in ,

Assassin’s Creed Valhalla İncelemesi: Şöhret ve Şan Uğruna, Çıktık Meydana

Assassin’s Creed Valhalla incelemesi. Ubisoft’un ünlü aksiyon rol yapma serisinin son halkası, sizleri İngiltere topraklarını yağmalamaya davet ediyor.

Assassin's Creed Valhalla İncelemesi

Ünlü aksiyon rol yapma serisinin son halkası Assassin’s Creed Valhalla çıkışını yaptı. İngiltere topraklarını yağmalamaya hazır mısınız? Oyun hakkındaki ilk inceleme yazımız ile sizlerleyiz.

Dile kolay on iki. Assassin’s Creed serisinin ilk oyunu bundan 13 yıl önce 2007’de çıkışını gerçekleştirmişti. Serinin yeni çıkan oyunu Assassin’s Creed Valhalla ise 12. adım olma şerefine nail oldu. 13 yılda hiç fena rakam değil… Örneğin benzer üretkenliği oyun camiasında Call of Duty serisinde de görüyoruz, ancak rol yapma ve aksiyon tarafında bu randıman ilginç hissettiriyor. Sinema tarafındaysa Fast and Furious serisini söyleyebiliriz… Şaka bir yana, nitelik açısından, bilhassa ünlü oyun serisinin başlangıcı ve son dönemdeki atılımı düşünüldüğünde aynı kaderi paylaşmıyor tabii.

Hatırlıyorum. Suikastçıları, haşhaşîleri, Hasan Sabbah’ı. Bu oyun serisinin küçük yaşlarda beni nasıl etkilediğini, araştırmalara sevk ettiğini… Ubisoft’un baş tacı, benim ağzım açık, heyecanla izlediğim bir oyun serisi olmuştu. Sonrasında oyunlardan aldığım merakla Vladimir Bartol’un popüler kitabı Fedaîlerin Kalesi Alamut’u alıp okuduğumu ve şov için yanımda taşıdığımı hatırlıyorum.

İlk oyunlarını oynadığımdaki coşkumu tarif etmem zor; arkadaşlarımızla heyecanla konuşur, abartarak haşhaşî güzellemesi yapar, “Biliyor musun, şöyle yapıyorlarmış!” gibi söylemlerle bildiklerimizi yahut uydurduklarımızı birbirimize satardık. Video oyunlarının dünyasının kapısını aralamamdaki etkisinin büyüklüğü tartışılamaz. Birçokları için de benzerdir. Oyun dünyasındaki devrimsel etkisi de malûm; oynanışıyla, açık dünyasıyla başka bir hissiyatla tanıştırdı bizleri.

Assassin’s Creed Valhalla İncelemesi

Eh, geldik Assassin’s Creed Valhalla’nın aylar önce Bosslogic’in saatler süren ve yüzbinlerce insanın takip ettiği çizimiyle oyunun tanıtılmasından çıkışına. Nihayet seride Britanya’nın Viking işgaline kavuştuk. Yoksa genişlemesi mi demeli? Sözün özü savaş, kıyım, kan, şöhret ve şan. Bakalım nasıl olmuş?

Assassin’s Creed Valhalla: Toprakları Kırmızıya Boyayalım

Geçtiğimiz günlerde yine Ubisoft’un (bu aralar arka arkaya büyük oyunlarını salıyor) çıkardığı Watch Dogs: Legion’ın açılışı için ‘şaşalı’ kelimesini kullanmıştım. Belki o seri için doğru bir kelime olmuştu. Hiç olmazsa bendeki hissiyatı o yöndeydi. Fakat Valhalla’nın giriş sinematiğinin yanında sözü sakınmaya gerek yok, çok basit kalıyor. Tüyler diken diken, bayılarak başladık yolculuğa.

Kuzey’in soğuk, çetin ve güzelliğiyle büyüleyen doğasına sahip Norveç’teyiz. Küçük, tatlı Eivor; ailesinin Jarl Styrbjorn’u ağırladığı bir eğlencede dolaşıyor. Biralar tokuşturuluyor, havada kahkahalar dolaşıyor, kısaca keyifler yerinde. Eivor mutlulukla sarmalanmış. Fakat bu sahne birden bozuluyor, çünkü birden Kjotve the Cruel’ın klanı baskın yapıyor ve Eivor’un ailesini öldürüyor. Abimiz Sigurd’un yardımıyla kaçmayı başarıyor ve sağ olsun Jarl Styrbjorn bizi yanına alıyor. Bu noktada kadın yahut erkek karakteri seçiyoruz. Sinyal tam algılayamıyor, hangisini seçersek algıladığı cinsiyet de o oluyor (çok saçma burası). Seçmediğimiz ölsün örneğin, çok daha oturaklı tercihler yapılabilirmiş. Odyssey’de bu seçim daha mantıklıydı. Neyse.

Odyssey’de hiç düşünmeden Kassandra ile yollara atılmıştım. Onun için hikâyenin yazıldığı, baş karakter olduğu hissediliyordu. Burada ben erkek Eivor’u tercih ettim. Seslendirmesi konusundaysa gayet memnunum. Dönemin atmosferine sokmakta gayet başarılı. Yapay gelmiyor. Fakat belirtmem gerekir ki kadın Eivor’un seslendirmesi, tasarımı konusunda da genellikle olumlu yorumlar olduğunu gördüm. Alexios ve Kassandra farklı gibi bir durum yok anlayacağınız. Bunda yazılan iyi diyalogların etkisinin olduğu da bir gerçek.

Assassin’s Creed Valhalla İncelemesi

Yıllar geçiyor, büyümüşüz, yeteneklerimiz de hatırı sayılır ölçüde gelişmiş. Eh, Kjotve de kaşınmıyor değil, zaten ailemizin intikamı için tutuşuyoruz. Yolculuğumuz da bu noktada başlıyor diyebiliriz. Açılışın tüm güzelliği sinematikten ibaret değil. Evet hikâye iyi, estetik harika, fakat aslında başlı başına açılış için yer tasarlamışlar: Norveç. Karıyla, dağlarıyla, sert atmosferiyle hem korkutucu hem de büyüleyen bu bölgede oyunun diğer haritasına (İngiltere) geçmeden önce saatler harcıyoruz. Yavaş açılıyor gibi gelebilir, fakat kısık ateşte bizi karakterlere, hikâyeye alıştırıyor bana kalırsa ve bundan memnun kaldım.

Sonrası malûm; genişleme, şan ve şöhret hayalleriyle Britanya topraklarına açılıyor ve işgal topraklarında Ravensthorpe adında kendi yerleşkemizi kuruyoruz. Bu köy, oyunda önemli yer tutuyor. Öyle ki oyunun da önemli mekaniklerinden olan ‘yağma’ ile kazandığımız hammaddelerle kendi yerleşkemizi geliştiriyoruz. Bu açıkçası keyifli olmuş, kendi topraklarımıza arada bir uğraması hoş oluyor. Nefes alıyor, kalemize gidiyor mesajlarımıza bakıyor, planlarımızın üzerinden geçiyoruz. Halkımızın halini hatırını soruyoruz.

Hava Şöhret Kokuyor

Burada belirteceğim olumsuz yan ‘yağmalama’ mekaniğiyle ilgili. Yalan olmasın keyif alıyorum, fakat çok daha iyi olabilirdi düşüncesi de kafamı kurcalıyor. Çünkü işin stratejik kısmı hiç yok ve bu biraz yüzümü ekşitmeme sebep oluyor. Sadece gemimizle kıyıya geliyor ve saldırıyoruz. Tamam, savaşta ölerek Valhalla’ya gitme coşkusundaki bu insanların taktik yok, bam güm şeklinde dalması şaşırtıcı değil. Ama ben de büyük taktikler beklemiyorum, hiç olmazsa ekibimizi (düzenleme yapabildiğimiz baraka kısmı da yetersiz) daha detaylı yönetebilelim, giydikleri ekipmanlar, rollerinde biraz daha söz hakkımız olsun. Hangi kıyıdan saldırdığımızın taktiksel avantajı, dezavantajı olsun vesaire… Yani barbarlığımız ve dürtüsel toplulukla uyuşacak küçük stratejilerden söz ediyorum. Bu haliyle bir noktadan sonra sıkmaya başlıyor. Zira çok basit ve düz kalıyor. Düşen askerleri kaldırmak ve tabii ki rakibi öldürmek biraz yetersiz.

Grafik açısından Odyssey’le benzeşiyor. Çok büyük atılım beklemek ne kadar doğru onu da bilmiyorum, çünkü serinin bir önceki oyunu hâlihazırda harika görünüyordu. Oynanış kısmında da benzerlikler dikkat çekiyor, buna ek olarak yakın dövüşteki çeşitlilik ve gizlilikteki eskiye göz kırpma mevcut. Zaten AC oynanış açısından beni pek üzmez. Fakat serinin aslından uzaklaştığına dair söylenmeler adına da kapüşonla daha az fark edilme, yürüyenlerin arasına karışarak gizli bıçağı hedefe saplama… Eskiyi özleyenler için de oynama tercihi sunuyor. Ayrıca gizlilikle saldırdığımız düşmanları tekte öldürme seçeneği de var, keyfinize göre seçebilirsiniz. Oyunun gizlilik öğeleri mevcut olsa bile meydan savaşı, ekibinizi de yanınıza alarak kana bulanmanız, yani oyunun yakın dövüşü çok fazla. Şahsen ben bundan rahatsız olmuyorum, hatta Eivor’un tarzına suikastçı kimliğinin fena yedirilmediğini düşünüyorum.

Assassin’s Creed Valhalla ile Görsel Şölen

Tamam, 13 yıla bu kadar oyun sığdırdılar. Özellikle son yılları düşündüğümde, yani Origins ve Odyssey, ya siz ne zaman böyle şehirleri, mekânları detaylıca tasarlayacak zamanı buldunuz? Birisi açıklayabilir mi? Origins’in kumları gözümüze girdiği uçsuz bucaksız çöllerini, Odyssey’nin destandan çıkma, Atina’da gezerken paçamızdan sanat akan tasarımını… Bu işi gerçekten çok iyi beceriyorlar. Atina’da gezerken yapılara, heykellere bakarak büyülenmemek zaten mümkün değildi. Keza bu kâh Norveç kâh İngiltere kısmında Valhalla için de geçerli. Nehirlerde, kasabalarda gezerken yine ağzım açık baktım sadece. Tek kelimeyle harika. Bu atmosferi destekleyen müziklerden de bahsetmem gerekiyor. Ki ben hâlâ Odyssey’nin müziklerini ara ara dinliyorum. Valhalla’da da harika şarkılar bestelenmiş. Ayrıca nehirde geminizle ilerlerken ekibinizden hikâye anlatmasını da isteyebiliyorsunuz. Tatlı. Kısacası tasarım, görsellik ve müzik üzmüyor.

Assassin’s Creed Valhalla İncelemesi

Bir önceki oyundan bu kadar söz etmişken, aslında zayıflıklarının, yani oyuncuların söylenmelerinin dinlendiğini ve gereksiz yan görevlere boğulmasının (hatta bunları yapmaya zorlamanın) değiştirildiği bence en güzel detaylardan birisi. Oyuncu grind’e zorlanmıyor. Ana görevler dışında açık dünyasını çok daha işlevsel ve keyifli kullanmış. Bira içme yarışması, cazibe kazanmak için kafiyeli laf sokma savaşı, dövme yaptırma gibi keyifli detaylar bir yana, gereksiz yan görevlerden ziyade Dünya Gizemleri adı altında eğlenceli görevler bulunuyor. Bunlar cidden ilginç; örnek vermek gerekirse kendisini kral sanan birisine yardım ediyor, yeri geliyor yağmalamaya hazırlık için kendi evlerini yakarak deneme yapan salak ile avarenin haline gülüyor, yağmalama atmosferi olmadan cinsel birliktelik yaşayamayan çift için evlerini parçalayarak o ortamı yaratmaya çalışıyorsunuz… Cidden gülümseten, merak ettiren görevler koymuşlar.

Assassin’s Creed Valhalla oyununda seviye atladıkça geliştirdiğimiz yetenek ağacını gayet detaylı tasarlamışlar.

Becerileri geliştirdikçe yeni dallar açılıyor. Çok fazla seçeneğimiz var ve hangi yönde oynamak istiyorsak ona göre seçimlerimizi ve oynanış tarzımızı oluşturmamıza imkân tanınmış. İstediğimiz zamansa sıfırlamamıza ve yetenekleri tekrar seçmemize olanak tanımışlar. Buna ek olarak açık dünyada farklı yerlerden bulduğumuz özel, aktif yetenekler de var. Bunların tek olumsuz yanı haritada nerede, hangileri olduğunu bilmiyor olmamız, yani biraz şansla ve aramayla bu özellikleri kazanıyorsunuz.

Son Olarak

Şahsen oynadığım süre boyunca oyunun birden kapanması yahut sinir bozan hatalarla sık sık karşılaşmadım. Fakat yine de gördüğüm kadarıyla bu konuda bazı şikayetler mevcut, ben de bahsetmeden geçmek istemedim. Tabii oyundaki bug konusunda yer yer karşılaştığım oldu, ancak bu oynanış keyfimi baltalayacak düzeyde değildi. Böyle büyük bir açık dünyada, ki daha birinci gün güncellemesi de olmadığı düşünülürse doğal karşıladım. Açıkçası kısa zamanda da temizleneceğine ve daha temiz oynanış sağlanacağını düşünüyorum.

Oyunla ilgili genel hissiyatım olumlu. Özellikle Odyssey’nin bayan, üstüne oyuncuyu zorlayan bomboş yan görevlerine, zorlayan grind’e başvurmaması çok sevindirdi. Üstüne açık dünyasını çok daha işlevsel ve keşfetmeye açık hâle getirmişler. Bunun yanı sıra Viking dünyasını bildiğimiz suikastçı kardeşliğe, ünlü çatışmaya güzel yedirmişler. Kısacası ünlü serinin son halkası kendine has özellikleriyle de birlikte başarılı bir iş olmuş. O zaman yağmaya devam.

Yeni Assassin’s Creed Oyunu

Şan ve şöhret aşkına! SKAL!

Sizler de Assassin’s Creed Valhalla ile ilgili beklentilerinizi ve oynamaya başladıysanız yorumlarınızı Kayıp Rıhtım Forum üzerinden bizlerle paylaşabilirsiniz.

Oyla!

Cem Altınışık

1993 yılında Ankara’da doğdu. Çocukluğunun bir kısmını İzmir’de geçirdi ve şu an İstanbul'da yaşamakta. Psikoloji bölümünde eğitim gördü. Edebiyat, sinema, bilgisayar oyunları, müzik ilgisi ve bunları paylaşma sevgisiyle çeşitli kültür-sanat sitelerinde yazdı.

7. Koğuştaki Mucize - Türkiye Oscar Adayı

7. Koğuştaki Mucize Filmi Türkiye’nin Oscar Adayı Oldu

Sihirli Annem

Sihirli Annem Oyuncuları Yeni Dizi Konusunda Tepkili: “Vefa Yok”