadece tek bir amaçla sınırlı tutmayıp bu büyülü şehirde ara sokaklara, parklara ve kolejlerin içinde yer alan avlulara girin. Karşınıza nerede ne çıkar bilemiyorsunuz. Sabah erken bir saatte gelip akşam da biraz geç ayrılmak kaydıyla (8.00-19.00) günü birlik olarak hem Tolkien Turu’nu yapmak hem de Harry Potter’ın çekildiği kolejleri görmek mümkün.

Oxford’un Dışında Tolkien

Tolkien’e ait eserlerin oluşum süreci yazarın geçmişine ait pek çok anı ve mekânı da içinde barındırıyor. Şüphesiz ki bunların en önemli ve büyüklerinden biri Oxford. Ancak yazarın tüm hayatı Oxford ile sınırlı değil.

İngiltere-Birmingham

Oxford kadar önem taşıyan yerlerden birisi de Birmingham. Tolkien aslen Güney Afrika doğumlu, ailesi usta 4 yaşındayken İngiltere’ye geri dönüş yapıyor. Haliyle bu şehrin Tolkien için ayrı bir önemi var.

Sarehole Mill Museum: Tolkien’in çocukken çokça zaman harcadığı, ileriki yıllarda da bizzat cebinden ödeyerek restorasyonuna yardımcı olduğu ve bugün müze olarak kullanılan değirmen. Tolkien’in Shire ve Bag-End’i yaratırken buradan etkilendiği düşünülüyor.

Perrott’s Folly ve Edgbaston Waterworks: Bu iki yapı yine Tolkien’in çocukluğunun geçtiği Birmingham’da yer alan iki kule… İki kule kelimesi zaten başlı başına nerede kullanıldıklarının bir göstergesi.  Perrott’s Folly, Isengard-Orthanc kulesi için örnek oluştururken; Edgbaston Waterworks, Mordor-Barad-dûr ile eşleştiriliyor.

Kaynak: 1, 2

İsviçre

The Lauterbrunnen Valley: Siz buraya kısaca Ayrıkvadi diyebilirsiniz. Usta 1911 yılında Alplere yaptığı gezide gördüğü yerlerden çok etkileniyor. Bu yerleri kafasında tasarladığı yerlerle eşleştiriyor.

Son olarak: Muhakkak ki Tolkien’in etkilenmiş olduğu, burada yazılmamış ancak yabancı sitelerde kaynak gösterilen daha pek çok yer mevcuttur. Bu yazıda elimden geldiğince gördüğüm ve gitmişken göremediğim yerlere kaynaklarıyla birlikte yer vermeye çalıştım. Bunu okuyan birilerini çantayı ve kitabı kapıp kapıdan çıkmaya sürükleyebilmişsem ne mutlu bana…

Yol hiç bitmez, uzar gider,
Başladığı kapıdan,
Az gittik uz gittik ama,
Gücüm yettikçe yola devam…
Bacaklarım yorulsa da,
Yürürüm varana dek ana yola,
Yollarla işler birleşir orada,
Bilmem yolculuk sonra ne yana…”
– Bilbo Baggins

  • 24
    Shares


1987 yılında, Ankara’da, bankacı bir anne ve mühendis bir babanın oğlu olarak doğdum. Çocukluk dönemim köy enstitüleri mezunu, öğretmen bir anneanne ve müfettiş bir dedenin ellerinde geçti. Ergenlik yıllarına kadar 90’ların televizyon kültürüyle büyüdüm. Ortaokul yıllarında Türkçe dersi öğretmenimin zorunlu olarak yaptığı okuma derslerinde J.R.R. Tolkien’in eserleriyle tanıştım. O zamandan itibaren de fantastik kurgu kitapları hayatımın ayrılmaz bir parçası oldu. Bu kitapları daha sonra bilim kurgu, korku ve tarih kitapları takip etti. Özellikle J.R.R. Tolkien ve H.P. Lovecraft’ı akıl hocalarım olarak görüyorum ve hayallerimi bu iki güzel insana borçluyum.

Fantastik Geziler #1 – J.R.R. Tolkien’in Peşinde Oxford için 7 yorum

  1. mit dedi ki:

    Çok güzel, eşsiz bir dosya konusu olmuş, elinize sağlık. Sayenizde belki de hiç gidip göremeyeceğim yerleri gezmiş gibi oldum. Arada otobüslere ve şehre dair detaylar vermeniz de yazıyı daha keyifli kılmış :slight_smile: Tekrardan elinize sağlık.


  2. Muazzam bir gezi yazısı olmuş. Aşırı keyif aldım okurken. Ellerinize sağlık. :krs:


  3. Muhteşwm bir yazı dizisi,sayenizde Tolkien’i daha yakından tanımis oldum.


  4. Faust dedi ki:

    Harika bir araştırma… Emeğinize sağlık…


  5. erce dedi ki:

    @Agape
    Öncelikle iyi haftalar dilerim :slight_smile: Biraz geç cevap vermiş oldum, 2 gündür maraton sebebiyle şehir dışında olduğum için ancak yazabilme fırsatım oldu. Madde madde cevaplamak istiyorum;

    1- Yazının ilk halinde sadece ne nerede değil Londra da nereye kaç parayla gidilir gibi bilgileri de koymuştum. Ama bu bilgiler yazının ana konudan uzaklaşmasına neden olduğundan daha editörlere göndermeden bir kısmını çıkardım. Fiyat olarak genelde çok pahalı bir şehir. Kaldı ki benim gittiğim sene Pound 5 TL idi. Ancak ben, o yıllarda daha yeni işe başlamış birisi olarak bu şehri görmeyi başardım. Bunu da sadece 1 adet yaz tatilinden vaz geçerek yaptım. Londra sonbahar ve kış aylarında daha ekonomik oluyor. 4-5 ay önceden, kış dönemi kapanyaları ile ben Londra uçağını git gel 900 TL gibi bir rakama almıştım. Otel, opera, müze biletlerini ise yine bir ay öncesinden internetten aldım. İnternette Londra’da ki pek çok aktivite için kombine bilet bulunuyor. Kombine biletleri 3 aktivite 2 aktivite fiyatına gibi düşünebilirsin. Eğer gitmeye kesin karar verirseniz, bana özelden bir mesaj yolla. Size diğer görülecek yerler (Stonehenge gibi) için detaylı bilgi verebilirim.

    2- Oxford’da bisiklet kiralayabiliyorsun. Hatta hayatında görüp görebileceğin en kalabalık bisiklet parklarını da muhtemelen bu şehirde göreceksin. Biraz bacaklar kuvvetliyse yukarıda bahsetmiş olduğum her yeri de bisikletle gezip görebilirsiniz. Restoran fiyatlarına gelince… Ben yukarıda gördüğün yemeğe yaklaşık 35- 40 Pound gibi bir şey ödemiştim. Ancak gitmeden evvel yemek yiyeceğim yerler bile planlıydı. İngilizlerde Meal-Deal diye bir olay var. Markete girip bir içecek bir sandiviç, meyve yada cips seçiyorsun ve 10 Pound verip çıkıyorsun (Gerçi TL ye vurunca saydıkalarım için bu bile çok ama ekonomi yapmana yardımcı oluyor). Bu tarz ucuz öğünlerle, restoranları ayarlayabilirsen bütçe sarsılmıyor.

    3- Oxford da hemen hemen herşey ücretli. Okulları ve kütüphaneleri tamamen ücretsiz gezebiliyorsun ama ne zaman Tolkien yahut Harry Potter ile ilgili bir kısım var 3-5 bir şey ateşlemek gerekiyor. (Ne yazık ki ne nerede ne kadardı hatırlamıyorum)

    4- Geziyi nasıl aklımda tuttuğuma gelince. Gitmeden 1 yıl öncesinden başlayarak ciddi bir okuma ve harita çalışması yapıyorum. Öyle bir hal alıyor ki bırak gittiğim yerleri, şuan gitmediğim ama yakında gideceğim bir şehri bile gitmiş gibi anlatabilir, navigasyonsuz yön bulup gezebilirim. Aslında keşke imkanım olsa, bu şekilde tur rehberliği yada özel kanallara program yapmak isterdim. Tolkien gibi yaptığım ve sizlerle paylaşmak istediğim daha pek çok tematik tur var.

    Umarım yardımcı olabilmişimdir. Gittiğiniz bir gezide faydam dokunur da kulağım çınlarsa ne mutlu bana :slight_smile:


Fantastik Geziler #1 – J.R.R. Tolkien’in Peşinde Oxford

Kayıp Rıhtım’da yeni bir yazı dizisi daha başlıyor. “Fantastik Geziler” başlıklı yazı dizimizin ilk bölümünde hepimizin en çok merak ettiği isimlerden birinin, J.R.R. Tolkien’in peşinde Oxford’u keşfediyoruz!

  • 24
    Shares

 

 

Başa dönün
Daha fazla Dosya
Orta Dünya Büyücüleri: Saruman

Orta Dünya Büyücüleri yazı dizimiz SARUMAN ile devam ediyor.

Kapat